Define Çubuğu Yapımı
http://www.defineyeri.net/index.php YASAL UYARI:Sitede yazılanların link verilmeden, kaynak gösterilmeden kullanılması ve fotoğrafların herhangi bir amaçla kopyalanması veya kullanılması yasaktır.Kullananlar hakkında yasal işlem yapılır.Ancak Link vererek alıntı yapabilirsiniz. Doğrudan tüm yazıyı kopyalama yapıştırma yapmamanızı tercih ederiz.

Gönderen Konu: Bulmaca sözlüğü  (Okunma sayısı 8139 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Bulmaca sözlüğü
« : 10 Nisan 2012, 10:15:03 »
 A

Abadan yapılmış terlik.:PANTUFLA
Abani de denilen bir tür beyaz kumaş. : AĞABANİ
Abartı. : MÜBALAĞA
Abartılı gururkuşkugüvensizlikbencillikle belli olan bir ruh hastalığı.:PARANOYA
ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE
ABD Başkanları WashingtonJeffersonLincoln ve Roosevelt’in dev büstlerinin oyulduğu dağ.:RUSHMORE
ABD haber alma örgütünün simgesi. : CİA
ABD halkından olan kimse. : YANKİ
ABD’de yaygın olan ve çağdaş uygarlığa karşı oluşlarıyla tanınan bir tarikatın üyelerine verilen ad. : EMİSH
ABD’de oldukça yaygın olan ve “Birleşme Kilisesi” adıyla tanınan tarikatın kurucusu olan Koreli din adamı. : MOON
ABD’de yaygın olan ve birden çok kadınla evlenmeyi gerekli gören bir dinin mensuplarına verilen ad. : MORMONLAR
ABD’de ilk atom bombası denemesinin yapıldığı kent. : LOSALAMOS
ABD’de Latin kökenli göçmen işçilere verilen ad. : LATİNO
ABD’de yayımlanan dünyanın en ünlü mizah dergilerinden biri. : MAD
ABD’deBatı Afrika’da ve dünyanın benzer başka ülkelerinde zaman zaman belirendönercesine yükselen dar çerçeveli hava hareketi.:TROMB
ABD’dedeğişmeyen bir oyuncu kadrosu ve kalıp olaylara dayalı sürekli bir öyküsü olaneylemden çok diyalogun önemsendiği ve gerçek yaşamdan daha ağır bir tempoda gelişen radyo ve televizyon dizilerine verilen ad.:SOAPOPERA
ABD’deNew Mexico’nun kuzeybatı kesimindeArizona’da ve Utah’ın güneydoğu kesiminde yaşayan ve sayıları 100 bin dolayında olan Kızılderili topluluğu.:NAVAHOLAR
ABD’li bir rock müzik grubu. : REM
ABD’nin güney batısı ile Meksika’nın kuzeyinde doğal olarak yetişen ve yağısabunşampuan ve saç kremi gibi çeşitli kozmetik ürünlerinde kullanılan sert dallı bitki.:JOJOBA
ABD’nin güneydoğu eyaletlerinde yaşayan ve Osmanlı denizcilerinin torunları olduklarına inanılan bir halk.:MELUNCANLAR
ABD’ye bağımlı devletlerden Guam’ın başkenti.:AGANE
Abdest alırken eli ıslatıp başameste sargı veya yaraya sürmesıvazlama.:MESH
Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN
Abecenin bir yada bir çok harfini kullanmamaya özen gösterilerek yazılan yazı.(Halk edebiyatındaki lebdeğmez denen şiir türü bunun en güzel örneklerinden biridir.).:LİPOGRAM
Abla.:CİCE
Aborda sırasında meydana gelebilecek çarpmaların etkisini azaltmak için gemi ile yanaşılan mevki yada iki gemi arasına konulan halatağaçlastik vs.:USTURMAÇA
Aceletez anlamında kullanılan yerel bir sözcük.:ALADI
Acem hükümdarı. : EKASİRE
Acem pirinci ve tereyağıyla pişirilip üzerine kuzu eti yada uykuluk konarak yenen pilav.:ÇİLAV
Acem pirinciyle pişirilen etli bir pilav türü.:ÇİLAV
Acemi boğa güreşçisi.:NOVİLLERO
Acemi zeybek.:KIZAN
Acemi bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ
Acemi. : TOR
Acı kederüzüntü. : ISTIRAP
Acı biber.:KAYEN
Acı çaça da denilen bir balık.:PAPALİNA
Acı çikolata : BİTTER
Acı kahve. : MIRRA
Acı kavun. : EŞEK HIYARI
Acı portakal esansı ve kınakına özütü içeren soda tipi.:TONİK
Acı portakal kabuğundan yapılan bir çeşit likör . : KÜRASO
Acı pul biber. : İSOT
Acı yitimi. : ANALJEZİ
Acı üzüntü. : ELEM
Acıbadem ağacı. : EREZ
AcıbaklaYahudi baklası gibi adlar da verilen ve nohuda benzer meyveleri kaynatıldıktan sonra yenen bitki.:TERMİYE
Acıbalık da denilen bir tatlı su balığı.:GÖRDEK
Acıklı olay dram. : HAİLE
Acıklılık. : FECAAT
Acımasızgaddarzalim.ELİBALTA
Acımasızmerhametsizzorba.:CEBERUT
Acımasızmerhametsiz.:GADDAR
Aç gözlü.: TAMAHKAR
Açgözlülük. : TAMAH
Açı ölçer.:GONYOMETRE
Açı ölçme cetveliiletki.:MASTARA
Açı ölçmeye ya da çizmeye yarayan araç. : İLETKİ
Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. : ALİDAT
Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen yurdu Güney Asya olanpalmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR
Açık alanlardan ve kalabalık yerlerden aşırı derecede korkma.:AGORAFOBİ
Açık artırma ile satış.:MEZAT
Açık artırma.:MÜZAYEDE
Açık bir kitabın solda kalan sayfasıarka sayfa.:VERSO
Açık denizengin.:ALARGA
Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış yada kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış sığ koy yada körfezdeniz kulağı.:LAGÜN

 Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE
Açık eflatun renk.: KIZILŞAP
Açık elin iç yüzüyle vurulan tokat.:SİLLE
Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.ARBEKÜ
Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDER
Açık kestane renginde olan.:KONUR
Açık mavi hareli ela göz.:ÇAKIR
Açık mavi kırmızı ve beyazsıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ
Açık mor renk.:EFLATUN
Açık pokere verilen bir başka ad.UGUDUK
Açık saman renginde bir tür ipek kumaş.:SADAKOR
Açık sarı renk. : BALKÖPÜĞÜ
Açık sarı renkli at.:CERDE
Açık toprak rengi. : BOZ
Açık turuncu renk.:KAZAYAĞI
Açık ve yüksek sesle.:CEHREN
Açık yeşil renk. : FİLİZİ
Açık yeşil renklimayhoş ve kokulu bir elma cinsi.:RENET
Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş. : YEŞİM
Açık ortada. : AYAN
Açıkaşikar.:CELİ
Açıkçaapaçıkaçıktan açığa.:SARAHATEN
Açıkgöz kurnaz hin.: EKE
Açıkgözakıllıçalışkan anlamında yerel sözcük.:ZİREK
Açıkgöz.:CİNGÖZ
Açıklığı örtmek için kapı ya da dolap kapaklarının kenarlarına çakılan çıta. : BİNİ
Açıklıkbellilik.EDAHET
Açıktaki bir duvarı hava koşullarından korumak için üstüne konan örtü öğesi.:HARPUŞTA
Açıktan geçyaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA
Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk: ÇENET
Açılmaaçıklık.:KÜŞAYİŞ
Açılmış bir deliği işlemekgenişletmek ve temizlemek için kullanılan kesici çelik kalem.:RASBA
Açımlamayorumlama.:ŞERH
Açma açılış. : KÜŞAT
Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe. İREM
Ad verilmişadı olan.:MÜSEMMA
Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA
Adunvanetiket.:TİTR
Ada.:CEZİRE
Adaçayı. : MERYEMİYE
Adak. : NEZİR
Adalet. :TÜRE
Adana ilinde ünlü bir antik kent. : ANAZARBA
Adana ilinde ünlü bir höyük.:MİSİS
Adana ovasında kıyı gölü. : AKYATAN
Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA
Adana ve Mersin yöresine özgünişasta ve gül suyuyla yapılan bir tatlı.İCİ
Adana yöresinde yetiştirilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:MÜHLİYE
Adana yöresine özgü kıymasoğan ve domatesle hazırlanan bir yemek.ANDURİ
Adana yöresine özgücevizli bir hamur tatlısı.:KARAKUŞ
Adana’da bir baraj.:ÇATALAN
Adana’nın Kozan ilçesindeMÖ 3. yüzyıla tarihlenen ünlü kale.:KARASİS

 Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde antik bir kent. : ŞAR
Adana’nın Yumurtalık ilçesinin eski adı.:AYAS
Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı bir belde. : GEÇİTLİ
Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN
Adbilimin dağ adlarını inceleyen dalı.:ORONİMİ
Adcılık.:NOMİNALİZM
Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT
Adet kanaması.:MENSTRÜASYON
Adet yokluğu. : AMENORE
Adı hemen akla gelmeyen ufak ve değersiz şeyler için kullanılan sözcük.:ZAMAZİNGO
Adı kötüye çıkmış kimse.EDNAM
Adım aralığı. : FULE
Adım.:HATVE
Adın durum eklerinden biri. : DE
Adını Ankara’nın bir ilçesinden alan ve kaliteli bir şarap veren siyah üzüm cinsi.:KALECİKKARASI
Adını anmasözünü etme.:ZİKİR
Adını bir Amerika ülkesine vermiş olan ağaç cinsi.REZİL
Adını bir siyasetçiden Fransız faşizmi. : PUJADİZM
Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO
Adını Çek yazar Karel Çapek’in bir tiyatro yapıtından alan ve belirli bir işi kendi kendine yapabilen otomatik aygıt.:ROBOT
Adını İbni Rüşd’den alan ve insan aklıyla Tanrı aynı şeydirruh ölümlüdür gibi düşünceleri savunan görüş.:AVERROİZM
Adıyaman ilinde Kommagene krallığının beş önemli kentinden biri. : PERRE
Adıyaman ilindeRoma döneminden kalma ünlü köprü: CENDERE
Adıyaman yöresine özgükuşbaşı et ve bulgurla yapılan bir yemek.:TAPLAMA
Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde bir göl.:AZAPLI
Adil hükümdar.AVER
Adriya denizinde kullanılanbüyük ve çok hafif gondol.:PEOTA
Af ve merhamet sahibiyargılayıcı.:GAFFAR
Afgan halklarından biri. : PEŞTUN
Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA
Afganistan’ın para birimi. : AFGANİ
Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA
Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA
Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ
Afrika kökenli bir dans. : BAMBULA
Afrika kökenli öldürücü bir virüs.:EBOLA
Afrika misk kedisi. : KALEMİS
Afrika müziğine özgüözellikle Angola’da kullanılan ağaçtan yapılma ve silindir biçiminde bir el davulu. : NGOMA
Afrika ülkelerinde yaşayan Müslümanların kurban bayramına verdikleri ad.:TABASKİ
Afrika ve Amerika’da yetişeniri gövdeli ve uzun yapraklı bir palmiye.:RAFYA
Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan bir antilop. : GERBİL
Afrika ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yaşayan çok zehirli bir yılan türü. : KOBRA
Afrika ve Hindistan’ın tatlı sularında yaşayan eti lezzetli bir balık. : LATES
Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak. : APATAM
Afrika zencilerinin kullandığıpişmiş topraktan koni biçiminde yapılmış bir müzik aracı.ANYA
Afrika’da bir ırmak. : OTİ
Afrika’da bir oyun türü. : AVELE
Afrika’da bir ülke. : BENİN-ERİTRE-GANA-LESOTHO
Afrika’da çitle çevrili ir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL
Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve firavun faresi de denilen boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.:KUYRUKSÜREN
Afrika’da ve Arabistan’da yaşayan bir maymun cinsi. : BABUİN
Afrika’da yaşayan bir antilop türü. : ORİBİ :UREBİ: KOB
Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU
Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA
Afrika’da yaşayan cüce şempanze türü.ONOBO
Afrika’da yaşayan en iri antiloplardan biri. : ELAND
Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU.:KUDU
Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA
Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA
Afrika’da yaşayan parıltılı mavi ve yeşil tüylü bir kuş. : ALAYCIKUŞ
Afrika’da yaşayan ve “Alurlar” da denilen halk. : LURİLER
Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA
Afrika’da yaşayan narin ve küçük bedenli bir antilop. : BEİRA
Afrika’da yaşayançok uzun boyunlu bir antilop.:GERENUK
Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan büyük bir ağaç: İROKO : MAKORE
Afrika’da yetişen ve odunu marangozlukta kullanılan bir ağaç.: AKO.:LİMBA.:NAGA
Afrika’da yetişen ve udunu marangozlukta kullanılan büyük bir ağaç. : OBEŞE
Afrika’da yetişenkerestesi parlaköz odunu mordış odunu pembe renkli mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç. :OKUME
Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA
Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anlamına gelen adı. : UHURU
Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ
Afrika’nın orta kesimlerindeki bataklık ve longozlarda yaşayan bir antilop türü.:SİTATUNGA
Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL
Afrika’nın tropikal bölgelerinde yetişen çok geniş ve yüksek gövdeli ağaç.AOBAP
Afrika’ya özgü toprağa açılmış deliklere taşları yerleştirmeye ya da almaya dayanan bir oyun.: AVALE
Afrika’ya özgü bir yaban kedisi. : SERVAL
Afrika’ya özgüağaç gövdelerinden yapılan bir tür ksilofon. : AMADİNDA
Afrika’ya özgübir dizi bambu dilden oluşan vurmalı bir çalgı.:LİKEMBE
Afrika’ya özgübir dizi metal yada bambu dilden oluşan çalgı.:MBİRA
Afrika’ya özgütestiye benzer vurmalı bir çalgı.:UDU
Afyon ilinde bir kaplıca.:ÖMERLİ
 Afyon ilindeKızıl Kilise olarak da bilinen bir kaplıca.:HEYBELİ
Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK
Afyon’un Emirdağ ilçesinde Toros sediri bölgesi olan ve “tabiatı koruma alanı” kapsamına alınan yöre. DANDİNDERE
Afyon’un Çay ilçesinde bir göl. : KARAMIK
Afyon’un Dinar ilçesindeki antik kent. : APAMEİA
Afyon’un İhsaniye ilçesindeFriglerden kalma yüzlerce kaya mezarının bulunduğu yöre.:AYAZİN
Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ
Afyon’un Sultandağı ilçesine bağlı kiraz ve vişne üretimiyle tanınmış bir belde. : DEREÇİNE
Afyondan çıkarılanöksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN
Afyondan elde edilen bir alkoloit. : NARSEİN
Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN
Afyonkarahisar ilinde bir göl.:EBER
Afyonkarahisar ilinde bir kaplıca.:GAZLIGÖL:ÖMERLİ
Afyonkarahisar ilindeki bir dağın adı.:AHIR
Afyonkarahisar yöresine özgü bir halk oyunu.:FADİK
Agaragar.:JELOZ
Ağ : APIŞLIK
Ağ yatak.:HAMAK
Ağabey sözcüğünün konuşmada aldığı biçim. : ABİ
Ağabeyinin ölümü üzerine Saltuklular Beyliğinin başına geçen ve özellikle Erzincan’ın Tercan ilçesindeki kümbetiköprüsü ve kervansarayıyla tanınan kadın hükümdar.:MAMAHATUN
Ağacı koyu kahverengiye yada siyaha boyamada kullanılan beyaz ve billursu toz.:PARAMİN
Ağacın kimyasal yöntemle boyanmasındailk boya gereci olarak kullanılan renksiz ve billursu cisim.:PİREKATEŞİN
Ağacın reçinesini çıkarmadaboyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.:POTAŞE
Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ
Ağaç cilası.:LAK
Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER
Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK
Ağaç dikmek için açılan çukur.:EMEN
Ağaç gemilerin omurgalarında kullanılan kesik koni biçiminde ağaç çivi.:KAVELA
Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan korunmaya elverişlikale biçiminde ev.:KORUGAN
Ağaç gövdesinin enine kesiti üzerinde görülen yıllık halkaların incelenmesine dayanan yaş ölçme yöntemi.ENDROKRONOLOJİ
Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ
Ağaç oyma sanatçısı.:HAKKAK
Ağaç oymaya yarar kesici araç. :İVGİ
Ağaç rendelemekte kullanılanuzun marangoz rendesi. : PLANYA
Ağaç sansarı.:ZERDEVA
Ağaç testi.ODUÇ
Ağaç ve çalıların yetiştirildiği botanik bahçesi.:ARBORETUM
Ağaç ve toprakla yapılmışhendekle çevrilmiş küçük hisar. :PALANKA
Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida : CIVATA
Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.:OYUM
Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.:STOR
Ağaç veya taştan oyulmuş büyük havan.İBEK
Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.ODUÇ
Ağaç yada metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgah.:TORNA
Ağaçbağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN
Ağaçtaş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR
Ağaçtaş yada metali yontmaya yarayan çelik araç.:KESKİ
Ağaçtaşmetal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği ve bu teknikle yapılmış olan resim.:GRAVÜR
Ağaçtaşmetal vs yontmaya yarayan bir ucu keskin çelikten yapılmış bir araç.:KESKİ
Ağaç.:ŞECER
Ağaçkakan. : TAKTAKI
Ağaçların iç kısmından elde edilen ve kağıt yapımında kullanılan madde. : KİTABİYE
Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS
Ağaçlısulu bahçe.:HADİKA
Ağaçlık yerden açılan tarla.:SÖKÜNTÜ
Ağaçlıkkoru.:MESÇERE
Ağaçlıklı yol.:ALE
Ağaçsız yerlerdekuş yakalamak için üstüne ökse yerleştirilen ağaç.İKSE
Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.:ALACA
Ağaçtan ve demirden yapılan uzun ve kalın destek.İREK
Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK
Ağaçtan yapılmış küçük su kabı. : ÇOTRA
Ağaçtan yapılmış su kabı.:ÇAMÇAK
Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK
Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK
Ağartmakta ve yara temizlemekte kullanılan kimyasal bir su.:JAVEL
Ağdalıkoyu kıvamlı bir maddenin özelliğiağdalık.: VİSKOZİTE
Ağı otu.: BALDIRAN
Ağıldavar ağılı : ARKAÇ : KOM
Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ
Ağır akan su.:KARASU
Ağır başlı uslu. : DÖLEK
Ağır bir kaydırağı buz üzerinde kaydırma temeline dayanan olimpik bir kış sporu.:KÖRLİNG
Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA
Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO
Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtalarıfelek. : FİLENK
Ağır haksızlık.:GADİR
Ağır kanlı.:MELEME
Ağır olmayanhafif.:YEĞNİ
Ağır ritimli İspanyol dansı. : BOLERO
Ağır tempolu bir İspanyol dansı.:SARABANDA
Ağır topuz.:GÜRZ
Ağır ve genellikle ölümle sonuçlanan kanamalı ve ateşli bir hastalığa yol açan virüs. : EBOLA
Ağırkalındayanıklı ve sağlam.:KUNT
Ağıryavaş.:AHESTE
Ağırbaşlısözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.ENLİ
Ağırbaşlılık.:VAKAR
Ağırlama. : İCLAL : İZAZ
Ağırlığı yatay doğrultuda dağıtarak duvarda düşey çatlakların oluşmasını önlemek için duvar içine boydan boya uzatılan ahşap ya da betonarme bağlama öğesi. : HATIL
Ağırlık kaldırma aracı. : ELEVATÖR
Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç.:KANTAR
Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli. : ETALON
Ağıtiçli şiir.:ELEJİ.:MERSİYE
Ağız kısmı yayvan bakır kap. : ÜSKÜRE
Ağız mukozasında oluşan yüzeysel yara.:AFT
Ağız ve dil hareketlerinden yararlanaraksoluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG
Ağız ve diş etleri mukozasının iltihaplanması.Ağız yangısı.:STOMATİT
Ağız yangısı. : STOMATİT
Ağızdaki kokuları gidermek için çiğnenen baharlı bir madde.:SENSEN
Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA
Ağızdan dolma toplardabarutu ateşlemek üzere topların kuyruk kısımlarındaki hazne üzerine ağız otu konulması için açılmış olan delik.:FALYA
Ağızotu.:YEM
Ağların alt ve üst yakalarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL
Ağlayıcıağlayan.:GİRYAN
Ağrı Dağı’na 18 km. uzaklıkta kayak merkezi olan dağın adı. : BUBİ
Ağrı Dağı’na tırmanan ilk Türk olan dağcımız. : BOZKURT ERGÜR
Ağrı Dağı’ndaki bir yayla. : İLİ
Ağrı Dağı’nın eski adı. : ARARAT
Ağrı Dağı’nın Farsça adı. : KUHİ NUH
Ağrı dağındaki yaylalardan biri.:ELİ
Ağrı ili yöresine özgü bir kalk oyunu.:HENNE
Ağrı ilinin eski adı.:KARAKÖSE
Ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç. : ASPİRİN
Ağrı ve sızıdan kıvranmak.:KAPINMAK
Ağrısancı.ALKI
Ağrı.: VECA
Ağrı’nın bir ilçesi. : TUTAK
Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte. :ABDİGÖR
Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL
Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR
Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ
Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ
Ağzı geniş tek kulplu su kabı. : KANATA
Ağzı geniş yayvan ve büyükçe su kabı. : BADYA
Ağzı sıkısır saklayan. : KETUM
Ağzı yayvan toprak kap.AĞAR
Ağzı yayvandibi dar toprak kap.AĞAR
Ağzın alabileceği büyüklükte yiyecek parçası lokma. : TIKIM
Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT
Ağzına kadar dolu.:LEBALEP
Ahalisakinler.:SEKENE
Ahbaplık arkadaşlık alışkanlık.: ÜNSİYET
Ahır. : ISTABL
 Ahırlarda gübreyi dışarı atmak yada ahıra saman almak için kullanılan kapaklı yada kapaksız delikpencere.:TEMEK
Ahırlarda iki hayvan yeri arasına bölmelik diye konulan kalın sırık. :ARALTI
Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED
Ahi aka dost. : CÖMERT
Ahizealıcıreseptör. : ALMAÇ
Ahkam-ı sitte” adı verilen altı tür yazının (MUHAKKAK REYHANİ SÜLÜS NESİH TEVKİ RİKA) ortaya çıkmasından önce kullanılan Arap yazısının genel adı. : KUFİ
Ahlak dışıcılık.:AMORALİZM
Ahlak karakterhuy. : SİRET
Ahlak.:AKTÖRE
Ahlakı araç değil amaç sayan doktrinahlakçılık doktrini.:MORALİZM
Ahlaklı.: NEZİH
Ahlaksız kimsemelun.:KAYARTO
Ahmakalıksersem.:SEME
Ahmaklık. : HAMAKAT
Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL
Ahmet Rıfat’ın kurduğuinsanın bütün nefis baskılarındangeçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK
Ahşabın üzerindeki ufak pürüzleri yontarak giderip dümdüz bir hale getirmek için kullanılan kazıma aleti.:SİSTİRE
Ahşap bıçkıcısı.:ERREKEŞ
Ahşap gemilerde sintine sularının akması için döşeklere açılmış deliklerden her biri.:LEV
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzüne yerleştirmek için açılan keskinsivri köşeli yuva. : AŞOZ
Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES
Ahşap ya da taşların birbirine bağlanmasında kullanılan iki ucu dirsekli kenet. : KLAMO
Ahşap yapıların dış kaplamalarında kullanılan çıralı tahta. : ÇİĞDENE
Ahşapmermer yada taş levhaları kafes biçiminde oyarak bezeme.:AJUR
Ahşapmetal yada taş üzerine mühüryazı yada motifler oyarakboşlukların renkli taşfildişi yada bir başka metalle kakma tekniğiyle doldurulmasıyla yapılan süsleme.:HATEMKARİ
Ahşapmukavva yada deri üstüne uygulanabilen bir tür boyama tekniği ve bu teknikle süslenen eşyaya verilen genel ad.:EDİRNEKARİ
Ahşapta rastlanılan yuvarlakkoyuca renkte sert bölüm.(Budakdalın gövde içindeki başlangıç bölümüdür).UDAK
Ahu gazal. : CEYLAN
Ahududu soslu şeftalilikrem şantili dondurma.:PEŞMELBA
Ahududu ağaç çileği. Çilek likörü. : FRANBUAZ
Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ
Aids testi. : ELİZA
Aids virüsü.:HİV
Aile halkı. : HORANTA
Ailesine bakan./Yoksul: AİL
Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler.AKAYA
Ajanda.:ANDAÇ
Ak karınca divik gibi adlar da verilen bir böcek. TERMİT
Akaç. : DREN
Akaçlama.RENAJ
Akaju. : MAUN
Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP
Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG
Akarsu yatağı. mecra. : AKAK
Akarsuları inceleyen bilim dalı.:POTAMOLOJİ
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçıkkil vs çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığınalüvyon.:LIĞ
Akbaba.:KERKES
Akciğer ve bronş hastalıklarını inceleyen tıp dalı.:PNÖMOLOJİ
Akciğer zarı iltihabızatülcenp: SATLICAN
Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ
Akciğer. : RİE
Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL
Akdeniz ülkelerinde görülen en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI
Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE
Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA : ALARA: LAMAS
Akdeniz bölgesinde bir dağ.:ADRAS.EDEGÖL
Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.EGONVİL
Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA
Akdeniz bölgesindeBoklar Dağları ile Aladağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik kökenli çukur alan.:ECEMİŞ
Akdeniz BölgesindeCennet-Cehennem obruklarının ve Narlıkuyu mağarasının da yer aldığı platonun adı.:TAŞELİ
Akdeniz bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN
Akdeniz çevresinde bol yetişenateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunanuyarıcıgüçlendiriciyara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.ALAKOTU
Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ
Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan mavibeyazyada menekşe renginde çiçekler açan bir ağaççık.:AYIT : HAYIT
Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgar. : SİROKO
Akdeniz kıyılarında görülenkeçi sütüyle insana geçen ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI
Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık :LAHOS
Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renklieti lezzetli bir balık. : MAZAK
Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan mavi-beyaz yada menekşe renginde çiçekler açan bir bitki.: ALFA
Akdeniz yöresinde yetişen ve halk hekimliğinde kullanılan kokulu bir çalı.:ZUFAOTU
Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA
Akdeniz’de bir ada. : ASİNARA
Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ
Akdeniz’de yaşayan bir balık türüpervane balığı.:AYBALIĞI
Akdeniz’de yaşayan eti lezzetli bir balık. : SİNAGRİT:SİNARİT
Akdeniz’de yaşayan eti lezzetli bir balık.:İSTRONGİLOS
Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA
Akdeniz’de yaşayanvücudu yassıpullueti beyaz ve lezzetli bir balık.: İŞKİNE:EŞKİNA
Akdeniz’in dördüncü büyük adası. : KORSİKA
Akhalar döneminde kılıç ve kalkanın asıldığıaltın yada gümüş işlemeli deri omuz kayışı.:TELAMAN
Akıcı maddeleri ya da tozları çekip emmeye yarayan aygıt. : ASPİRATÖR
Akıcı söz. : SELİS
Akıl yoluyla edinilen bilgiyi kutsal kitapların öğretisiyle kaynaştırmaya çalışmış düşünceleriyle Spinoza ve Leibniz gibi Batılı düşünürleri derinden etkilemiş ünlü Endülüslü Yahudi filozof ve hekim. : İBNİ MEYMUN
Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ
Akıl hastalıklarının genel adı.:PSİKOZ
Akıl hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu.:AKLİYE
Akıl hastanesi hademesi.:GÜLLABİCİ
Akıl süzgecinden geçirmekmuhakeme.:USA VURMA
Akılzihinidrakanlak.:ENTELEKT
Akıl. : US
Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM
Akıllıaklı başında.:HUŞYAR
Akıllızeki.:LEBİB
Akıllıca. : ALEMİYANE
Akılsızaptal.:AHNIT
Akılsızbudalaalık. : EBLEH
Akım.EBİ
Akın ve savaşlarda ele geçirilen her beş tutsaktan birinin hükümdarın hakkı olarak ayrılması yada devlete vergi olarak verilmesi.:PENÇİK
Akındırık. :REÇİNE
Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.:AYNA
Akıntılı hastalık.:AKARCA
Akıtaç. : PİPET
Akıtma.:İSALE
Akız otu mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN
Akira Kurosava’nın bir filmi. : RAŞOMON : RAN
Akkan. : LENF
Akkor. : NARIBEYZA .
Akla geleniçe doğan düşünce.:VARİDAT
Akla uygun. : MAKUL
Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyanruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM
Aklama temize çıkarma. : İBRA
Aklamatemize çıkarma.:TEBRİYE
Aklı başında olmayanbaygın.İHUŞ
Aklı yatmış. : KAİL
Aklın egemenliğinidoğaya uygun yaşamayı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen stoacılık felsefesinin eski adı.:REVAKIYE
Akraba ve yakın arkadaşları kayırma.:NEPOTİZM
Akraneş.EKTAŞ
Akran. : TAYDAŞ
Akrebin iğnesi.:NİŞ
Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alanküçük güney takımyıldızısunak.:ALTAR
Akrep takımyıldızının en parlak yıldızı.:ANTARES
Akrobat.:CAMBAZ
Aksaray ilinde Bizans dönemine ait tüf kayalara oyulmuş pek çok dinsel yapının bulunduğu ünlü mağara. : IHLARA
Aksaray ilinde bir çok kuş türünü barındıran bir sazlık.:ESMEKAYA

 Aksaray ilinde M.Ö. 3200 yılına kadar uzanan ünlü höyük. : ACEMHÖYÜK
Aksaray ilindeki Ihlara Vadisinin girişinde bulunan kaplıca.:ZİGA
Aksaray’da bir baraj. :APA : MAMASIN
Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlıHıristiyanlık tarihi açısından önem taşıyan bir belde.:IHLARA
Aksesuar.:EKLENTİ
Aksuak basmaperde.:KATARAKT
Akşam ezanı ile yatsı ezanı arasındaki zaman dilimi. Akşam vakti akşam namazıakşam yemeği:IŞA:AŞA
Aktif. : ETKİN
Aktinyum elementinin simgesi. : AC
Aktinyumun kendiliğinden parçalanmasıyla elde edilen ve kütle numarası 219 olan radon izotopu. : AKTİNON
Akustik ölçü birimi.ESİBEL
Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan antibiyotik.AZASERİN
Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. : AZASERİN
Akyuvar. : LÖKOSİT
Al ile kır arası bir at donu. : KULA
Alabalıkgiller familyasındandenizlerde yaşayan bir balık türü.ENİZALASI
Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ
Alaca benekli.:ABRAŞ
Alacaiki renkli.: YANAL
Alacak. : MATLUP
Aladağlar Ulusal parkındadoğal güzelliğiyle tanınmış şelaleler.:KAPUZBAŞI
Aladağların batı yüzünde ormanlık bir vadi.:EMLİ
Alafranga tuvalet. : KLOZET
Alageyik. : SIĞIN
Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA
Alamanadan küçüküç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT
Alan korkusu.:AGORAFOBİ
Alan PARKER tarafından sinemaya da aktarılmış ünlü müzikal. : EVİTA
Alan topu.:TENİS
Alanya ilçesinde bir çay ve mağara.İM
Alanya ilçesinin tanınmış bir plajı.:ULAŞ
Alaşım. : HALİTA
Alaturka fasıldagiriş taksiminden sonra çalınandört haneli ve dört teslimli parça.:PEŞREV
Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR
Alaturka müzikte tempo.:USUL
Alavereci. : SPEKÜLATÖR
Alayeğlenme. : MEZEK
Alaybozan da denilen kısa ve hafif bir tüfek.:KARABİNA
Alaysı. : İRONİK
Albay.:MİRALAY
Alçak rezilsoysuz kimse. : DENİ
Alçak enlemlerde esen düzenli rüzgar. : ALİZE
Alçak ve altı düz gemi.:GALİ
Alçaklık bayağılık. : LEAMET
Alçalmabayağılaşma.:MEZELLET
Alçalmadüşkünlük. : ZÜL
Alçı taşı.:JİPS
Alçıbalmumu gibi maddelerden bir şeyin kalıbını çıkartmak için yapılan işlemlerin bütünü.:MULAJ
Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ
Alçıtaşı.:PUR
Aldatmaoyundüzen.ESİSE
Aldırış etmeönem verme.:UMUR
Alegorik hikaye. : FABL
Alet takımı.:AVADANLIK
Alev.Yalaz. : ALAZ
Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE
Alevi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED
Alevi ve Bektaşi topluluklarında yaygın olan ve müzik eşliğinde uygulanan tören nitelikli oyun.:SEMAH
Alevi ve Bektaşilerde müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım ya da verilen para. HAKKULLAH
Alevi-Bektaşi ozanlarının tarikatlarıyla ilgili şiirlerine verilen ad. : DEME
Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM
Alevin oynayarak parıldamasıparlamaparıltı.:YALABIK
Alfabetik sıralamalar için kullanılankenarında bütün harflerin yer aldığı not defterikatalog.:FİHRİST
Alfred Hitchcook’un bir filmi. : İP
Algmantar gibi ilkel bitkilerde dişi cinslik hücresi.:OVOGON
Algı.:İDRAK
Algılanan nesnelerin temel niteliği. : UZAM
Alıcı ve satıcıların fiyatları tek başlarına etkileyemeyecek kadar çok sayıda oldukları piyasa biçimi. : ATOMİSİTE
Alıcı yönetmeni.:KAMERAMAN
Alımlı.:FRAPAN
Alın yazısıkaderyazgı.:MUKADDERAT
Alınmasını sağlamak için ilacın içine katılan nötr madde.:SIVAĞ
Alınyazısıkader. : FATALİTE
Alışılagelen.ERMUTAT
Alışılmadık çağrışımlar yaratılaraknesne ve olayların beklenmedik fantastik yada şaşırtıcı bölümleri kullanılıp gerçek dünyadaki ölçekbiçim ve ilişkilerden bilinçli olarak kaçılarak gerçekleştirilen sanatsal bir yöntem.:GROTESK
Alışılmış olanalışkanlık haline gelen.:MENUS
Alışılmışalışılan. :MUTAT
Alışkanlıkalışma.:ÜNS.:ÜNSİYET
Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN
Alışmakaynaşma.:ÜLFET
Alışveriş yerleri olan sahil kenti.ENDER
Alışveriş. : AKSATA
Alışverişte aldatılma. : KAZIK
Alışverişte çok kar amacını güden kimse.EZİRGAN
Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığınmalın değerinden çok fazla olmasıalışverişte hile yapma.:GABİN
Alkalik. : KALEVİ
Alkil kökü. : AMİNO
Alkol. : ETANOL
Alkolde eriyen hayvansal reçine.:GOMALAK
Alkollü içkiler.:MÜSKİRAT
Allah bize yeter anlamında bir sözcük.:HASBİNALLAH
Allah katında hayırlı olan.:HAYRULLAH
Allah seni korusun” anlamında kullanılan bir deyim. : SANEKALLAH
Allah.:HÜDA
Allah’a ortak koşma.:ŞİRK
Allah’a şükür anlamında bir söz.:ELHAMDÜLİLLAH
Allah’a ve gerçeğe sezgigönül ve duygu yoluyla ulaşılabileceğine inanan din ve felsefe doktrinigizemcilik:MİSTİSİZM
Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT
Allahın bağışlayıcı anlamındaki sıfatı.:GAFUR
Alma yada kabul etme.:AHİZ
Almakalıp götürmek. : APARMAK
Alman gümüşü.:MAYŞOR
Alman kadın devrimci. : ROZA LÜXEMBURG
Alman ulusunun ünlü destanı.:NİBELUNGEN
AlmanAvusturyaİngilizRus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL
Almanca evet.:JA
Almanca şarkı anlamında kullanılan sözcük :LİED
Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-
Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER
Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNAKOTEK
Almanya’da 1914-1918 yılları arasında etkinlikte bulunan devrimci sosyalist grup.:SPARTAKİSTLER
Almanya’da 1947’nin başlarında SS üyelerini kaçırmak amacıyla kurulan gizli örgüt.:ODESSA
Almanya’da bir sanayi bölgesi. : RUHR
Almanya’da kurulan (1947’nin başlarında SS üyelerini kaçırmak amacıyla ) gizli örgüt. : ODESSA
Almanya’da mimar Walter Gropius’un 1919’da kurduğu tasarım okulu ve bu okulda geliştirilen üslup.AUHAUS
Almanya’da Ren’in kolu olan bir ırmak. : LİPPE
Almanya’daki Danzing kentinin adından gelen en iyi anlamında bir sözcük.ANİSKA
Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ırmak. : LEİNE
Almanya’ya özgügeleneksel olarak birayla birlikte içilen damıtık bir içki.:KORN
Almanya’ya özgütahıl tanelerinden yapılan damıtık bir içki.:KORN
Almanya’yı oluşturan eyaletlerin her birine verilen ad.:LAND
Alnın üzerine dökülen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL
Alosa’da denilen balık.: TİRSİ
Alp dağlarının yüksek kesimlerindeki çayırlıklara verilen ad.:ALME
Alpler’de yer alan Avrupa’nın en yüksek karayolu geçitlerinden biri. : İSERAN
Alt birimlerin her biribölüm.EPARTMAN
Alt deri.:HİPODERM

 Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN
Alt kademe. : MAİYET
Alt tarafı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ
Alt üstkarmakarışıkdarmadağınıkallak bullak.:HERCÜMERÇ
Alt yapı.:ENFRASTRÜKTÜR
Altaşağı.:ZİR
Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA
Altay Türklerince inanılan bir cin.:ÇORABAŞ
Altay Türklerinde şarkıtürkü anlamında kullanılan sözcük.:KOJAN
Altay Türklerinde şarkıtürkü. :KOJAN
Altay Türklerinin bir destanı.:AKKÖPÜK
Alternatif akım makinelerinin büyük bölümünün temelini oluşturan magnetik alanı bulan Sırp asıllı ABD’li elektrik mühendisi ve mucit. : NİKOLA TESLA
Alternatif elektrik akımı üretmekte kullanılan elektronik aygıt. : OSİLATÖR
Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK
Altı düzküçük gezinti vapuru.:MUŞ
Altı düzüçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ
Altı mukavva ile beslenmişüstü sırmalı işleme.: DİVAL
Altı veya sekiz çift kürekle çekilen daruzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA
Altın alaşımı.: ORÜR
Altın kökü. : İPEKA
Altın renginde olan.:ALTUNİ
Altın sarısı renginde berilden oluşan ve kuyumculukta kullanılan bir taş. : HELYODOR
Altın sırma yada kılaptan işlenmiş çizgili ipek kumaş ve bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar. : ALTINOLUK
Altın sırmayla işlenmiş.:ZERDUZ
Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE
Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş.İBA
Altın yaldızla bezeme yapma ve yazı yazma sanatı.:HALKARİ
Altıngümüşkalay ve bakır karışımından oluşan karma metal.:MOKAMEYA
Altına bez yapıştırılmış özel çizim kağıdı.:ASTRALON
Altından yapılma altın rengi. : ZERRİN
Altının ayarını anlamak için kullanılan taşdenek taşı.:MİHENK
Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.:REVOLVER
Altmış beş santimetre boyunda bir uzunluk ölçüsü.:ENDAZE
Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE
Altmış sekiz santimetreye eşit eski bir uzunluk ölçüsü birimi.:ARŞIN
Altmış yıl.:SİTTİNSENE
Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA
Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR.:ENFRASTRÜKTÜR
Alüminyum silikatı ve flüorinden oluşankahverengi yada soluk sarı renkte değerli taş.:TOPAZ
Alüminyumbakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad.:ZAMAK
Alüminyumun simgesi.: AL
Alüvyon. : LIĞ
Alyuvarlar. : ERİTROSİT
Amacı müzik yoluyla ulusların kardeş olması olanBalkan ülkelerinin halk müziğini Batı’nın sesleriyle kaynaştıran1881-1945 yılları arasında yaşamış Macar besteci ve piyanist.ELABARTOK
Amaçlamak. : İSTİHDAF ETMEK
Amaçtan şaşmak. : ÇAVMAK
Amanos dağlarının en yüksek tepesi.:MIĞIRTEPE
Amasya kentinin kuzeyinde Pontus krallarının kaya mezarlarıyla ünlü dağ.:HARSANE
AmasyaTokat ve çevresinde oynanan türkülühalay türü bir halk oyunu.:YELLEME
Amasya’nın Taşova ilçesi yakınlarındasarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA
Amasya’nın Taşova ilçesi’nde doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.: BORABAY
Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO
Amber balığına verilen bir ad. : ADABALIĞI
Amber kokulu amber gibi kokan. : AMBERİ
Amca.:EME:EMMİ
Amcabey Doğan Kardeş Tef Akbaba gibi dergilerde çizen Türkiye’nin ilk kadın karikatür sanatçısı. : SELMA EMİROĞLU
Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER
Ameliyatlarda yaraları dikmek için kullanılanbağırsaktan yapılmış iplik. Ameliyat ipliği.:KATGÜT
Amerika sömürge bölgelerinde bir zenciyle bir Hintliden doğanlara verilen ad.:ZAMBO
Amerika ve Afrika’nın tropik kesimlerinde yetişen ve etli meyveleri reçel yapımında kullanılan bir ağaç.:İKAKO
Amerika ve Avustralya’da yaşayankürkü değerli memeli bir hayvan.:OPOSSUM
Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde bir müzik aleti.ANÇO
Amerika!ya özgüpembe ve beyaz etli ve ekşi bir meyve.:POMELO
Amerika’da yaşayan avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan.:OSELO
Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürelinsancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.:LİONS
Amerika’da AmazonAfrika’da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA
Amerika’da yaşayan bir cins hörgüçlü yaban öküzü.İZON
Amerika’da yaşayan bir leylek türü. : JABİRU
Amerika’da yaşayan bir timsah. : KAYMAN
Amerika’da yaşayan iri papağan.:AMAZONA
Amerika’da yaşayan ve geriye doğru uçma özelliği olan bir kuş türü.:KOLİBRİ
Amerika’da yaşayan ve göbekli domuz da denilen bir hayvan.:PEKARİ
Amerika’da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG
Amerika’da yaşayanrakuna benzer memeli bir hayvan.:KOATİ

 Amerika’nın kimi bölgelerinde ormanlık alanlarda yaşayanyumuşak kahverengimsi postu olan bir memeli hayvan.:KİNKAJU
Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaçhint bademi.:KAKAO
Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen ve erik ağacına benzeyen bir meyve ağacı.:İKAKO
Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen ve meyveleri hekimlikte kullanılan bir palmiye.:SABAL
Amerika’nın tatlı sularında yaşayan bir timsah türü.:KAYMAN
Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan bir maymun türü.:KAPUÇİN
Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ
Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayansırtında dikenli çıkıntılar bulunan büyük sürüngen.:İGUANA
Amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen ve sığır yüreği de denilen bir meyve.:KAŞİMAN
Amerika’ya özgüportakala benzerpembe beyaz etli ve ekşi bir meyve.:POMELO
Amerikalıların icat ettiği otomatik tabanca.:KOLT
Amerikan armudu : AVOKADO
Amerikan bezi.:KAPUT
Amerikan devesi. : LAMA
Amerikan yapısı denizden karadan balistik stratejik güdümlü mermi tipi. : POLARİS
Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaç. : GUAYANA
Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA
Amfibyum ve sürüngenleri inceleyen bilim dalı.:HERPETOLOJİ
Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e hamile kaldığı gece.:REGAİP
Amipakyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.:AMİTOZ
Amiralden bir rütbe küçük deniz subayı. :VİSAMİRAL
Amirler. : ÜMERA
Amonyak tuzu. : NIŞADIR
Amyant. : AKASBEST
Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. : CENİN
Ana defter.EFTERİKEBİR
Ana denizokyanus.:UMMAN
Ana ırmağa karışan akarsu.:GELEĞEN
Ana kent. : METROPOL
Ana motifin tekrarına dayanancanlı ve hareketli beste.:RONDO
Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP
Anadolu dağlarında yetişen ve defneayvadana gibi adlar da verilen çalımsı bir bitki.EVELİKOTU
Anadolu evlerinin bazılarında oda kapılarının üstüne eşya koymak için yapılan ufak oyuk.:BALAMUR
Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE
Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası. : MA
Anadolu Selçukluları döneminde Konya-Aksaray yolu üzerinde yapılan ünlü kervansaray.:ZAZADİN
Anadolu Selçukluları döneminde ortaya çıkan esnaf örgütü.:AHİLİK
Anadolu Selçukluları ile Bizanslılar arasında 1176 yılında yapılan ve Türklerin Anadolu’ya yerleşmelerini kesinleştiren savaş.:MİRYOKEFALON
Anadolu Selçukluları ve Osmanlılardabelirli bir görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen topraktımar.:ZEAMET
Anadolu Selçuklularında kapıkulu askerlerine üç ayda bir verilen ücret. : PİŞEGANİ
Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filizyaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme.:RUMİ
Anadolu’da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokuma.:ÇARPANA
Anadolu’da çok yaygın ilkel bir kukla türü.:ÇÖMÇEGELİN
Anadolu’da doğup Karadeniz’e dökülen akarsuların en doğuda olanı.:ÇORUH
Anadolu’da iğneiplikbaharatzarfkağıttütün vs satan kimse veya dükkan.:AKTAR
Anadolu’da kurulmuş eski bir uygarlık. : ETİ
Anadolu’da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.:PATARA
Anadolu’da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.:KIZILAYAK
Anadolu’da ver Hindistan’ın doğusu arasında alanda yaşayan bir kuş. : ÇİLKUŞU
Anadolu’da yaren toplantısı.ARANA
Anadolu’da Yörüklerin kullandığı bir çadır türü.:ALAÇIK
Anadolu’nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK
Anadolu’nun bazı yörelerinde geceleri insanların üzerine çöküp korkuttuğuna inanılan düşsel yaratık. : KARAKURA
Anadolu’nun bazı yörelerinde gelin alayı tarafından düzenlenen yumurtayı vurma eğlencesi. : SEMET
Anadolu’nun bazı yörelerinde bulgur pilavına verilen ad. : AŞ
Anadolu’nun bazı yörelerinde çift kat olarak dokunan eski bir pamuklu kumaş türü. : BELEDİ
Anadolu’nun bazı yörelerinde kaçırılan kızınbuna razı olduğunu göstermek üzere kendisini kaçıran kişiye verdiği mendilyüzük gibi armağan.:RIZALIK
Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.:MÜCEDDERE
Anadolu’nun bazı yörelerinde sağdıcın işlevini paylaşan kişiye verilen ad. : SOLDUÇ
Anadolu’nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER
Anadolu’nun bazı yörelerindegeceleri insanların üzerine çöküp korkuttuğuna inanılan düşsel yaratık.:KARAKURA
Anadolu’nun birçok yöresinde tirite benzer bir yemeğe verilen ad. : KALACUŞ:KALECOŞ
Anadolu’nun Bitinya bölgesinde Karadeniz kıyısında antik yerleşme.(Bu günkü Şile).:ARTANE
Anadolu’nun en eski halkı.:LUVİLER
Anadolu’nun geleneksel ve işlevsel formlarından yararlandığı yapıtlarıyla tanınmış seramik sanatçımız.(1934-1993).:ÜNAL CİMİT
Anadolu’nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA.:KARYA
Anadolu’nun güneyindeki antik bölge.:KİLİKYA
Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayantoprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.:AVURTLAK
Anadolu’nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA
Anadolu’nun kimi yörelerinde kadınların giydiğimantoya benzer bir üstlük.:KIVRAK
Anadolu’nun kimi yörelerinde kiremit yerine kullanılan yada kiremitlerin altına konulan ince tahtaya verilen ad.:HARTAMA
Anadolu’nun Lidya bölgesinde kent. : TOMARA : TOMARİS
Anadolu’nun Sinop yarımadasında kuzey fırtınalara kapalı doğal liman.:AMAROS
Anadolu’nun türlü bölgelerinde kızılcık ağacına ve meyvesine verilen ad.:KİREN
Anadolu’nun Yunan öncesi halklarından biri.:LELEG
Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:TAMZARA
Anaforgirdap. : BURGAÇ
Anahtar. : AÇAR : AÇKI
Anakardiyum ağacının böbrek biçimindeki meyvesine verilen ad.:KAJU
Anakentana şehir.:METROPOL
Anarşizmin rengi.:KARA
Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO
Anayurdu Asya’nın güneydoğusu olup Mersin ve Anamur’da da yetiştirilenpatatese benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan bir bitki.:GÖLEVEZ
Anayurdu Meksika olanodunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.AKAM
Anayurdu Orta Amerika olan bir meyve ağacı.:ZAPOTE
Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA
Ancak anlayışta ve zevkte ilerlemiş yetenekli kimseler tarafından anlaşılan.ATIN
And dağlarında yetişen ve 60-70-yılda bir tek çiçeğini veren bitki. :PUYA
And dağlarındaki yüksek otlaklara verilen ad.:PARAMO
Andalucia halk şarkıları dansları ve müziği. : FLAMENKO
Angola’nın başkenti.:LUANDA
Angola’nın para birimi.:ESKÜDO
Angola’ya özgüağaçtan yapılan silindir biçimli bir el davulu.:NGOMA
Anında çeviri.: SİMÜLTANE
Anındahemen.: ALAMİNÜT
Anında.:SİMÜLTANE
Anıtkabir’in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.:EMİN ONAT
Anıtmezar. : MOZOLE
Aniden gelen şiddetli koma hali.APAPLEKSİ
Animist dinlerde doğa üstü güç. : MANA
Ankara yöresine özgü kuzu eti patlıcan domates biber gibi malzemeyle hazırlanan bir güveç. : SİĞER
Ankara ilindekoruma altına alınan bir orman alanı.EYNAM
Ankara keçisinin kılı. : MOHER
Ankara keçisinin yünü kahverengi ya da siyah olan türü. : ALATYA
Ankara Ulustaki ve Samsundaki Atatürk anıtınıAfyondaki zafer anıtını gerçekleştiren ünlü Avustralyalı heykelci.:KRİPPEL
Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli halk oyunu.:FİDAYDA
Ankara yakınlarında bir baraj. : ÇUBUK
Ankara yöresine özgü bir halk oyunu. : MİSKET
Ankara yöresine özgü bir tür köfte.:MÜCİRİM
Ankara yöresine özgü bir tür puf böreği.:KAHA
Ankara yöresine özgü külde pişirilen çörek ya da ekmek. : HOMMAN
Ankara yöresine özgükıymalı bir börek cinsi.:ENTEKKE
Ankara’da Anıtkabir’in bulunduğu tepenin eski adı.:RASATTEPE
Ankara’nın 14 km güney batısındabarındırdığı arkeolojik değerlerin yanı sıra Cumhuriyet tarihinin ilk Türk kazısı olması bakımından da büyük önemi olan yöre.:AHLATLIBEL
Ankara’nın 5 km kuzeyinde arkeolojik bir kazı alanı.:ETİYOKUŞU
Ankara’nın Ayaş ilçesinde bir kaplıca. : KARAKAYA
Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı bir belde. : LALAHAN
Ankara’nın Kızılcahamam İlçesinde bir yayla. : ÜYÜCEK
Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bir kaplıca.:SEY
Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kapsamına alınan orman alanı.:SOĞUKSU
Ankara’nın simgesi olan Hitit Güneşi (daha doğrusu Hatti Kursu) yapıtıyla tanınan1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.:NUSRET SUMAN
Ankara’nın Sincan ilçesinde arkeolojik bir vadi.:ZİR
Ankara’nın su gereksinimini karşılayan barajlardan biri. : EĞREKKAYA
Anket. : SORMACA
Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.EYİT
Anlam bilim.:SEMANTİK
Anlama yeteneği. : İDRAK
Anlamabilmebilgi.:VUKUF
Anlamakavrama.:FEHİM
Anlambilim.:SEMANTİK
Anlamışaklı ermiş.:MÜDRİK
Anlamlı.:MANİDAR
Anlamsız ve saçma sapan konuşan.:YAVEGU
Anlamsızsaçma.:MALAYANİ
Anlamsız.İMANA
Anlaşılması güç ifade.:AĞDALI
Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK
Anlaşılmazkarışık. : MUĞLAK
Anlaşmauyuşma. : ANTANT :İTİLAF
Anlatı türünde bir yapıtta yada tiyatro oyunundaana olaya bağlı ikinci derecedeki olay.:OLUNTU
Anlatılanların hikmetli bir sözle son bulması.:EPİFONEM
Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etmeaçıkça söylememe.:TELMİH
Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT
Anlayışsezişsezgizeka. : İZAN: FERASET : TELAKKİ
Anlayışlıuyanıkzeki.:ZEYREK
Anlayışsızahmakkalın kafalı.:GABİ
AnonagillerdenAmerika’nın tropikal bilgilerinde yetişeniri ve lezzetli bir meyve.:KOROSOL
Anonim şirketlerde ortakların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı.:APOR
Ansızın gelen belasıkıntıfelaketuğursuzluk. : MUSİBET
Ansızın ve güçlü bir biçimde.:LARP
Ansızınbirdenbireani olarak. : NAGEHAN
Ansiklopedi.İLGİLİK
 Antakya’da  birçok dinsel yapı bulunan ve “tabiatı koruma alanı” kapsamına alınan dağ. : HABİB NECCAR
Antakya’nın kuzeydoğusundaki önemli bir kazı yeri olan höyük. : ALALAH
Antalya Altın Portakal Film Festivalinde 19921993 ve 1994 yıllarında en iyi erkek oyuncu seçilen ünlü aktör.:MEHMET ASLANTUĞ
Antalya ilinde antik bir kent. : SİMENA
Antalya ilinde antik Likya bölgesinin kutsal alanı olan ören yeri. : LETOON
Antalya ilinde arkeolojik bir mağara.:ÖKÜZİNİ
Antalya ilinde bir çay ve baraj. : ALAKIR
Antalya ilinde Türkiye’nin en derin mağaralarından biri. : SAKALTUTAN
Antalya ilinde ulusal park kapsamına alınmış ünlü mağara.:ALTINBEŞİK
Antalya ilinde ünlü bir antik kent.:MYRA
Antalya ilindedoğal güzelliğinden dolayı tabiat parkı kapsamına alınan şelale.:KURŞUNLU
Antalya ilindesaray benzeri otelleriyle ünlü turistik bir köy.:KUNDU
Antalya ilindeTürkiye’nin en derin mağaralarından biri.:KALPKAPO
Antalya ilindeki Beydağları Milli Parkına verilen bir başka ad.:OLİMPOS
Antalya ilindeki Beydağları Milli Parkındadoğal güzelliğiyle tanınmış bir kamp ve piknik alanı.:KINDILÇEŞME
Antalya kentindeyat limanını da barındıran ünlü tarihi ve turistik mekan.:KALEİÇİ
Antalya kentinin kurucusu olan ünlü Bergama kralı.:ATTALOS
Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA
Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN
Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı. TEKE
Antalya yakınlarında günümüzde de kullanılabilen Açıkhava tiyatrosuyla ünlü Aspendos kentinin bir başka adı. : BELKIS
Antalya yakınlarında ünlü bir arkeolojik mağara.:KARAİN
Antalya yöresine özgü pirinçli domates yemeği. : CİVE
Antalya yöresine özgükaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.:LABA
Antalya yöresine özgümısır ununa tahin ve şeker katılarak yapılan ve tepsiyle fırında pişirilen bir tatlı.ABATA
Antalya yöresine özgütahinle yapılan bir tür meze.:HİBEŞ
Antalya’da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.EYMELEK
Antalya’da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.:OYMAPINAR
Antalya’da şelaleler yaparak Akdeniz’e dökülen akarsu. : DÜDEN
Antalya’da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ
Antalya’daDemre ovası yakınlarında antik bir kent.:MYRA
Antalya’nın Akseki ilçesinde bir mağara.:KOYUNGÖBEDİ
Antalya’nın Akseki ilçesindeTürkiye’nin en derin mağaralarından biri.UCAKALAN
Antalya’nın Alanya ilçesinde bir mağara.:GAVURİNİ
Antalya’nın Demre (Kale) ilçesinde yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan aziz.:AYANİKOLA
Antalya’nın Demre ve Finike ilçeleri arasında yer alan bir kıyı gölü.EYMELEK
Antalya’nın Elmalı ilçesinde bir göl.:AVLAN
Antalya’nın Elmalı ilçesindetabiatı koruma alanı kapsamına alınan ve Toros sedirleriyle kaplı olan ormanlık yöre.:ÇIĞLIKARA
Antalya’nın Elmalı ilçesinin antik dönemlerdeki adı.:ALİMALA
Antalya’nın eski adlarından biri. :ADALYA
Antalya’nın Fenike ilçesindebugün Bodrum Sualtı Müzesinde sergilenen dünyanın en eski batıklarından birinin çıkarıldığı burun.:GELİDONYA
Antalya’nın Haseki ilçesinde bir mağara.ÜNEKDİBİ
Antalya’nın Kaş ilçesindeEşen çayının ağzında bir kıyı gölü.:GELEMİŞ
Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı turistik bölge. : KALKAN
Antalya’nın Kemer ilçense bağlı turistik bir yöre. : TEKİROVA
Antalya’nın Korkuteli ilçesinde bir yayla.:SÖBÜCE
Antalya’nın Kumluca ilçesinde kumsalıyla tanınmış turistik bir yöre.:ÇIRALI
Antalya’nın Lara bölgesindeyaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.:YAMANSAZ
Antalya’nın Manavgat ilçesinde doğal ve tarihsel değerleri bakımından ulusal park kapsamına alınmış bir yöre. : KÖPRÜLÜKANYON
Antalya’ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ
Antarktika’da etkin bir yanardağ.:EREBUS
Antep fıstığıgillerden sıcak bölgelerde yetişenkabuğu hekimlikteyaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK
Anthemios ile birlikte Ayasofya’yı yapan Bizanslı mimar. : İSİDOROS
Antibiyotik bir ilaç.:RİFAMİSİN
Antik Anadolu’da bereket tanrıçasının adı.:KİBELE
Antik çağ.:ANTİKİTE
Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adakanı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.:STEL
Antik çağda Yunan askerlerinin taktığı baldır zırhı.:KNEMİS

Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA
Antik çağlardaAnadolu’nun güneybatısına verilen ad.:LİKYA
Antik Roma’da ölünün yakılıp küllerinin muhafaza edildiği yapı yada alan.USTUM
Antik Yunan evlerinde erkeklere ayrılmış kesim yada daire.:ANDRON
Antik Yunan kentlerinin en yüksek kesiminde yer alan özel bölge.:AKROPOLİS
Antik Yunan sanatında ayakta duran bir genç kızı betimleyen heykel. : KORE
Antik Yunan’da bir yapının en kutsal bölümü.:ANAKTORON
Antik Yunan’da gövdesi tahtadanbaş el ve ayakları mermerden yapılmış heykellere verilen genel ad.:AKROLİT
Antik Yunan’dakonserler verilenşiirler okunanoyunlar oynanangenellikle dikdörtgen biçimindeüzeri kapalı yapı.:ODEON
Antik Yunanda gövdesi tahtadanbaş el ve ayakları mermerden yapılan heykellere verilen ad.:AKROLİT
Antikçağ. : ANTİKİTE
Antil adalarına özgü halk şarkısı. : KALİPSO
Antil adalarında yaygın olan vudu dininde tanrılara ve ruhlara verilen ad.:LOA
Antil Adalarındaözellikle Haiti’de yaşayan kara derililerin dini.:VUDU
Antil Adalarındaözellikle Jamaika’da yaygın olan ve siyahların anayurt Afrika’ya dönüp özgürlüğe konuşmalarını amaçlayan mistikkültürel ve siyasal akım.:RASTAFARİ
Antil denizinde bir ada devlet. : GRENADA
Antil denizinde Hollanda’ya ait küçük bir ada. : ARUBA
Antiller’de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilenkökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.:MARANTA
Antimon’un simgesi.:SB
Antlaşma:. MUAHEDE : PAKT
Anüsle ilgili. : ANAL
Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE
Aort iltihabı.:AORTİT
Apandis iltihabı.:APANDİSİT
Apsent adlı içkinin de yapıldığı çok acı ve ıtırlı bir bitki. : PELİN
Aptalşaşkınbeceriksiz.:ANDAVAL
Aptal. : ALIK: ŞAVALAK
Aptes alma sırasında ağzı su ile çalkalama. : MAZMAZA
Araarasında.EYN
Araorta.:MEYAN
Ara. : ANTRAKT
Araba koşumlarında atların boynuna geçirilen ağaç çember.:HAMUT
Araba koşumunda atların boyunlarına geçirilen ağaç veya üstüne meşin geçirilmiş çember.:HAMUT
Araba oku.:ARIŞ
Araba okunun ekseni. : İK : İĞ
Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. : GERİ
Araba vapuru. : FERİBOT
Arabacı.:KOÇAŞ
Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN
Arabi ayların altıncısı.:CEMAZİYÜLAHİR
Arabistan plakası. : KSA
Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN
ArabistanMısır ve Kuzey Afrika’da konutlardaki cumbalara verilen ad.:MÜŞREFİYE
Arabistan’da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK
Arabozanbölücü. :MÜNAFIK
Aracısızdoğrudan. : BİLVASITA
Araç çekmekte kullanılan bir taşıt türü.:MOTRİS
Aralarında ilgi yada benzerlik bulunan şeylerin tümükategori.:ULAM
Aralarındaki akrabalık ilişkileri nedeniyle yasalar yada gelenekler tarafından evlenmeleri yasaklanan kişiler arasındaki cinsel ilişki.:ENSEST
Aralıksız yinelenen ve artık düşünmeden yapılan eylemlerin tümü. : RUTİN
Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET
Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ
Arap abecesinde bir harf. : NUN
Arap abecesinde bir sesin “o-ö-u-ü” okunacağını gösteren işaret. : ÖTRE
Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK
Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü.:CARİ
Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA: FANTAZYA
Arap baş örtüsü. : KEFİYE
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST
Arap edebiyatında bazı şiir antolojilerine verilen ad. : HAMASE
Arap edebiyatında bir şiir türü.:KUMA
Arap edebiyatındaeğlendirici öyküler içeren bir tür.:MAKAME
Arap erkek giyimindekefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ.:AGEL
Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.:RIKA
Arap harflerininbasımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan çeşidi. :NESİH
Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.:HAREKE
Arap reisinin evi. : ZAMALA
Arap ülkelerinde büyük bir ün kazanan Mısırlı kadın şarkıcı.(1889-1975).:ÜMMÜGÜLSÜM
Arap yasemini de denilen beyaz çiçekli bir süs bitkisi. : FUL
Arap yazısındabir ünsüzün iki kez okunması gerektiğini gösteren harfin üstüne konulan işaret.:ŞEDDE
Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.:KUFİ
Arapça çok karanlık gece.:LEYLA
Arapça da ben. : ENE
Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #1 : 10 Nisan 2012, 10:15:31 »
Arapça kuş.:TAYR
Arapça meşrub kelimesinden türemiş olupiçecekler anlamına gelen alkolsüz içeceklerin genel adı.:MEŞRUBAT
Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.:KE
Arapça’da domuz. : HINZIR
Arapça’da inandık anlamında bir söz.:AMENNA
Arapçada öfkekızgınlıkhiddet.:GAZAB
Araplar’da Müslümanlıktan önceki çağ. : CAHİLİYE
Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE
Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE
Ararot kamışı.:MARANTA
Aras’ın kolu olan bir ırmak. : KURA
Arası kesilmeara verme.:İNKITA
Arası kesilmeksizin sürme.:TEVALİ
Araştırmalardalaboratuar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse.:LABORANT
Araştırmalarını olgularadeneyleregerçeklere dayayan fizik ötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte’un açtığı felsefe çığırı.:POZİTİVİZM
Arazbelirti.:SEMPTOM
Araz. : İLİNEK
Arazi üzerinde seçilmiş bir işaret noktasının düşeyini (şakul doğrultusunu) göstermekyön belirtmek için uzaktan gözlenengeometrik biçimli tahta lata. : MİRA
Arazi üzerindeki çeşitli noktalar arasındaki yükselti farklarını ölçme işlemi.:NİVELMAN
Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA
Arazilerin teknik usullere göre ölçülüp belli oranda küçültülerek bir altlığa çizilmiş haritası.:PAFTA
Ardıç kozalağı. : EFİN
Ardıç ve çam ağaçlarının inceyeşil dalları..PÜR
Ardıl.:HALEF
Argo da adamherif anlamında söz. : LAVUK
Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO
Argo da esrar. : OT
Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP
Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA
Argo’ da adam herif anlamında söz. : LAVUK
Argo’ da çalma aşırmak. : AŞIRAMENTO
Argo’ da çirkin kimseye verilen ad. : KOKOROZ
Argo’ da değersiz bayağı kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS
Argo’ da değersizönemsizderme çatma. : CAVALACOZ
Argo’ da genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO
Argo’ da git defol anlamında sözcük. : NAŞ
Argo’ da giysi. : FAÇA
Argo’ da gizli yer. : SOTA
Argo’ da gösteriş çalım. : AFİ
Argo’ da kaba saba ve görgüsüz kimseye verilen ad. : KIRO : MAGANDA
Argo’ da külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ
Argo’ da rakı.: ANZAROT
Argo’ da vurgun kazanç kar. : VOLİ
Argo’da adamherif anlamında bir sözcük.:LAVUK
Argo’da adı birden anımsanamayan önemsiz bir şeyi belirtmede kullanılan söz.:ZAMAZİNGO
Argo’da alay etmedalga geçme.:GIR
Argo’da alay.:SARAKA
Argo’da altın lira. : OSKİ
Argo’da anlayışsız sersem anlamında sözcük. : DÜMBELEK
Argo’da aptal budala anlamında sözcük. : KAŞALOT
Argo’da aptalsersemşiş göbekli.:GEBEŞ
Argo’da bilgiliakıllıbecerikli.Çok güzelçok hoş.İTİRİM
Argo’da bir anlamıbir değeri olmayan sözlaf kalabalığı.:TATAVA
Argo’da bit. : MACAR
Argo’da cebi delik. : KOKOROZ
Argo’da çok sarhoş anlamında sözcük.:KANDİL
Argo’da çok şık güzel giyimli anlamında sözcük. : APİKO
Argo’da çok yemek yemeoburluk anlamında sözcük.:RASPA
Argo’da dikizleme.:RONT
Argo’da dolandırıcılık.:KETENPERE
Argo’da dolandırmak anlamında sözcük.IZLAMAK
Argo’da dostmetres anlamında sözcük.:GACO.:ZAMKİNOS
Argo’da eksiksizkusursuz anlamında sözcük.:HAZA
Argo’da elverişsiz iş ya da durum. : TERSO
Argo’da emeksiz elde edilen çıkaravanta.:HAMİNTO
Argo’da esrar. : OT
Argo’da eteğin açılmasıyla bacağın görünmesine verilen ad. : FRİKİK
Argo’da fahişe.:KEVAŞE
Argo’da garip çehrelipörtlek gözlü kimse.:LOMBAK
Argo’da giysi.:FAÇA
Argo’da gizli dost.:AŞNAFİŞNE
Argo’da gizlice söylemekhaber vermek anlamında sözcük.:AKOZLAMAK
Argo’da görgüsüzkaba saba kimse anlamında kullanılan sözcük.:HIYARTO
Argo’da görgüsüzkaba saba kimseye verilen ad.:ZONTA
Argo’da gösterişliyakışıklı.:ALENGİRLİ
Argo’da güzel hoş alımlı anlamında sözcük. : ŞUGAR
Argo’da hafif yaralama.:HACAMAT
Argo’da hakkı olmayan bir şeyi kendine mal edip cebine indirme.:CEBELLEZİ
Argo’da hamama verilen ad.:TATO
Argo’da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP
Argo’da hile tuzakdolap anlamında sözcük. : KETENPERE
Argo’da hiledüzen anlamında sözcük.:AYAK
Argo’da hiledüzentuzak.: TONGA
Argo’da hileyledüzenle tanışır gibi bir hal takınarak para sızdırmakhırsızlık.:MANİTA
Argo’da iriyarı ve gösterişli kadınlara verilen ad.:VARDAKOSTA
Argo’da işe yaramazbozukkötü.:HAŞAT
Argo’da kaba sersem adam.:HIRT
Argo’da kadınla düşüp kalkmaya başlamış toy erkeğe verilen ad.:CİCİMAMA
Argo’da kağıt para.:PAPEL
Argo’da kalmadıtükendi anlamında bir sözcük.:ŞİNANAY
Argo’da karnı aç yada parasız kimse.:ZİL
Argo’da kız arkadaşa verilen ad.:KANKİ
Argo’da korku anlamında sözcük.:TIRAKA
Argo’da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ
Argo’da marka kaygısı olan modayı takip eden züppe kimselere verilen ad.:TİKİ
Argo’da metres.:MANTİNOTA
Argo’da olgun yakışıklı ve paralı erkeğe verilen ad. : BARU
Argo’da oynaş. : AFTOS
Argo’da oyundolaptuzak.:KAŞKARİKO
Argo’da oyuna getirilip aldatmaya yönelik söz ve davranışlara verilen ad.:LOLO
Argo’da para cüzdanı.:ÇARIK
Argo’da para.:MANGİZ
Argo’da parası olmayanzüğürt.:KOKOZ
Argo’da perişan dağınık değersiz bayağı. : KIRTIPİL
Argo’da peşin paraya verilen ad.:TİKO
Argo’da piskötü ve kaba adam.:HIRTABOZ
Argo’da rakı. : CARMAKCUR : FAHRETTİN KERİM:ANZOROT
Argo’da salak.:SALOZ
Argo’da sersembudalaahmak.: HIRT
Argo’da sevgiliflört. : MANİTA
Argo’da silahla yapılan hırsızlık.vurgunkazanç.: TUFA
Argo’da sövmesövgü.:KALAY
Argo’da süzülmüş afyona verilen ad.:ŞIRA
Argo’da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.:MANİTA
Argo’da tavla oyununda kullanılan zar.:KEMİK
Argo’da tuzakoyun.:MANDEPSİ
Argo’da utanmazsaygısız.:ZIRTAPOZ
Argo’da yakalamak.:PİYASTOS
Argo’da yakın arkadaş dost anlamında sözcük. : KANKA
Argo’da yalandolanoyuntuzakdüzen.:KATAKULLİ
Argo’da yalanuydurma sözpalavra.:MARTAVAL
Argo’da yasadışı bir işin yapıldığı yerde geleni haber verme işi.gözetleme. : ERKETE
Argo’da yaşlı kimseye verilen ad.ALAMOZ
Argo’da yok kalmadı anlamında sözcük. : NANAY
Argo’da yolyöntem.:RACON
Argo’da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.:KAPAROZ
Argo’da yüzçehre.:FAÇA
Argo’dagetirdiği yeni müşteriler karşılığında esnaftan aldığı komisyonlarla geçimini sağlayan kişiye verilen ad.:HANUT : HANOT
Argo’daşuna bakhale bak anlamında bir sözcük.:KİTAKSİ
Argoda “kuru gürültü” “laf kalabalığı”. : TATAVA
Argoda uydurma sözyalan.:KITIR
Arı beyi.:ANAARI
Arı kil. : KAOLİN
Arı zehri. : APİTOKSİN
Arıları inceleyen bilim adı. : APİDOLOJİ
Arıların çıkardığı bir tür salgı.:EĞİR
Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak maddebalmumu.:KİREBOLU
Arının kovandaki yarıkları kapatmak için salgıladığı siyah ve koyu sıvı.:LEDAN
Aristokrasi.:ZADEGAN
Aristoteles’e göreher varlığın erişmeye yöneldiği olgunluk durumu.:ENTELEKYA
Aristoteles’in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS
Aristoteles’in bir yapıtı.:ANİMA
Aritmetik hesap yapmakta kullanılan birçok devingen parça dizisiyle donatılmış düzenek.: ABAK
Aritmetikcebirgeometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı. : MATEMATİK
Arjantin Bolivya ve Paraguay’da yaşayan Kızılderili bir halk. : TOBALAR
Arjantin’in güneyindeçalılıklarla kaplı yarı kurak plato bölgesi.:PATAGONYA
Arjantin’in para birimi.:PEZO
Arjantin’in plaka işareti.: RA
Ark.Kıvılcım. : ŞERARE
Arka sırt. : EĞİN : DAL
Arka. : PEŞ : AKAB
Arkadaşgeceleri konuşulup dertleşilen dost.:SEMİR
Arkadaşsevgili. : ENİS : ENİSE
Arkadaş.:YAREN : REFİK
Arkadaşlar. : RÜFEKA
Arkaik. : ESKİL
Arkalıksız iskemle. : SEKMEN
Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK
Arkalıksız alçak yumuşak ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF
Arkası düz olan bir sandal. : AYNAKIÇ
Arkası kabarık ve yüksekoturacak yeri geniş bir koltuk türü.ERJER
Arkası yırtmaçlı resmi ceket. : CEKETATAY
Arkası yırtmaçlıetekleri uzunçift sıra düğmeliresmi erkek ceketi.:REDİNGOT
Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL
Arkeolojide bir çember oluşturacak şekilde dizilmiş taşlar topluluğuna verilen ad. : KROMLEK
Arkeolojidegenellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kadehi.: RİTON
Arkeolojideilk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.:EOLİT
Armağan olarak bir kimse yada takıma verilenkalkan biçiminde levha.:ŞİLT
Armağan karşılıksız verilen. : PEŞKEŞ
Armağanhatıraandaç.ERGÜZAR
Armağanhediye.ÜRÜ
Armağanı kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET
Armalarda kanatları açık biçimde betimlenen kartal resmi. : ALERYON
Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA
Arnavut mutfağına özgüsütlü ve yumurtalı bir tatlı.:KAYMAÇİNA
Arnavutluk’un para birimi.:LEK
Arnavutluk’un plakası: AL
Arpa buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü. : ELENTİ
Arpadarımısırbuğday gibi tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılan koyucatatlı yada mayhoş içecek. : BOZA
Arpacık soğanı. : İSKELEN.:KISKA
Arpacık soğanı.:KISKA
Arseniğin halk arasındaki adı.:SIÇANOTU
Arsenik. : ZIRNIK
Arsız sokak çocuğu piç. : KOPİL
Arsız edepsiz küstah. : YIRTLAZ
Arsızsırnaşık.:YALAKA
Arşın’ın sekizde biri uzunluğundaki ölçü.:URUP
Arşınla ölçülebilen şeyler. : ZERİYAT
Arşiv.ELGELİK
Art kuşaklarardıllar.:İHLAS
Arta kalan. : BAKİ
Artan:AKAYA
Artırma ile satış. : MEZAT
Artvin ilinde Sahara Yaylası ile birlikte ulusal park kapsamına alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl. : KARAGÖL
Artvin ilinde bir yayla.:MAÇAHEL
Artvin ilinde ulusal park kapsamına alınan bir yayla.:SAHARA
Artvin ilinde geleneksel boğa güreşlerinin yapıldığı ünlü yayla. : KAFKASÖR
Artvin ilindedoğal güzelliğiyle tanınmış bir vadi.:MAÇAHEL
Artvin ilindedoğal zenginliğinden dolayı ulusal park kapsamına alınan vadi.:HATİLA
Artvin ilindetabiatı koruma alanı kapsamına alınan orman.:CAMİLİ
Artvin ilindeulusal park kapsamına alınan ünlü yayla.:SAHARA
Artvin yöresinde yaşayan ve Kafkas engereği de denilen yılan cinsi.:KAZNAKOVİ
Artvin yöresinde yaygın horon türü halk oyunu.:ACARA
Artvin yöresine özgü bir halk oyunu. : ATABARI:KOBAK:SARIÇİÇEK
Artvin yöresine özgü düz horon da denilen bir halkoyunu.:VARAGELE
Artvin yöresine özgüfasulye ve bulgurla yapılan bir yemek.:PUÇUKO
Artvin yöresine özgütuzlanarak yenilen bir çeşit ot.İDA
Artvin yöresine özgüyağı çıkarılmış ayranın kaynatılmasıyla yapılan peynir.:UMA
Artvin yöresine özgüyufka üzerine tereyağı ve şeker dökülerek pişirilen bir tatlı.:SİLOR
Artvin’in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla. : BİLBİLAN
Artvin’in Borçka ilçesinde bir kaplıca. : OTİNGO
Artvin’in eski adı. : LİVANE
Artvin’in Gürcistan sınırı yakınında bir yayla.:İVET
Artvin’in Şavşat ilçesindedoğal güzelliğinin korunması amacıyla ulusal park kapsamına alınan göl.:KARAGÖL
Aruz ölçülerinden biri. : REMEL
Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyikalıba uydurmak için uzatma. : İMALE
Aruz ölçüsünde son parçanın kısaltılmasına verilen ad.:KASR
Aruz ölçüsünde uzun okunması gereken bir hecenin kalıba uydurmak için kısa okunması. : ZİHAF
As.: KAKIM : ERMİN
Asaf Halet Çelebi’nin bir şiir kitabı. : HE:LAMELİF
Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ
Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ
Asbestli çimentodan oluklu yada düz levha biçiminde yapılıp çatı gibi yerlerin örtülmesinde kullanılan gereç.:ETERNİT
Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci. : ETERNİT
Asfalttan yapılan sepya renginde bir tür boya.İTÜM
Asgariminimum.: MİNİMAL
Asık suratlısomurtkan. : ABUS
Asıl adı “Aimé de Rivery” olup tutsak olarak getirildiği İstanbul’da saraya satılmış ve I. Abdülhamit’in haremine girmiş oğlu II. Mahmut’un tahta çıkışı üzerine valide sultan olmuş ünlü Osmanlı kadını. : NAKŞİDİL SULTAN
Asıl adı “Bedrettin Mahmut” olup Kanuni Sultan Süleymanın Başhekimliğini yapmış onun son seferinde yanında bulunmuş ve ölümüne tanık olmuş Türk hekimi. : KAYSUNİZADE
Asıl adı Abdülcelil Çelebi olan ünlü minyatürcü.:LEVNİ
Asıl adı Haydar Reis ve mesleği denizcilik olup Sinan Bey gibi portre ressamı olarak ün yapmış16. yüzyıl Türk minyatürcüsü.:NİGARİ
Asıl adı Müridzade Mustafa Ağa olan tasavvuf içerikli şiirler yazmış ve divanı ölümünden sonra yayınlanmış XIX. yüzyıl divan şairimiz. : ACZİ
Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.:NÖRON
Asıl niteliği değiştirilmişbozulmuştahrif edilmiş olan.:MUHARREF
Asılesasdoğru.:OTANTİK
Asılunsurhipostaz.: UKNUM
Asilzadederebeyi.:ALPAGUT
Asimetrik.AKIŞIMSIZ
Asit.:HAMIZ
Asker eşyası ambarı.EBBOY
Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART
Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.EVŞİRME
Asker ordu. : LEŞKER .:CEYŞ
Asker. : SÜ
Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA
Askeri amaçla yapılmış siperlerin çökmesini önlemek için toprağı tutan kaplamalara verilen ad.:İKSA
Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER
Askeri denizcilikte tören için mürettebatın küpeşte boyunca düzenli biçimde dizilmesi.:ÇAMARİVA
Askeri mahkeme.İVANIHARP
Askeriyede en küçük topçu birliği.: BATARYA
Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.AŞIBOZUK
Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıklarıüzerinde fişekkasatura vs koymak için yerleri bulunangenellikle köseleden yapılmış kayış.:PALASKA
Askerlik çağı. : ESNAN
Asklı mantarların sporuna verilen ad.:ASKOSPOR
Aslahiçbir zaman.:EBEDA
Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO
Aslan.:HAYDAR
Aslan.:ŞİR
Aslanlı adıyla da bilinen Osmanlı Devletinde de kullanılan eski gümüş Hollanda parası.:ESEDİ
Aslı pikrik asit olan patlayıcı bir madde.:MELİNİT
Aslını bozmadeğiştirme.:TAHRİFAT
Asma biti. : FİLOKSİRA
Asma dikilen çubuk.:HEREK
Asma filizinin rengiaçık yeşil renk.:FİLİZİ
Asma kütüğü.:REZ
Asmafasulye gibi sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık.:HEREK
Asmakavunkarpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK
Asmayukarı kaldırma. : TALİK
Asmalık.AĞ
Asmanın yada bostanın verdiği sürgün.:URK
Aspiratör.:EMMEÇ
Ast. : MADUN
Astarlık bir kumaş türü.: SOF
Astımsoğuk algınlığısaman nezlesi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan bir alkaloit.:EFEDRİN
Astronomi alanındaki buluşları matematik doğa bilimleri coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ
Astronomi. : FELEKİYE
Astronomide gök cisimlerinin konumunu belirlemeye yarayan doğu-batı koordinatı.:AÇILIM
Astronomidearalarında büyük uzaklık bulunan iki noktadan bir gök cismine bakıldığında gözlenen iki doğrultu arasındaki açı.:PARALAKS
Asur krallığının başkenti. : NİNOVA
Asur ve Babil’in efsanevi kraliçesi.:SEMİRAMİS
Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad. : KARUM
Asya Kuzey Afrika ve Avrupa’nın sıcak bölgelerinde yetişen zehirli ve otsu bir bitki.:BANOTU
Asya ve Afrika’da yaşayan bir kuş. : KUKAL
Asya ve Afrika’da yaşayangüzel ötüşlü küçük bir kuş.ENGALİ
Asya ve Afrika’nın tropikal bölgelerinde yetişen bir ağaç. : ODİNA
Asya ve Amerika’da yetişenodunu ceviz ağacınınkine benzeyengüzel kokulu özsuyu olan büyük bir ağaç.:AKARAMBER
Asya ve Avrupa’nın büyük bölümünde yaşayan güzel sesli ötücü kuş. : İSKETE
Asya’da bir göl.:URMİYE
Asya’da bir ırmak. : OBİ : OKA : İLİ:ÇU
Asya’da bir ülke. : KATAR-MYANMAR
Asya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.:KORİFA
Asya’da yaşayan bir maymun cinsi.:ZATİ
Asya’da yaşayan yabanıl bir keçi. : TAR
Asya’nın doğusunda bir ırmak.:YALU
Asya’nın doğusunda yaşayan bir geyik cinsi.:SİKA
Asya’nın doğusunda yetişen ve portakala benzer meyvesi olan bir ağaç.:KUMKUVAT
Asya’nın tropikal bölgelerinde yaşayan hörgüçlü bir sığır türü.:ZEBU
Asya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir tür erkek ceylanın karın derisi altındaki bir bezden çıkarılan güzel kokulu madde.:MİSK
Aşağı derece.EREKE
Aşağı yukarıyaklaşık olarak.:TAKRİBEN
Aşağılık kimseleralçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ
Aşağılık.UN
Aşağısı dar yukarısı geniş bir çeşit yeniçeri başlığı. KALAFAT
Aşağıya doğru genişleyen yüksek ökçeye verilen ad. : ANJELİK
Aşama sırası.:HİYERARŞİ
Aşçı.:TABBAH : TABİH
Aşı boyası. : OKR
Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT
Aşık kemiği. : KAP :TALUS
Aşık olmaktan duyulan aşırı korku.:AMOROFOBİ
Aşık oyununda aşığın dik durması.:CUK
Aşık vurgun tutkun. : EMRE
Aşılamadölleme.:İLKAH
Aşılanmamış zeytin ağacıyabani ağaç.: DELİCE
Aşılması çok güç doğal engel. : PENERT
Aşının tutması için yinelenmesi. : RAPEL
Aşınıp incelmek ya da yırtılmak. : EPRİMEK
Aşınmaerozyon.:İTİKAL
Aşınma.:EROZYON
Aşırı biçimde konuşma eğilimi.:VARBOMANİ
Aşırı iştahlı.:EKİL
Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ
Aşırı karmaşık ve incelikli şeyler için kullanılan sözcük.:SOFİSTİKE
Aşırı kitap okuma tutkusu.İBLİYOMANİ
Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).EKADAN
Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE
Aşırı titremekasılma. : ISPAZMOZ
Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM
Aşırılık taşkınlık. : FART
Aşiret. : OYMAK
Aşk ateşi. : OD
Aşk ilham eden büyülü içki. : İKSİR
Aşk SanatıDeğişişler adlı yapıtlarıyla ünlü eski Romalı şair.:OVİDİUS
Aşk. : SEVİ : HEVA
Aşkenazi Yahudilerinin dili.:YİDİŞ
Aşkla ilgilikösnül.:EROTİK
Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı yayvan uçlu kepçe. : MABLAK
At ahırı.:TAVLA
At alıp satan ya da yetiştiren kimse.:CAMBAZ
At arabalarında tekerleğin ortasında bulunan göbek.:POYRA
At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA
At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ
At eşek tekmesi.:ÇİFTE
At eyerinin üzerine örtülen örtü.:ÇAPRAK
At gezdirmeliği. : PADOK
At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT
At sahibi gibi hastapay ederek iki kerede yap örneklerinde olduğu gibitersinden de aynı şekilde okunan tümce.:PALİNDROM
At sırtına binerek tedavi.:HİPPOTERAPİ
At sürüsü. : ILKI
At tüyünün rengi. : DON.ORU
At üretilen çiftlik. :HARA
At üzerinde oynanan Afganistan’ın ulusal sporu.UZKAŞİ
At ve eşeğin yeni doğmuş yavrusu.:KULUN
At ve kısrak sürüsüne verilen ad. : ÜREK
At ya da araba uşağı. : İSPİR
At yarışları ve konkurhipiklerdebinicilerin kilosunu tamamlamak için eyer yada teyelti içine konulan kurşun levhalar.:MADRABA
At yarışları yapılan alan.:HİPODROM
At yarışlarında birinciliği kazanan at.:GANYAN
At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER
At yarışlarındaki müşterek bahislerde8 atın katıldığı yarışlarda ilk 3dört atın katıldığı yarışlarda ilk 2 dereceyi kazanacak atın bilinmesi biçiminde oynanan oyun.:PLASE
At eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK
At köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ
Ateşek gibi hayvanların erkeklik organı. : ÇAV
Ateşekkatır gibi hayvanların damağındaön dişlerinin arkasında meydana gelen şişkinlik.:EN
Ateşekvb binek hayvanlarının eyeri üzerine geçirilen veya omuzda taşınankilim veya halıdan yapılmış iki gözlü torba.:HEYBE
Atkatıreşek gibi hayvanların damağındaön dişlerinin arkasında meydana gelen şişkinlik.:EN
Ata bakantımar eden kimseat bakıcısı.:SEYİS
Atalardan gelenata ile ilgili olan.:ATAÇ
Atardamar iltihabı : ARTERİT
Atardamar ve toplardamarların (x) ışınlarını geçirmeyen bir madde şırınga edildikten sonra röntgen filmleriyle incelenmesine dayanan radyoloji yöntemi.:ANJİYOGRAFİ
Atardamar. : ARTER:ŞİRYAN
Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.:AMBOLİ
Atasözlerine dayanan didaktik Çin şiiri. : Pİ
Atasözü.ARBIMESEL
Ataş.:TUTTURGAÇ
Atatürk Çiçeği de denilen ve yeşil yaprakları sonbaharda kızaran süs bitkisi.:PONSETYA
Atatürk oratoryosu Van Gogh ve Gılgameş adlı operaları Hürrem Sultan balesi gibi yapıtlarıyla tanınmış bestecimiz.: NEVİT KODALLI
Ateş baş ağrısı burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması. : SİNÜZİT
Ateş anlamına gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ
Ateş böceği. : ARUSEK
Ateş karıştırmaya yarayan eğri uçlu demir çubuk.:KARAĞI
Ateş karıştırmaya yarayan odun veya demir.:KÖSEĞİ
Ateşşiddetli baş ağrısıkusmaense katılaşmasısayıklama gibi belirtilerle ortaya çıkan beyin zarları iltihabı.:MENENJİT
Ateş. : KOR : NAR
Ateşe tapan.:MECUSİ
Ateşe tapanlar Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN
Ateşli hastalık.:HUMMA
Ateşli silah çapı. : KALİBRE
Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.:CEPHANE
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar mermilerin havadaki hareketini inceleyen bilim. : BALİSTİK
Ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan almaya yarayan kertik.:GEZ
Ateşperest. : MECUSİ : MUG
Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME
Ateşte közlendikten sonra dövülen patlıcanla yapılan bir yemek.:SÖĞÜRME
Ateşte yanmadığınahatta ateşi söndürdüğüne inanılan efsanevi hayvan. :SEMENDER
Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.:UÇKUN
Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük çevik bir yaban atı. : TARPAN
Atgillerdenkısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan.:KATIR
Atı tımar etmekte kullanılan kıldan yapılmış kese.:GEBRE
Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM
Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.ALTRAP
Atıcılık. : RİMAYET
Atıcılıkla ilgili.:ATAVİK
Atılmış eğrilmeye hazırlanmış top biçiminde yün veya pamuk. : TULUP
Atın ayağında genellikle bileğe yada dize kadar çıkan beyazlık.:SEKİ
Atın baş vurmasını engellemek için takılan kayış.:KELEPSER
Atın başına geçirilen dizgin ya da süsler. : OYAN
Atın bir koşma biçimi.:RAHVAN
Atın bir tür hızlı yürüyüşü. : EŞKİN
Atın bir tür yürüyüşü. : TIRIS
Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK : ADETA
Atın kişnemesi. : OKRAMA
Atın üstüne bağlanan valiz.:YANCIK
Atını konsül yaptığı iddialarıyla da ünlü Roma imparatoru.:CALİGULA
Atış taliminde hedef tahtasını vuramama. : KARAVANA
Atıştırmalık. : SNACK BAR
Atikçevik.:ÇALAK
Atilla İlhan’ın lakabı : KAPTAN
Atlantik Okyanusunu aşarak Avrupa ile Amerika arasında çalışan gemi.:TRANSATLANTİK
Atlantis OkyanusuAkdeniz ve Marmara Denizinde yaşayankırmızı renklilezzetli bir balık.:MAZAK
Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.:POLO
Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM
Atların alınlarında bulunan beyaz leke.:AKITMA
Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.:KİLİT
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. : ARPALAMA
Atların ayaklarında şişlik yapan bir hastalık.:KARAKUŞ
Atların boynuna takılan muskadeğerli taşhayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.:MONCUK
Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme.:REŞME
Atların sırtında eyer vurulmasından dolayı açılan yara.:YAĞIR
Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN
Atların ve sığırların topuk bölgesinde iltihapla birlikte görülen deri çatlağı. : BICILGAN
Atlas çiçeği.: KAKTÜS
Atlas gibi parlakpamuklu kumaşatlas.:SATEN
Atlas Okyanusu ve Akdeniz’de yaşayaneti çok beğenilen bir balık.:LİPSOS
Atlas Okyanusu’nun batısındaki denize ve buradaki adalara verilen ad. : ANTİL
Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Danimarka’ya ait bir ada. : FAROE
Atlas okyanusunda derin yerlerde yaşayan midye cinsi.:ADASOLA
Atlas OkyanusundaCebelitarık Boğazının batısındasulara gömüldüğü söylenen efsanevi ada.:ATLANTİS
Atletizm yarışmalarında atılanerkekler için 7.257 kgkadınlar için 4 kg olan madeni küre.:GÜLLE
Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli yüksekçe yer.: PODYUM
Atletizmde koşma ve atlamanın dışında kalan yarışma dallarının genel adı. : ATMA
Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.EKATLON
Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE
Atmabırakmaayartma.:İLKA
Atmasilah atma. : ENDAHT
Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL
Atmacadoğan.:LAÇIN
Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmelerirüzgaryıldırımyağmurdolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR
Atmosferde asıltı halinde bulunan küçük buz kristalleri üzerine ışığın yansımasıyla oluşan ışık olayı.:PARHELİ
Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER
Atmosferin dörtte birini oluşturan kimyasal element. : AZOT
Atmosferin gaz yoğunluğu düşükbir molekülle diğerinin çarpışma mesafesi yüksekmoleküllerin atmosfer dışına kaçması mümkün olan en üsten dış tabakası.:EKSOSFER
Atmosferinyeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.:İYONOSFER
Atom bombasının 16 Temmuz 1945’de denendiği ABD kenti.:ALAMOGORDO
Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.:PROTON
Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON
Atom numarası 28atom ağırlığı 5871 yoğunluğu 89 olan gümüş parlaklığındademir sertliğindekolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element. :NİKEL
Atom numarası 33atom ağırlığı 7491 ve yoğunluğu 57 olanatmosfer basıncı altında 4500 C’de süblimleşenmaden filizlerinde çok yaygın bulunanmetal görünümünde basit element.:ARSENİK
Atom numarası 35atom ağırlığı 79.909 olanyoğunluğu 2.97 olandeniz sularında azbazı göllerde çok miktarda bulunankırmızı renklipis kokuluzehirlisıvı bir element.ROM
Atom numarası 50atom ağırlığı 1187 olangümüş beyazlığında232 C’de eriyen 729 yoğunluğundakolay işlenebilenyumuşak bir element.:KALAY
Atom numarası 53atom ağırlığı 12692 olantabiatta deniz suyunda sodyum iyodür durumunda rastlanılanbazı deniz bitkilerinde de çokça birikmiş olarak bulunanmavimtırak esmer renkte katı bir element.:İYOT

Atom numarası 7  atom ağırlığı 14.008 olanhavada beşte dört oranında bulunanrengi kokusu tadı olmayan gaz adı.:AZOT
Atom numarası 86atom ağırlığı 222 olanradyum tuzunun su ile işlenmesinden hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilenboru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element.:RADON
Atom parçacığı. : PARTİKÜL
Atom sayısı 10atom ağırlığı 20.2yoğunluğu 0.7 olansıvı duruma getirilmiş havadan elde edilerek ışık araçlarında kullanılanhavada pek az olarak bulunanasal gazlar sınıfından bir element.:NEON
Atom sayısı 26atom ağırlığı 55847 olanmavimtrak esmer renkte 7.8 yoğunluğunda1510 C’ de eriyenözellikle çelik döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya elverişli element.EMİR
Atom sayısı 79atom ağırlığı 1969 olan1064 C’de eriyenkolay işlenenyüksek değerlipaslanmaz element.:ALTIN
Atölye. : İŞLİK
Attila’nın Hun devletini onbir yıl birlikte yönettiği ağabeyinin adı. : BLEDA
Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA
Av vergisi av resmi. : SAYDİYE
Av. : ŞİKAR
Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ
Avcı kulübesi. Avcı pusu yeri.Avlanırken avcıların hayvanlardan gizlendikleri yer.:AVSİN. : EVSİN : GÜME : BEK :GÜMELE
Avcı çantası.:CELBE
Avcı hastalığıtavşan vebası gibi adlar da verilen ve kenelerle bulaşan bir hastalık.:TÜLAREMİ
Avcı üzümüçay üzümü gibi adlar da verilen ve Doğu Karadeniz’de yetişen bir ağaç.:LİKAPA
Avcı üzümüçay üzümü gibi adlar da verilen ve Kuzey Anadolu ormanlarında yetişen bir meyve ağacı.:LİKAPA
Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE
Avcının av beklemek için taş yığınlarından yaptığı pusu.:ÖNEZE
Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.:MAZET
Avı çekmek için dökülen yem.ADAMIK
Avın ya da kendisine gösterilen şeyin üzerine atılıp getirmesi için köpeğe verilen komut. : APORT
Avize ağacı da denilensüs bitkisi olarak kullanılanodunsu gövdeli bir ağaççık.:YUKA
Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülenBybloslu genç Fenike tanrısı.:ADONİS
Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağız içine doğru konik olarak örülmüş sepet.:LİVAR
Avlu. iki ve daha çok katlı ev sofa. : HANAY
Avrupa armalarında kanatları açıkgagasız ve pençesiz betimlenmiş kartal motifi.:ALLERİON
Avrupa balad edebiyatı içinde kendine özgü bir gelenek oluşturan İspanyol halk baladlarına verilen ad.:ROMANCERO
Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.:EUROAVRO)
Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.:UEFA
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı’ nın simgesi. : AGİK
Avrupa resim sanatında günlük yaşamıev yaşamınıfestivalleri yada içki sahnelerini betimleyen yapıtlara verilen ad.:JANR
Avrupa uzay ajansı. : ESA
Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO
Avrupa ve ABD’de yayılan 1914’de ortaya çıkmış bir salon dansı. : FOKSTROT
Avrupa ve Kafkasya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.:ŞAMUA
Avrupa ve Türkiye denizlerinde yaşayaneti lezzetli bir balıktavuk balığı.:MEZGİT
Avrupa Yayın Birliği’nin kısaltması.:EBU
Avrupa yüzme birliğinin simgesi.:LEN
Avrupa’da bir ırmak. : İNN
Avrupa’da öykü ve roman gelişimini etkileyengerçekçi ve yergili bir anlatımla yazılmış sağlam yapılı kısa anlatı.:NOVELLA
Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA
Avrupa’dan doğuya akınlar yaparak Orta Anadolu’ya yerleşen ve bu bölgeye adını veren kelt halkı.:GALATLAR
Avrupa’nın doğusunda yaşayan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZLAR
Avrupa’nın en büyük gölü. : LADOGA
Avrupa’nınLadoga’dan sonra ikinci büyük gölü.:ONEGA
Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN
Avşa adasına verilen ad.:TÜRKELİ
Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI
Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamına verilen ad : DAVA VEKİLİ
Avukatların meslek örgütü. : BARO
Avuntu.:AVUNÇ
Avustralya tavuğu da denilen bir kuş.:MELİ
Avustralya ve Yeni Gine’de yaşayan keseli bir hayvan.:KUSKUS
Avustralya ve Yeni Gine’de yaşayan papağana benzer bir kuş.:KAKADU
Avustralya yerlilerine özgüağaç boru biçimindeki üflemeli çalgı.İDJERİDU
Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU
Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.:VALABİ
Avustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA
Avustralya’da yaşayan keseli bir hayvan.:VOMBAT
Avustralya’da yaşayanotçul ve iri bedenli keseli hayvan.:VOMBAT
Avusturya mutfağına özgürulo biçiminde sarılan ince yufkadan yapılan elmalı bir tatlı.:STRUDEL
Avusturya’da bir ırmak.:İNN
Avusturya’da bir kent. : LİNZ
Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayıbüyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL
Ay (Kamer) takviminin onuncu ayıbayram ayı.:ŞEVVAL
Ay ağılıhale. :AYLA
Ay çiçeğine verilen bir başka ad.:GÜNEBAKAN
Ay gibigüzel.:MEHVEŞ
Ay parçasıçok güzel kimse.:MEHPARE
Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE
Ay takviminin yedinci ayı.:RECEP
Ay tutulması.:HUSUF
Ay ve Güneşin yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde su düzeyinin alçalmasıkabarması olayı.:GELGİT : MEDCEZİR
Ay yüzlü.:MAHPEYKER
Ayağa giyilen şeylerde ayak bileğinden baldıra doğru olan bölüm.:KONÇ
Ayağa kalkmak. : KIYAM
Ayağa vurulan halkaköstekpranga.UKAĞI
Ayağı kayma sürçme. : ZEL
Ayağı sakat olan kimse.:ÇOLPA
Ayağı sekili at.: ALABACAK
Ayağın üstündeki tümsek yer. : AĞIM
Ayağına çabukatikçevik.:ÇALAK
Ayak bakımı.:PEDİKÜR
Ayak bastı parası. : KADEMİYE
Ayak bileği kemiği.:ŞEMİK
Ayak bilekliği.. : HALHAL
Ayak direme. : İNAT
Ayak takımı.: PARYA
Ayak topu. : FUTBOL
Ayak üzerindeki tümsek. :AĞIM
Ayak ve baldır kaslarının felcinden ileri gelen özel yürüyüş biçimi.:YORGALAMA
Ayak yolu deliğinden lağıma inen boru.:KUBUR
Ayak adım. : KADEM
Ayakkabı altının topuğa rastlayan yüksek bölümü.:ÖKÇE
Ayakkabı bağı.AĞCIK
Ayakkabı boyama.:LOSTRA
Ayakkabı çekeceği. : KERATA
Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA
Ayakkabı tabanıbavulçanta yapımında kullanılanbüyükbaş hayvanların işlenmiş derisi.:KÖSELE
Ayakkabı üstüyle pençesi arasına konulan parça.:FORA
Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ
Ayakkabı çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN
Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.:MAKİNETA
Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe.:LİMAKİ
Ayakkabıların altına çakılan demir.:NALÇA
Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. :.GETR
Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA
Ayakkabının üst yüzünün ön tarafında dikişle ayrılan burun bölümü.:MASKARATA
Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA
Ayaklar üzerine kurulan ve tahılfındık gibi ürünleri saklamaya yarayan Doğu Karadeniz yöresine özgü yapı tipi.:SERANDER
Ayaklı içki kadehi. : AYAĞ
Ayaklıtaşınır ocak.:MALTIZ
Ayaklık. : PEDAL
Ayaksız olduğu için yılan sanılansolucanla beslenen bir tür kertenkele.ABAKÖŞ
Ayakta duran var olan : KAİM
Ayakta durma. : KIYAM
Ayakta durmak.İNELMEK
Ayancık ilçesinin eski adı. : İSTEFAN
Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE
Aydın ilinde antik bir kent.:ALİNDA
Aydın ilinde antik bir kent.:NYSA
Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN
Aydın ilindeki Dilek yarımadası ulusal parkının bir başka adı.:KALAMAKİ
Aydın ilindeki Gökbel Dağında antik bir Karya kenti.:GERGA
Aydın yöresinde kadınların kına gecesi düğünbayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad. : ULADA
Aydınlanma.:TENEVVÜR
Aydınlar sınıfı. Aydınların tümü:ENTELİJANSİYA
Aydınlatma ışıklandırma. : TENVİR
Ayı yavrusu. : BADAR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.:AYSAR
Ayın on dördü.EDİR
Ayın ve kimi yıldızların dolayındaki ışık çevresi. : AYLA
Ayıplanacak halde olanrezil.:RÜSVA
Ayıraç.:MİYAR
Ayırıcı duvarcidar.:ÇEPİÇ
Ayırmaç.:FARİKA
Ayırtman. : MÜMEYYİZ
Aykırıuymaz.:MUGAYİR
Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ
Aymaz. : GAFİL
Ayna.:MİRAT
Aynada sır bozulmasından dolayı oluşan leke.:ÇİL
Aynı adı taşıyan ağacın kurutulmuş yapraklarından elde edilensaç ve elleri boyamakta kullanılan toz.:KINA
Aynı adı taşıyan balıktan çıkarılan güzel kokulukül renginde bir madde.:AMBER
Aynı adı taşıyan otun saplarından veya çobanpüskülü kabuklarından çıkarılan yapışkan macun.:ÖKSE
Aynı adlı ağaçtan elde edilerek hekimlikte kullanılan bir madde. : KAFURU
Aynı adlı ağaçtan elde edilerek hekimlikte ve koku yapımında kullanılan bir reçine.:ASELBENT
Aynı adlı damarlarda dolaşan kanladoku öğeleri arasında aracı görevi yapankan plazması ve lenfositten oluşan saydamsarı renkte bir sıvı.:LENF
Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA
Aynı adlı keçiden elde edilen ince ve yumuşak yün. : TİFTİK
Aynı adlı tezgahta dokunan karmaşık desenli bir kumaş.:JAKAR
Aynı ahır adına koşan yarış atlarına verilen ad. : EKÜRİ
Aynı ailelerden iki erkeğinbirbirlerinin kız kardeşini alarak yaptıkları evlilik.ERDEL
Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşantekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği.:TRÖST
Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.:NÜANS
Aynı dinin içinde bir takım yorum ve uygulama farklılıklarına dayananbazı ilkelerde birbirinden ayrılanTanrı’ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.:TARİKAT
Aynı düşüncedeaynı inançta olanhemfikir. :OYDAŞ
Aynı düzeyde olan. : HEMZEMİN
Aynı isimli ağaçtan elde edilenhekimlikte kullanılanbeyaz ve yarı saydamkolaylıkla parçalanangüzel kokulu bir madde.:KAFUR
Aynı isimli macunla bulanarak kuş tutmakta kullanılan değnek.:ÖKSE
Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA
Aynı kimyasal özellikleri ve aynı atom numaralarını taşıyan elementlere verilen ad.:İZOTOP
Aynı meslekten olanların kurduğu örgüt.:LONCA
Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.:İZOMER
Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ
Aynı soydan gelen hükümdarlar ya da ünlü kişiler. : HANEDAN
Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu. : TRUP
Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP
Aynı ünsüz veya aynı hecenin tekrarlanması. : ALİTERASYON
Aynı yere giden taşıt ya da yolcu topluluğu. : KONVOY
Ayrı cins ayrışık. : HETEROJEN
Ayrı şirketlerinbir malın üretiminde ya da satışında tekelci bir konum elde etmek amacıyla oluşturdukları birlik.:KARTEL
Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın yada gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri. :SADEKARİ
Ayrıcaözelliklebilhassa.:HASSATEN
Ayrıkkural dışımüstesna.:ŞAZ
Ayrılık acısı. : HİCRAN
Ayrılık şiiri.:FİRAKİYE
Ayrılış ayrılık. : FİRKAT:FİRAK
Ayrılma. : İNFİRAK
Ayrılmışdağınık. : MÜTEFERRİK
Ayrıntılar.: MÜFREDAT
Ayrıntıların ağır bastığı duvar panolarıyla tanınmış 1927 de doğmuş seramik sanatçımız.:SADİDİREN
Ayrıntılarla ilgiliayrıntı niteliğinde olan.:FERİ
Ayrıntılı deniz haritası.:PORTOLAN
Ayvalık ilçesindeki Cunda adasına verilen bir başka ad. : ALİBEY
Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe. : ŞEYTAN SOFRASI
Ayvalık yöresine özgübir tür kabak böreği.:KOLOÇİTHA
Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı. : TAVUKKARASI
Az bulunaneskinadir.:TURFA
Az eğimli arazi.AYIR
Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad.:HERİSE
Az miktarda.:CÜZİ
Az pişirilmiş yumurta. : ALAKOK
Az pişmiş et. : TATARİ
Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ
Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN
Azak eğerieğir gibi adlar da verilen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bitki.:HAZANBEL
Azalmaeksilme.:TENAKUS
Azalma. : FİRE
Azap.: EZİNÇ
Azar azaryavaş yavaş.:PEYDERPEY
Azerbaycan halk edebiyatında yaygın bir mani türü. : BAYATI
Azerbaycan kökenli bir halk oyunu.:ARZUMANİ
Azerbaycan’ın başkenti.AKÜ
Azerbaycan’ın para birimi.:MANAT
Azerbaycanlı ünlü yazar.:ANAR
Azgınkızgın hayvan.:AKUR
Azı dişi.:NAB
Azılı atlara takılan araç. : KANTARMA
Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.:KANTARMA
Azınlıkazlık. : EKALLİYET
Aziz mezarı.:RAVZA
Aziz Nesin’in bir oyunu. : ÇİÇU
Aziz Nesin’in bir romanı. : SAÇKIRAN
Aziz Nesin’in filme de alınmış bir romanı.:ZÜBÜK
Azizlerin aktivitelerinin ve hayat hikayelerinin kaleme alınması.: HACİOGRAFİ: HAJİOGRAFİ
Azman bir midye çeşidi.:PİNES
Azmankaya da denilen bir balık.:TOKMAKBAŞ
Azmış yara.ICILGAN
Azot ve hidrojen bileşimi olankeskin kokulu bir gaz.:AMONYAK
Azotun bir başka adı. : NİTROJEN

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #2 : 10 Nisan 2012, 10:16:10 »
ß

Baba soyu.:NESEP
Babaşeyhönder. : BAB
Baba.:EB
Babanın kız kardeşihala anlamında yöresel bir sözcük.:EMETİ
Babanın kız kardeşi. : BİBİ
Babil mitolojisinde ateş perisi.:PAZUZU
Babil sürgününden sonra Yahudilerin çeşitli yabancı topraklara dağılması.İASPORA
Babillilerin en büyük tanrısı.:MARDUK
Babillilerin savaş tanrısı. : NİNURTA
Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örtenkumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk.:GETR
Bacağın diz kapağından topuğa kadar olan bölümü.:İNCİK
Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.:UYLUK
Bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası.OLAK
Bacakları sımsıkı saran bir tür pantolon.:TAYT
Bacakların boydan boya yere değmesini sağlayacak biçimde ayrılmasına dayanan bale figürü.:EKAR
Bacaktaki iki sinire ve bunların ağrılı hastalığına verilen ad.:SİYATİK
Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA
Bademli kek. : PRALİN
Badi. : ÖRDEK
Bafa Gölünün bir başka adı. : ÇAMİÇİ
Bağ bekçisi.AĞBAN
Bağ budamaya yarayan eğri bıçak. : TARA (TAHRA)
Bağ çubuğuçalı çırpı.:ÇEPER
Bağ dokusunda oluşan irinli yaygın iltihap.:FLEGMON
Bağ kütüğü. : OMÇA
Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yoluark.:KARIK
Bağ ve bahçelerde ekilmek için ayrılmış toprak parçasıevlek. : MAŞALA
Bağ ya da bahçe kulübesi.:ALAK
Bağ yapraklarına dolanan asalak bitki. : EŞKİT
Bağbahçe gibi yerlerin çevresine çalıkamışağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT
Bağbahçe ve bostanlarda sebze ve meyve dikmek için ayrılan parçalar.:MAŞALA
Bağa tosun. : KELE
Bağan otu’nun zehiri. : AKONİTİN
Bağdaşık.:HOMOJEN
Bağdat’ın eski adı.ARÜSSELAM
Bağıntıgörelikizafet.:RÖLATİVİTE
Bağıntı.:KORELASYON
Bağırsinegöğüs.ÖŞ
Bağırışçığlık.:SAYHA
Bağırmahaykırma.:RENİN
Bağırsak iltihabı.:ANTERİT
Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ
Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT
Bağırsak.:MİA
Bağırsaklar. : EMA
Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA
Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR
Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.:KATGÜT
Bağış yapma : İRA
Bağışvergiihsan.:MEVHİBE
Bağışıklık bilimi.:İMMÜNOLOJİ
Bağışlama.:GUFRAN
Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ
Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.:ŞELPE
Bağlanmış ticaret eşyası.ALYA
Bağlantı.:ANGAJMAN
Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA
Bağlayıcıuyarlaç. : ADAPTÖR
Bağlı kılmakısıtlama.:TAKYİT
Bağlı olanbağlanmış.:MUKAYYET
Bağlıbağlanmış.:MERBUT
Bağlılaşım. : KORELASYON
Bağlılıkizafet.:RÖLATİVİTE
Bağnaz. MUTAASSIP :
Bağnazlık.: TAASSUP
Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmıştek parça ayakkabı.:MOKASEN
Bahar mevsimi.:REBİ
Baharatev ilaçlarıgereçleri satan kimse yada dükkan.:AKTAR
Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.:ŞAŞLIK
Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN
Baharda esen bir fırtına.:TURNAGEÇİDİ
Bahardan az önceilkin havadasonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE
Baharın ilk günü sayılan Martın yirmi birine rastlayan gün. :NEVRUZ
Baharlı bir bitki. : TERE
Bahçe çiti.ARI
Bahçe içinde yapılmış süslü evkasır. : KÖŞK
Bahçe yada açık ağıl etrafındaki çit.ARI
Bahçede yapılan büyük eğlence.:GARDENPARTİ
Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE
Bahçelerde çiçek dikmek için ayrılmış olan yer.:TARH
Bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen hep yeşil yapraklı bir çalı.:AKUBA
Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. : AKASMA
Bahçelerde yetiştirilen çok kokulu karanfil ırkı.:RATAFYA
Bahçıvanbağ bekçisi.AĞBAN
Bahreyn’in başkenti. : MANAMA
Bahreyn’in para birimi.İNAR
Bahreyn’in plaka işareti.RN
Bakar körlük. : AMOROZ
Bakara rulet gibi bazı kumar oyunlarında kasaya karşı oynayan oyuncu. : PONT
Bakımsız bırakılmış bağ yada bahçe. :KELEME
Bakır kalay karışımı.: TUNÇRONZ
Bakır taşı. : MALAKİT
Bakırçinkotunç yada topraktan yapılmış tek kulplu su kabı.:KİLDEN
Bakırkalay ve çinkonun karışımından oluşankalıpla kolayca biçim verilen bir alaşım.RONZ:TUNÇ
Bakırnikel ve çinkodan oluşan gümüş görünümünde bir alaşım.:FAKFON
Bakır’ın simgesi.:CU
Bakırcı örsü. : ZAVA
Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL
Bakırdan yapılmış nefesli bir çalgı.:OFİKLEİT
Bakırdan yapılmışkulplu küçük kova.AKRAÇ
Bakırdançift dilli nefesli çalgı.:SARÜSOFON
Bakırın kullanılmaya başlamasıyla nitelenen tarih öncesi dönemi.:KALKOLİTİK
Bakışımsız.:ASİMETRİK
Baki olan yerahiret.ARIBEKA
Bakir : ERDEN
Bakire kız. : AZRA
Bakla fasulye bezelye gibi taze sebzelerde içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC
Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek.:FAVA
Baklagillerden bazı ağaçların kırmızı boya çıkarılan odunu.REZİL
Baklagillerden bir yem bitkisi. : MÜRDÜMÜK
Baklagillerdenbazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:KATIRTIRNAĞI
Baklagillerdenbazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılançok yıllıkdikenli bir çalı.:GEVEN:KEVEN
Baklagillerdençiçekleri sarı ve bazı türlerine beyaz veya menekşe rengindeyaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi. : MİMOZA
Baklagillerdendokunulduğunda yaprakları pörsüyen bir bitki.:KÜSTÜMOTU
Baklagillerdeneflatunla kırmızı arası renkte çiçek açangüzel bir süs ağacı.:ERGUVAN
Baklagillerdenhayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.:FİĞ
Baklagillerdenodunundan kırmızı boya çıkarılan bir ağaç.AKAM
Baklagillerdensıcak bölgelerde yetişenbir çok türü bulunan bir bitki.:SİNAMEKİ
Baklavalık yufkanın içine dövülmüş etsoğanmaydanoz ve baharat konarak hazırlanan bir tür börek.(Antakya yöresi).:SEMİRSEK BÖREĞİ
Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.:SAMSA
Bakmak beslemek yetiştirmek. : ESERMEK
Bakraçkova.:HELKE
Bakraç.:CİNGİL
Bakraç.EBBE
Bakterilerin çomak biçiminde ince uzun olan türü.ASİL
Bal : ASEL
Bal alırken takılan başlık. : GÖZENE
Bal konulan ufak tekne.:ŞAFUL
Bal koymaya yarayan tekne. : LAZA
Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA
Bal özelliğibal niteliği. : ASELİYET
Bal özü. : NEKTAR
Bal özü.:NEKTAR
Bal peteği. : DALAK
Bal peteğini andıran bir tür dikiş büzgüsü.ALGÜMECİ
Bal renginde olan.:ASELİ
Bal ve sirke karıştırılarak yapılan şerbet.:SİRKENCEBİN
Bal yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK
Balalaykaya benzeyen Türk halk çalgısı.:ÇARTA
Balçık. : ALEKA
Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı. PETEK
Balda ve bir çok meyvede bulunan bir tür şeker.Meyve şekeri.:LEVİLOZ
Balede kullanılan bir dans figürü. : EKAR
Balerinlerin giydiği eteklik.:TÜTÜ
Balgam taşı.:ONİKS
Balı alınmış petek. : KAVARA

Balık adam.ALGIÇ
Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL
Balık avcılığında gırgır ve benzeri ağlarda ağırlık olarak kullanılan delikli mermer taş.:AYAKTAŞI
Balık avlamak ya da yük taşımakta kullanılan büyük kayık. : ALAMANA
Balık kılçığı. : ÇOPRA
Balık salamurası.:LAKERDA
Balık yumurtası ile yapılan meze. : TARAMA
Balık.:MAHİ
Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları.:VOLİ
Balıkçıların ateşbalığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara.:ÇIRAMOZ
Balıkçıların denizde sığlıkları belirtmek için kullandıkları işaretlerin her biri. : KERTERİZ
Balıkçıların kullandığı ağ kepçe.:ÇOLUN
Balıkçıların balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. : VOLİ
Balıkçılarınateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara : ÇIRAMOZ
Balıkçılarıntuttukları balıkları içine attıkları sepet.:ÇAVELA : ÇAVALYE
Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.:NİNNARE
Balıkesir’de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. : SÜTÜVEN
Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.:EDİNCİK
Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlıetnografya müzesiyle tanınmış köy. :TAHTAKUŞLAR
Balıkesir’in eski adı.:KARESİ
Balıkesir’in Gönen ilçesinde bir kaplıca.:EKŞİDERE
Balıkesir’in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : OYLAT
Balıkesir’in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : EMENDERE
Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.:YAĞCIBEDİR
Balıkesir’in Susurluk ilçesinde bir kaplıca.:KEPEKLER
Balıklarda sırt yüzgeci.:YELE
Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. : LİKORİNOZ
Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.ALYAN
Balıkların tuzlaması.:ANÇÜEZ (ANÇUVEZ)
Balina.:FALYANOS
Balinanın ağzında üst çenede yer alan boynuzsu madde. : FANON
Balkanlarda yaygın olan bir Hıristiyan mezhebi.OGOMİLİZM
Balkanların Türkleşmesinde büyük emeği geçen ünlü Bektaşi Şeyhi.:OTMAN BABA
Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. : ZULUBYA
BallıbabagillerdenAkdeniz çevresinde kuru yerlerde yetiştirilenuyarıcı ve yara sağaltıcı olarak kullanılan bitkiduvar sedefi.ALAKOTU
Ballıbabagillerdençiçeği bahar gibi kullanılan kokulu bir bitki.:KEKİK
Ballıbabagillerdengüzel kokulu bir bitki.:YARPUZ
Ballıbabagillerdenkokulu bir bitki.:KEKİK
Balmumuna ya da parafine batırılmış fitil.: ŞAMA
Baltabaş karagöz” “Tahta balığı” da denilen bir Akdeniz balığı. : SARGOS
Baltalama.:SABOTE
Bambu saplarından yapılmış.:HEZARAN
Bamyasemizotupatatesıspanakkabak gibi sebzelerle yapılan zeytinyağlı bir yemek.:ÇİPOHORTA
Bandırma açıklarında 1944 yılında batan Türk yolcu gemisi.:TRAK
Bangladeş’in başkenti.AKKA
Bangladeş’in para birimi. : TAKA
Bankacılıkta bir hesaptan başka bir hesaba para aktarılması.:VİRMAN
Bankacılıkta elde bulunan para.:EFEKTİF
Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR
Bankacılıkta kullanılanborsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay.:LOT
Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu değerli kağıtların geliriyle yaşayan kimse.:RANTİYE
Bankada hesabı olanlara gönderilen ödeme ya da çekme bildirir mektup. AVİ
Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.:REPO
Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.:SWAP
Bankaya yatırılan paraya uygulanacak olan faizin başlama tarihini belirten terim.:VALÖR
Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ
Banyo sırasında su içinde basınçlı hava ile yapılan masaj.:HİDROJET BANYO
Banyo temizlik aracı. : KESE
Barbunyaya benzer bir balık.:TEKİR
Barbut oynatılan yerkahvekumarhane.İTİRİM
Bardağa benzeyen küçük kulplu su kabı. : MAŞRAPA
Barınak : MELCE
Barındırma. : İBATE
Barış.:HAZAR
Bartın ilinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir yayla.:ULUYAYLA
Bartın iline özgümısır unuyla yapılan bir tür çorba.:PUMPUM
Bartın ilinin Karadeniz kıyısında turistik bir kumsal. : İNKUM
Bartın Küre Dağları Milli Parkı’nda mağaralarıyla ünlü bir kanyon. : ARIT
Bartın’ın Amasra ilçesinde bir mağara.:KUŞYAKASI
Barut vb. patlayıcı maddeleri ateşlemek için kullanılan kapsül.:FÜNYE
Baryum’a benzeyenradyoaktif alkali toprak metali. : RADYUM
Baryumun simgesi : BA
Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak.:RAKAMLAMAK
Bası ölçer. : MANOMETRE
Basıcıyayıncı. : EDİTÖR
Basık ve geniş. : YAYVAN
Basıkyassı.:PAT
Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. : LİNOTİP
Basım.:EDİSYON
Basımcılık. : TABAAT

Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. : PUNTO
Basımdabaskı işinde kullanılan metalvb bir maddeden yapılmış harfrakam veya başka işaret kalıpları.:HURUFAT
Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.:TAKATUKA
Basıölçer.:MANOMETRE
Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ
Basit yapılı hayvan. :POLİP
Basketbol ile hentbolun karışımı olan 4 kız ve 4 erkek oyuncudan oluşan spor dalı. : (COFFBALL) KOFFBOL
Basketbolda hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS
Basketbolda hücum çizgisinin ortasında oynayan oyuncu. Basketbolda hücum oyuncusu:PİVOT
Baskı yoluyla teksir için kullanılangirintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıpbaskı kalıbı.:MATRİS
Baskıdaki renkli ve gri değerlerin değişik tonlarda görünebilmesi için oluşturulmuş küçük noktacıklar.:TRAM
Baskın. : DOMİNANT
Basmakalıp söz. : KLİŞE
Basra Körfezi’nde ve Kızıldeniz’de kullanılan bir çeşit yelkenli tekne. : SAMBUK : ZAMBUK
Basra körfezinde çalışan eski bir deniz teknesi. : BAGALA
Basra Körfezinde ve Kızıldeniz’de kullanılan bir tür tekne.:ZAMBUK
Basur. : HEMOROİT
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.ALTABAŞ
Baş çevresine yerleştirilen ince şerit biçimindeki taç.İADEM
Baş çoban: EKE
Baş dönmesi. : VERTİGO
Baş garson.:METRDOTEL
Baş giysilerinde çene bağı. :SAKANDIRIK
Baş kilise.:KATEDRAL
Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA
Baş örtüsüçarşafatkı.ÜRGÜ
Baş örtüsüyazma.OLAK
Baş örtüsüyemeni.:YAZMA
Baş örtüsüyün atkı.:LEÇEK
Baş örtüsü.:EŞARP
Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı. : KARIŞ
Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN
Baş ve kanatları kartalgövdesi aslan biçiminde mitolojik yaratık.:GRİFON
Başa dert açacak karışık durum.:ÇAPANOĞLU
Başa örtülen bir tür şal. : ALAVURA
Başa takılan elmas yada altın iğne.:GELGEL
Başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renklihayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerine verilen genel ad.:YONCA
Başak iğnesi de denilen bir işleme türü.:ROKOKO
Başak toplama. : LİKAT
Başakla karışık iri saman. : KESMİK
Başarıbaşarma. : MUVAFFAKİYET
Başarısız. : RATE
Başı değişik biçimlerde bağlamak için kullanılan verev katlanmış büyük mendil. : BANDANA
Başı pulluboyu 2 m kadar olanzehirli ve tehlikeli bir yılan.:OKYILANI
Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu.:ŞNORKEL
Başı ve kıçı çok yuvarlak gulet tipinde Hollanda yelkenlisi.:GALYOT
Başı yuvarlakkıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. : GAGALI
Başıboş bırakılmış at veya eşek.:YILKI
Başıboş gezen hayvan sürüsü.:ÖREK
Başıboş hayvan.:YONT
Başıboş hayvanların salındığı çayırlık.:HAYMANA
Başıboşbir baltaya sap olamamışapaşserseri.:HAYTA
Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.:ÇATKI
Başına bir kötülükfelaket gelmiş olan.:MUSAP
Başına eklendiği sözcüğü olumsuz yapan Arapça önek.:LA
Başını dik tutup herkese yüksekten bakan kimse.:EKİNİTİ
Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin. : MAĞ
Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK
Başka bir adı da Peygamber Çiçeği olarak bilinenbotanikte (Cephalaria Syriaca) olarak tanımlananorta Anadolu’da tarlalarda yetişen çiçekleri mavimsi renkte bir yıllık bir bitki.ELEMİR
Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.:NAZİRE
Başka kimse başkası. : GAYR
Başkafazla. : MAADA
Başkaötekidiğer.:ÇİR
Başka.:ÖZGE
Başkaları.:AĞYAR
Başkalarının hakkını aramayıkorumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. : AVUKAT
Başkalarının sırtından geçinen kimse. : ASALAK
Başkalarının sırtından geçinenasalaktufeyli.:EKTİ
Başkalarının yazılarından bölümlerşiirlerinden dizeler alıp kendininmiş gibi gösterme.:İNTİHAL
Başkalaşım. : METAMORFOZ
Başkanlık. : RİYASET
Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. : TABLAKAR
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getirensöz tutan.:ESLEK
Başkasının işine karışan.:HERZEVEKİL
Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek. : EKOLALİ
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlamayansıca.:EKOPRAKSİ
Başkasının yerine kullanılabilenyedek.:ERZATZ
Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti. : UFA
Başkomutan.: MİR
Başla birlikte yüzüağzı kapatan örtü.:YAŞMAK
Başlamabaşlangıç.İDAYET
Başlangıcı olmayan öncesiz. : EZELİ
Başlangıcı olmayaneskiezeli.:KADİM
Başlangıçbir şeyin çıktığı yerkökenkaynak.:MENŞE
Başlangıçönsöz.İBACE
Başlangıç.:İPTİDA
Başlangıç.:MEBDE:MEBADİ
Başlıca belirtisi kısaçabukdeğişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA
Başlıca kuvarsfeldspat ve moskofcamından oluşan açık renkte bir tür magma taşı. :PEGMATİT
Başlıca malzemesi deniz yosunu olan Japon yemeği.:ASAKUSANORİ
Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.:ÜNANİMİZM
Başlıca temel niteliğinde olan. : ASAL
Başlık. : SERPUŞ
Başlık.:KAPÜŞON
Başörtüler.:MAKANİ
Başörtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA
Başpiskopos.:ARŞEVEK
Başsağlığı dileme. : TAZİYE
Başta kösele olmak üzere bronzalçıtahta gibi çeşitli malzemeler kullanarak gerçekleştirdiği soyut anlayıştaki yapıtlarıyla tanınmış heykelcimiz.:KORAY ARİŞ
Baştakaslardaeklemlerde ağrılar yapanvücutta kızıl lekeler gösterenateşli ve salgın bir hastalık.ANG
Baştan ayağa./Baştanbaşa. : SERAPA
Baştan savmaüstünkörü.:YALAPŞAP
Başvurulması gereken kaynak.:REFERANS
Başyapıt.:ŞAHESER
Bataklık gazı. : METAN
Bataklık. Küçük su birikintisigölcük. : AZMAK
Bataklık.:AYNAZ
Bataklıklarda yaşayan iri bir kuş. : BALABAN
Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ
Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.:TORNADO
Batı Afrika ormanlarındaGine ile Liberya arasında yaşayantürleri içinde en iyi konuşan gri papağan.:JAKO
Batı Afrika’da yetiştirilen ve fasulyeye benzeyen bir börülcenin yerli adı.:NİEBE
Batı Akdeniz Bölgesinde yetişen bir tür meşemantar meşesi.:SEZÜ
Batı Anadolu’da Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. : SART
Batı Anadolu’nun orta kesimindeki antik bölge.:LİDYA
Batı Asya da yaşayan Türk soylu bir halk. : AZERİLER
Batı Avrupa’da Ortaçağ’da kale kapılarının savunulması için yapılan küçük kule.ARBAKAN
Batı Endonezya’ya ait doğusu ise bağımsız bir devlet olan ada. : TİMOR
Batı Hindistan’da eski bir Hindu devleti. : KAÇ
Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki Küre Dağları’nın orta kesiminde yer alan bir dağ. : YARALIGÖZ
Batı Karadeniz bölümünde Cide’nin güneyinde kireç taşları içinde oluşmuş iki katlı kolay girilebilen kesimi 150 metre kadar uzunlukta mağara. : ILGAR İNİ
Batı Karadeniz’deki Küre dağlarında bir kanyon.:ŞEHRİBAN
Batı Karadeniz’e özgügenellikle 12 Martta görülen şiddetli fırtına.:HUSUM
Batı Kenya’da yaşayan ve nilot dili konuşan 300.000 nüfuslu halk. : NANDİLER
Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY
Batı müziğinde bir nota çeşidi.:TABLATURA
Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk türkülerini yorumlamasıyla tanınmış müzik sanatçımız.:RUHİ SU
Batı Nijerya’da yaşayan Yorubalar arasında yaygın dinsel hareket.:ALADURA
Batı Pasifik Adaları ve Avustralya’da yaşayan bir kuş. : BALKUŞU
Batı Samilerin en önemli tanrısı.AAL
Batı Samoa’nın başkenti. : APİA
Batı Samoa’nın para birimi.:TALA
Batı toplumunda dördüncü derecede bir soyluluk. :KONT
Batı Toroslar’ın ve dolayısıyla Beydağları’nın en yüksek noktası. : KIZLARSİVRİSİ
Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON
Batı’da “Geber” adıyla bilinen ve Arap kimya biliminin babası sayılan VIII. Yüzyılda yaşamış ünlü simyacı. : CABİR
Batı’da “Avicenna” olarak bilinen ünlü İslam filozofu ve hekimi. : İBNİ SİNA
Batık durumunda alacaklılarınalacaklarının belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşmeiflas anlaşması. : KONKORDATO
Batılı tacirlerinticaret için geldikleri Osmanlı limanlarında gümrük dışında ödemek zorunda kaldıkları her şey için kullandıkları deyim.:AVANİ
Batmakaybolmasönme.:ÜFUL
Batman’ın Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.:ILISU
Batmış olan nesnenin yerini ve durumunu akustik dalgalarla belirleyen sistem.SONAR
Bayağı sıradan. : ADİ
Bayağılaşmaayağa düşme.:İPTİZAL
Bayat ekmek yemek. : KERTİ
Bayındır mamur. : ABAT
Bayındırlık işleri. : NAFİA
Bayındırlıkmamurluk.:ABADANİ
Bayındırlık.: UMRAN
Bayır.:ŞEV
Baykuşgillerden bir kuş. : PUHU
BaykuşgillerdenAvrupa-Asya ve Kuzey Afrika’da yaşayan bir kuş.:KUKUMAV
Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı.:UÇUN
Bayrak direği.:GÖNDER
Bayrak sancak anlamında eski sözcük. : RAYET
Bayraklarda ve armalarda sıkça görülenkanatları açık biçimde betimlenmiş kartal resmi.:ALERYON
Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. :ALEMDAR
Bayram.: İD
Bazı bitkilerde tomurcuk meyve ya da tohum yerinde bulunan ve bitkinin çoğaltılmasına yarayan soğancık. : SOBOL
Bazı canlıların bir takım yiyeceklere ilaç koku toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ
Bazı yiyecek ve içecekleri kokulandırmakta kullanılan ince kıyılmış portakal limon ve ağaçkavunu kabuğu. : ZEST
Bazı Afrika ülkelerindehükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olanüzeri işlemeli kumandan sopası.:REKAD
Bazı ağaçlardan elde edilenparfüm ve ilaçların yapımında kullanılan reçine.ALSAM
Bazı ağaçların gövde ve dallarından sızan ve romatizma ağrılarına karşı ilaç olarak kullanılan bir tür sakız.:SANDALOS:SANDARAK
Bazı Anadolu evlerinde oda kapılarının üstünde eşya koymaya yarayan ufak oyuk.ALAMUR
Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK
Bazı aygıtları çalıştırmaya yarayan aygıt. : BUTON
Bazı balıkların iste kurutularak yapılan pastırması.:LİKORİNOZ
Bazı bireyleri yangın çıkarmaya sürükleyen saplantı. : PİROMANİ
Bazı bitkilerde içinde tohumları taşıyan kuru kabuk. : KAPSÜL
Bazı bitkilerde ve yapraklarda görülen tüycük.:VEBER
Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ.:VEJETALİN
Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan öz suyu.:LATEKS
Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS
Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA
Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü.:MAHRAMA
Bazı canlıların bir takım yiyeceklereilaçkokutoz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ
Bazı cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi temeline dayanan bir çözümleme ve arıtma yöntemi.İYALİZ
Bazı çiçeklerin içinde bulunanarıların bal yapmak için emdikleri tatlı sıvıbalözü.:NEKTAR
Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm.İŞ
Bazı dervişlerin taşıdıkları sapı uzunkeskisi ayça biçimindeküçük ve hafif balta. : TEBER
Bazı erguvangillerden çıkarılan ve cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine.:KOPAL
Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutlarıyan görüşü çizmeyehazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.:GABARİ
Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. :TARLATAN
Bazı giyim eşyalarında yada döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü ipekten püskül.:SAÇAK
Bazı göz hastalıklarında gözlerde ışığa karsı duyulan hassasiyetten duyulan korku. : FOTOFOBİ
Bazı harfleri kusurlu söyleyen. : PELTEK
Bazı hastalıklarda yüzdeellerdeayaklarda görülen iltihapsız şiş.:ÖDEM
Bazı hayvan hastalıklarından duyulan korku. : ZOOFOBİ
Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. : RAFAT : RAFİT
Bazı hayvanları karanlıkta ışıkçok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.:FOTOKİNEZİ
Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi.:GEVİŞ
Bazı işlerde sicim yerine kullanılanince ve uzunesnek deri parçası.: SIRIM
Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysakendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.:EMPAS
Bazı kağıt oyunlarındaortaya sürülecek parayı ödeyebilmek için her oyuncunun kendi önüne koyduğu toplam para.:KAV
Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgiresim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN
Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüysorguç.:TUĞ
Bazı mallardan devletçe alınan vergiler.:RÜSUMAT
Bazı nesnelerdecanlılardagözde vs dalgalanır gibi görünen parlak çizgilerhare.:MENEVİŞ
Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.:ZOKA
Bazı oyunlardaözellikle bazı kumar makinelerinde biriken paranın tamamını veya önemli bir bölümünü kazanmayı sağlayan simgeler birleşimi.:JACKPOT
Bazı rahip ve rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaşadıkları yapı.:MANASTIR
Bazı spor malzemelerinin yapımında kullanılan alüminyum alaşımlarının genel adı.:ZİKRAL
Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ
Bazı telli çalgıları tanımlamada kullanılan ortak ad.:ZİTHER
Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilenbazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye.:LATANYA
Bazı ülkelerde damıtık içkilere verilen ad.:ARAKİ
Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE : ITAMİYE
Bazı yarışlarda genellikle bir tabanca ateşiyle başlama işaretini vermekle görevli kişi. : STARTER
Bazı yerlerde kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak.:HÖLLÜK
Bazı yiyecekleri kokulandırmakta kullanılan portakallimon yada ağaç kavunu kabuğu.:ZEST
Bazı yörelerimizde çulluğa verilen ad.AKAÇA
Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. : GİLİRİK
Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ
Bebek arabası.:PUSET
Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. : ZIBIN
Bebekleri kaldırdığı söylenen bir cins akbaba. : UŞAKKAPAN
Becerikli iş bilen. : EVİRGEN
Becerikli yetenekli ve usta kişi. : EHİL
Becerikliusta.:MAHİR
Beceriksizgüçsüzgörgüsüz kimse.:CUDAM
Beddualanet.:İLENÇ
Bedendeki fazla kılları ustura ile alma; tıraş etme. : YÜLÜME
Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.İDE
Bedenin leğen kemiğini kapsayan bölümü.ASEN
Bedenle ilgili olan. :SOMATİK
Bedensel yada ruhsal yorgunluk hali.:ASTENİ
Beethoven’in tek operası.:FİDELİO
Begonyagillerden bir süs bitkisi.:PAŞAÇADIRI
Beğeni. : GUSTO
Beğenilmişseçilmiş.:MUHTAZA
Beğenmemek azımsamak küçümsemek. : BUNMAK
Beğenmemekistememeknefret etmek.:İRDEMEK
Behçet Necatigil’in bir şiir kitabı. : ARADA
Bekçigözcü.:NİGAHBAN
Beklenmedik bir zamanda ortaya çıkan büyük tehlike.ADİRE
Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyengüldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE
Beklenmedik olay sürpriz. : ŞAŞIRTI
Bekletilmiş kümes hayvanı etinden yapılan şiş.:YAKİTORİ
Bekleyengözleyenintizar eden.:MÜNTAZIR
Bekleyengözleyen.:MUNTAZIR
Bektaşi dervişi.:IŞIK
Bektaşi ve Mevlevi tekkelerinde belli tören kuralları olan sofra. : SOMAT
Bektaşilerin boyunlarına taktıkları bir taş.:SEKİL
Bektaşilikte tarikata yeni girmiş acemi dervişlere verilen ad.:TORLAK
Bel ve kalça arası. : BASEN
Bel orta ara aralık. : MİYAN (MEYAN)

Belçapa yada sabanın topraktan kaldırdığı iri parça.:KESEK
Belçika’da yaşayan bir halk.:VALONLAR
Belde taşınan su kabı. : MATARA
Belediye.:URAY
Belgeleme. : TEVSİK
Belgelerişaretler.:ALAİM
Belgelik.:ARŞİV
Belgesel.: DOKÜMANTER
Belin üstündegöğüs hizasının altında biten kısa ceket.OLERO
Belirgin aralıklarla ilerleyen iki yada daha çok sesin taklidiyle oluşan bütün.:KANON
Belirlenimci.ETERMİNİST
Belirli bir coğrafi alanda bulunan bitki türlerinin tümü.:FLORA
Belirli bir hizmeti başarabilecek en küçük askeri birlik. : TİM
Belirli bir insan grubunun dışında kimseye bildirilmeyen her türlü bilgi ve öğretiye verilen ad.:EZOTERİK
Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyenyalnızca sınırlı dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgiöğreti)içrek.ATINİ
Belirli bir malınişin belirli bir süre yönetilmesi için görevlendirilmiş kimse.:KAYYUM
Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE
Belirli nesneler ya da durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü korku. : FOBİ
Belirli seslerçalgılar yada topluluklar için yazılmış bir yapıtı başka seslerçalgılara yada topluluklara aktarmadüzenleme.:ARANJMAN
Belirli sözcüklerden duyulan korku. : LOGOFOBİ
Belirsiz. :MÜPHEM
Belirteç olarak kullanılan eylem soylu sözcük. : ULAÇ
Belirtiipucu anlamında yerel sözcük.:UCAR
Belirti. : SEMPTOM
Belirtiler.: SENDROM
Belirtke. : AMBLEM
Belirtmegöstermeaçığa vurma.:İZHAR
Belize plakası. : BH
Belleğin güçten düşmesi ya da kaybolması.:AMNEZİ
Bellek yitimi. : AMNEZİ
Belli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu. : SİTE
Belli belirsiz hissedilen hafif yel. : ESİNTİ
Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eserepope.ESTAN
Belli bir amacı olmayan dayanaksız söz. : AFAKİ
Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları fiziksel çevrelerini ve aralarındaki her türlü ilişkiyi içeren kavram. : EKOSİSTEM
Belli bir bölgede sıkça görülen hastalık.:ANDEMİ
Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü. : DİREY
Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunasıçayır ve deniz faunası gibi). : FAUNA
Belli bir bölgede yetişen bitkilerin tümü. : BİTEY
Belli bir coğrafi bölgedeki yer adlarınıbunların kökenlerinibölgede konuşulmakta olan dille yada ortadan kalkmış dillerle bağlantılarını inceleyen dilbilim dalı.:TOPONİMİ
Belli bir çıkar grubunun isteklerini siyasi organlara kabul ettirmek için kurulmuş olan toplulukdalan.:LOBİ
Belli bir desenin yada yazının farklı ölçekte röprodüksiyonu yapmayı sağlayan aygıt.:PANTOGRAF
Belli bir iş kolunda ustakalfa ve çırakları içine alan dernek.:LONCA
Belli bir işe gücü yetmeyenaciz.:EKSİN
Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.:KAYYUM
Belli bir topluluğa özgü olan işaret.:KOKART
Belli bir yerde mezarı olandoğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan ölü.:YATIR
Belli bir yüzde karşılığındabir sanatçının çalışma programlarını ve anlaşmalarını düzenleyen kimse.:EMPREZARYO
Belli konuda düzenlenen oturum ya da seminer. : SEMPOZYUM
Belli konulara uzun süre odaklanabilme ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ama insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom. : ASPERGER
Belli olmayacak kadar yavaş akan su.:IĞIL
Belli sayıda noktanın konumunu kesinlikle tespit edebilmek içinbir alanı üçgenlere bölme işi.:NİRENGİ
Belli zaman aralıkları ile çıkan yayınsüreli yayınperiyodik.:MEVKUTE
Belsoğukluğu mikrobu.:GONOKOK
Bencilegoist.:HODBİN
Bencillik. : EGOİZM
Benekli hayvan.:ÇAPAR
Benim gibi.ENCİLEYİN
Benin’in eski adı.AHOMEY
Bentlerde toplanan suyun künklerle kente getirilerek toplandığıüstü örtülü bir yapıdan meydana gelen su haznesi.:MAKSİM
Benzemeye çalışmauyma.:İMTİSAL
Benzen halkalarının birbirine doğrusal olarak bağlandığı çok halkalı aromatik hidrokarbonların genel adı.:ASEN
Benzenden türeyen ve boya sanayinde kullanılan zehirli bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN
Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün.:AGREGA
Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON
Benzereş.:MENEND
Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen. : BAŞAT
Benzeşimörnekseme. : ANALOJİ
Benzeştirme. : ASİMİLE
Benzetme.:TEŞBİH
Benzeyenandıran.:MÜMASİL
Beraber asker olanlar. : TERTİP
Berber.:PERUKAR
Bereketliçoğaltan.:ARTAĞAN
Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.:YORTANLI
Bergama’nın eski adı. : PERGAMON
Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. : ALEUT
Bering denizinde bir ada.:NUNİVAK
Berkelyumun simgesi : BK
Berrak duru anlamında eski sözcük.:NAB
Berrak ve parlak sarı.:TURNAGÖZÜ
Bertolt Brecht’in bir oyunu.AAL
Besbelliaçıkçameydandaaşikar.:HÜVEYDA
Besinini bağımsız olarak sağlayan bitkikendi belsek.:OTOTROF
Besleme kız.:AHRETLİK
Besleme semirtme işi. Hayvanların besiye çekilip semirtildikleri yer. (Eski dilde: Çokluk fazlalık):BESİ
Beslenme fobisi.:SİTİYOFOBİ
Besleyip yağlandırmak için enenmiş horoz. : IBLIK
Besteci. : KOMPOZİTÖR
Bestecininbesteleniş sırasına göre numaralanmış müzik eseri.:OPUS
Bestelenmek için yapılankonusunu kahramanlık ve dini hikayelerden alan manzume.:KANTAT
Bestelenmiş her tür şiire Batı’da verilen ad. :OD
Beş dalı kapsayan atletizm yarışması. : PENTATLON
Beş dizelik bentlerden oluşan nazım parçası.:TARDİYE
Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. : HAİKU
Beş kilometrelik bir uzaklık ölçüsü.:FERSAH
Beş parçası olanbeşli.:MUHAMMES
Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.:MARYA
Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.:ELİFİ
Beşparmak” da denilen bir kumaş türü. : ALACA
Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu çelikten yapılmış bir alet.:MURÇ
Beton bloklarla ya da küçük moloz taşlarla yapılan temel.:TAŞDÖŞEK
Beton kırma makinesi. : BETONİYER
Betonarme inşaatlarda ana demirleri birleştirmeye yarayan ve böylece beton katmanlarının birbiri üzerinde kaymasını önleyen metal armatür. : ETRİYE
Betonarme inşaatlarda ana demirleri birleştirmeye yarayan ve böylece beton katmanlarının birbirleri üzerinde kaymasını önleyen metal armatür.:ETRİYE
Betonun ham maddelerinden olan kum ve çakıl.:AGREGA
Bey” denilen bir dişi arıyla kovandan çıkan arı topluluğu. : OĞUL
Beyaz bir element. : VANADYUM
Beyaz Bisiklet Bir Kırık Bebek Dünden Sonra Yarından Önce gibi filmleriyle tanınmış kadın sinema yönetmenimiz. : NİSAN AKMAN
Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.:SİRESATEN
Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ
Beyaz kabuğu ve beyaz kerestesi marangozlukta kullanılan bir ağaç.:HUŞ
Beyaz mermerde bulunan sert kısım. : EMERİL
Beyaz patiskadan dikilen yada yünden örülen takke.:TERLİK
Beyaz porselen kaplama.:JAKET
Beyaz Rusya’da bir ırmak. : BEREZİNA
Beyaz Rusya’nın başkenti.: MİNSK
Beyaz ve kaliteli bir tiftik türü.:FİLİK
Beyaz ya da pembe renkli çiçekler açan zehirli bir ağaççık.:ZAKKUM
Beyaz yada mor renkte çiçekler açan meyveleri dikenli bir bitki. : TATULA
Beyazsarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS
Beyazyeşilmavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT
Beyaza yakın gümüş renginde bir deniz balığı.:ATERİNA
Beyazlama ağarma anlamında eski sözcük. : İBYİZAZ
Beygir gücü. : HP (HORSE POWER)
Beygir haşasını tutan küçük kolan. : TAPKUR
Beyin yangısı. : ANSEFALİT
Beyin elektrosu. : EEG
Beyin kanaması.:APOPLEKSİ
Beyin yarımkürelerinin derinliğindeüçüncü karıncığın alt tarafında bulunan sinirsel bozmadde oluşumu.:TALAMUS
Beyin. : DİMAĞ
Beyinde üçüncü karıncığın iki yanında yer alan ve beynin öbür bölümleriyle ilişkili çekirdeklerden oluşan boz madde kitlesi. : TAPAMOL
Beyit. : EV
Beynin alt bölümünde bulunansalgısını kana vererek fizyolojik olaylarda önemli rol oynayan sinirsel organ.:HİPOFİZ
Beyoğlu’nun eski adı.:PERA
Beyşehir gölü kıyısındaAnadolu Selçukluları döneminden kalma ünlü saray.:KUBADABAD
Beyşehir gölünde bir ada.:MADA
Bez torba.:CAĞ
Bez dokuma tezgahı. : ALAT
Bez dokuyan veya satan kimse.EZZAZ
Bez parçalarından dokunan basit kilim yaygı. : PALA
Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ
Bezbeze.:GUDDE
Beztahtakağıt gibi maddeler üzerine yapılmış yağlı boyasulu boyapastel boya veya kara kalem resim.:TABLO
Bezden biçilmiş elbise.:KESİ
Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ
Bezekçilikte kullanılan yeşil ve pembe dalgalı bir sedef.:ARUSEK
Bezekçilikte kullanılan çok parlakyeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad. : ARUSEK
Bezeme süsleme. : TEZYİN
Bezginlikumutsuzlukusanç.:FÜTUR
Beziktavla gibi oyunlarda ortaya konan parayı iki misline çıkarma.:VİDO
Beziktebir taraf bin beş yüz sayıyı tamamlayamadan ötekinin üç bin sayı yaparak oyunu bitirmesi.:RUBİKON
Bıçak bilemeye yarayan çubuk biçiminde çelik araç. : MASAT
Bıçakkılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.:PIRAZVANA
Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA
Bıkmausanma.:GINA
Bıldırcın sökünü. : CURNATA
Bıldırcına benzer bir kuş.:TURAÇ
Bızbız’da denilen ve davula sol elle vurulan ince değnek.:ZİBZİBİ
Biber salçasıkızarmış ekmekdövülmüş ceviztahin ve nar ekşisiyle hazırlanan bir tür meze.(Antalya yöresi).:MUHAMMARA
Biberiye dişbudak. : HASALBAN

Biçilmiş ama demet yapılmamış ot yada ekin yığını.:PULUR
Biçim değişimidönüşüm.:TRANSFORMASYON
Biçim güzelliği ve yalınlığın egemen olduğu koşmalarıyla tanınmış XIX. yüzyıl halk ozanı::RUHSATİ
Biçimi bozulmuş.EFORME
Biçimlendirme eylemi.:MODLAJ
Biçimlerşekillerkılık.: EŞKAL
Biçimsel” anlamında eski bir sözcük. : SURİ
Biçimsiz. : AMORF
Bilanço.ENGELEM
Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyelerin öbürlerine dokunması.:KARAMBOL
Bilardo oyununda kullanılan değnek. : İSTEKA
Bilardoda oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. : KLEPS
Bildiri özeti.:EKSPOZE
Bildiri.:TEBLİĞ
Bileği çarkı.:KÜSTERE
Bilek hizasında kalan kısa çorap.:ŞOSET
Bilekleri darbeli bolbüzgülü kadın şalvarı.:ÇİNTİYAN
Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileği taşıyla giderilen metal çapağı kıl ağı.:ZAĞ
Bileşik. : MÜREKKEP
Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması. : BADAT
Bileşikgillerdenkökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI
Bileşim bileştirme. : TERKİP
Bileşiminde % 80-83 bakır% 17-20 çinko bulunanmücevhercilikte genellikle şerit ya da tel biçiminde bulunan pirinç.:TOMBAK
Bileşke.:MUHASSALA
Bileyici.:ZAĞCI
Bilgece olan.:HİKMETLİ
Bilgi ve güç elde etmek karşılığında ruhunu şeytana satan ve birçok sanat yapıtına konu olan efsanevi kişi. : FAUST
Bilgi edinme öğrenme. : ITTILA
Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimsebilgili.ANİŞMENT
Bilgiilimirfan.ANİŞ
Bilgimalumat.: TİLİ
Bilgicilik.: SOFİZM
Bilgicilik.:SOFİZM
Bilgiçlik taslayan. : BİLEGEN: MALUMATFURUŞ
Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı. : İDEALİZM
Bilgileri gösteren simgeler dizesi.:KOD
Bilgili haberli uyanık. : AGAH
Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. : BİLİŞİM
Bilginin temelinibilim alanında uygulanan yöntemlerisınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.:EPİSTOMOLOJİ
Bilginler : ARİFAN.
Bilginleryazarlarsanatçılar kurulu.:AKADEMİ
Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.:VERİTABANI
Bilgisayar ağı.:NETWORK
Bilgisayar bağlantılı metin diliüst metin dili.Web (örün) sayfalarının kolaylıkla yaratılmasına elveren programlama dili.:HTML (Hyper Text Markup Language)
Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan belli sığası olanplastik manyetik araçlara verilen ad. : DİSKET
Bilgisayarda abonelikhesap.:ACCOUNT
Bilgisayarda araç çubuğu.:TOOLBAR
Bilgisayarda donanım.Bilgisayarın fiziksel öğeleri.:HARDWARE
Bilgisayarda duvar kağıdı.Kullanıcı tarafından seçilen ve ekranın zeminini süsleyen desen.:WALLPAPER
Bilgisayarda elektronik posta.:E-MAİL
Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM
Bilgisayarda güvenlik duvarı.:FİREWALL
Bilgisayarda ikili sayı sisteminde her bir basamak.(1.024 bit:1KB”kilobyte” – 1.000 KB:1 MB “megabyte”– 1.000 MB:1GB “gigabit”– 1.000 CG:1TB “terabyte”İT
Bilgisayarda indirmekkarşıdan yüklemek.OWNLOAD
Bilgisayarda internet üzerinde bilgi kaynaklarını aramaya elveren ve bağlantılı metin ve ortamların olanaklarını kullanan yazılım.ROWSER
Bilgisayarda internet üzerinde müzik dağıtımı için kullanılan bir ses kodlama ve sıkıştırma yöntemi.:MP3
Bilgisayarda istenilmeden gönderilen ticari duyum içerikli e-posta.:SPAM
Bilgisayarda klavye gevezeliğiinternet sohbeti.:CHAT
Bilgisayarda sunucu.Bilgi işlem düzeninde istekleri yerine getirmekle yükümlü bilgisayar.:SERVER
Bilgisayarda veri tabanı.ATABASE
Bilgisayarda veri.ATA
Bilgisayarda yazılım.Bilgisayarda programkural ve belgelerin tümü.:SOFTWARE
Bilgisayarın çevrim dışıbağlantısız çalışması.:OFFLİNE
Bilgisayarın çevrim içibağlı çalışması.:ONLİNE
Bilgisinibaşkalarını sıkacak şekilde gösterişli sunan kişiler için kullanılan sözcük.:PEDANTİK
Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık. : BARATA
Bilim kurumlarının çalışmaları ile ilgili yazı ve haberlerin yayınlandığı dergi.ELLETEN
Bilim yada sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse.:ÜSTAT
Bilimfen konularıyla siyasalekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı ve yorumlayıcı niteliği olan gazete ve dergi yazısı. : MAKALE
Bilimde bir düzenli görüşü oluşturanilke ve dogmaların bütünümeslekdoktrin.:ÖĞRETİ
Bilimlerilimler.:ULUM
Bilimsel amaçlarla böcek incelemesaklama ve koruma yeri. : İNSEKTARYUM
Bilimsel amaçlarla böcek inceleme saklama koruma yeri. :İNSEKTARYUM
Bilimsel bir sorunu incelemek yada siyasi ekonomik diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı. :KOLOKYUM
Bilinç şuur.: ES
Bilinemezcilik. : AGNOSTİSİZM .:LAEDRİYE
Bilinen adı geçen sözü geçen.:MAHUT
Bilip bilmeden her konuya atlayan kimseye argoda verilen ad. : SAZAN
Bilirkişi.:EHLİHİBRE
Billur.:KRİSTAL
Billura benzeyen billuru andıran billursu. :KRİSTALOİT. :KRİSTOLİT
Billurları idrarda bulunabilen ve idrar yollarında taş yapan madde.:OKSALAT
Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.:KALSİT
Billurlaşmış kireç taşı.:MERMER
Bilmece şeklinde düzenlediği muammalarıyla ve Bektaşi inançlarını dile getiren şiirleriyle tanınmış XIX. yüzyıl halk ozanı. : MİRATİ
Bilmez gibi görünmegörmezlikten gelme.:TECAHÜL
Bilmiyorum anlamında kime ait olduğu bilinmeyen şiirlerin altına yazılan bir sözcük.:LAEDRİ
Bilyezıpzıp.:ENEK
Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. : TORNET
Bilyeli yatak.:RULMAN
Bin beş yüz yıl öncesine dayanan Japon güreşi. : SUMO
Bin dokuz yüz altmış’larda Brezilya’dan tüm dünyaya yayılan bir dans ve müzik. : BOSSANOVA
Bin dokuz yüz altmış’larda New York’ta ortaya çıkan ve biçimindeki aşırı sadelikle ayırt edilen sanat akımına verilen ad. : MİNİMAL
Bin dokuz yüz altmışlı yıllarda doğan ve daha sonra reggae’ye dönüşen Jamaika müziği.:SKA
Bin dokuz yüz dört – bin dokuz yüz doksan üç yılları arasında yaşayan ve Türkiye’de modern resmin ilk temsilcilerinden biri sayılan ünlü ressamımız. : ALİ AVNİ ÇELEBİ
Bin dokuz yüz kırk dört yılında doğmuşgenellikle kösele ile ürettiği soyut anlayıştaki yapıtlarıyla tanınmış heykelcimiz.:KORAY ARİŞ
Bin dokuz yüz kırkların ikinci yarısında caz müziğinin iki karşıt kampa bölünmesine neden olan ilk modern caz akımı.EBOP
Bin dokuz yüz on dört’te İnas (Kız) Sanayii Nefise Mektebi’ni kuran ve okulu n müdürlüğünü yapan ilk kadın ressamımız. : MİHRİ MÜŞFİK HANIM
Bin dokuz yüz on dört’te İstanbul (Beyoğlu)’ da açılan sinema salonu. : MAJİK
Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. : TİTANİK
Bin dokuz yüz on üç- bin dokuz yüz doksan yılları arsında yaşayan ve göz alıcı renklerin egemen olduğu yapıtlarıyla tanınan ressamımız. : AGOP ARAD
Bin dokuz yüz otuz altı’da doğan ve daha çok duvar resimleriyle tanınan ressamımız. : EROL ETİ
Bin dokuz yüz otuz sekizde doğmuşözellikle ince bir işçiliğin egemen olduğu çanaklarıyla tanınmış kadın seramik sanatçımız.:ALEV EBÜZZİYA
Bin dokuz yüz otuzda kurulan aşırı milliyetçi gizli Hırvat örgütü.:USTAŞA
Bin dokuz yüz üç- bin dokuz yüz otuz sekiz yılları arasında yaşayan ilk kadın ressamımız.:HALEASAF
Bin dokuz yüz yirmi bir’ de Türkiye’ye sığınarak İstanbul Belediye Konservatuarı’nda bale bölümünü kurmuş ve birçok öğrenci yetiştirmiş bu çalışmalarıyla yurdumuzda balenin öncüleri arasında yer almış Rus asıllı Türk kadın koreograf. : LİDİA KRASSA ARZUMANOVA
Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.ÖNÜM
Bin sekiz yüz ¤¤¤¤en dokuz-bin dokuz yüz yirmi yedi yılları arasında yaşamış simgesi özellikler taşıyan yapıtlarıyla tanınmış bir ressamımız. : AVNİ LİFİJ
Bin sekiz yüz yetmiş dokuzda ortaya atılmış yapay bir dil.:VOLAPÜK
Bina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu.:KOFRA
Binaların önlerinde üstü örtülü önü açık yer. : REVAK
Binanın bir bölümünü tutmaya yarayan köşe kubbesi.:TROMP
Bineğe yada yük taşımaya alıştırılmamış at veya eşek sürüsü.:HERGELE
Bingöl ilinde bir kaplıca.:KÖS
Bingöl yöresine özgü bulgur köftesi.:MÜSEBBİYE
Bingöl’ün Solhan ilçesindeiçinde yüzen iki adacığı da bulunan bir göl.:TURNALAR
Binicilikbisikletatletizm gibi yarışların yapıldığı özel yol.:PARKUR

Biniciyi sarsmayan at yürüyüşlerinden biri.:YORGA
Binlerce kişinin imha edildiği Almanya’daki ilk Nazi toplama kampı. : DACHAU
Bir başlangıç melodisinin belirli bir zaman aralığında tekrar edilmesine dayanan müzik biçimi. : KANON
Bir çeşit uzun rende. : KUSTERE
Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. : TİRAT
Bir adayı anakaraya bağlayan kıyı dili yada kıyı oku.:TOMBOLO
Bir adın yada sözcüğün baş harfi.:İNİSİYAL
Bir Afrika ülkesinin başkenti.:NUAKŞOT
Bir ağ atılışında çıkarılan balık miktarı.:FOROZ
Bir ağ türü.:APOŞİ
Bir ağaç türü.:AKAĞAÇ
Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği “S” harfine benzer kıvrım.:MENDERES
Bir akarsu yatağının en derin yerlerini birleştiren çizgiye verilen ad.:TALVEG
Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derindarboğaz.:KANYON
Bir akarsuyun yatağı üzerinde oluşturulan yapay set. : BARAJ
Bir akışkanın çekim ve sürtünme kuvvetleri nedeniyle akma eğilimine karşı gösterdiği iç direnç.:VİSKOZİTE
Bir akort oluşturan seslerin birbiri arkasından çalınması.:ARPEJ
Bir akvaryum balığı.:LEBİSTES
Bir akvaryum balığı.:TETRA
Bir alanla ilgili olarak oluşturulan danışma kurulu.:ŞURA
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.:ADAPTÖR
Bir aletin yada aracın hareketli parçası.:ŞARYO
Bir Alman denizaltısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. : LUSİTANİA
Bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem. : PROSEDÜR
Bir anason türü.(Çorbasebze ve balık yemeklerinde kullanılır).:PİMPİNEL
Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON
Bir anlam bildirmeyen anlama bir şey katmayan ama kulağa hoş gelen söz ve anlatımı ifade eder. :TUMTURAKLI
Bir anlatımda verilmek istenen öz. : İÇERİK
Bir anlatının vurgulandığı temel düşünce. : İLETİ
Bir anlatıyıbir söylevi bitiren özlü deyiş.:EPİFONEMA
Bir araştırmada bütünü anlamak için bütünden seçilenaraştırma tekniklerinin uygulanacağı grup.:ÖRNEKLEM
Bir arazinin bölünmesiparsellere ayrılması.:İFRAZ
Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan aletdüzeç.:NİVO
Bir arazininbir karayolunun yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü.:RAMPA
Bir arazininbir karayolununbir demiryolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü.:RAMPA
Bir araziyi düzleme işi.:NİVELMAN
Bir aruz vezni. : REMEL
Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.AZ
Bir Asya ülkesinin başkenti. : SANA - SEUL
Bir at arabası türü.:LANDON
Bir at rengi.ORU
Bir atada varkenbir çok kuşaktan beri yitmiş olan niteliklerin bir yavruda birden ortaya çıkması.:ATAVİK
Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.:ANEVRİZMA
Bir atıcılık sporu aleti.ALTRAP
Bir atımlık barut.: KESİ
Bir atom ya da molekülden ötekine bir ya da daha çok elektronun geçişi olayı.:REDONS: REDOKS
Bir atom altı parçacığın yada çekirdeğin açısal momentumu.:SPİN
Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı.:REDOKS
Bir av köpeği cinsi. : ZAĞAR : SETER : GRİFON.:EPANYÖL.:TERİYE
Bir av kuşu. : ÜVEYİK: MEKE
Bir avuç dolusu. : APAZ
Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.:KAÇABURUK
Bir ayakla üzerine binilipöbür ayakla yeri teperek yol alınan bir çocuk oyuncağı. :TROTİNET
Bir bağırsak asalağışerit.:TENYA
Bir baharat karışımı.:KÖRİ
Bir baharat türü.:KİŞNİŞ
Bir baharat türü.:ZENCEFİL
Bir bakteri türü.ASİL
Bir baleyi oluşturan adımfigür ve anlatımların bütünü.:KOREOGRAFİ
Bir balık türü. : İSKORPİT: RİNA : ZARGANA : AKYA.:LAPİNA
Bir balık türü. : AKINKAYASI : AKKEFAL: CAMGÖZ. UBAR
Bir balık türü. : HOROZBİNA: ISKARMOZ. UBAR: AKLEVREK
Bir balık türü.İPLARYA :EĞREZ :FRİSA. AĞ ALASI. :İŞKİNE
Bir bamya yemeği türü.:ASİDE
Bir bankanın sattığı menkul değerleri geri satın alma taahhüdüne verilen ad. : REPO
Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ
Bir başlık türü.ÖRK
Bir batarya topun birden ateş etmesi.:SAPARTA
Bir Batıni tarikat olan Nusayriliğin kutsal simgesi (AliMuhammet ve Selman El-Farisi’nin ilk harflerinden oluşur).:AMS
Bir Bektaşi tarikatının adı.:NAZENİN
Bir beratlisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık.:REDEVANS
Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.:SKALA.:ISKALA
Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça.:ÇIKIN
Bir bezik oyunu terimi. : VİDO
Bir bilgisayar sisteminde merkezi işlem birimine bağlı olarak etkileşimli iletişimde bulunan birimler bütünü. : ONLAYN: (ONLİNE)
Bir bilgisayara ne yapması gerektiğini bildiren komutlar.:YAZILIM
Bir bilgisayarda mantık ve aritmetik işlemlerin sonuçlarını kaydetmeye yarayan merkezi birim kütüğü. : BİRİKEÇ
Bir bilgiyi temsil eden semboller sistemi.:KOD:KOT
Bir bilim alanında incelenecek problemlerin ve bunların inceleme tekniklerinin seçimi.:PARADİGMA
Bir bilim veya sanata özgü kelimedeyimterim.:ISTILAH
Bir bilimsanatmeslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime. :TERİM
Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer/ Tiyatroda dinlenme yeri. : FUAYE
Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.:GABARİ
Bir binek arabası türü.:KALEŞ
Bir birim sistemindeki ölçüsü tek bir sayı olan büyüklük. : SKALER
Bir birliğe verilen ve ağızdan ağza bütün askerlere yayılan emir. :PASAPAROLA
Bir birliğinortaklığın yada alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse. : SENDİK
Bir bitki türü.:ALFA
Bir borca karşılıkhesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.:AKONT
Bir borunun ağzına biçim vermek genişletmek ya da pürüzlerini almakta kullanılan aygıt.:RAYBA
Bir boya türü ve bu boyayla yapılmış olan resim.:GUVAŞ
Bir böbrek üstü hormonu. : KORTİZON
Bir böceğin kelebek olmadan önce geçirdiği başkalaşma hali.:KRİZALİT
Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi bitki örtüsü.: FLORA : BİTEY
Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.:FAUNA
Bir bölgedeki yer altı ve yerüstü sularının durumunu inceleyen bilim.:HİDROGRAFİ
Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : MİSKAL
Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. : TENDER
Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. : BERAT
Bir buzulun parçalanmasıyla oluşan buz kütlesi.:SERAK
Bir bütünü oluşturan parçalardan her biri. Et ekmek peynir vb lokması dilimi. Dilim lokma.:TİKE
Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri. : CÜZ
Bir bütünü oluşturan.:ENTEGRE
Bir bütünün yapısı ve özelliği.OKU
Bir büyük yetke (güç) sahibini perde arkasından yöneten kimse. : KAMARİLLA
Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:MASLAHATGÜZAR
Bir canlıdaki genlerin tümü. : GENOM
Bir caz üslubu (1940’larda ortaya çıktı).OP
Bir cila türü.:POLYESTER
Bir cila.:SAYKAL
Bir cins antibiyotik.:KANAMİSİN
Bir cins av köpeği.: ZAĞAR
Bir cins bamya. : OKRA
Bir cins baykuş. : YAPALAK
Bir cins börülce. : MAŞ
Bir cins büyük ve zehirli örümcek. : KUNTA
Bir cins çıralı tahta.:ÇİĞDENE
Bir cins doğan. : ZAĞANOS
Bir cins döşemelik kumaş. : ÇATMA
Bir cins fasulye.:ANAPA
Bir cins güvercin. : PAL
Bir cins ince şık dokunmuş patiska. : NANSUK
Bir cins iri yengeç.:PAVURYA
Bir cins karides.:TEKE
Bir cins kertenkele.:AGAMA
Bir cins kertenkele.:GEKO
Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:KALEMBEK
Bir cins koyun. : DALABA
Bir cins küçük taneli muşmula.:EZGİL
Bir cins mantar.:AMANİTA
Bir cins mimoza:. AMBERAĞACI
Bir cins orkide. : ADA
Bir cins pamuklu kumaş. : KALİKO
Bir cins papağan. : LORİ
Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA
Bir cins pasta.:EKLER
Bir cins portakal. : NAVEL
Bir cins reçine kullanılarak cilalanmış mobilyalar için kullanılan sözcük. : LAKE
Bir cins reçine. : LAKA
Bir cins serçe. : LOKRA
Bir cins sülün. : TURAÇ
Bir cins tafta.:LUİZİN
Bir cins taze fasulye.:ANAPA
Bir cins termometre.:REOMÜR
Bir cins tüylü av köpeği. : BARAK
Bir cins yaban kedisi.:GAPAR
Bir cins sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ
Bir cins yumuşak ve ince gömleklik bez. : PENBEZAR
Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi.ASARNA
Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM
Bir cismin ışığını yansıtma gücü.:ALBEDO
Bir cismin titreşiminden çıkan ses.:TINI
Bir çağrıyı yerine getirme.:İCABET
Bir çakıl taşı türü.REŞ
Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkartmak amacıyla yazılmış orkestra eşliğinde seslendirilen sonat formundaki müzik eseri. :KONÇERTO
Bir çalgıyı doğru ses vermesi için ayarlama.:AKORT
Bir çalışmaya yardım sağlamak içingenellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.:KERMES
Bir çekim aygıtına takılan ve görüntüleri sınırlamayakimi zamanda ayarlamaya yarayan düzenek. :VİZÖR
Bir çeşit acı bira. : BİTTER
Bir çeşit açılır kapanır perde. : STOR
Bir çeşit balık ağı. : IRIP
Bir çeşit beyaz buğday.:AKSARKAN
Bir çeşit börülce. : MAŞ
Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.:KUNDA
Bir çeşit çevirme ağı.ARABAT
Bir çeşit çörek. : KETE
Bir çeşit eğri testere.:MUŞER
Bir çeşit ekşi üzüm.:ACIKARA
Bir çeşit erkek şalvarı.:ÇAKŞIR
Bir çeşit gemici düğümü.:ALABORİNA
Bir çeşit hamur yemeği.:PİRUHİ
Bir çeşit ince çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş. : MARKİZET
Bir çeşit ipek kumaş.:KEMHA
Bir çeşit iskambil oyunu. : BLUM
Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN
Bir çeşit kekik. : ZAHTER
Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE
Bir çeşit koyun. : DALABA
Bir çeşit küçük atmaca.:CURA
Bir çeşit küçük sinek. :MUCUK
Bir çeşit Leh dansı veya bu dansın müziği.:MAZURKA
Bir çeşit pamuk ipliği.:FİLDEKOZ
Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA
Bir çeşit papağan.:LORİ
Bir çeşit parlak ipekli kumaş. : SİRESATEN
Bir çeşit pelte.: PALUZE
Bir çeşit sertçeince yünlü kumaş.:SOF
Bir çeşit telli bürümcük. : ŞİP
Bir çeşit testere. : MUŞER
Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA
Bir çeşit uzun rende. : KÜSTERE
Bir çeşit üzüm.İMYAT
Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad. : DUKA
Bir çeşit yanardağ kütlesi : BAZALT
Bir çeşit yassı ekmek.AYAMA
Bir çeşit yumurtalı ve hafif hamur tatlısı. : MAFİŞ:MAMİŞ
Bir çeşit yüksekçe komodin.:TIRNAK
Bir çiçek adı.:FULYA
Bir çiçek tepeciğinin başka bir çiçek tozu ile tozlanması.:ALOGAMİ
Bir çiçek. : PAŞAÇADIRI : KALA
Bir çift at tarafından çekilenüstü kapalıyaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:KAROÇA:KARUÇA
Bir çifte kürekli küçük patalya. : DİNGİ
Bir çocuk oyunu. : KUKA – ¤¤¤¤EK - UZUNEŞEK
Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:UHLAN
Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyentavşan iriliğinde memeli bir hayvan.AMAN
Bir çok bitkisel maddede bulunanderi tabaklamadahekimlikte kullanılantadı buruk madde.:TANEN
Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiştatlıbir tür şarap.:VERMUT
Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES
Bir çok ipin örülmesiyle oluşturulanbalıkçılıkta kullanılan halat. :YOMA
Bir çok kezçok defa.:KERRAT
Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiirşarkı. : LİED
Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA
Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:YİSA
Bir çok konuda bilgisi olan kimse.:KIRKAMBAR
Bir çok kuşağı kapsayan ve bir romandafilmde yada televizyon dizisinde anlatılan bir tür aile destanı.:SAGA
Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucukolayca alev alıreter kokusunda bir sıvı.:ASETON
Bir çok ortaklığın hisse senetlerini elinde bulundurarak onları denetimi altında tutan sermaye yatırım ortaklığıana ortaklık.:HOLDİNG
Bir çok ülkede kuruntustres ve uykusuzluk ilacı olarak kullanılan bir cins karabiber.:KAVA
Bir çömleğin içine konmuş manileri çekerek ve yorumlayarak bakılan bir fal.:MANTIVAR
Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon.:KATYON:ARTIN
Bir çuha türü.ARAK
Bir çuval türü.:TELİS
Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.:AKLAN
Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi.:RADYAN
Bir dairenin düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim.:TOR
Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK : ÇOTANAK
Bir dalganın genlikevre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:MODÜLASYON
Bir damla gözyaşı.EMA
Bir dans türü.:EKAR
Bir dansı veya oyunu oluşturan ölçülü adımlarla beliren zincirleme hareketlerden her biri.:FİGÜR
Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:İLAM
Bir deney hayvanıhint domuzu.:KOBAY
Bir deniz aracının yanaşmış olduğu yerden açılması.:AVARA
Bir deniz böceği türü.:PAVURYA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:ABORDA
Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:AVARYA
Bir derebeyin himayesine girip kendini onun hizmetine adayan kimse.:VASAL
Bir derebeyinin hizmetindeki savaşçı.:SAMURAY
Bir deste (52’lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:KİNG
Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı.:MEMORANDUM
Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş başka bir devlete ait arazi.:ANKLAV
Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. : TROYKA
Bir devredeki elektrik akımını açıp kapama veya değiştirme işini yapan araç.:ŞALTER
Bir dik üçgende hipotenüsün karesinin dik kenarların kareleri toplamına eşit olduğunu kanıtlayan teorem.:EŞEK DAVASI
Bir dik üçgendedik açının karşısında bulunan kenar.:HİPOTENÜS
Bir dilde var olan sözcüklere benzetilerek yapılmış yeni sözcük.:NEOLOJİZM
Bir dilde yeni sözcükler kullanma. : NEOLOJİ
Bir dildeki kelimelerin başka bir dilin alfabesi ile veya belirli işaretlerle yazılmasıyazı çevrimi.:TRANSKRİPSİYON
Bir dildeki sözcüklerin hem biçimsel hem anlamsal tarihini ele alan dilbilim dalı.:ETİMOLOJİ
Bir dilden başka bir dile olduğu gibi çevrilen deyim. : KALK
Bir dileği yerine getirme.:İSAF
Bir dilin söz varlığı. : VOKABÜLER
Bir dilin tarihselbölgeselsiyasal sebeplerden dolayı sesyapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan koludiyalekt.:LEHÇE
Bir dine bir görüşe bir örgüte aşırı tutkuyla bağlı olan kişi. : FANATİK
Bir diniözellikle Hıristiyanlığı yaymaya çalışan gönüllü.:MİSYONER
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. : AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü veya bunları toplayan kitap.:AKAİT
Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika’ya özgü bir çalgı. : MBİRA
Bir doğrultuyu dereceli bir çember üstünde işaretleyerek belirleme olanağı veren cetvel türü. : ALİDAT
Bir dokunun sertleşmesi.:SKLEROZ
Bir dolap kapağını kapalı tutmaya yarayan bilyeli yada küçük tekerlekli düzendolap stoperi.:ÇITÇIT
Bir domates türü. :KAVATA
Bir dönem Fransızca sözcüklerle konuşmaya özenen çevrelerde memnun oldumtanıştığımıza sevindim anlamında kullanılan bir sözcük.:ANŞANTE
Bir dövizmenkul değermal veya üretim faktörü gibi ekonomik varlığın aynı andaki fiyat farklılığından kar sağlamak üzere eş anlı olarak alınıp satılması şeklinde yapılan işlemler.:ARBİTRAJ
Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. : REDE
Bir duvarın başını ya da iki duvarın köşesini oluşturan gömme ayak. : ANTA
Bir duygu veya inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçme durumu.:CEZBE
Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT
Bir düşünce biçiminin yazılı ve sözlü anlatımı.:SÖYLEM
Bir düşünceyebir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyenbağnaz.:MUTASSIP
Bir düşünceyi belirtmekteki kesinlik.:İKANİYE
Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY
Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:HİPERBOL
Bir edebiyat yapıtında duygu tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse. : KARAKTER
Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası. : KİRİŞ
Bir ekin hastalığı. : RASTIK
Bir ekmeklik hamur topağı. : PAZI
Bir elbisenin omuz ile göğüs arasına eklenen parçası.:ROBA
Bir elçinin bir ülkeye atanmadan önce o ülkeden istenilen uygun görme yazısı. : AGREMAN
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.: RESEPTÖR
Bir elektrik akımının yönünü değiştirmeye yarayan araç.:KOMÜTATÖR
Bir elektrik devresindeki akımıbaşka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt.değiştirgeç. : RÖLE
Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER
Bir elektroliz aygıtında eksi kutup. : KATOT
Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot. : DİNOT
Bir elma türü. : APİ
Bir engelle karşılaşan su veya hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak ya

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #3 : 10 Nisan 2012, 10:16:33 »
C

C vitamini eksikliğinden meydana gelen ve güçsüzlükzayıflıkdiş etlerinde iltihaplanmakanama gibi belirtilerle kendisini gösteren bir hastalık türü.:İSKORBÜT
C vitaminince zengin bir meyve. : KARAMBOL
Caddelerde kutlama için kurulan süsler. :TAK
Cahiliye devri Arap şairi.:NABİGA
Cahillerbilgisizler.:CÜHELA
Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Bir büyük boşlukta bozuldu büyü” dizesindeki “b” harflerinde olduğu gibişiirde aynı sesin sık yinelenmesiyle elde edilen ahenge verilen ad. : ALİTERASYON
Cam üretiminde ve sanayide kullanılan soda külü.:TRONA
Cam veya toprak bilyelerle oynanan bir çocuk oyunu ve bu oyundaki bilyelerin her biri.:CİCOZ
Cam. Medrese han saray gibi yapılarda kapının yanlarında bulunan taş ya da ahşap seki.:MASTABA
Camkristal. : MİNA
Camporselen vs maddelerden yapılmış eşya.:ZÜCCACİYE
Camsedeftaş v.v den yapılmış renkli süs tanesi.ONCUK
Cambaz.:AKROBAT
Cami hademesi.Cami ve mescitlerde temizlikle görevli kimse.Mütevelli.: KAYYUM:KAYYIM
Camimedresehansaray gibi yapılarda kapının yanlarında bulunan taş yada ahşap seki.:MASTABA
Camitürbe gibi yerlerde tavana asılan büyük kandil. :NECEFE
Camitürbetekke bahçesinde bulunan etrafı çevrili mezar.:HAZİRE
Camide namaza kalkmak için okunan dua. Farz namazından önce okunan özel dinsel sözler.:KAMET
Camide verilen ders.ERSİAM
Camilerde kuran okunurken hafızların da karşılıklı olarak ezbere kuran okumaları. :MUKABELE
Camilerde iç avluda yer alanhavuz biçiminde bir haznenin çevresinde bulunan musluklardan oluşanüstü kapalı yada açık çeşme. : ŞADIRVAN
Camilerde parmaklıklarla çevrilmiş yer.:MAKSURE
Camilerin girişinde ayakkabı konulan yer. : PAŞMAKLIK
Camlaşmışcamsı.:VİTRİFİYE
Camlı taraça.:VERANDA
Can ve mal güvenliğinin olduğu hakkında düşmana verilen söz ya da işaret. : EMAN
Can Yücel’in bir şiir kitabı. : ALAVARA
Can Yücel’inDeniz Gezmiş’i anlattığı ünlü şiiri.:MARENOSTRUM
Can. : ANİMA
Cana yakın uysalsevimli. : MUNİS
Canavar balığı da denilen bir cins köpekbalığı.:HARHARYAS
Candaniçtenihlaslı.:MUTTAKİ
Canfese benzeyen bir tür ipekli kumaş.:MANTİN
Canını verircesineözveriyle.:CANSİPARANE
Cankurtaran sandalı.:FİLİKA
Canlandırıcı. : ANİMATÖR
Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.:PİGMENT
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi koşulların tümü.:ORTAM
Canlı olmayan cisim.:CİRİM
Canlı organizmada yada canlı hücrelerde hareketienerjiyi sağlamak için oluşanbiyolojik ve kimyasal değişimlerin bütünü.:METABOLİZMA
Canlı organizmalarda görülen zehir.:TOKSİN
Canlı organizmaların hücrelerinin çekirdeklerinde bulunan ve kromatin ipliklerinin parçalara ayrılmasıyla oluşan cisim.:KROMOZOM
Canlı renkleri olan bir cins papağan.:LORİ
Canlı tempolu bir Latin dansı ve müziği. : SALSA
Canlı topluluklarını ve bunların içinde yaşadıkları ortamı kapsayan bütün.:EKOSİSTEM
Canlı yapılarda görülen yenilenme.:REJENERASYON
Canlı parlak ve koyu pembe renk. : FUŞYA
Canlıhareketli.:CEVVAL
Canlıneşeli ve sokulgan.:CİVELEK
Canlılarda bütün hücrelerde bulunan ve kalıtsal bilgiyi yapısındaki genlerle taşıyan ipliksi mikroskobik yapı.:KROMOZOM
Canlılarda dokularda yer alanvücudun sıvı dengesinin korunmasını sağlayanbakteri ve yabancı hücreleri dokulardan uzaklaştıran renksiz sıvı.:LENF
Canlılarda ve makinelerde kontroliletişim ve işleyişi inceleyen bilim.:SİBERNETİK
Canlıları benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandıran bilim. : TAKSONOMİ
Canlıların aralarındaki bağlantıları ve ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen biyoloji dalı.:EKOLOJİ
Canlıların bölümlenmesinde dalların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. : FİLUM
Canlıların hücredoku ve organlarının görevlerini ve bu görevlerin nasıl yerine geldiklerini inceleyen bilim dalı. : FİZYOLOJİ
Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey ya da yeni bireylerin tümü. : DÖL
Canlılığı kalmamışhalsiz.:ÖLÜK
Cansız olan.: İNORGANİK
Cansız şeyler.:ECRAM
Cansız varlıklar.:CEMADAT
Cansız. : CAMİT
Cariye.:HALAYIK
Carlo Gossi’nin bir komedyası.:TURANDOT
Casus. : ÇAŞIT
Cava adası yerlilerince silahların ucuna sürülen çok güçlü bitkisel zehir.:UPAS
Cava ve Bali adalarına özgü vurmalı çalgılardan oluşan orkestra. : GAMELAN
Cava ve Bali gibi Endonezya adalarından biri.(Eski adı Selebes). : SULAWESİ
Cava yerlilerinin silahlarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : UPAS
Caynacılıkta temel erdembütün davranışların değer ölçütü. : AHİMSA
Caz müziği çalan orkestra.:CAZBANT
Caz müziğinde kullanılan ve elle vurularak çalınan yan yana iliştirilmiş iki küçük davul. : BONGO
Cazibe. : ALBENİ
Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik.:PARAMETRE
Cebire.:ATEL
Cebirsel sayılar ve matematiksel mekanik alanındaki çalışmalarıyla uluslar arası bir üne sahip olan matematikçimiz.:CAHİT ARF
Cehennem bekçisi.:ZEBANİ
Cehennem korkusu.STYGİOFOBİ
Cehennem zebanisi. :ATEŞİ
Cehennem.: TAMU
CehenneminGayya kuyusunun da bulunduğu beşinci katı.:HUTAME
Celbedençeken.:CALİP
Cem Sultan’a Avrupalılarca verilen ad.:ZİZİM
Cem Sultan’ın annesi.:ÇİÇEK HATUN
Cemal Nadir’in yarattığı bir karikatür tipi ve çıkardığı mizah dergisinin adı.: AMCABEY
Cemal Süreya’nın şiir kitabı.: SICAK NAL
Cenaze namazı kılmak için veya bayram ve Cuma namazına cemaati çağırmak için minarelerde okunan duaçağrı ezanı.:SALA.: SELA
Cendere. : PRES.:SIKMAÇ
Cengiz Han’ın annesinin adı. : ULUNEKE
Cengiz Han’ın oğullarından biri. : TULUYHAN
Cennet ile cehennem arası. : ARAF
Cennet kuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi. : STARLİÇE
Cennet. : ADEN : UÇMAKEHİŞT:FİRDEVS
Cennetlik. : NACİ
Cennette bulunduğuna inanılan kutsal ırmakhavuz veya çeşme.:KEVSER
Cennette bulunduğuna inanılan kutsal su. : KEVSER
Cennetteki iki melekten biri. : RIDVAN
Cep telefonu ile gönderilen kısa mesajlara verilen ad.:SMS
Cephe.:CENAH
Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi.: GAZEKİ
Cerrahi aletler bilgisi. : ASİDOLOJİ
Cerrahide marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad. : İSPATULA
Cerrahide berenin eş anlamlısı.:EKİMOZ
Cerrahide kemikleri delmeye yarayan alet.:TREPAN
Cesar Zavattini’nin senaryosunu yazıpVittoria deSica’nın yönettiği gerçekçilik akımının en önemli filmlerinden biri.İSİKLET HIRSIZLARI
Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi. : TERİYE
Cesur bir anlatımla işlediği sol görüşlü duvar resimleriyle tanınan Meksikalı ressam.İEGORİVERA
Cesurkorkusuz.:SERBAZ
Cevap veremez duruma getirmesusturma.:İLZAM
Cevat Şakir Kabaağaçlı. : HALİKARNAS BALIKÇISI
Cevhermücevher.:GÜHER
Cevher.:TÖZ
Ceviz veya badem içi.:ÇİĞE
Ceviz. : KOZ
Cevizin dışını saran etli yeşil kabuk.:GÖVEK
Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı.Ceviz kabuğu lekesi: TETİR
Cevizli sucuk. : KÖME.:ORCİK
Ceylan derisi.: RAK
Ceylan yavrusu.:YAFUR
Ceylan. : AHU : GAZAL : CEREN
Ceylanın göbeğindeki bir keseden çıkarılan güzel koku.:NAFE
Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.:PATRONAJ
Cezalandırma.:TECZİYE
Cezayir Kurtuluş Savaşı’nda Fransa saflarında yer alan Cezayirlilere verilen ad. : HARKİLER
Cezayir menekşesi de denilenpembe yada beyaz renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.:ROZET
Cezayir sahrasında vahalar dizisi.:RİR
CezayirLibya ve Mali’nin bazı bölgelerinin de içinde olduğu geniş bir alanda yaşayan ve Berberi dillerinden birini konuşan halk.:TUAREGLER
Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. : RAİ
Cezayir’in para birimi. : DİNAR
Cılız zayıf. : İNEZE
Cılızzayıfhastalıklı. : ALGIN
Cılızzayıfsıska.:KURGAZ
Cıva bileşimlerindenhekimlikte kullanılan zehirli bir madde.:KALOMEL
Cıva ile klorun bileşimi olan çok zehirli beyaz bir toz..:AKSÜLÜMEN
Cıva sülfür bileşimli bir mineral.:ZENOBER
Cıva ve klorun bileşimi olan çok zehirli bir toz. : AKSÜLÜMEN
Cıva yerine bir maden kutu kullanmak temeline dayanan kadranlı barometre. :ANEROİT
Cıvata ve somunlardaki yiv. : USKURU
Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak pulmetal parça. : RONDELA
Cıvatanın ucuna geçirileniçi yivli demir başlık.:SOMUN
Cıvık çamurbataklık.:MIRIK
Ciddi bir eseri veya olayı alaya alarak güldürme amacı güden komedi türü.Gülüt. : PARODİ
Ciddi olmayanciddi işlerle uğraşmayan. :YELEME
Ciddi sayılan bir eserin bir bölümünü veya bütününü alaya alarakbiçimini bozmadan ona bambaşka bir özellik vererek biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan gülünç etki yaratan bir oyun türü.:PARODİ
Ciğer yürek ve böbrekle yapılan Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK
Cila olarak kullanılan kimyasal bir madde.:POLYESTER
Cila yapmakta kullanılan bir çeşit reçine. : KOPAL
Cila.:PERDAH
Cilacı.:SAYKAL
Cildi veya saçları güzelleştirmeyediri tutmaya yarayan her türlü kokulu madde.:KOZMETİK
Cilo dağlarında yer alanTürkiye’nin ikinci yüksek doruğu.:REŞKO
Cilt kapakları özel bir düzen ve anahtarla gevşetilip sıkıştırılabilen bir tür defter.:KALAMAZO
Ciltçiliktekitap yapraklarını düzgün tutmaya yarayan ince örülmüş şerit.:ŞİRAZE
Ciltte bulunan gözenekdelikçik.:MESAME
Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntülerkurdeşen.: ÜRTİKER
Cilveli. : FETTAN
Cimripintihasis. :NEKES
Cin ve vermutla yapılan bir içki.:MARTİNİ
Cinayet işlenen yer.:MAKTEL
Cinayet. : KIYA
Cinnetdelirmeçıldırma.:CÜNUN
Cinsel güçsüzlük iktidarsızlık. : ANANET : EMPOTANS
Cinsel içgüdünün belirtilerini gösterenyaşama gücünün bütünü.:LİBİDO
Cinsel ilişkiye girmekten duyulan korku.:EROTOFOBİ
Cinsel uyarılmada ve doyumdaalışılmışın dışında davranışlara ve özel nesnelere zorunluluk duyma.:PARAFİLİ
Cinsel zevkin en yüksek noktası.:ORGAZM
Cinsiyet hücreleri dışındavücut hücrelerinin tümü.:SOMA
Cinsiyet. : EŞEY
Cinsiyetin belirmesinde temel rol oynayan özel kromozom.:ALAZOM
Ciran da denilen ve sığ denizlerde yaşayan bir balık.:GÜLARYA
Cisimlerin hareketlerini yörüngehız ve ivme gibi konular bakımından inceleyen mekanik kolu.:KİNEMATİK
Cisimlerin yüzeyindeki küçük oyuk ve çentik.:KERTİK
Civanperçemi bitkisinin yalnızca Uludağ’da yetişen beyaz çiçekli bir türü.:EBÜLMÜLÜK
Civcivlikten çıkıp yenilebilecek hale gelmiş tavuk.:FERE
Cokeylerin giydiği bir tür başlık.: TOK
Coşkulu parça.:AGİTATO
Coşkun esinle dolu. : LİRİK
Coşkunlukcoşma.:CUŞİŞ
Coşma.:GALEYAN
Cömertbonkör.:ELİSELEK
Cömertdost. : AHİ: AKA
Cömerteli açık.:CEVAT
Cuma ve bayram namazı kılınmayan minaresiz küçük cami.:MESCİT
Cumba gibi şeylerin altına konulan eğri ağaç.:PARAÇOL
Cumba.:SAHNİŞİN
Cumhuriyet altını.:SİKKE
Cümle bilgisi.:NAHİV.: SENTAKS
Cüruf.: DIŞIK
Cüzam hastalığına tutulmuş olan kimse.:MİSKİN
Cüzam.:LEPRA
Cüzamlı. : ALATEN
Cüzi kısmi. :TİKEL

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #4 : 10 Nisan 2012, 10:17:01 »
Ç

Çabaçabalama.:CEHT
Çabucak göndermeacele yollama.:İTARE
Çabuk anlama ve kavramazeyreklik.:ZEKAVET
Çabuk aşınmalarını önlemek için ayakkabıların ökçesine çakılan küçük demir parçası.:NALÇA
Çabuk davranan.:CEVVAL
Çabuk ilerleyen hastalıklar için kullanılan sözcük.:İVEGEN
Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF
Çabuk ve kolay aldatılan kimse.:ALDANÇ
Çabuk yol alanhızlı giden.:YÜRÜK
Çabukluk hız sürat : İVİNTİ
Çaça da denilen bir balık.:PLATİKA
Çad’ın eski başkenti.:NİCAMENA
Çadır kümeleri. : ASARİM
Çadır uşağışeytan tersi ağacı gibi bitkilerden elde edilen bir zamk.:KASNI
Çadırkanepe örtüsü gibi kumaştan şeylerin yere sarkan kısmı.:ETEK
Çadırcı.:HAYYAM
Çağan Irmak’ın bir filmi.ABAM VE OĞLUM:MUSTAFA HAKKINDA HERŞEY:ULAK
Çağdaş tiyatrodahareketli ve duygusal olaylara dayalı bir oyun türü.:MELODRAM
Çağdaş. : MUASIR
Çağı geçmiş.:ANAKRONİK
Çağlar devirler. : EDVAR
Çağrı kağıdıçağrılıkdavetiye. :OKUNTU
Çakala benzer yabanıl bir hayvan.:KARAKULAK
Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN
Çakırkanatçamurcuncüre gibi adlar da verilenkanatları mavi hareli ördek türü.:EĞRİKOCA
Çalgı ağızlığı ile pistonu olanboyundan geçirilerek tutulançember biçimliüflemeli bakır çalgı.:HELİKON
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın.:ÇENGİ
Çalgı yada ses için bestelenmişserbest biçimde parça.:KAPRİÇYO
Çalgıcılara verilen bahşiş.:ALATURA
Çalgıçmızrap.:PENA
Çalgıçmızrap.:TEZENE
Çalgılı meyhane. : TAVERNA
Çalgılı toplantı eğlenti. : HINDIM
Çalı bahçe duvarı. : ÇİT
Çalı çırpıdan yapılmış kulübe.:ALACIK
Çalım.:AFRATAFRA
Çalıntı;kaynak gösterilmeden başkasının yapıtından alınan parça;başkasına ait bir telifibir güzel sanat eserini kendisine mal etmek.:İNTİHAL
Çalışan gayret eden. : SAİ
Çalışançaba gösteren.:CAHİT
Çalışkan.:HAMARAT
Çalışma ilkesi ses ötesi dalgaların yansımasına dayanan ve akustik işaretlerin denizde yayılmasıyla algılamada ölçmede ve iletişim kurmada kullanılan dinleme aygıtı. : SONAR
Çalışma. : SAY
Çalışmalarında duvar süslemeciliğine önem vermiş 1936 doğumlu ressamımız. : EROL ETİ
Çalma hırsızlık.: SİRKAT
Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara soymuk. : YALAMUK : ZAVİL
Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK
Çam kozalağı yada meyve toplamak için dalları eğmeye yarayan ucu çengelli ağaç.:KEĞE
Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA
Çamardıçladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR : İBRE
Çamaşır leğeni.:TEŞT
Çamaşır tokmağı.:TOKAÇ
Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ
Çamaşırcı ayı denilen kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN
Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK
Çamgillerdenyüksek bölgelerde yetişeniğne yaprakları kısayassı olanreçineli ve kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR
Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ
Çamurcıvık.:LAY
Çamurcuneğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT
Çan çıngırak. : DERA
Çanakkale Boğazı açıklarında 1942 de batan ve 39 kişilik mürettebatının tümü ölen Türk denizaltısı.:ATILAY
Çanakkale Boğazı’nda pek çok deniz kazasının meydana geldiği bir burun.: NARA
Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND
Çanakkale ilinde antik bir kent. : PEKOTE
Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS
Çanakkale savaşlarında döktüğü mayınlarla üç düşman zırhlısının batmasını sağlayan gemimiz.:NUSRAT
Çanakkale yakınında antik bir kent.:ABİDOS
Çanakkale yöresine özgüçeşitli sebzelerle hazırlanan türlü yemeği.:ŞARAŞURA
Çanakkale’de tarihi bir kaplıca.:KESTANBOLU
Çanakkale’nin Çan ilçesinde bir kaplıca.:TERZİALANI
Çanakkale’nin Çan ilçesine bağlı bir bucak.:ETİLİ
Çanakkale’nin eski adı.:MADYTOS
Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU.:KESTANBOL
Çankırı yöresine özgü bir tür mantı. : PİRHOY
Çankırı’nın Çerkeş ilçesinde bir kaplıca.:KÖS
Çanlar Kimin için Çalıyor Güneş de Doğar İhtiyar Balıkçı gibi romanlarıyla tanınmış Amerikalı yazar. : ERNEST HEMİNGWAY
Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA
Çantaeldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA
Çapı boyuna göre küçük silindir biçiminde bir tür puro.:PANATELA
Çapkın.:HOVARDA
Çapraz düğmeliipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN
Çaprazdolaşık yol.:LAMELİF
Çarçabukanında.:ALAMİNÜT
Çaresizlikmecburiyetzorunluluk. : ISTIRAR
Çarkıfelek bitkisinin tadı kavuna benzeyen meyvesi. : GRENADİLLO
Çarlık Rusya’sında devrimci eylemlere karşı kurulmuş gizli polis örgütü.:OHRANKA
Çarlık Rusya’sında imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülklere verilen ad.:UDEL
Çarlık Rusya’sında prenslere verilen unvan.:GRANDÜK
Çarlık Rusya’sında soylu yada derebeyi.ARİNOYAR
Çarlık Rusya’sında zengin köylülere verilen ad.:KULAK
Çarlık zamanında Rus parlamentosuna verilen ad. : DUMA
Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS
Çarmıkların halat basamakları.:ISKALARYA
Çarpan balığı. : TRAKUNYA
Çarpıkeğri ağız. : YILIK
Çarpık.:ÇALIK
Çarşıyapazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE
Çatal bıçak takımı yapmakta kullanılan gümüşlü alaşım. : ALFENİT
Çatı kirişi olarak kullanılan ve kiremitlerin altına döşenen ince tahta padavra. : BALAR
Çatı kirişinin yanı.:PALALIK
Çatıdam.:RUF:ROOF
Çatışkı.:ANTİNOMİ
Çavuşkuşuhüthüt.:İBİBİK
Çavuşkuşuibibik gibi adlar da verilen bir kuş.:TARAKÇIN
Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK
Çaygillerdenbüyük beyaz pembe veya kırmızı renkte çiçekler açandayanıklı yapraklı bir bitki türüJapon gülüÇin gülü.:KAMELYA
Çayısoğanı ve tavşanı vardır.:ADA
Çayırlarda yetişen ve hayvanlara yedirilen küçük bir bitki.:NARDİN
Çaykovski’ nin bir bale müziği. : FINDIKKIRAN
Çaykovski’nin son yapıtı olan opera.:YOLANTA
Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad. : İÇKERİYA
Çek Cumhuriyetinde tarihi bir bölge.:MORAVYA
Çek Cumhuriyetinin plaka işareti.:CZ
Çek kronu ile Slovak kronunun kendi dillerindeki adı. Kuron. : KORUN
Çek para birimi.:KRON
Çekici.:CALİP
Çekik karınlı bir köpek cinsi.:TAZI
Çekilen cezalarişkenceler.:UKUBAT
Çekilerek balık avlamaya yarayangenellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA
Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:POLAROİT
Çekingen.:MUHTERİZ
Çekinik. : RESESİF
Çekinme razı olmama. : İBA
Çekinmesakınmakorku.:PERVA
Çekinmeden.İPERVA
Çekişme.:CİDAL
Çekiştirmegıybet. : KOV
Çekmeçekiliş.:KEŞİDE
Çekmecelerine çamaşır konulan dolap.:ŞİFONİYER
Çektiri devrinde Osmanlı donanmasında kullanılan kadırga cinsinden bir savaş gemisi türü.AŞTARDA
Çelik çomak oyununa ve bu oyunda kullanılan değneğe verilen ad. : MET
Çelik lamalarla yapılmış bir çerçeve üzerinde dikilen bol ve geniş kadın etekliği.:KRİNOLİN
Çelik. : PULAT
Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM
Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA
Çelişki. : TENAKUZ
Çello’da denilen telli bir çalgı. :VİYOLONSEL
Çember biçimindetellerden yapılmatorbaya benzerbüyük gözlü ağ.:APOŞİ
Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.ALYA
Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ
Çemen otu.:POY
Çene altıgerdan.:GIDIK
Çene altı.:SAKAK
Çene altından bağlanan başörtüsü. : ÇELGİ
Çene yada yanak çukuru.:GAMZE
Çene yarıştırma. : TALK-SHOW
Çenesi düşük.:ÇALÇENE
Çepeçevre.:FIRDOLAYI
Çeperzar.:CİDAR
Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK
Çerkez mutfağına özgü içine patates konularak yapılan bir tür gözleme. : VELİBAH
Çerkez mutfağına özgübir tür patatesli gözleme.:VELİBAH
Çerkezlerin ulusal destanı. : NART
Çeşitleme.:VARYASYON
Çeşitler.:ENVA
Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi. :NOTER
Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı. : ARROYO
Çeşitli malzemelerin yada ayrı cinsten nesnelerin bir araya getirildiği üç boyutlu sanat yapıtı. :ASAMBLAJ
Çeşitli acıbakla türlerinden elde edilen zehirli bir alkoloit. : LUPANİN
Çeşitli ağaçların sütünden elde edilerek kablo yapımında ve dişçilikte kullanılan kauçuğa benzer madde.:GÜTAPERKA
Çeşitli amaçlarla kullanmak için tel yada halattan örülerek yapılmış ağ.:ŞİPKA
Çeşitli beden hareketleri yapmaya elverişli yükseklikteiki ayak üzerine tutturulmuş çubuklu jimnastik aracı.ARFİKS
Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya plastik kıskaç.:PENSE
Çeşitli bitkilerden elde edilen bir tür yumuşak reçine.:ELEMİ
Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN
Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ
Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri. : KABARE
Çeşitli hayvanlarda görüleninsana bulaşanbulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli bir hastalık türü.:ŞARBON
Çeşitli kumaşlardan yapılaniçerisine battaniyeyorgan vs eşya konulan özel çanta.:HURÇ
Çeşitli maddelerden yapılan heykelvazo gibi zarif küçük süs eşyası.İBLO
Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürünlere verilen ad. :KOLAJ
Çeşitli malzemelerin yada ayrı cinsten nesnelerin bir araya getirildiği üç boyutlu sanat yapıtı.:ASAMBLAJ
Çeşitli palmiye ağaçlarından elde edilen bir tür yağ.:PALM
Çeşitli sebzelerin yağda soğanla kavrulmasıyla yapılan yemek.İBLE
Çeşitli sıvıları taşımakta kullanılan silindir biçimindemetalden yapılmış büyük kap.:GALON
Çeşitli tahıl karışığı.:ÇEVRİNTİ
Çeşitli uluslardan kimseleri barındıraniçinde bulunduran.:KOZMOPOLİT
Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO
Çeşitli yüksekliklerdeki havuzların birinden öbürüne akan küçük çağlayan.:KASKAT
Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ
Çeşme zıvanası. : MASURA
Çeşmemusluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK
Çete.:GANG
Çevre kirliliğinin yol açtığı sorunları inceleyen bilim dalı. : MOLİSMOLOJİ
Çevre.:ETRAF
Çevreci yeşil barış örgütü.(Kuruluşu:1971).:GREEN PEACE
Çevresi duvar yada çitle çevrilmiş küçük bahçe.:ÇEVİRME
Çevresine göre alçakta bulunan.:İNGİN
Çevresini sardığı motife kabartma havasını vermeye yarayan bir tür fisto.RODE
Çevrili girinti. : ALKOV
Çığlık.:VAVEYLA
Çıkarı için hileye başvuran kimsedalavereci.:AFERİST
Çıkarım.:TASIM
Çıkarına göre hareket edenvurguncudalavereci kimse.:AFERİST
Çıkarmauzaklaştırma.:TART
Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN
Çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı.:LABİRENT
Çıkış yeri kaynak köken. : ORİJİN
Çıkış yeriçıkak.:MAHREÇ
Çıkmaçıkışgüç.:HURUÇ
Çıkmaileri gelme.:NEŞET
Çıkmameydana gelme.:NEŞET
Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.OCURGAT
Çıkrıkçı çarkı.:TARTURA
Çılgın Nar Ağacı” “Görünmez Bir Nisan Ayının Günlüğü” gibi kitapları dilimize de çevrilen ve 1979’da Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Yunan şair. : ELİTİS
Çılgın divane. : ŞEYDA
Çılgınca ve aşırı eğlence toplu ¤¤¤¤. : ORJİ
Çılgınca ve aşırı eğlencetoplu ¤¤¤¤.:ORJİ
Çınarmeşepalamut gibi ağaçların meyvesi.:PELİT
Çıntar da denilen ve yenilen bir mantar cinsi.:GÖBELEK
Çıplak toprak..Kel. : DAZ
Çıplak ve Ölü Geyikli Park Celladın Şarkısı Sert Erkekler Dans Etmez gibi romanlarıyla tanınmış Amerikalı yazar. : NORMAN MAİLER
Çıplaktüysüz.:CAVLAK
Çıplak. : ÜRYAN
Çırak.Öğrenci.: ŞAKİRT
Çırılçıplak.:CASCAVLAK
Çırpılmış yumurtayla sade olarak yapılabilen veya içine peynirkıyma vs katılarak tavada pişirilen bir yemek türüomlet.:KAYGANA
Çıtçıt.:FERMEJÜP
Çiçeğiterazisi ve böreği vardır.:SU
Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ
Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR
Çiçek demeti. : BUKET
Çiçek tozu. : POLEN : TAL
Çiçek tozu.:TAL
Çiçek yada yaprak işlemeli süs. : KIRLENT
Çiçek yetiştirilen veya konulan bir sandığı taşıyan süslü mobilya.:JARDİNİYER
Çiçek. : ŞÜKUFE
Çiçekleri halk hekimliğinde kullanılançalı görünümlü bir bitki.:AYVADANA
Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitkisığırdili.:HODAN
Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN
Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS
Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. : SPOR
Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE
Çift atlı binek arabası. : KAROÇA
Çift direkli ve yelkenli bir gemi.:KEÇ
Çift düğmeli ceketmanto veya elbise.:KRUVAZE
Çift halkalı bir düğümle bağlanan ve iki kanadı serbestçe sarkan geniş kravat.:LAVALİYER
Çift motorlu bir uçak türü.:KARAVEL
Çift öküzlerini yürütmek için kullanılanucuna sivri demir çivi çakılmış uzun değnekgönder.:ÜVENDİRE
Çift sürmede kullanılan yardımcı hayvan.:ÇIVGAR
Çifteşikiz.:KOŞA
Çiftçilikte kullanılan bir alet.:GILDIRGIÇ
Çiftçilikte toprağı işleyerek ürüne ortak olan kimse. : MARABA
Çifte demir atıldığında zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan zincir düzeni.:KARAMUSAL
Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak ya da eşek.:GÜRE
Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE
Çiftlik uşağı.:AZAP
Çiftliklerde çalışacak mevsimlik tarım işçilerini toplayanişçilerle çiftlik sahibi arasında aracılık yapan kişi.:ELCİ
Çiğ balık dilimleriyledeniz ürünleriyle v.s. süslenmiş yada yosun yaprağına sarılmış sirkeli pirinç topakçığı.:SUŞİ
Çiğ sütle yoğurt karıştırılarakpişirmeden yapılan bir yiyecek.:KÖREMEZ
Çiğdem. : MAHMUR ÇİÇEĞİ
Çikolata ile yapılan bir çeşit tatlı.:SUP
Çikolataşekersu yada sütle yapılan sıcak içecek.:ŞOKOLA
Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak içinüzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE
Çimenlikbahçe.:ÇEMENZAR
Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkarılan pişirme ürünü.:KLİNKER
Çimentoyla yapılan kalın su borusu.:KÜNK
Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir tür yemek.:UĞUT
Çin ayısı. : PANDA
Çin denizinde ve Hint denizinde görülen güçlü tropikal siklon.:TAYFUN
Çin Devlet görevlisi. : MANDARİN
Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG
Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO
Çin felsefesinde erilgökaydınlıketkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG
Çin filolojisi.:SİNOLOJİ
Çin gongu. : TAMTAM
Çin gülü. : KAMELYA
Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ
Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ
Çin kökenli bol tüylü başı aslan başına benzeyen refakat köpeği. ÇOV-ÇOV
Çin müziğine özgü bir tür flüt.İ
Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA
Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu.Çin satrancı. : GO
ÇinJaponya gibi Uzakdoğu ülkelerindeki tapınaklara verilen ad. :PAGODA
ÇinVietnamMalezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ
Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO
Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG
Çin’in eski para birimi.: TAEL
Çin’in para birimi. : YUAN
Çin’in plakası.:TJ
Çin’in Sinkiang bölgesinde bir göl.:EBİ
Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT
Çingene çadırı.:ÇERGİ
Çingene çocuğu. : ŞOPAR
Çingene.: KIPTİ : ROMAN: ÇİGAN
Çini yada porselen eşyanın sırlama işlemi öncesinde pişirilmesi.:HAMLAMA
Çini yapan usta ve sanatçılara eskiden verilen ad.:KAŞİGER
Çinko banyosu. : GALVANİZ
Çinko bakır ve nikelden yapılan gümüşü andırır bir alaşım.: MAYŞOR. : ALMAN GÜMÜŞÜ
Çinko.:TUTYA
Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür.LEND
Çinli kadınların iki bin yıldır kendi aralarında konuştukları özel dile verilen ad.:NUŞU
Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ
Çipura balığının boyu 10 cm. ye kadar olan gençlerine verilen ad. : LİDAKİ
Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL - TEGAL
Çirkin huy. : ENİR
Çirkin huysuz. Kuru sıska. : KAKNEM
Çirkin kaba. : SAKİL
Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ
Çirozdan büyük uskumru.:LİPARİ
Çirozname adlı şiiriyle tanınmış Fransız şairi. : CROS
Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN
Çit perde. : ÖR
Çit.: ÇEPER
Çit.ARI
Çitlembik ağacına verilen bir başka ad.:MERLENGEÇ: MELENGİÇ
Çitlembik ağacının çiçeği.EDİREN
Çivit rengi.:NİLİ
Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN
Çiy kırağı. : JALE : ŞEBNEM
Çizgi kod;verilerin optik okuyucular tarafından okunabilecek şekilde temsil edilmesini sağlayan bir kod çeşidi;bu kodda değerler değişen kalınlıktaki çubuklarla ifade edilir ve özellikle etiketlememal dökümükitapların kodlanması gibi işlerde kullanılır.ARKOD
Çizgi. : HAT
Çizgileri olan kumaş.: REYE
Çizgilerinyüzeylerinkatı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT
Çizgilerle ilgili olan.:LİNEER
Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE
Çizim yapmak için kullanılan çini mürekkepli kalem.:RAPİDO
Çizme içine konacak biçimde yapılmış küçük kitap. : HUFFİ
Çizmeninpotinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelikten yapılmış parça.:MAHFUZ
Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU
Çoban düdüğümeyhaneci otu gibi adlar da verilen ve kökü halk hekimliğinde kullanılan bir bitki.:AZARON
Çoban düdüğü. : TİKE
Çoban köpeği.:KARABAŞ
Çoban püskülü de denilen süs bitkisidikenli ağaççık. : IŞILGAN
Çoban türküsü. : KAYABAŞI
Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA
Çoban yastığı da denilengri yeşil renkli ve tüylü bir bitki.:PEREN
Çoban yıldızıVenüs.:ÇOLPAN
Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN
Çoban.: RAİ
Çobanaldatan’da denilen bir kuş.:KEÇİSAĞAN
Çobanların çaldığı ıslık.:ASADOLU
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsizkolsuzkeçeden üstlük : KEPENEK
Çocuğu kundaklama. : BELEME
Çocuk eğitmeni. :MÜREBBİYE
Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ
Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE
Çocukbebek.:ÇAĞA
Çocukbilimci.:PEDOLOG
Çocuklar torunlar. : FURU
Çocuklarda kalsiyum ve fosfor eksikliğinden ileri gelen kemik hastalığı.:RAŞİTİZM
Çocuklarda ve yeni yetmelerde görülen kemik uçları hastalığı.EPİFİZİT
Çocuklardakarın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA
Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratıkumacıhayalet.:KARAKONCOLOS
Çoğaltanartıran.:ZAİT
Çoğu çadır bezinden yapılmış güneş ve yağmurdan koruyan perde.:TENTE
Çoğu günlük yaşamdan alınmış esprilere dayalı karikatürleriyle tanınmış1947 doğumlu çizerimiz.:İSMAİL GÜLGEÇ
Çoğu hayvanın kanındaomurgalılarda alyuvarlarda bulunan ve dokulara oksijen taşıyan protein.:HEMOGLOBİN
Çoğu ipek bir çeşit uzunsüslü üst giysisi.:KAFTAN
Çoğu karcığar veya ağırlama makamındakıvrak ve şen oyun havası.:KÖÇEKÇE
Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR
Çoğu zaman romdan ve çeşitli öğelerden yapılan bir içki. : PUNÇ
Çoğulculuk.:PLÜRALİZM
Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER
Çoğunlukla açık renklicamsı saydam ile yarı saydam arası gevrek kristaller halinde bulunan yaygın bir feldspat mineralleri dizisi üyelerinin ortak adı.:PLAJİYOKLAZ
Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan silindir biçimindemetalden büyük kap. : GALON
Çoğunlukla bakırdan yapılmış küçük kova.AKRAÇ
Çoğunlukla bir direklirandası olanince gövdeli hafif bir tür spor yelkenli.:KOTRA
Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.ASKÜL
Çoğunlukla boyacılıkta kullanılanpetrol türevlerinden bir çeşit mineral yağ.:NEFT
Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılanketen veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO
Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösterenkörlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı.:GLAKOM
Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN
Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.:FODLA
Çoğunlukla kağıda kabartmaçukur yada düz bir kalıpla basılan sanatsal resim.:ESTAMP
Çoğunlukla kahverengi demir karbonat bileşimli demir cevheri.:SİDEROZ
Çoğunlukla manzumsonuçta ahlaki bir ders çıkarılan alegorik öykü.:FABL
Çoğunlukla patatesten yapılan bir içki.:ŞNAPS
Çoğunlukla sıcak ülkelerde görülenbir cins sivrisinek aracılığı ile bulaşantene sarı bir renk verenateşli bir hastalık. :SARIHUMMA
Çoğunlukla tatlı sularımızda ve bazı tatlı su göllerimizde yaşayan üç kemikli balık türünün ortak adı.: KEPENEZBALIĞI
Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılaniçinde ızgarası bulunanayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ
Çoğunlukla yumurtalı hamurdan yapılan çubuk.:GRİSSİNİ
Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST
Çok acıklı olay.: HAİLE
Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma.iyi anlamını kullanır gibi görünerek kötüsünü öne çıkarma: CİNAS
Çok aromalı yaprakları baharat olarak kullanılan otsu bir bitki.:SATER
Çok aşağıen alt düzeyde.:EDNA
Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK
Çok bağışlayıcımerhamet eden ve bağışlayan anlamında Allah’ın sıfatlarından biri.:GAFUR
Çok bağışta bulunan” anlamında eski sözcük. : MİNAM
Çok bağnaz bir Musevi topluluğu. : HASİDLER
Çok bantlıduruk imgelerin sıkıştırılarak kodlanması ve yeniden elde edilmesini öngören uluslar arası grafik standardı.:JPEG (Joint Photographies Expert Group)
Çok beyaz.:APAK
Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA
Çok bükümlü iplikle dokunmuş bir çeşit ince kumaş. : KREP
Çok büyükulu.:CELİL
Çok büyükulu.:MECİD
Çok cahilçok bilgisiz olan.:EÇHEL
Çok çirkin ve sakil.:UKUBET
Çok değerli bir akvaryum balığı. : KOİ
Çok derin hissedilen sevgi yada gönül bağı.:GARAM
Çok durgun deniz ve hava.ONAÇA
Çok ekşisertiri çekirdekli bir erik türü.:ÇAKAL ERİĞİ
Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA
Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ
Çok eskiden savaş gemileridaha sonraları uzun yıllar balıkçı tekneleri olarak kullanılan kıç kısmı yuvarlak ahşap tekneler.:GULET
Çok esnek bir kumaş cinsi. : LİKRA
Çok eşlilik.:POLİGAMİ
Çok gizli.:EKTEM
Çok güneş alan yer.:GÜNAÇ:GÜNEÇ
Çok güzel çiçekleri olan zehirli bir bitki.:ZAKKUM
Çok güzel el yazısı yazan sanatçı.:HATTAT
Çok güzelen güzel.:AHSEN
Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT
Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ
Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ
Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA
Çok ince bir yün (kumaş) cinsi. : KAŞMİR
Çok ince gözenekli pamukipek veya sentetik dokumadan yapılmış perde.:TÜL
Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaçpekmez toprağı.:MARN
Çok ince toz tanesi.: TOZAN
Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS
Çok ince ve gözenekli pamukipek veya sentetik dokumadan yapılmış perde.:TÜL
Çok iri bir kertenkele türü. : VARAN
Çok iri ve kaba şey. : LENDUHA
Çok iri ve zehirsiz bir yılan. : BOA
Çok kahredenacımayan.:KAHHAR
Çok karılılık.:POLİJİNİ
Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP
Çok kepekli un. : PASPAL
Çok kocalılık.:POLİANDRİ
Çok kokulu bir tür kahve. : MOKA
Çok kollu çengel.:KAZAYAĞI
Çok küçük doğranmış etdomatesbiber ve soğanın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan yemek.:TANTUNİ
Çok küçük gözlü kimse. :KENEGÖZ
Çok küçük taneli fasulye.:CİLBAN
Çok olma durumuçokluk.:KESRET
Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT
Çok övünen. : FAHUR
Çok özleyeniştiyaklı.:MÜŞTAK
Çok parlak.: BER
Çok pullugümüş renktebeyaz etli bir balık.:KEFAL
Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN
Çok sabırlı.:SABUR
Çok sayıda ekran üstünde aynı anda ya da art arda yapılan görsel-işitsel gösterim.:MÜLTİVİZYON
Çok sayıda kıvrımlı ve derin sel yataklarıyla kesilmiş ve aşındırılmışiç içe geçmiş keskin tepelerden oluşan arazi.:KIRGIBAYIR
Çok sayıda satıcıya karşılık az sayıda alıcının bulunduğu piyasa.:OLİGOPSON
Çok sert bir porfir türü mermer.:SOMAKİ
Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG
Çok seslilik.:POLİFONİK
Çok sevilen kimse ya da şey. : İDOL
Çok sıcak ve kuru bir rüzgar.:FÖN
Çok sık dokulu ve sert bir seramik hamuru türü.:GRE
Çok sıkı kapanan bir fermuar türü.:ZİP
Çok sıkıştırılmaktan yada çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış olan.:TIKIZ
Çok süslü giyinen ve modaya düşkün olan kadın.:KOKET
Çok şey bilenher şeyden anlayan.:HEZARFEN
Çok şık güzel giyimli. : APİKO
Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA
Çok tanrıcılık. : PAGANİZM
Çok tanrıcılık.:POLİTEİZM
Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN
Çok taşlı çakıllı toprak. : POR
Çok tatlı bir kayısı çeşidi. :ŞEKERPARE
Çok tehlikeli ve yırtıcı bir köpek balığı türü. : HARHARYAS
Çok uçtakenarda veya uzakta bulunan.:ÜCRA
Çok uzak anlamında eski bir sözcük.:AKSA
Çok uzun boylu ötücü bir kuş.:LİR KUŞU
Çok uzun tekstil lifi. : FİLAMENT
Çok uzun ve çok dar yarış kayığı.:SKİF
Çok uzun ve kıvrık boyunlu bir su kuşu. : KUĞU
Çok üşümek.UYMAK
Çok ve çabuk üşüyenateş başından ayrılmak istemeyen kimseye halk dilinde verilen ad.:ÜTELEK
Çok verimliboleksiksiz.: ONGUN
Çok verimligür.:FEYYAZ
Çok yakışıklıçok güzel. Vücut yapısı gösterişsiz. : KELEŞ
Çok yargıçlı mahkemelerdemahkeme başkanlığı yapan yargıç.:REİS
Çok yetenekli bir hatip olan Atinalı siyaset adamı. : KLEON
Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA
Çok yiyenobur.:HIRA
Çok yorulmak. : TELESİMEK
Çok yüce.:ULYA
Çok yüksek sıcaklıkları ölçmeye yarayan alet. :PİROMETRE
Çok zaman tahıl kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ
Çok zayıf.:KADİT
Çokluksıklıkyoğunluk.:KESAFET
Çokluk. : KESRET
Çoktan seçmeli bir test sorusunda yanlış seçenek.:ÇELDİRİCİ
Çoluk çocuk.ARK
Çorak Ülke” Dört Kuartet” gibi yapıtlarıyla modern şirin öncülerinden biri olan ve 1948 Nobel ödülünü kazanan ünlü İngiliz şair ve oyun yazarı. : ELİOT
Çorakçamurluverimsiz toprak.:KEPİR
Çorapları diz altında yada üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ. Çorap bağı:JARTİYER
Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad.:MEYANE : MİYANE
Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sos.:MEYANE
Çorba yapmaya yarayan mayalanmış yoğurtlu hamurun kurutulup ufalanmışı.:TARHANA
Çoruh ırmağının eski çağlardaki adı.OAS
Çoruh ırmağının kolu olan bir akarsu. : SALAÇOR
Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ
Çorum ilinde bir kanyon.:İNCESU
Çorum ilindeHitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK
Çorum iline özgüun ve pekmezle yapılan bir helva.:KARAÇUVAL
Çorum’da Boğazköy adıyla da bilinen antik yerleşme.:HATTUŞA
Çorum’daHititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA
Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca. : BEKE
Çorum-Ortaköy yakınlarında ortaya çıkarılan Hitit devletinin ikinci büyük kenti. : ŞAPİNUVA
Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR
Çökelek taze soğan ve zeytinyağıyla yapılan bir tür salata. : AVUKMA
Çökelme.:SEDİMENTASYON
Çökmegerilemealçalma.:İNHİTAT:İNHİTAD
Çöküntü hendeği.:GRABEN
Çöl Arapları. :URBAN
Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKIR
Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK
Çöl bölgelerinin yanı başında yer alan çalı ve kurakçıl ağaççıkların oluşturduğu bitki topluluğu.:ÇAPARAL
Çöl.:SAHRA.EYABAN:TİH
Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR
Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM
Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. /Buzul : EKSİBE:KUMUL
Çömleğin küçüğü.:ÜZLÜK
Çöp ve süprüntü dökülen yerçöplük.:MEZBELE
Çöplerin bilimsel yollarla incelenip sınıflandırılması.:GARBOLOJİ
Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerindekendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE
Çözgü. : ERİŞ : ARIŞ
Çözgüsü ipek veya sentetik elyafatkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN
Çözücü.EKODER
Çözülmesi kolay eğreti düğümilmek.:İLMİK
Çubuk biçimine getirilmiş kömürden oluşan bir resim malzemesi.:FÜZEN
Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ
Çubuklu çizgileri olan kumaş.: REYE
Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV
Çuhadan yapılmış ucu kıvrık uzunca külah. : BERETE: BARATA
Çuka balığı. : ÇİGA BALIĞI
Çukur yer.: ESİK
Çukurova’da antik Kilikya kenti ve kalesi.:ANAZARBA
Çukurova’da zengin bir kuş yapısına sahip olan göl.:AKYATAN
Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan karayolu geçidi. : GÜLEK
Çulara da denilen ve yurdumuzun denizlerinde de yaşayan bir balık.:KOBAR
Çulluk. : BEKAS
Çuval olarak kullanılan kendirden veya kenevirden yapılmış seyrek bez.:KANAVİÇE
Çuvaldızla iş yapanlarınavuçlarını korumak için ellerine geçirdikleri demirli kayış.:KEFNE
Çürüktemelsizasılsızgeçersiz.ATIL
Çürümüş meyve.:COZALAK
Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz.burun otu.:ENFİYE

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #5 : 10 Nisan 2012, 10:17:42 »
D

D Grubunun kurucularından olup hat sanatından esinlendiği soyut yapıtlarıyla tanınmış ressamımız.:ELİF NACİ
Dadanma.:TEBELLEŞ
Dadı. : TAYA
Dağ faresi de denilen kemirgen bir hayvan.:HAMSTER
Dağ geçidi. : AŞIT
Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA
Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE
Dağ kırlangıcıkeçisağan.:EBABİL
Dağ lalesi.Manisa lalesi. : ANEMON
Dağ servisi dikenli ardıç. : SEDİR : ARAR
Dağ sırtıdik yokuş.:YURA
Dağ sırtıtepebayır.:KIRAN
Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ
Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.: BELEN
Dağ sırtlarındataş aralarından sızan suküçük pınar.:SIZAK
Dağ tavuğu. : ÇİL
Dağ üzerindeki yüksek geçitdik dağ yolu.EKEN
Dağ veya tepelerle sınırlanmışsuları aynı denizegöle veya ırmağa akan bölge.:HAVZA
Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG
Dağ.:KUH
Dağcı.:ALPİNİST
Dağcılık. :ALPİNİZM
Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan kimse.:ÇITAK
Dağdan inen sel. : KAYAN
Dağılıp parçalanacak hale gelmekdağılıp parçalanmakinhilal.:EPRİMEK
Dağılma : İNFİSAH
Dağın alt bölümü. : ETEK
Dağınıkderbeder. :HARABATİ
Dağıtıcı.İSTRİBÜTÖR
Dağıtıcı.:MÜVEZZİ
Dağıtmaüleştirme.:TEVZİ
Dağlama resmi.:PİROGRAVÜR
Dağlarda kaybolan insanları kurtarmasıyla ünlenmiş köpek soyu.:SENBERNAR
Dağlarda yetişenrengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN
Dağların oluşumunu inceleyen bilim dalı.:OROJENİ
Dağların oyuk ve kuytu yerleri. : KEPEZ
Dağlık bölge.:KUHİSTAN
Dağlık yer.:CEBELİSTAN
Daha çok Afrika’nın dağlık bölgelerinde yaşayanuzun yada kısa kuyruklu türleri olan maymunlara verilen ad.:ŞEBEK
Daha çok ahşap malzemelere sürülen parlak cila.:VERNİK
Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA
Daha çok cami avlularında bulunan havuz.:ŞADIRVAN
Daha çok dansçılığı ve koreograflığıyla tanınanunutulmaz “Singing in the Rain” (Yağmur Altında) filminin yönetmenliğini de üstlenen başrol oyuncusu.:GENE KELLY
Daha çok denizi ve denizle mücadele eden balıkçıları işlediği yapıtlarıyla tanınmış 1936-1998 yılları arasında yaşamış ressamımız. :ÖZER KABAŞ
Daha çok gençlerin ve araştırmacıların konaklaması için yapılmış ve belirli kurallara göre yönetilen ekonomik tesisler.:HASTEL
Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.ÖRK
Daha çok hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan saydamrenksizkokusuz bir madde.:JELATİN
Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE
Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA
Daha çok mehter müziğinde kullanılan üflemeli bir çalgı. : NEFİR
Daha çok nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki.:AT KUYRUĞU
Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA
Daha çok ormanlarda yaşayan ve yanar dönerli mavi yada mor pırıltılar saçan beyaz beneklikahverengi kelebek.:APATURA
Daha çok radyo için hazırlanmışgenellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ
Daha çok sığırlara saldıranonların kanını emen sokucu sinek.ÜVE
Daha çok soyut tarzda çalışan ve 1906-1978 yılları arasında yaşayan kadın heykelcimiz.:LERZAN BENGİSU
Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitkimavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR
Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR
Daha iyi. : EVLA
Daha küçük.:MİNÖR
Daha sonra.İLAHARE
Daha uzun bir parçaya giriş olarak çalınan ve asıl parçaya yol göstericilik görevini yapan kısa beste.:PRELÜD
Dahi. : ÖKE
Dairelerdeişyerlerinde para işlerine bakan görevli.:MUTEMET
Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI
Dalan. çıkar topluluğu. : LOBİ
Daların alçalarak geçit verdiği yer. : BEL
Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ
Dalga kasırga. : ELLEZ
Dalga. : TALAZ
Dalga.:MEVC
Dalgakıranla yapılmış liman.:MENDİREK
Dalgalı elektrik akımı veren üreteç.:ALTERNATÖR
Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş. : MUARE
Dalgalıkıvrımlı.:ONDÜLE
Dalkavuk. : YALAKA
Dalla örtülü çalı çırpıdan yapılmış kulübeçardak. : ALACIK
Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN
Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki türü.:ÇALI
Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ
Dalyanın kapak yeri.: BASARNA
Dam üzerindeki karı atmakta kullanılan büyük tahta kürek.:AYALAMA
Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayanbunların tadına varabilen kimse.:GURME:GASTRONOM
Damar içine x ışınlarını geçirmeyen bir madde şırınga edildikten sonra damarların filminin alınması.:ANJİYOGRAFİ
Damar sertliği. : ARTERYOSKLEROZ
Damarlı ve yarı saydam bir taş. : ONİKS
Damga mühür. : KAŞE
Damgalanmış akçe haline getirilmiş madeni para.:MESKUK
Damıtma işinde kullanılan araç. Damıtıcı.:İMBİK
Damızlık dişi hayvan.:MAYA
Damızlık erkek at.:AYGIR
Damızlık erkek koyun. : KOÇ
Damla. : KATRE
Damlarda kiriş yerine kullanılan ağaç.:MEHTEK
Damların üstündeki karı atmakta kullanılan büyük tahta kürek.:AYALAMA
Damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç.:HEZEN
Danışma kurulu.: ŞURA
Danışma. :MEŞVERET .:İSTİŞARE
Danışman. :MÜŞAVİR
Danimarka dili. : DANCA
Danimarka İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE
Danimarka’nın para birimi.:KRON
Dans adımı. : EŞAPE
Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ
Dansçının ayakkabılarına takılan metal plakaların vurmalı bir çalgı gibi kullanıldığı dans üslubu.:KLAKET
Danslı ve özel kıyafetli gece eğlencesi.ALO
Dantel ya da nakış ipliği yumağı. : KUKA
Dantel.:TENTENE
Dar ağızlı şişkin karınlı çoğu hasırla kaplı büyük su şişesi.AMACANA
Dar bir çevreye özgü dilargo.:JARGON
Dar geçitboğaz.ERBENT
Dar sokakdar yolpatika anlamında yerel sözcük.:İRİM
Dar tentene. : OYA
Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ
Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korkukapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ
Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası. :SÜLİNE
Dar uzun ve hafif bir yarış kayığı. : KİK
Daruzun ve hafif bir yarış kayığıkik.:FUTA
Dar.ARAÇ
Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN
Datça yakınlarındaki ünlü antik kent. : KNİDOS
Datça yarımadasına verilen bir başka ad.:REŞADİYE
Dava.:ARANÇ
Davar ağılı.:KOM
Davar ve sığır gibi hayvanlar.:MEVAŞİ
Davet eden çağıran. : DAİ
Davet etmek.:OKUMAK
Davranışçılık.EHAVYORİZMİHEYVİYORİZM
Davranışı kabasertgönül kırıcı olannadan.:NOBRAN
Davranışları çabuk ve kesin olan.:CEVVAL
Davranmakayağa kalkmak.:YEKİNMEK
Davulgergefelek gibi nesnelerin çerçevesi.:KASNAK
Davula sol elle vurulan ince değnek.IZBIZ
Dayanak yardımcı. : MEDAR
Dayanıklı (Farsça).:KUNT
Dayanıklı ambalaj kağıdı.:KRAFT
Dayanıklı sağlam. : KAVİ
Dayanıklılık sağlamak veya kaymayı önlemek için ayakkabıların altına çakılan iri başlı çivi.:KABARA
Dayanılacak şeyilke.:UMDE
Dayanışmacılık. :SOLİDARİZM
Dayanma.:İRTİFAK
Dede Korkut kitabında destanhikaye anlamında kullanılan sözcük.OY
Dedeler atalar. : ECDAT
Dedikodu etme. : NEMİME
Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET
Dedikoducu. : NEMMAL
Define. : GÖMÜ
Defnegiller familyasından bir ağaç ve bu ağacın bazıları armut biçiminde olan meyvesi.:AVOKADO
Defnegillerden bir ağaç ve bu ağacın içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla bahar gibi kullanılan kabuğu.:TARÇIN
Defterler.EFATİR
Değertutar.:SEMEN
Değerbiliriyilikbilir. : KADİRŞİNAS
Değeri bir milyon hertz olan frekans birimi.:MEGAHERTZ
Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şeykelepir.:OKAZYON
Değerini önemini yitirmiş. : KADÜK
Değeriniönemini yitirmişeskimiş.:KADÜK
Değerli bir orkide türü.:ADA
Değerli bir süs taşı. : AKİK.ERİL
Değerli eşyakumaşmücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.EDESTEN
Değerli madenler için kullanılan İngiliz ağırlık sistemi. : TROY
Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlıksaflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR
Değerli madenlerin saflık derecesi.: AYAR
Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası.:KUYUM
Değerli olanzebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN
Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takısüs eşyası.İJUTERİ
Değerli süs taşımücevher.:GEVHER
Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA
Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA
Değersizbayağı.:KIRTIPİL
Değersizönemsiz.:NAÇİZ: HOR
Değirmen oluğu : ABARA
Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK
Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD
Değirmen taşının ekseni.:SEPEK
Değirmen. : AS
Değirmene su veren oluğun eğimi.:SEĞİRDİM
Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA
Değiş tokuş. : MÜBADELE
Değişmal değişitrampa.:TROK
Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram.:TÖZ
Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.:ÇUHA ÇİÇEĞİ
Değişik alanlarda düzeltmebelirlemeölçmedenetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç. : ŞABLON
Değişik biçim.:VERSİYON
Değişik boyda sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON
Değişik çağları birbirine karıştırma bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM
Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA
Değişik iş kollarında gerekli olan şeyleraraç ve gereçler.:LEVAZIM
Değişik kökenden gelen azınlıkları etnik grupları ve bunların kültürel kimliklerini eğemen doku ve kültür içinde eriterek yok etme sürecinin sonucu. : ASİMİLASYON
Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME
Değişik renkte boya kullanılarakkumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekliyünlü vs kumaş. : EMPRİME
Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON
Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askeri birlik.:KOLORDU
Değişik şekillerde kesilmişyağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON
Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE
Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş hayvan veya bitkimelezkırmaazma.:METİS
Değişik türlerdençoğunlukla yabanıl ağaç ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM
Değişim cetveligrafik.İYAGRAM
Değişken huylu. : AYSAR
Değişmesi bir doğru ile gösterilebilen anlamındaki matematik terimi.:LİNEER
Değiştirgeç. : RÖLE
Değme dokunma. : MES
Değnek.:ÇOMAK
Değnekten uzun ve kalınca ağaç :SIRIK
Dekorasyonda ve mobilyacılıkta kullanılanderi taklidi sentetik malzeme.:SKAY
Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME
Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE
Delege . : MURAHHAS
Delgeç. : MATKAP
Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.:KEMANE
Deli Derviş ya da Kul Mustafa” da denilen Türk halk şairi. : FERYADİ (1824-1904)
Deli” anlamında yerel bir sözcük. : ESERLİ
Delikanlıgenç anlamında yerel sözcük.:KIRAY
Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN
Delikli çanak.:SÜZGÜ
Delikli kepçe.:KEVGİR
Delikli örgügözenek. : AJUR
Delikli tahta üzerinde taşlarla oynanan bir oyun türü.:MANKALA
Delilkanıtispat.URHAN
Delilik.:CİNNET.:CÜNUN
Delillerbelgeler anlamında eski sözcük. : DELAİL
DeliormanDobruca Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ
Delip geçeniçe işleyen.:NAFİZ
Delişmenatak.ELİFİŞEK
Delişmen.:ZIPIR
Delme.:PERFORAJ
Delta : ÇATALAĞIZ
Demetçik de denilenetli yapraklı ve pembekırmızıturuncu çiçekli bir süs bitkisi.:KALANCO
Demir atmış bir geminin zincirinin su içindeki bölümü.:KALOMA
Demir atmış gemi. : RASİ
Demir betonla yapılmış yapı.:KARKAS
Demir kiriş. : PUTREL
Demir şiş. : SİH
Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç.:KESKİ
Demir veya tunçtan dökülmüşyuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir bomba türü.:HUMBARA
Demir yada tahta üzerindeki boyapas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA
Demirci aracı. : ÖRS
Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI
Demirin simgesi. : FE
Demirli betonla yapılmış yapı.:KARKAS
Demiryollarında traverslerin altına şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. ALAST
Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR
Demokrasi. : ELERKİ
Demokratik hak ve özgürlüklerin tam anlamıyla baskı altında tutulduğu terör ve zulme dayanan devlet yönetimleri için kullanılan söz. : TOTALİTER
Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz.:AYANİKOLA
Den dolayı..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN
 Denek taşı.: MİHENK
Deneme.:PROVA
Denetlemedenetim.: TEFTİŞ: MURAKABE
Denetleyicidenetçi.:MURAKIP
Deney ötesinde geçerliği olan bilgi.:APRİORİ
Deney üstü. : TRANSANDANTAL
Deneyci bilgi kuramı ile psikolojideduyuların dış nesnelere tepki göstermesi sonucunda idea’ların ortaya çıkmasından önce zihnin durumu.:TABULARASA
Deneyimcilik.:AMPİRİZM
Deneylerle henüz yeterli derecede doğrulanmamışancak doğrulanacağı umulan teorik düşüncevarsayımfaraziye.:HİPOTEZ
Deneysel.:AMPİRİK
Deneyselcilik.:EKSPERİMANTALİZM
Denge ölçü. : MUVAZENE.ALANS
Dengesini ustalıkla korurken top bıçak tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR
Deniz altında kalmış bir vadinin veya vadiler sisteminin alt bölümü. : RİA
Deniz anası. : MEDÜZ
Deniz ataşesi.:ATAŞENAVAL
Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL
Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ
Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ
Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL
Deniz dibini tarayarak deniz kabuklularını avlamaya yarayan bir balık ağı türü.:ALKARNA
Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.ATİSKAF
Deniz güçlerinin tümü.AHRİYE
Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA
Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA
Deniz kırlangıcı da denilen bir kuş.:SUMRU
Deniz kırlangıcı.ALIKÇIN
Deniz kıyısında bulunan kamışlık ve sazlık.:KALAMIŞ
Deniz kıyısında dalga aşındırmasıyla oluşmuş sarp ve yüksek yer. : YALIYAR
Deniz kıyısında yetişen esmer su yosununa verilen ad. : FUKUS
Deniz kızı.: SİRER
Deniz kulağı.:LAGÜN
Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki Su Altı Savunma komandolarını işaret eden kısaltma.:SAS
Deniz limanlarını ve derinliklerini gelgitleri bu limanlara giriş ya da çıkış biçimlerini açıklamalı bir şekilde gösteren kitap. Bu betimlemeyi resimleyen eski deniz haritası. : PORTOLANO
Deniz mili.:KNOT
Deniz suyuyla yapılan tedavi yöntemi.:TALASSOTERAPİ
Deniz tabanında oluşan depremin yarattığı büyük dalga.:TSUNAMİ
Deniz tanrıçası Thetis ile Zeus soyundan Pele-us’un oğlu;Phtia ülkesinin kralı.:AKHİLLEUS
Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA
Deniz taşıtlarını yönetmek. : ABRAMAK
Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR
Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ
Deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.:FİLENK
Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA
Deniz ticaretindemasraf çıktıktan sonra kazancın sermaye ve tayfa arasında bölüştürülmesi.:ÜÇÜRDÜM
Deniz veya denizcilikle ilgili.: BAHRİ
Deniz yada ırmaklarda birdenbire derinleşen yer.:LONGUZ
Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA
Deniz yollarını gözetmekdeniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıylatopla silahlandırılmış hızlı bir savaş gemisi.:KRUVAZÖR
Deniz yosunlarından çıkarılan bir tür jelatin. : JELOZ
Deniz yosununun ince bir cinsi.:KETENCİK
Denizgöl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA
Denizgöl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulanbalık avlama yeri.ALYAN
Deniz.AHİR
Denizaltılarda tanklarda siperlerde kullanılan ve bir engelin üstünden görmeyi sağlayan optik aygıt. : PERİSKOP
Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR
Denizcilerinki gibi geniş ve yatık yaka.Eskiden gemilerdeki usta gemiciler. : MARNEL
Denizcilerinki gibi geniş ve yatık yakaya verilen ad.:MARNEL
Denizcilik dilinde aşağıda alt anlamında kullanılan söz. Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO
Denizcilik dilinde bir halatın ya da zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA
Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA
Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi. : ORDİNO
Denizcilikte bir donanımı ters çevirme.ATİ
Denizcilikte bir palanganın makaralarını trentilerini vatalarını sökme. : ISPASA
Denizcilikte bir şeyibir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat.:VARAGELE
Denizcilikte çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan.:İZBİRO
Denizcilikte çok durgun deniz ve havaya verilen ad.ONAÇA
Denizcilikte eski kalafat üstüpülerini çıkarmada kullanılan ucu kanca biçiminde kalafatçı aleti.:MAVUÇ
Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi. : MATİZ
Denizcilikte kırılmış bir direği bir sereni geçici olarak onarmaya yarayan ve eski halat liflerinin bükülmesiyle oluşturulan bir tür tirnele ya da gırcala. : LİGADORA
Denizcilikte kullanılan bir tür ince halat. : LENTİYE
Denizcilikte kullanılan ucu halkalı cıvata.:MAPA
Denizcilikte küreklerin suya her daldırılışı ve çıkarılışı. Kürekleri her daldırmada sandalın aldığı yol. : HAMLA
Denizcilikte maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut. :VİRA
Denizcilikte mürettebatın tören için küpeşteye dizilmesi.:ÇAMARİVA
Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.ALAST
Denizcilikte sancağı yelkeni ya da sereni direkten aşağı alma… ARİYA
Denizcilikte temizdüzgünderli toplu anlamında kullanılan terim.:NETA
Denizcilikte topun ateşlenmesi için verilen komut.:FOGA
Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN
Denizcilikte yarım serenleri sağa sola yada ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım.:ABLİ
Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE
Denizcilikte yelken indirme. : MAYNA
Denizcilikte yelkenleri açtırmak için verilen komut.:FORA
Denizcilikte yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı.:KANDİLİSA
Denizcilikte yelkenlerin açılması komutu.:AMORA
Denizcilikte zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınmasıindirilmesi.:AYBOCU
Denizcilikteçekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA
Denizciliktehareket halindeki bir halatın yada zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA
Denizciliktehep birlikte yapılan işlerdeçalışanları gayrete getirmek için kullanılan sözcük.:YİSA
Denizciliktekandilisaların donatılması için çubukların üzerine açılan dikdörtgen biçimindeki batiska.:LAVRA
Denizde açığa yada kıyılara yerleştirilenbelirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener : ÇAKAR
Denizde ada.:CEZİRE
Denizde ağır cisimleri kaldırmayabatık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayansu kesimi azvinçli tekne yada duba. : ALGARNA
Denizde batmış olan bir gemininbir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR
Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ
Denizde yaşayanLatince adı Noctulica Milliaris olandokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar). Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı.:YAKAMOZ
Denizde yol göstermeyebir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA
Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ
Denize doğru uzanan taşlık burun.:KEREMPE
Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.İL
Denizin çekilmesi.:CEZİR
Denizin örttüğü vadi.:RİA
Denizlerde veya tatlı sularda yaşayanyüzücüorta büyüklükte kabuklu eti yenilir bir deniz hayvanı.:KARİDES
Denizlerde yaşayan iki çenetli ve iri bedenli yumuşakça cinsi.:PİNA
Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL
Denizlerin fizikselkimyasal ve biyolojik özelliklerini araştıran bilim dalı.:OŞİNOGRAFİ
Denizlerin yeryüzünde oluşturduğu yuvarsu yuvarı.:HİDROSFER
Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA
Denizli Isparta ve Burdur’un dağ köylerinde dokunan bir tür kaba kumaş. : MENEVREK
Denizli’de “ulusal park” kapsamına alınan dağ. : HONAZ
Denizli’nin Çardak ilçesinde bir çok kuş türünü barındıran bir göl.EYLERLİ
Denizli’nin Sarayköy ilçesinde bir kaplıca.ABACIK
Denk uygun. : MÜTEVAZİN
Denkeşit.:HEMAYAR
Deoksiribo nükleik asit için kullanılan kısaltma.NA
Deprem bilimi.:SİSMOLOJİ
Deprem dalgası.: TSUNAMİ
Depremrüzgarsel gibi iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşanyaylaovakoyakçukurdağ vs biçimlerin bütünü yüzey şekilleri.:ENGEBE
Depremle ilgili.:SİSMİK
Depresyon tedavisinde kullanılan ve yapay olarak elde edilen ilaç.:NİALAMİT
Derbeder başıboş yaşayış. : BOHEM
Derbeder. : HARABATİ
Dere kenarlarında yetişen uzun saplı bir çalı.Eskiden kırbaç olarak kullanılırmış.:HAYIT
Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF
Derebeylik düzeninde soyluluk unvanlarının en alt basamağı.:ŞÖVALYE
Derebeylik Japonyası’nda en aşağı sınıfı oluşturan halk. : ETA
Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF
Derebeyliktekendisine itaat edilen efendi.:SÜZEREN
Dereceraddedurum.:KERTE
Dergi. : MECMUA
Deri ciltlerdekurt yeniklerinden dolayı meydana gelen iz.:OKRA
Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ
Deri hastalığı. : LİKEN
Deri hastalıkları için kullanılan bir tür pudra.:TALK
Deri tüberkülozu. : SIRACA
Deri üzerinde tümör görünümü alan kaba yara izi. : KELOYİT
Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT
Deri ve kıkırdak gibi hayvansal maddelerden elde edilenkatılaşıp sertleşme özelliğiyle tahtakağıt vb yapıştırmaya yarayan bir madde.:TUTKAL
Deri yada tahta kazımakta kullanılan ve iki ucunda da sapı olan eğri bıçak.:IŞKI
Deri yüzeyleri sırım yada küçük çivilerle gerilmişgenellikle sopalarla çalınanfıçı biçiminde çeşitli Japon davullarına verilen ad.:TAİKO
Derikösele vs kesmekte kullanılanbir ucu küt diğeri sivri ve keskin bıçak.:FALÇATA
Derikürk veya kumaştan yapılmış bir başlık türü.:KALPAK
Deritırnaksaçboynuz gibi yapılarda bulunan protein.:KERATİN
Deride oluşan şişkinlikkızartıağrı ve ateşle kendini gösteren irin birikimi.:ÇIBAN
Deride özellikle ellerde oluşan zararsız pürtüklü küçük ur.:SİĞİL
Deride sinirler boyuncaözellikle gövde bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA
Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA
Deriden yapılmış su kabı.:KIRBA
Deriden yapılmış torba.AĞAR
Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ
Derin sular. : ABİSAL
Derin üzüntü veya acı.:KAHIR
Derin vadi. : KANYON
Derin ve doğal kuyu.ÜDEN
Derinin parlatılması.:APRE
Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE
Derinleştirme. : TAMİK
Derinliği aynı olan sığ su alanı.:FİLET
Derinliği az metal kap. : SAHAN
Derinliğine iyice.Enine boyuna. : ARİZAMİK
Derinlik ölçme aracı. : SONDA
Derinlik. aptallık. : AMAKAT
Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN
Derişik nitrik asit.:KEZZAP
Deriye sürme yada ovma suretiyle uygulanan ve ağrıların dindirilmesine yarayan sıvı ilaç.:LİNİMENT
Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişisepicitabak.EBBAĞ
Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK
Deriyle kaplı tek kişilik Eskimo kayığı.:KAYAK
Derlem.:KOLEKSİYON
Derlerin sepilenmesinde yada hayvan yaralarının iyileştirilmesinde kullanılan meşe kabuğu tozu.:TETİLE
Derli topludüzgün anlamında kullanılan denizcilik terimi.:NETA
Ders alınması gereken kısa hikaye.:KISSA
Ders verme.:TAKRİR
Dervişlerin başlarına giydikleritiftikten yapılmışince ve hafif bir çeşit takke.:ARAKIYE
Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH
Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka. : FERACE
Dervişlerin giydiği eski ve yamalı hırka.ELK
Dervişlerin omuzlarına örttükleri post.:RİDA
Dervişlerin taktıkları tiftikten yapılmış ince ve hafif bir takke türü.:ARAKİYE
Deseni ve atkısı bozuk olan halı.:ABRAŞ
Desenli kumaş. : BASMA
Desibel. : DB
Destan. : EPOPE
Destansı. : EPİK
Destek.:PAYANDA
Destroyer.:MUHRİP
Devamlı su akan boru.:MASLAK
Deve semeri. : HAVUT
Deve yada domuz yavrusu.:POTLAK
Deve yavrusu. : POTUK : KÖŞEK: DORUM:TORUM
Devegiller familyasındansırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN
Devekuşu tüyü.:OTRİŞ
Devenin sırtındaki tümsekçıkıntı.:HÖRGÜÇ
Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH
Devinbilimi. : DİNAMİK
Devinim izlenimi uyandıran optik etkilerin ağır bastığı resim akımı.:OPART
Devinimi etkisi olmayan. : EDİLGİN
Devirlerçağlar.EVRAN
Devlet bankasını yöneten kimse.Bir kamu veya özel kuruluşu yöneten kimse.:GUVERNÖR
Devlet büyüklerinin ve zengin kimselerin buyruğunda çalışan ve onların birtakım işlerini gören kimse. : KETHÜDA
Devlet harcamalarını denetleyen kamu kurumu.:SAYIŞTAY
Devlet hazinesi.EYTÜLMAL
Devlet kuşu.:HÜMA
Devlet malı beylik. Devlet hazinesi.: MİRİ
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.AREM
Devlet merkezinde bulunan il memuru. . : AMED
Devlet tahvilleri kambiyo ve menkul değerler üzerinde yapılan spekülatif işlemler. : ACYOTAJ
Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM
Devlet yönetiminde seçimle gelenlere karşı son sözün yönetim ve ekonomi uzmanlarına bırakılmasına dayanan siyasal yöntem. : TEKNOKRASİ
Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT
Devletçe parasenet ve tahvil çıkarmapiyasaya sürme.:EMİSYON
Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.ANDROL
Devletçilik. : ETATİZM
Devlete ve kişilere ait ormanlarınönceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi. : AMENAJMAN
Devlete yada bir vakıfa kira olarak ödenen para.:İCARE
Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN
Devletin yada özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığıyıllık faiz getiren yazılı senet.:TAHVİL
Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT
Devletler.ÜVEL
Devrimden önce Fransa’da soylu olmayanlardan alınan bir vergi.:TAİLLE
Devrinin sanat anlayışı içerisinde güzel bir eser meydana getirmek.:İBDA
Devriye. : GEZGE
Dış beslenen.:HETEROTROP
Dış deri.:EKTODERM
Dış evlilik.:EGZOGAMİ
Dış mahalleler.:VAROŞ
Dış merkezlimerkez dışı olan.:EKSANTRİK
Dış ticaretteiki ülke arasında yapılan alışverişlerin karşılıklı olarak malla ödenmesitakas.:KLİRİNG
Dış yüzgörünüş.:ZAHİR
Dış yüzey yada kenarçevre.:PERİFERİ
Dışarıda kalmış ağaç kökü.:ÇOTUK
Dışavurumcu anlayıştaki gravürleriyle tanınan kadın sanatçımız. :ALİYE BERGER
Dışkı görmekten duyulan aşırı korku. : KOPRAFOBİ
Dışkulak yoluyla kulak zarını muayene etmeye yarayan alet.:OTOSKOP
Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse.:TOKSİMAN
Dibek. : SOKU
Difteri.: KUŞ PALAZI
Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON
Dijital Video Disk’in kısaltması.VD
Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç.:GÖNYE
Dik burun da denilen köpekbalığı cinsi.:MAKO
Dik taşların üstüne yerleşmiş masa biçimindeki yassı kaya.:PERİMASASI
Dik tutularak parmakla çalınanüç köşeli ve tellibüyük çalgı.:ARP
Dik yerlerden inen buzullardaderin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK
Dik yokuş ya da uçurum. : KABAN
Dik sarp. : YALMAN
Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu. : LANGIRT
Diken. : NİŞ
Dikenleri olmayan ve süs bitkisi olarak yetiştirilen bir cins kaktüs.:FESTAN
Dikenli bir bitki türü.:PITRAK
Dikenli bir çalı. : KEVEN
Dikenli salyangoz.:İSKERLET
Dikenlisert pullukısa ve genişsiyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA
Dikeydikine.:AMUDİ
Dikilitaş. : OBELİSK
Dikilmiş fasiküllerin tümünü karton bir kapak içine koyarak yapılan hafif cilt.RADEL
Dikiş dikerkeniğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde koruncak.:YÜKSÜK
Dikişi gizlemek için ayakkabının taban astarına yada taban köselesine açılan yarık.:HARAMA
Dikişte hata. : POT
Dikişte kullanılan pamuk ipliği.:TİRE
Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme.: BRAKET
Dikit.:STALAGMİT
Dikiz.:ERKETE
Dikme kiriş bağlantılarında direnci sağlayan sargı.:ETRİYE
Dikme.Dik. : AMUT
Dil bilgisi.:GRAMER
Dil bilimi.:LENGÜİSTİK
Dil Bozukluğu. : ASİLABİ
Dil devriminin ilk yıllarında “vali” anlamında kullanılan sözcük : İLBAY
Dil devriminin ilk yıllarında belediye başkanı anlamında kullanılan sözcük.:ŞARBAY
Dil tutukluğu.:ANARTRİ
Dil ve estetik kurallarını tanımayıpkapalılığa yönelen çığır.ADAİZM
Dilgelenekgörenek ve kültür bakımından belli bir birlik gösterdiği haldeanayurt dışında kalmış toprağı anayurda katmayı amaçlayan milliyetçi hareket.:İRREDANTİZM
Diltoplum ve kültür arasındaki ilişkileri konu edinen dilbilim adı. : SOSYOLENGÜİSTİK
Dilbilgisinde bulunma hali.:LOKATİF
Dilbilgisindegünlük kullanışa uymayan sözcük ve deyimleri kullanmama yada eskiden kullanılan üsluba dönme isteği. : PÜRİZM
Dilde dolaşansöylenmesi adet olan sözler.:EVRAT
Dilde tutukluk kekemelik. : REKAKET
Dilek. : KAM
Dilekçe. : ARZUHAL
Dilenciyoksulfakir.:GEDA
Dilenci.: GOYGOYCU.:SAİL
Dili anlam açısından inceleyen bilim. : SEMANTİK
Dili tutuk olankekeme.:REKİK
Dili veya yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme.:FİLOLOJİ
Dilimparça.:ŞERHA
Dilimize de çevrilen Ağaca Tüneyen Baron Sandık Müşahidi Varolmayan Şövalye gibi romanlarıyla tanınmış İtalyan yazar. : İTALO CALVİNO
Dilsizsessiz.:EBKEM
Din adamlarının simgesi sayılan başlık. : İMAME
Din adamlarının simgesi sayılan başlık.:İMAME
Din adına yapılan savaş.:GAZA
Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE
Din dışı. : LADİNİ
Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE
Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL
Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT
Dinyasatöre vs bakımından işlenmesindeyapılmasında sakınca olmayanyapılıp işlenmesine izin verilen.:CAİZ
Dinamik. : DEVİNİMBİLİMİ
Dince çok kötü sayılan davranışlar.:FÜCUR
Dince yapılmasında sakınca olmayanyapılması günah veya sevap olmayan.:MUBAH
Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA
Dine sonradan girmiş boş inanç.:HURAFE
Dingil. : AKS
Dingin halde bulunan hava ve gazların dengeleriyle ilgili yasaları inceleyen fizik dalı.:AEROSTATİK
Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN
Dini bir sözü sürekli tekrarlama.:VİRT
Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL
Dini tören masası.: SUNAK
Dinifelsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünüöğreti.OKTRİN
Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimse.:SOFU
Dinin ve din kuramlarının toplum hayatının çeşitli kesimlerindeki yerini güçlendirmeyi amaçlayan toplumsalekonomik akım.:KLERİKALİZM
Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren kimse.:ZAHİT
Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıpbuyurduklarını yerine getirmetakva. :ZÜHT
Dinleme salonu. : ODİTORYUM
Dinlemekişitmek.:GUŞETMEK
Dinlenmişrahatlamış.:ARAMİDE
Dinler. : EDYAN
Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı.:FORUM
Dinleyiciler önünde bir konuşmacı grubunun genellikle sosyal ya da siyasal bir konuyu tartışmak amacıyla düzenlediği toplantı. : PANEL
Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad.:ORATORYO
Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL
Dinsel kurallar gereğince kirlenmiş sayılan bir şeyi en az üç kez sudan geçirip kirli sayılmaktan kurtarmak. ŞARTLAMAK
Dinsel tören ve kuralları. mason töreni. Ritüel. : RİT
Dinsel törenlerde kuran okunan on ayetlik bölüm.:AŞİR
Dip kabuklularını ve bazı yumuşakçaları avlamaya yarayan taraklı balık ağı.REÇ
Diplomasertifika.:ŞAHADETNAME.RÖVE
Diplomatlar arasında yapılan anlaşma tutanağı.:PROTOKOL
Dipnot. : HAŞİYE
Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI
Direk tepeliği.:ERİŞEK
Direk.Yapıda kullanılan dört köşe ya da yuvarlak kalınca sırık. : MERTEK
Direkler üzerine yüksekte kurulmuş zahire ambarı.:KOÇU
Direkleri pruva ve pupa yönünde geren çelik yada tekstil halat.:İSTİRALYA
Direnmeayak diremeüsteleme.:ISRAR
Dirgenyaba.:ANADUT
Diri balık saklanan havuz.:LİVAR
Dirsekle bilek arasında bitenbileğe kadar uzamayan kısa kol veya boyu.:TRUVAKAR KOL
Disiplin.ÜZENCE
Diskjokeyin kısa yazılışı.J
Disprosyum’un simgesi.Y
Diş çıkarma. : ISNAN
Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ
Diş eti iltihabı.:PİYORE
Diş kiridiş pası.:PESEK
Diş köklerini kaplayan sert madde.:SEMAN
Dişçi kerpeteni.AVYA
Dişçilikte kullanılancıva ve bakır yada cıvagümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM
Dişi at.:KISRAK
Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO
Dişi deve. : NAKA: MAYA: ARVANA
Dişi geyik. : MARAL : BURÇİN
Dişi koyun.:MARYA
Dişi.:ÜNSA
Divan edebiyatındaki süslü düzyazının 17. yüzyıldaki en güçlü temsilcilerinden biri olan yazar. :NERGİSİ
Divan edebiyatı geleneğini sürdüren şiirlerini “LEAMET” adlı kitabında toplamış acıklı hayatı Behçet Necatigil’in “Ertuğrul Faciası” adlı oyununa konu olmuş XIX. yy. Türk Şairi. : ALİ RUHİ
Divan edebiyatında abartmanın en aşırı derecesine verilen ad.:GULÜV
Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser.:HAMSE
Divan edebiyatında beşer dizelik bentlerden oluşan şiir türü.:TARDİYE
Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir.:RUBAİ
Divan edebiyatında dört dizeli bentlerden oluşan şiir türü.:MURABBA
Divan edebiyatında gazelin yada kasidenin son beyti.:MAKTA
Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME
Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA
Divan edebiyatında kasidenin giriş bölümüne verilen ad.:NESİB
Divan edebiyatında manzum bilmece.:LUGAZ
Divan edebiyatında meyhaneye verilen ad.:HARABAT
Divan edebiyatında övgü şiiri.:KASİDE
Divan edebiyatında sevgilinin kaşı kirpiği bakışı için kullanılan benzetme. : TİG
Divan edebiyatında şarabın verdiği coşkunluğu şarabın tasavvuftaki anlamını yorumlayan şiirlere verilen ad. : HAMRİYE
Divan edebiyatında şehzadelerin sünnetkadın sultanların evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad.:SURNAME
Divan edebiyatındadört dizeden oluşan bir şiir türü.:TUYUĞ
Divan edebiyatının en büyük hiciv şairi. : NEFİ
Divan edebiyatının en uzun nazım şekli.:MESNEVİ
Divan edebiyatının ilk kadın şairlerindenHace-i Zenan da denilen şair.:ANİKADIN
Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ
Divan şiirinde meyhanecitasavvufta ise tarikat şeyhi anlamında kullanılan sözcük.:PİRİMUGAN
Divan şiirinde sakiye sesleniş biçiminde yazılmışiçkiyiiçkili eğlencenin türlü yönlerini gerçek ve tasavvuftaki anlamlarıyla konu edinen şiir.:SAKİNAME
Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES
Divan şiirinin ölçüsü. : ARUZ
Divansedir. :KEREVET
Divit.yazı hokkası. : AME
Diyalektik. : EYTİŞİM
Diyalog halinde yazılmışgenellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ
Diyarbakır ilindeAnadolu’da bu güne değin bilinen en eski köy düzenine ilişkin bulguların ele geçtiği höyük.:ÇAYÖNÜ
Diyarbakır ve Gaziantep yöresinde dokunan bir tür kumaş.:MEYDANİ
Diyarbakır ve Siirt yörelerinde düzenlenen cigor şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad.:ZİMBİLOK
Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE
Diyarbakır yöresine özgü bir tür yoğurt çorbası. : LEBENİ
Diyarbakır yöresine özgübuğday ve yoğurtla yapılarak soğuk olarak yenen bir yemek.:MEHİR
Diyarbakır’a özgü bir peynir cinsi.:ÖRGÜ
Diyarbakır’da bir köprü.:MALABADİ
Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED
Diyarbakır’ın Lice ilçesindeAsur dönemine ait kalıntılarla ünlü üç mağaranın ortak adı.İRKLEYN
Diyelim ki tutalım ki. : BİLFARZ
Diyelim ki.İLFARZ
Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.EKAR
Diz meniski travması. : MENİSKUS
Dizanteri. : KANLI BASUR
Dizgi işlerinde kullanılan harf türlerinin bütünü.:HURUFAT
Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR
Dizi sıra. : NAF
Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri derin yuva. : KUMPAS
Dizleri bükmeksizin bacakları hızla hareket ettirerek kulaçla yüzme.:KRAVL
Doçentlik sınavı.:KOLOKYUM
Dogma. : NAS : İNAK
Doğa biçimlerini değil boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntününinsanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı.:LEKECİLİK
Doğa güzelliklerinden yararlanmak yada spor yapmak için oluşturulmuş konaklama tesisi.:OBERJ
Doğa ötesi. : METAFİZİK
Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansımasıyansıma.:ONOMATOPE
Doğa yasalarıyla yada bilinen algıduyum ve usavurma yollarıyla açıklanamayan olayları inceleyen bilim. :PARAPSİKOLOJİ
Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA
Doğaçlama tiyatro. : TULUAT
Doğada serbest olarak bulunmayan ama birçok cismin bileşimine giren karbon ve azottan oluşmuş bir gaz. : KİYANUS
Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değilbirdenbire olması.:MUTASYON
Doğadakemik dokusunda bulunaniçinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT
Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ
Doğal baryum sülfat.ARİTİN
Doğal çimento ile lavlı kavkılı kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kitle. : BREŞ
Doğal demir karbonat.:SİDEROZ
Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT
Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük. : LAĞAR
Doğal set. : SEKİ
Doğal titan oksit. : ANATAZ
Doğal ve derin kuyu.ÜDEN
Doğalcılık.:NATÜRALİZM
Doğalgazelektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ
Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN
Doğan kuşunun erkeği.AZ
Doğana benzeyen yırtıcıavcı kuş.:SUNGUR
Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM
Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değilondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeğinesneyi değil deonun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM
Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya.:OMBRA
Doğramacımarangoz.:HARRAT
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılansıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA
Doğranmış ekmeği yağ ve et suyuyla sahanda pişirilerek yapılan bir çeşit yemek. : ISLAMA
Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir uslamlama yolu.:TASIM
Doğru olmayan gerçekliği su götürür söz ve yazı. : APOKRİF
Doğru yolda olanhidayete ermiş olan.:MEHDİ
Doğru yolu arama.:HİDAYET
Doğru yolu gösteren kimsekılavuz.:MÜRŞİT
Doğru yolu gösterme doğru yola yöneltme. : İRŞAT
Doğru dürüst kusursuz. : SELİM
Doğrudoğruluktan şaşmayan.:MÜSTAKİM
Doğrugerçek.:ÇIN
Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et.:KEBAP
Doğrudan yeni uygulanmış ıslak sıvanın üstüne yapılan duvar resmi. : FRESK
Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:PRAGMATİZM
Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazı.:APOKRİF
Doğruluğuna inanmaemin olma.:İTMİNAN
Doğrusal yada dairesel boyutların ölçülmesindeölçme duyarlığını artırançok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen.:VERNİYE
Doğrusugerçekten.:ELHAK
Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK
Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk. : MASAİLER
Doğu Anadolu Bölgesine özgü bir halk oyunu. : NARE
Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR
Doğu Anadolu’da bir dağ ve geçit.:KOP
Doğu Anadolu’da bir göl. : ARIN – NAZİK – HAZAR
Doğu Anadolu’da çift sürülürken hep bir ağızdan söylenen türkü yada mani.:HORAVEL
Doğu Anadolu’da çökelek peynirinin kurutulmuşuna verilen ad.:ÇORTAN
Doğu Anadolu’da Kars yöresine özgü bir halk oyunu. : ALMADERE
Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY
Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.:ÇONGURİ
Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.:MEY
Doğu Anadolu’da toplu olarak oynanan bir halk oyunu. :TAMZARA
Doğu Anadolu’da Van gölü ve çevresinde kurulmuş eski bir krallık.:URARTU
Doğu Anadolu’da yetişen ve otlu peynirin içine de konulan yabani sarımsak türü.:SİRMO
Doğu Anadolu’da yüksek bir dağ.:İSPİRİZ
Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS
Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde oynanan halay türü bir halk oyunu. :SEPE
Doğu Anadolu’nun bazı bölümlerinde yaygın olan geçici kırsal yerleşme tipi.:KOM
Doğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinde üretilen ünlü bir tulum peyniri.:ŞAVAK
Doğu Anadolu’nun Irak sınırı yakınında yüksek bir dağ. : SAT
Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.: MEYROKİ .:NARE
Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:NARE
Doğu Anadolu’ya özgübozaş da denilen et ve nohutla yapılan bir yemek.:PİTİ
Doğu Anadolu’ya özgüçeşitli sebzelerle yapılan bir tür çorba.:AVŞOR
Doğu Anadolu’ya özgüyumurtayı tereyağı ve unla kavurarak yapılan ve kahvaltıda yenilen yemek.:MURTUĞA
Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU
Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:AŞKENAZİ
Doğu Avrupa kökenli Yahudilerin geleneksel düğün müziği.:KLEZMER
Doğu Avrupa ve Kuzey Asya köylülerininçam ağacından yapılmış konutları.:İZBA
Doğu Hindistan’da yetişen bir bitki.:HALİLE
Doğu Karadeniz bölgesi’nde bir akarsu. : SALAÇOR
Doğu Karadeniz bölgesi’nde yetişen ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan ormangülü.:KOMAR
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yetişen salatası yemeği ve turşusu yapılan pazıya benzer bir bitki.:TOMARA
Doğu Karadeniz Bölgesine özgü ahşap tahıl deposu.:SERANDER
Doğu Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde yetiştirilen siyah bir üzüm cinsi. : İSABELLA
Doğu Karadeniz dağlarının en yüksek doruğu.:KAÇKAR
Doğu Karadeniz dağlarının yüksek kesimlerinde yaygın geçici kırsal yerleşme tipi.:OBA
Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişenuzun kuyruklubeyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad.:KARAYAKA
Doğu Karadeniz yöresinde patlamış mısıra verilen ad. : PAFULİ
Doğu Karadeniz yöresinde yetişen ve karayemiş de denilen bir meyve.:LAZKİRAZI
Doğu Karadeniz yöresine özgü üzüm suyu ve mısır unuyla yapılan bir çeşit pelte kıvamında tatlı.:PEPEÇURA
Doğu Karadeniz yöresine özgüpekmezle yapılan aşuremsi bir tatlı.:TERMONİ
Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK
Doğu Karadeniz’de içine peynir bastırılan ve çam ağacından yapılan fıçıya verilen ad.  : KADİNA
Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO
Doğu Karadeniz’de tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel yayla eğlencesi.:VARTAVAR
Doğu Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bir bitki.:LİVERA
Doğu Karadeniz’e özgü ipek başörtüsü. : ŞAY
Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiğibacağı çorap gibi saran bir tür çizme.:SABUK
Doğu kilise büyüklerineözellikle Habeş piskoposlarına verilen unvan.:EBUNA
Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA
Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT
Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME
Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ
Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde oynanan halay türü bir halkoyunu.:LORKE
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar-göçerlerin kıl çadırlarından oluşan yayla yerleşmesi.:ZOMA.:ZUMA
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.ELİLO
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü bir tür köfte.:KİTEL
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgütavuk etisarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER
Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’ya özgü bir üzüm cinsi. : SAPAKLAVİ
Doğum meleği.:AYZIT
Doğum sancısı.URU
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden loğusanın tutulduğu ateşli hastalık.:ALBASMA
Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN
Doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi.:NİOBE
Doğurmamış dişi sığır.ÜVE
Doğurması yakın olan hamile. : AĞIRAYAK
Doğuştan fikirlerin var olduğunu ileri süren görüş.:NATİVİZM
Doğuştan gelen huy.:HULK
Doğuştan kör.ARİR
Doğuştan meme ucu yokluğu.:ATELİ
Doğuştancılık. : NATİVİZM
Doğuya özgü bir duyarlılıkla Batı resim tekniğini birleştirdiği fantastik öğeler de içeren figüratif yapıtlarıyla tanınmış ressamımız. : BALKAN NACİ İSLİMYELİ
Doktor No Rusya’dan Sevgilerle Yıldırım Harekatı gibi James Bond filmleriyle tanınan İngiliz sinema yönetmeni. : TERENCE YOUNG
Doktorlarhekimler.:ETİBBA
Doktorların düz bağırsak ile kalın bağırsağın alt bölümlerinin gözle incelenmesinde kullandıkları ışıklı tüp.:PROKTOSKOP
Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP
Doku bozukluğu.:LEZYON
Doku ölümü.:NEKROZ
Doku.:NESİÇ
Dokubilim. : HİSTOLOJİ
Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.:NİRE
Dokuma tezgahında enine atılan iplikatkı.:ARGAÇ
Dokuma tezgahında tarağı tutan ağaç veya metal parça.:TEFE
Dokuma tezgahındaki dişli araç.:ÇIMBAR
Dokumadokumalartekstil.:MENSUCAT
Dokumacıların kullandığı küçük kamış.:NEYÇE
Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılandemirden yada ağaçtan yapılmış dişli araç.:KİRKİT
Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ
Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL
Dokumacılıktaatkı ipliklerinin ayrı ayrı denetlenebilmesini olanaklı kılan tezgah. : JAKAR
Dokumacılıktamekikle enine atılan iplik.:ATKI
Dokumada çözgüler arasından enine geçirilen iplik.:ARGAÇ
Dokumalartekstil. : MENSUCAT
Dokuması kalınsık ve yumuşakbir tür pamuklu bez.: PAZEN
Dokunaklıetkili.:PATETİK
Dokunma duyusu. : LAMİSE
Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi. Sanayide kimi metalleri ve yüzeylerini parlatma. : POLİSAJ
Dokusunda altın ve gümüş tellerin de bulunduğu ipekli bir kumaş.:SÜNDÜS
Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş.:LAME
Dokuz dereceden oluşandepremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER
Dokuz milimetre çapındaİngiliz yapısıhafifkullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN
Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM
Dolama. Parmak çıbanı. : ETYARAN
Dolambaçlı eğri büğrü çapraşık. : LAMELİF
Dolambaçlıdolanarak giden.:YILANKAVİ
Dolandırıcı.:AYYAR
Dolaşmagezinti.:CEVELAN
Dolayısıyla anlatmakima etmek.:İMLEMEK
Dolgunkalınyağlıtıknaz.:TIKIZ
Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS
Dolmuş yapan uçak. :ÇARTER
Doludoldurulmuş.:MEMLÜ
Doludolmuş.:MEŞBU
Dolunay mehtap ayın on dördü : . BEDİR : AYAS
Dolunaymehtap.:AYAŞ
Dolunayda huyu değişen. : AYSAR
Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME
Domatestaze soğanmaydanoz gibi sebzelerle yapılan bir salata.OSTANA
Domates.: BANADURA
Domatese kırmızı rengini veren organik bileşik.:LİKOPEN
Dominik’in Uluslar arası kodu.MA
Domuz lahanasıyılan yastığı gibi adlar da verilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:NİVİK
Domuz lahanası” da denilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki. : NİVİK
Domuz yavrusu. : MOZAK
Domuz.OCUK
Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ
Don Kişot’un atının adı.:ROSİNANTE
Don yağı ile yağlanmış ve et kısmı temizlenmiş inek derisi.:MAKETA
Don şalvar. : TUMAN
Donanım. : TEÇHİZAT
Donanma. : ARMADA
Donanmalarda personel ve yük taşımada kullanılan en büyük filika.:İŞKAMPAVİYA
Dondurulmuş krema.:FRİGO
Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE
Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE
Donkişot’un atının adı. : ROSİNANTE
Donmuş et suyu ile şeker vs den yapılan billur gibi parlak ve şeffaf bir tatlı.:ELMASİYE
Donmuş lav akıntılarıyla kaplı alan.:LEÇE
Donmuşdonuk.:CAMİT
Donuk şeffaf olmayan. : OPAK
Dostyakın arkadaşkan kardeşi.:KANKA
Dostyakın arkadaş.:ENİS
Dostlar arkadaşlar. : İHVAN
Dostlar.:YARAN
Dostluğunda ve inançlarında içten olan. : MUHLİS
Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanının baş kişisi. : RASKOLNİKOV
Down sendromlu.:MONGOL
Doymadoymuşluk.:İŞBA
Dökme demir font. : PİK
Dökme demiri eritmede kullanılan fırın.:KUPOL
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA
Dökülen yaprak. : HAZAL
Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA
Döl değişimi gösteren bazı bitkilerdeki eşeysiz evre. : SPOROFİT
Döl kesesi.:AMİNOS
Döl verme yetkinliğine erenbaliğ.:ERİN
Döl yolu. : VAGİNA
Döllenmesiz üremedöllenmesiz çoğalma. :PARTENOJENEZ
Döllenmiş yumurtaya gelişmeye başladığı andan cenin olmasına kadar geçen sürede verilen ad.:EMBRİYO
Dölyatağırahim.:UTERUS
Dönbaba Turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. : İĞNELİK
Dönbabaturna gagası gibi adlar da verilen ve Ege yöresinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK
Döneç. : ROTOR
Dönek uğursuz. : ALABACAK
Dönem. : RAVNT
Dönemeç. : BÜK
Dönemeçlerde otomobilin iki arka tekerinin aynı hızla dönmesini sağlayan dişli aygıt.İFERANSİYEL
Dönence.:MEDAR
Dönence.:TROPİKA
Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK
Dönüşgeri gelme.:AVDET
Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM
Dört beş metre boyunda ve tek kişilik bir spor yelkenlisi.:LASER
Dört bölükten kurulanbir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR
Dört buçuk ve yirmi altı metre ölçülerindeki alanda küçük toplarla oynanan bir spor dalı.OCCE
Dört büyük Yahudi peygamberinden biri. :YEŞU
Dört dizeli bir kıtada abba biçimindeki uyak dizilişine verilen ad.:SARMAUYAK
Dört halifenin ilki. : EBUBEKİR
Dört İncil’den üçüncüsünün yazarı.:LUKA
Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO
Dört kız ve dört erkek oyuncudan oluşan sekizer kişilik iki takım arasında oynanan ve basketbol ile hentbolun karışımı olan spor dalı.:KORFBOL
Dört kişi arasında ve 48 kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. : REVERSİ
Dört kişilik müzik topluluğu veya bu topluluğun çaldığısöylediği parçalar.:KUARTET
Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılan yoğurtlu çorba.:TUTMAÇ
Dört köşe kesilmiş uzun direk.İLME
Dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı.URÇ
Dört köşe yelkenlerin yan yakalarınaalt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA
Dört şeyden oluşandörtlü.:MURABBA
Dört tekerlekli yaylı bir at arabası. : BRİK
Dört tekerlekli içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON
Dört tekerleklihafifbir tür gezinti arabası.:KALESKA
Dört tekerlekliüstü kapalıyaylı bir tür at arabası.:TALİKA
Dört telli bağlama.ULGARİ
Dört tempolu bir dans.:FOKSTROT
Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE
Dört. : CIHAR
Dörtköşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi. : CAMADAN
Dörtlü. : KUARTET
Dörtlü.:MURABBA
Dörtte bir çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBU
Döşeme divan gibi yerlere serilen genellikle desenli havsız kalın kıl veya yün dokuma. :KİLİM
Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY
Döşeme sıvası.: ŞAP
Döşemecilikte kullanılan bir dolgu ve örtü malzemesi.:TAHTAPAMUK
Döşemecilikte kullanılan sentetik parke.:LAMİNAT
Döşemelik bir kumaş cinsi. : ÇATMA
Döşemelik olarak kullanılan kadifemsi kumaş cinsi. : ŞÖNİL
Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesi olmaksızın belirlenmesi.ALGALIKUR
Dövülmüş etbulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte.:ORUK
Dövülmüş sarımsakyumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.:AYOLİ
Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABANDONE
Dövüşken iri koç yada teke.:KÖSEMEN
Dren. : AKAÇ
Duacı.Aİ
Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilen kimse.:PEPE
Dul kadınlar. : ERAMİL
Dul kalan kadının sadakatini göstermek üzere kendisini kurban etmesi şeklinde bir Hindu geleneği.:SATİ
Duman rengi. : FÜME
Duman.UHAN
Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.AVLUMBAZ
Dumlupınar denizatlısına 4 Nisan 1953’de çarparak batmasına neden olan İsveç yük gemisi.:NABOLAND
Durağan yıldız.:SABİTE
Durgun su. : RAKİT
Durmadanhabire.:VİRE
Durum. : HALET
Duruşma.:MURAFAA
Duvar içindeki kapaksız küçük dolap. : TAKA
Duvar içindeki oyuk rafgözhücre. : NİŞ
Duvar lambası. : APLİK
Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. :KERPİÇ
Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar.:HELİK
Duvar resimleriyle ünlü Meksikalı ressam.İEGO RİVERA
Duvar taşlarının ya da tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala geçirilerek düzeltilen aralığı.ERZ
Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ
Duvara bitişikalçak tahta sedirkerevet.:PEYKE
Duvara ya da tavana püskürtülerek yapılan bir sıva türü. : FASARİT
Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE
Duvarda açılmış olan su deliği.:AVGIN
Duvarda suyun geçmesine yarayan delik ya da üstü kapalı su yolu.:AVGIN
Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE
Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL
Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç yada boya.ADANA
Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levhafayans.:ÇİNİ
Duvarlarıyontulmamış ağaç gövdelerinin üst üste oturtulmasıyla oluşturulan ve Karadeniz Bölgesinde yaygın olan ev tipi.:ÇANTI
Duyarga dokunma duyusu. : LAMİSE
Duyarga.:ANTEN
Duygu kapanıklığıduyumsamazlık. : APATİ
Duyguluiçlihassas.:SANTİMANTAL
Duygulu. : MÜTEHASSİS
Duygusal hikayeli türkü./ Serbest biçimli romantik müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD
Duygusaldüşçü.:ROMANESK
Duygusuz kayıtsız uyuşuk. : APATİK
Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri. : İMGE
Duyular aracılığıyla edinilen izlenim.UYUM
Duyuların sağladığı bildirimleri tanıyamama rahatsızlığı.:AGNOZİ
Duyusal ruhsal ya da harekete ilişkin çok çeşitli rahatsızlıklarla tanımlanan psikonevroz. : İSTERİ
Düden de denilen ve karstik yörelerde kapalı havzaların sularını toplayan oyuk.:SUBATAN
Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad. : UVALA
Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON
Düğümler anlamında eski sözcük.:UKAD
Düğün armağanı. : SAÇI
Düğün çiçeği de denilen bir süs bitkisi. : SÜTLÜCE
Düğünbalo vs eğlencelerdespor karşılaşmalarında serpilenküçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kağıt parçaları.:KONFETİ
Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ
Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ
Düğünün ertesi günü.:PAÇAGÜNÜ
Dükkan kepengi.ARABA
Dümen kolu. : YEKE
Dümen kullanmakla görevli bilgili ve tecrübeli tayfa.:SERDÜMEN
Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme.:VİYA
Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL
Dünya ile ahret.AREYN
Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA
Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE
Dünyaca ünlü Champagne şaraplarının Fransa’da bulunan başlıca üretim merkezi.:REİMS
Dünyada da ahrette de işe yaramayan adam.UR
Dünyada yalnızca Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yetişen bir çiçek.:YANARDÖNER
Dünyadaki bütün canlıların yaşadığı 16-20 km kalınlığında tabaka.İYOSFER
Dünyadaki bütün Ortodoks kiliselerinde kullanılan ve yalnızca İstanbul’da hazırlanan kutsal yağ.:MİRON
Dünyalar.:ALEMİN
Dünyamızın damı. : TİBET
Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Karya kralı.:MAUSOLOS
Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi.:SEMİRAMİS
Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO
Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR
Dünyanın en büyük adası.:GRÖNLAND
Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS
Dünyanın ilk ses üstü yolcu uçağı. : CONCORDE
Dünyanın tek kuyruksuz kedi cinsinin adı.:MAN
Dünyanın yakınından 76 yılda bir geçen kuyruklu yıldız.:HALLEY
Dünyanın yıl içinde güneşe en uzak olduğu nokta.:AFEL
Dünyaya ait olanlarinsanlar.:ALEMİYAN
Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ
Dürüstiyi ahlaklı.:ONAT
Dürüstlük ilkesine aykırı hareket edilerek tüketicilerin farkına varamayacakları şekilde bir malın içine değersiz veya daha düşük değerli madde karıştırılması. : TAĞŞİŞ
Düş gücü.:MUHAYYİLE
Düşendüşmüşdüşük.:SAKIT
Düşkünler evi.ARÜLACEZE
Düşkünlük tutku. : İPTİLA
Düşkünlüktalihsizlik.:NİKBET
Düşman toprağına yağma için yapılan akın.:GARET
Düşmanhasım. : YAĞI : ADU
Düşmanın kafasından bir tutam saçıaltındaki deri parçasıyla birlikte savaş ganimeti olarak alma eylemi.(Kafa derisi yüzme).:SKALP
Düşmanlık duygusukin besleme.:NEFSANİYET
Düşmanlık. : ADAVET
Düşme.:SUKUT
Düşsel.:FANTASTİK
Düşük gramajlı küçük boy ekmek. : BAGET
Düşük niteliklikötü anlamında argo sözcük.ANDİK
Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkanhuni biçimli küçük krater.:MAAR
Düşünce ve işinde aşırıya kaçmayanölçülüılıman.:MUTEDİL
Düşünceden çok aşka dayanan sanat eseri.:GARAMİ
Düşünceden çok canlı duygulara ve aşklara dayanan sanat yapıtı. : GARAMİ
Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğündenMemlük sultanının buyruğu üzerineHalep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ
Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan.:İDEAL
Düşünme gücü. : KARİNA
Düşünmedüşünce.:FİKRET:FİKİR
Düşünmedenyalnız kasların hareketiyle yapılan işhareket .Mekanik.:MİHANİKİ
Düşünmenin bilincini belirten Japonca bir terim.:İŞİKİ
Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. : KİNAYE
Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ
Düşünüp söyleme yeteneği. : NATIKA
Düşünüp taşınmadanbir çırpıda. : CEFFELKALEM
Düşünüş biçimi. : MANTALİTE
Düşürmeaşağı atma.:İSKAT
Düz dam taraça. : ŞATU
Düz dokunmuşaçık saman renginde bir tür ipek kumaş.:SADAKOR
Düz duruma getirilmişsağlamlaştırılmış.:STABİLİZE
Düz duruma getirmedüzleme.: TESVİYE
Düz kanatlılardanbitkilere çok zarar veren bir böcek cinsitermit.:AKKARINCA
Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE
Düz nehir gemisi. : TOMBAZ
Düz tepeli sarp yamaçlı dağ masa dağ. : MESA
Düz toprak damlarda kirişlerin üzerine serpilip toprakla örtülen hasır.:FEDRE
Düz ve ensiz bağ. : BANT
Düz yada desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE
Düz yada kıvrımlı her çeşit yumuşak kumaş vb maddeden yapılan başlık.ONE
Düz yakalıönü ilikli bir tür ceket : SETRE
Düz yazı.:MENSUR:NESİR
Düz yazıda uyak. : SECİ
Düzengebesiz toprak parçası.: DÖLEK
Düzince ve sık dokunmuş bir tür ipekli.:PONJE
Düzce ilinde bir kaplıca ve göl ve bir kaplıca.:EFTENİ
Düzce ilinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir şelale. : SAMANDERE
Düzce ilindedoğal güzelliğiyle tanınmış beş şelalenin ortak adı. : AYDINPINAR
Düzce’nin Gölyaka ilçesinde bir şelale.:GÜZELDERE
Düzelmeiyileşmeiyilik.:SALAH
Düzeltenıslah eden.:MUSLİH.:MUSAHHİH
Düzeltilmiş bir ağaç parçasının yüzüne paralel çizgiler çizmeye arayan marangoz aleti.:NİŞANGEÇ
Düzeltme amacıyla yapılan değişme.:RÖTUŞ
Düzeltmeiyileştirme.:ISLAH
Düzenhile.: DEK.:FENT
Düzeni bozmakarışıklık çıkarma.:İFSAT
Düzenleme. : ARANJMAN
Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE
Düzenleyen. : NAZIM
Düzenleyici. : ARANJÖR
Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK
Düzensiz şekilleri konu alan geometri dalı. : FRAKTAL
Düzensiz yaşayanpasaklı.:ÇAPAÇUL
Düzensizkarışıkdarmadağınık. : DANDİNİ
Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA .
Düzgün konuşan.:ELSEN
Düzgün konuşma ya da gerçeği belirtme. : İRAP
Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA
Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT
Düzgün. : ONAT
Düzgünlüktutarlılık.:İNSİCAM

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #6 : 10 Nisan 2012, 10:18:20 »
E

Ebabil kuşu.:EBREHE
Ebcet hesabında otuz sayısının adı.:LAM
Ebedisonsuz.:HALİT
Ebegümecigillerden bir bitki.AMYA
Ebru sanatındakırmızı boya elde etmekte kullanılan iyi cins bir toprak.:GÜLBAHAR
Eceabat’ın eski adı.:MAYDOS
Eczacılık. : İSPENÇİYARİ
Eczacılıkta kullanılan bir bitkieşek kulağı.:KARAKAFES
Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA
Eczacılıkta parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN
Edat. : İLGEÇ
Edebiyat yapıtlarını sinematelevizyon ve radyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirmek.:UYARLAMAK
Edebiyatmüzik ve plastik sanatlarda geleneklere bağlı kalma eğilimi.:AKADEMİZM
Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak 1910’da kurulan edebi topluluk. : FECRİ ATİ
Edebiyatta anlatımın konuyla bağdaşmasıtutarlık.:İNSİCAM
Edebiyatta anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk.:FESAHAT
Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL
Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerekkötüsünü kastetmek.:CİNAS
Edebiyatta ve müziktekır hayatını ve törelerini anlatan eser.:PASTORAL
Edebiyattaiki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM
Edebiyattakişileştirilen varlıklarahayali yaratıklara söz söyletme sanatıdillendirme.:İNTAK
Edebiyattasözün düzgün ve tutarlıbirbirine bağlanarak söylenmesi.:İNSİCAM
Edepsizşamatacı.:ŞEREMET
Edepsizşirret.:ZİLLİMAŞA
Edipler. : UDEBA
Edirne ilinde bir dere.:PRAVADİ
Edirne yöresinde yaşayan Çingenelerin geleneksel bahar eğlencelerine verilen ad. : KAKAVA
Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUS
Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.ÜCÜRMENE
Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.:LAMPARO
Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS
Edmond Rostad’ın ünlü oyunu.:CYRANO DE BERGERAC (Sirano dö Berjerak)
Efe.:ZEYBEK
Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA
Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN
Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE
Efes’te bir tapınak. : SERAPİS
Eflatunbeyaz kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK
Efsane köpek.:KITMİR
Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT
Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON
Efsanevi bir kuş. : SİMURG
Eftalitler de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR
Ege bölgesi kıyılarındaEdremit Körfezinin kuzeybatı ucundaAli bey Adası olarak da bilinen ada.:CUNDA
Ege bölgesinde bir dağ.:YUNT
Ege bölgesinde de yetişen ve antik çağlarda meşale olarak kullanılansarı çiçekli bir bitki.:ATKASNAĞI
Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS
Ege bölgesinde körpe sapları sebze olarak kullanılan bir ot.:ARAPSAÇI
Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP
Ege bölgesinde yetişenözellikle iplere dizilip satılan bir çiçek.:SELLUKA
Ege bölgesindeki Yunt dağlarında yaşayan Yörük erkeklerinin giydiği bir çeşit ceket.:ÇETİKE
Ege bölgesine özgü zeybek türü bir halk oyunu.:GERALİ: FERAYİ
Ege bölgesine özgü küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM
Ege denizindeGökçeada (İmroz) batısındaTürkiye’nin batı ucunu oluşturan burnun adı.:AVLAKA
Ege denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ
Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. : ARŞİPEL
Ege kıyılarındaözellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT
Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişentohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK
Ege ve Akdeniz de yaşayan eti lezzetli bir balık.AKALYARO
Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki küçük koylara verilen ad.ÜK
Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA
Ege ve Akdeniz’de de yaşayan yırtıcı bir balık.:ÇATALKUYRUK
Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:TİLKİŞEN
Ege yöresinde salatası yapılan lahana filizine verilen ad.:CİBEZ
Ege yöresine özgü patlıcanla yapılan bir yemek. : PABUCAKİ
Ege yöresine özgüet suyu ve unla yapılan bir çorba.:LADURİ
Egemenliğini tanıma.İAT
Eğerin altındaki belleme. : YUNA
Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH : ŞATAF
Eğilimyönelim.:TANDANS.:TREND
Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE
Eğirmenkirmen.:İĞ
Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ
Eğlenceneşezevk.:SAFA
Eğlencelerde kullanılmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanansavrulduğunda çözülenrenkli kağıttan yapılmış ince ve uzun şerit. :SERPANTİN
Eğlencelihafif konuluiçinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET
Eğrelti otuaşk merdiveni.: FUJER
Eğreti dikiş.: TEYEL
Eğretilemeistiare.:METAFOR
Eğri kunduracı bıçağı.:FALÇATA
Eğriyamuk.:YILIK
Eğrikoca çamurcun” gibi adlar da verilen yabanıl bir ördek. : ÇAKIRKANAT
Eğrilmek için temizlenmiş ve taranmış yumak biçiminde yün.:SÜMEK
Eğrilmekte olan yünketen gibi şeylerin tutturulduğubir ucu çatal değnek.: ÖREKE
Ehli. : EVCİL
Ejderha.RAGON
Ek çizgisi bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV
Ek olarakaltta.:ZEYLEN
Ek süre. : MEHİL
Ek vagon.:FURGON
Ek. : LAHİKA
Eker. : MİBZER
Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ
Ekim ayı.:İLKTEŞRİN
Ekin biçerken sıralanan işçi takımı. : HON
Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ
Ekin biçilirken saptan dökülerek ertesi yıl kendiliğinden çıkan seyrek ekin.:ALAVAZDA
Ekin ekme aygıtı.:EKEK
Ekin tarlalarında biten ve morumsu renkte çiçekler açan zararlı bir bitki.:KARAMUK
Ekinler için zararlı kır bitkisi.EVEDİKENİ
Ekinlerde başak.:KELLE
Ekinlere zararlı bir böcek.AMBUL
Ekip gereçleri. : EKİPAJ
Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN
Eklembacaklıların ve kabukluların örneğini oluşturan dayanıklı ve esnek organik madde.:KİTİN
Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT
Eklemleri inceleyen anatomi dalı.:ARTROLOJİ
Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark yada zincirle donatılmış kazı makinesi.:EKSKAVATÖR :KAZARATAR
Eklentiler.:MÜŞTEMİLAT
Ekler’ e benzer bir tür pasta. : PROFİTEROL
Ekmek içi ceviz zeytinyağı sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR
Ekmek parçası lokma. : BANAK
Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaca gerekli karışım oranı. : PAÇAL
Ekmekpeynir doğranıpüzerne et suyu dökülerek yapılan bir yemek türü.:PAPARA
Ekmekyağtahin ve pekmezle yapılan yiyecek.:YAĞIMCUR
Ekmek.:NAN
Ekoizm.:ALİTERASYON
Ekolojidebir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi. : NİŞ
Ekonomide değiş-tokuştakas anlamında kullanılan sözcük.:TROK
Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi.:OTARSİ
Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.:EKONOMETRİ
Eksen. : MİHVER
Eksik yanı olantamamlanmamışkısa.:GÜDÜK
Eksiknoksan. : NAKIS
Eksiklik kusur. : NAKISA : AĞMAN : DEFEKT
Eksiksiz olarak bütünüyle. : KAMİLEN
Eksiksizkusursuz. : HAZA
Ekşimik.:KESİK
Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB
Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA
Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan genişbalta girmemiş ormanlara verilen ad.:SELVA
Ekvator Ginesi’nin başkenti.:MANABO
Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlara verilen ad. :SAVANA
Ekvator. : EŞLEK
Ekvator’un para birimi.:SÜKRE
Ekvator’un plaka işareti.:EC
Ekzama. : MAYASIL
Ekzotermik.:ISIVEREN
El alıştırma.:MEŞK
El ayası.:RAHE
El çırpmak.:KARŞMAK
El dokuması halılarda kullanılan tek atmalı düğüm biçimi.:SİNE
El dokuması yünden yapılan üst giyeceği. : ABAYİ
El ilanı.ROŞÜR
El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ
El ile dokuma. : PEMAS
El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE:KANAVA
El kürkü.:MANŞON
El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA
El veya otomatik dokuma tezgahlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleriuzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç.:MEKİK
El ya da baş ile yapılan işaret. : İŞMAR
El yazısı çok güzel olan sanatçı.:HATTAT
El yazması kitapların sonuna güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük.:KEBİKEÇ
El yazması kuranlarda ayetlerin arasına konan kırmızı noktalar.:SECAVENT
Elgözkaş ve yüzle yapılan hareket.:İŞMAR
El.EST.:YED
Elazığ ilinde bir baraj.:CİP
Elazığ ve Diyarbakır yörelerine özgüçökelekle yapılan bir tür gözleme.:PATİLE
Elazığ yöresinde yetiştirilen ve kaliteli bir kırmızı şarap veren üzüm cinsi.:ÖKÜZGÖZÜ
Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ
Elazığ’ın Baskil ilçesindeilk tunç çağına tarihlenen bir höyük.:İMİKUŞAĞI
Elazığ’ın eski adı.:ELAZİZ
Elazığ’ın Sivrice ilçesindekayak merkezi olan dağ.:HAZARBABA
Elbise plesi.ÜZGÜ
Elbise çamaşır” anlamında eski sözcük. : CAME
Elbiseçamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgütentene.ANTEL
Elbisegiyecek.:GEYGİ
Elbise.:CAME
Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE
Elbiselerde kumaşların altına konulan ve beslemeye yarayan astar.:FODRA
Elçi atama onay yazısı : AGREMAN
Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE
Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA
Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS
Elde edilen başarıverim gücü.:PERFORMANS
Elde yada makinede işlenmiş süslü şerit. : FİSTO
Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN
Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.:APLİKASYON
Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA
Ele başı. : SERGERDE
Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ
Elekkalbur.:GIRBAL
Elek. : KALBUR
Elektrik akım şiddeti temel birimi. yeğinlik:AMPER
Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç. :REOSTA
Elektrik direnç birimi. : OHM
Elektrik geriliminde evre.:FAZ
Elektrik kutusu. : BUAT
Elektrik sıgası birimi. : FARAD
Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : KOJENERASYON
Elektrikli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci. : MANYETO
Elektriksel kapasite.:SIĞA
Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG
Elektrokardiyografiyi simgeleyen harfler.:EKG
Elektronprotonnötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.:PARTİKÜL
Elektrondan ağırprotondan hafif bir atom cisimciği :MEZON
Elektroniğin egemen olduğu bir müzik türü.:NEWAGE
Elektronik fon transferinin kısaltması.:EFT
Elemanunsur.: ÖGE
Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer.:RANK
Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birimmadde.:MOLEKÜL
Elemler. : ALAM
Eleştirel basım.:EDİSYONKRİTİK
Eli açık cömert yiğit. : AKI: KERİM : KOÇAK
Eli ya da ayağı sakat olan kimse. : ÇOT : ŞOT
Elin ve özellikle tırnakların bakımı.:MANİKÜR
Elinden iş gelmeyen beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad. : LONGUR
Elineayağına çabukçevikatik.:ÇALAK
Elle örülerek yapılan yassı halat.:KALÇETE
Elle sürülen küçük çocuk arabası. : PUSET
Elle yapılan kalınseyrekgelişigüzel dikiş. :OYULGAMA:OYULGA
Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürkel kürkü.:MANŞON
Ellerindeparmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirmek : AGRAFİ.
Elli iki kağıtlık iki deste ile ve iki kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu.:KRAPET
Elli kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:FİTİL
Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT
Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK
Elmasyakut gibi değerli taşlarmücevher.: CEVAHİR
Elmaszümrüt vs değerli taşların tartısında kullanılan 2 desigramlık ölçü birimi.:KIRAT:KARAT
Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA
Elverişsiz durumengel.:HANDİKAP
Elyafından ip ve çuval yapımında yararlanılan bir bitki türü.:JÜT
Emanet.İnam. : VEDİA
Embriyonrüşeym.:OĞULCUK
Emekçi topluluğu. : PROLETARYA
Emevilerin 8. yüzyılda Bizans’a karşı giriştikleri savaşlarda öne çıkmış Arap komutanı.ATTAL GAZİ
Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA
Emir subayı.:YAVER
Emirler. : EVAMİR
Emirlik beylik. : EMARET
Emmesoğurma. : MAS
Emmeç. : ASPİRATÖR
Emniyet yayı. : SUSTA
Emzikli şişe.İBERON
En az : EKAL
En azından hiç olmazsa. : LAAKAL
En basit konularda bile karar verip harekete geçmeyi engelleyen hastalık derecesinde ilerlemiş irade zayıflığı. : ABULİ
En beyaz.EYZA
En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ
En büyük temsilcisi Handel olan dinsel müzik formu.:ORATORYO
En büyük ustası Montaigne olan yazı türü. : DENEME
En büyük. : EKBER : AZAM.:KÜBRA:ULU
En cömerten şerefli.:EKREM
En çok bağlarda görülen asalak bir mantarın oluşturduğu bitki hastalığı. : MİLDİYU
En çok vadilerdeyamaçlarda bulunan kil ve kum karışımısarı renkli verimli balçık.:LÖS
En elverişli durum. : OPTİMUM
En eski jeolojik sistem.:AZOİK
En gelişmiş konuşma yeteneğine sahip papağan cinsi. : JAKO
En ince bulgur.ÜĞÜ
En iri geyik. : MUS
En iyien üstün.:ALİYYÜLALA
En iyien yüce yer.:SADR
En iyi.ANİSKA
En iyisien güzelien üstünü.:FERİŞTAH
En kalın sesliyaylı bir çalgı türü.:KONTRBAS
En kısa zaman.: AN
En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET
En küçük izci kuruluşu. : OBA
En küçük topçu birliği. ATARYA
En parlak. :ENVER
En sinsi bir eza gibidir geçmeyen zaman.(Yahya Kemal)
En son. : HATEM
En tiz erkek sesi. : TENOR
En uçen sonaşırı. : EKSTREM
En uzun yol koşusu (42195 m’lik). : MARATON
En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN
En yüksek değer.: KEMAL
Engenişlik.:ERB
Encümen. : YARKURUL:KOMİSYON:ALT KURUL
Endonezya plakası. : RI
Endonezya Malezya gibi ülkelerde hem erkek hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG
Endonezya’da dolmuş olarak kullanılan üç tekerlekli araba.EMO
Endonezya’da düzenlenen geleneksel öküz yarışlarına verilen ad.:KARAPAN
Endonezya’da etkin bir yanardağ.:MERAPİ
Endonezya’da takımadalar. : ARU
Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı.:LADANG
Endonezya’da yapılan ve karanfille kokulandırılan bir sigara türü.:KRETEK
Endonezya’da yaşayan ve mavi peri kuşu da denilen ötücü kuş. : İRENA
Endonezya’da yetişen bir karabiber türünün meyvelerine verilen ad. : KEBABİYE
Endonezya’nın Cava ve Bali adalarına özgüvurmalı çalgılardan oluşan orkestra.:GAMELAN
Endonezya’nın para birimi.: RUPİ.:RUPİAH
Endonezya’nın plakası.:RI
Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge. : ACEH
Endonezya’nın Sumatra adasında yaşayan Müslüman bir halk.:AÇELER
Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu.:VAYANG
Endonezya’ya özgüdaha çok vurmalı çalgılarından oluşan orkestra.:GAMELAN
Endonezya’yı oluşturan adalardan biri. : BALİ
Endülüs Emevilerinde çeşitli saray ve harem hizmetlerinde görev yapan hadım edilmiş Slav kölelerine verilen ad. :SEKALİBE
Enerji.: ERKE
Engebelertümsekleryüzey biçimleri.:AVARIZ
Engeluymazlıksakınca.BEİS
Engel. : KET
Engerek yılanı. : EFİ
Enine boyuna her yönü ile.: ARİZAMİK
Enineenlemesine. : ARZANİ
Enis Batur’un bir romanı. : ELMA
Enli çember.:KASNAK
Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim. : CİCİM
Ensiz tahta.:TİRİZ
Epikurosçulara ve Stoacılara göre mutluluğun temeli olan mutlak ruh dinginliği.:ATARAKSİYA
Er bezitestis.:HUSYE
Erbainden sonra gelen31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN
Erbezlerinin yangılanıp şişmesi. : ORKİT
Erdem ve meziyette birbiriyle yarışma.:TEFAZÜL
Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad. : ERAT
Erendiz Atasü’nün bir öykü kitabı. : UÇU
Erganun.:ORG
Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk.:SABİ
Erginlik.:RÜŞT
Erikkayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI
Erik.:ALU
Erim. : MENZİL
Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde.IŞIK:CÜRUF
Erime. : ZEVEBAN
Erimekte bulunan buzun sıcaklığı ile kaynar suyun buhar sıcaklığı arası ¤¤¤¤ene bölünerek derecelenmiş olan sıcak ölçer.:REOMÜR
Erimekte plan buzun sıcaklığını 32 santigrat derecekaynar suyun buhar sıcaklığını 212 santigrat derece gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir tür termometre.:FAHRENHAYT
Eristik.İDİŞİM
Erişim. : MUVASALA
Erişkin.:KAHİL: KAHYA
Erişmiş. : NAİL
Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme.:KARAMELA
Eritre’nin başkenti.:ASMARA
Eritre’nin para birimi.:NAKFA
Eriyen elektrotla karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG
Eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan akasyakitresütleğen gibi bazı ağaçların kabuklarından sızarak donanrenksiz veya sarı kırmızımtırak renkte amorf madde. : ZAMK
Eriyik. : MAHLUL
Erkeğin eşizevce. :REFİKA.: AYAL:ZEVCE
Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM
Erkek balığın tohumu.:SÜT
Erkek boyun atkısı. FULAR
Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad.:LÖK
Erkek cinsel organlarının işlevlerinihastalıklarını inceleyen bilim dalı.:ANDROLOJİ
Erkek çocuk. : KIZAN
Erkek dans eşi. :KAVALYE
Erkek deveiki hörgüçlü deve.UĞRA
Erkek doğum hekimi.:LAVTA
Erkek evlatoğul.:MAHDUM
Erkek geyik. : HONA
Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM
Erkek hemşirekorkunç güzel örneklerinde olduğu gibibirleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad.:OKSİMORON
Erkek hindi. : GURK
Erkek için yürekliyiğit anlamında.:KOÇAK
Erkek kardeş.ADAŞ
Erkek keçi.:ERKEÇ
Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ
Erkek masajcı.:MASÖR
Erkek ördek. : SUNA
Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON
Erkek torun.:HAFİT
Erkek üreme organlarından ersuyu kanalının kısırlaştırma ya da enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi. : VAZEKTOMİ
Erkek ve dişinin birbirlerine karşı duydukları istekşehvet.:KÖSNÜ
Erkek ya da dişi üreme hücresi. : GAMET
Erkek yardımcı.:YAMAK
Erkeklerde resmiciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilenözenlisüslüaksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE
Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ
Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER
Erkeklerin gece ziyafetlerindegalalarda ve gece eğlencelerinde giydikleri önü açıkceketi daha çok atlas yakalı bir giysi türü.:SMOKİN
Erkeklerin giydiğigenellikle keçedenucu sivri veya yüksek başlık.:KÜLAH
Erkekliği güçlüçok eski bir Mısır tanrısı.:MİN
Erkekliğin ya da dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom.:ALOZOM
Erkeklik organı. : ZEKER
Erkekte cinsel güçsüzlük.puluçluk. : ANANET
Erken bunama. : ŞİZOFRENİ
Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE
Erken olgunlaşan ince kabuklu bir çeşit siyah üzüm.İMNİT
Ermeni asıllı Osmanlı tiyatro oyuncusu (Aznif Hanım diye de bilinirdi).:HRAÇYA
Ermeni müziğine özgü kavala benzer bir çalgı. : DUDUK
Ermeni saz şairlerine verilen ad. : AŞUĞ
Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN
Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN
Ermenistan’ın para birimi.RAM
ErmişKum ve Köpükİnsanoğlu İsaSözler gibi yapıtları dilimize de çevrilmiş Lübnan asıllı ABD’li yazar ve şair.:HALİL CİBRAN
Erotik şehevi : KÖSNÜL
Erozyon etkisiyle oluşmuşyumuşak engebeli yeryüzü parçasıyontukdüz.:PENEPLEN
Erteleme. : TECİL
Erzak odası. : KİLER
Erzincan ve Tunceli yöresine özgüsarımsaklı yoğurtla yapılan ve zerefet de denilen bir tür hamur yemeği.ABUKKO
Erzincan yöresine özgü siyah üzüm cinsi.:CİMİN
ErzincanTunceliElazığBingöl illerinde üretilen tanınmış bir tulum peyniri.:ŞAVAK
Erzincan’da bir kaplıca ve buradan çıkarılan tanınmış maden suyu. : BÖGERT
Erzincan’da ünlü bir şelale.:GİRLEVİK
Erzincan’ın bir ilçesi. : İLİÇ
Erzincan’ın Tercan ilçesinde kendi adını taşıyan kümbetiyle de tanınmış Saltuklu emiresi.:MAMAHATUN
Erzincan-Refahiye karayolunda bir dağ geçidi. : SAKALTUTAN
Erzurum ilinde bir göl ve çağlayan. : TORTUM
Erzurum ilindeTürkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi.:TORTUM
Erzurum yöresinde “saya” törenine verilen ad. : KALİK
Erzurum yöresine özgüyoğurt ve yarmayla yapılan çorba.EN
Erzurum’da Oltu ilçesine özgü “yatık döner” de denilen bir tür kebap. : CAĞ
Erzurum’da ünlü bir medrese.:YAKUTİYE
Erzurum’daki çifte minareli medresenin bir başka adı.:HATUNİYE
Erzurum’un Pasinler ilçesinde bir kaplıca.:ALİ PAŞA
Erzurum’un Uzundere ilçesinde ünlü bir Gürcü kilisesi. : ÖŞKVANK
Esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir mineningümüş bir levhanın önceden hazırlanmış bölümlerine kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniği.:SAVAT
Esenlik dilemek. : SELAM
Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG
Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR
Esintirüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA
Esir çocuk. : BEÇE
Esirgeyicimerhametli.:RAUF
Esirler.:ÜSERA
Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap.:ŞARAPNEL
Eskidilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL
Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA
Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM
Eski Ahit’in altı değişik metnini bütünleştiren “Heksapla” adlı yapıtıyla ünlü erken dönem Yunan kilisesinin en önemli ilahiyatçısı. : ORİGENES
Eski Asur kenti. : NİNOVA
Eski ayakkabı. : KELİK
Eski Babil başkentlerinden biri.:LARSA
Eski bez parçasıpaçavra. : ÇAPUT
Eski biçimine çevirme. : İRCA
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : FARAK
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.(1283 gramlık). :OKKA
Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.ATMAN
Eski bir Avrupa kavmi.:KELT
Eski bir çalgı. : MAR
Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN
Eski bir hacim ölçüsü.: KA
Eski bir Hindu tapınağı tipi.:ASANA
Eski bir Mısır tanrısı.:PTAH
Eski bir salon dansı.: KADRİL
Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE: SA
Eski bir tüfek. : KARABİNA
Eski bir Türk çalgısı.:IKLIĞ
Eski bir Türkistan parası.:KİPEK
Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 santimetreye eşit).: ARŞIN
Eski bir uzunluk ölçüsü.(65 cm boyunda). : ENDAZE
Eski çağ Roma yapıtlarında bulunan tuhafgülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu.:GROTESK
Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ
Eski çağlardan kalma yapıt. : ANTİKA
Eski çağların en büyük hekimlerinden biri olan ve deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan eski Yunanlı hekim. : GALENOS
Eski Çin felsefesindeevrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO
Eski Çin kaynaklarında güreşe verilen ad.:JİAO ÇU
Eski dide dullar.:ERAMİL
Eski dilde suratyüz. : RU
Eski dilde acıyan. : RAİF
Eski dilde adaletdoğruluk.:ADL
Eski dilde adet tören. : DEB
Eski dilde ağırbaşlılık vakar. : VAK
Eski dilde ağız. : FEM
Eski dilde ağız.EHEN
Eski dilde ağlatma. : IBKA
Eski dilde akıllı. : LEBİBE
Eski dilde aktar anlamında sözcük.:ATTAR
Eski dilde alametler işaretler. : ALAİM
Eski dilde alın. : NASİYE
Eski dilde altın. : ZER
Eski dilde ameller istekler. AMAL
Eski dilde anahtar.:MİFTAH
Eski dilde anlamakavramakavrayış.:FEHİM
Eski dilde anne. : EM.: ÜM.:MADER
Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN : İLK KANUN
Eski dilde arkasırt.:ZAHR
Eski dilde arkası sıra.: DERADAP
Eski dilde arkeoloji.:ATİKİYAT
Eski dilde aslahiçbir zaman. : EBEDA
Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED
Eski dilde aslan.:ESED
Eski dilde asmabağ kütüğü.:REZ
Eski dilde astrolog.:NÜCUMİ
Eski dilde aşçı.:AŞPEZ
Eski dilde aşiretleroymaklar.:AŞAİR
Eski dilde at beygir. : ESB
Eski dilde atasözü.ARBIMESEL
Eski dilde ateşler. : NİRAN
Eski dilde atikçevik.:ÇALAK
Eski dilde atlı habercipostacı.:ÇAPAR
Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR
Eski dilde ayna. : MİRAT
Eski dilde ayrı durma.Sıkma sıkarak bağlama. : ŞET
Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE
Eski dilde azı dişi.: NAB
Eski dilde baba Cet. : EB
Eski dilde bağırsaklar. : EMA
Eski dilde bağlı kılmakısıtlama.: TAKYİT
Eski dilde balık. : MAHİ
Eski dilde balta.: TEBER
Eski dilde başhekim.:SERTABİP
Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ
Eski dilde bayraksancak.:RAYET
Eski dilde belediye . : URAY
Eski dilde belirti. : NİŞANE
Eski dilde bencillik.:ENANİYET
Eski dilde benzereşaynı anlamında sözcük.:NİD
Eski dilde berber. :PERUKAR
Eski dilde berrakduru.:NAB
Eski dilde beşte bir.:PENÇİK
Eski dilde beyaz şaraba verilen ad.:ZERAB
Eski dilde beyazlanmaağarma anlamında sözcük.:İBYİZAZ
Eski dilde bırakmasalıverme.:ITLAK
Eski dilde biçimsel anlamında bir sözcük.:SURİ
Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ
Eski dilde bilmeceler.:ELGAZ
Eski dilde bin sayısı.:ELF
Eski dilde bir şeyin geçmişi.:SİBAK
Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL
Eski dilde bisiklete verilen ad.ERRACE
Eski dilde bitiştirmebirleştirmeiki şeyi birbirine ekleme. : İLSAK
Eski dilde boyendam. : KAD
Eski dilde boylam. : TUL
Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR
Eski dilde bozma.feshetme. : FEK
Eski dilde böğürtlen.ÜK
Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK
Eski dilde burun.:ENF
Eski dilde bülbül. : ANDELİB
Eski dilde camkristal.: MİNA
Eski dilde cehennem. : TAMU
Eski dilde cehennem.:NİRAN
Eski dilde cıva. : ABEK
Eski dilde cömertlikiyilikseverlik.:SEMAHAT
Eski dilde çekinme razı olmama. : İBA
Eski dilde çekirge. : MİK
Eski dilde çeyrek. : RUBU
Eski dilde çizme. : MUSE
Eski dilde çocuklar.:EFTAL
Eski dilde çok bağışta bulunan. : MİNAM
Eski dilde çok konuşangeveze anlamındaki sözcük.:RAAD
Eski dilde çok olma durumu çokluk bolluk. Kalabalık. : KESRET
Eski dilde çok sık kadın boşayan erkek. : MITLAK
Eski dilde çöl. : TİH
Eski dilde çukur.:ÜKRE
Eski dilde dağ eteği çayırlık çimenlik. : RAG
Eski dilde dağ kırlangıcına verilen ad.:UVVAR
Eski dilde dağ.:CEBEL
Eski dilde dağ.:KUH
Eski dilde daha doğru en sağlam. : ASAH
Eski dilde damar.: REG
Eski dilde damla hastalığı.:NIKRİS
Eski dilde davul.:TABL
Eski dilde değmedokunma. : MES
Eski dilde delip geçeniçe işleyen.:NAFİZ
Eski dilde demir. : AHEN
Eski dilde deri kalkan.ARAKA
Eski dilde derin hale getirme. : İKAR
Eski dilde derinlik.:UMK
Eski dilde derinlikler. : AMAK
Eski dilde deve.:ŞÜTÜR
Eski dilde devirlerçağlarzamanlar.:EDVAR
Eski dilde dışarı çıkarmadışarı atma. : ITRAH
Eski dilde dilek.:KAM
Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA
Eski dilde dilsiz.:EBKEM
Eski dilde dinç güçlü kuvvetli. : TÜVANA
Eski dilde dinlenmeistirahat.:AJ
Eski dilde diyalektik.:CEDEL
Eski dilde doğuştan kör. : NABİNA
Eski dilde doku. : NESİÇ
Eski dilde dokumacılıktatüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR
Eski dilde dolum dolma doluluk. : MELA
Eski dilde dostlar arkadaşlar. : İHVAN
Eski dilde doyurma.:İŞBA
Eski dilde dökmeakıtma.:İRAKA
Eski dilde döllemedöllenme.: İLKAH
Eski dilde dönek.:ALLAK
Eski dilde dönence.: MEDAR
Eski dilde dördüncü.:RABİA
Eski dilde dörtte birçeyrek.:RUBU
Eski dilde dudak. : LEB
Eski dilde duruşma.:MURAFAA
Eski dilde duvar. : DAR
Eski dilde düğün yemeği./Saadet mutluluk. : URS : URAS
Eski dilde düşman . : ADU
Eski dilde düşmanlar hasımlar. : HUSUM
Eski dilde eczacı.:İSPENÇİYAR
Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN
Eski dilde ekmek. : NAN
Eski dilde el ustalığı.:ZANAAT
Eski dilde el.EST
Eski dilde elbiseçamaşır.:CAME
Eski dilde elma: . : SİB
Eski dilde en azından. asgari. : LAAKAL
Eski dilde en sefillerpek aşağı.:ESFEL
Eski dilde en sonra bulunan sonuncu. : HATEM
Eski dilde en tatlı.: AZEB
Eski dilde engeluymazlık.EİS.:HAİL
Eski dilde enine enlemesine. : ARZANİ
Eski dilde er erkek. : NER
Eski dilde erik. : ALU
Eski dilde erkeğin kadını boşaması.:TALAK
Eski dilde erkek evlatlar.:PÜSERAN
Eski dilde erkekler.: RİCAL
Eski dilde eskiler anlamında sözcük.:ATAİK
Eski dilde estetik. : BEDİA
Eski dilde eşzevce.:REFİKA
Eski dilde eşek .: HAR
Eski dilde eşik.:ASİTANE
Eski dilde et. : LAHM
Eski dilde etek. : DAMEN
Eski dilde eziyetsıkıntıazap.:RENC
Eski dilde faiz.:RİBA
Eski dilde fakatamaancak anlamında sözcük.:LİK
Eski dilde feryat anlamında sözcük.:AVL
Eski dilde fiillereylemler anlamında sözcük. :EFAL
Eski dilde frengi hastalığına verilen ad.:ATEŞEK
Eski dilde gayri başka. : SİVA
Eski dilde gazete. : CERİDE
Eski dilde gece. : ŞEB : LEYL
Eski dilde geceler : LEYAL
Eski dilde geçip gitme sona erme.: MÜRUR
Eski dilde gelin. Gelinyeni evlenmiş kadın. : ARUS
Eski dilde gelin.:ARUS
Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT
Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ
Eski dilde geometri.:HENDESE
Eski dilde gerdek. : ARİS
Eski dilde geri çevirenreddeden. :RAD
Eski dilde geri döndürmegeri çevirme.:REKS
Eski dilde gidiş gelip gitme. : REFTİ : REFT
Eski dilde giyengiyinmiş.:LABİS
Eski dilde giysigiyecek.:RUBA.:LİBAS
Eski dilde gizem.:RAZ
Eski dilde gökbilimastronomi.:FELEKİYAT
Eski dilde gökkuşağı.:TİRAJE
Eski dilde gömlek. : KOMİS
Eski dilde görme.:RÜYET
Eski dilde gösterme.:İRAE
Eski dilde göz. : AYN: DİDE
Eski dilde gözyaşı.:EŞK
Eski dilde güç iktidar elde etme anlamında sözcük. : NAMİYE
Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN
Eski dilde gün.:RUZ
Eski dilde gün.:YEVM
Eski dilde günaha sokmagünah işletme.:İSAM
Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF
Eski dilde güneş.:ŞEMS
Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter. :RUZNAME
Eski dilde güreş. : AFTAB
Eski dilde gürültü. Savaş. : VEGA
Eski dilde güzel kokulu şey. : ŞEMİME
Eski dilde haberciulak.: SAİ
Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılaraözellikle Fransızlara verdiği ad.İDON
Eski dilde hasta.İMAR
Eski dilde hastalık dert. : DA
Eski dilde hastalık.:MARAZ
Eski dilde hastalıklar.:EMRAZ
Eski dilde hazırlamayerleştirme.:TABİYE
Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME
Eski dilde hesap defteri.. : ABAR
Eski dilde hesap tahmin istatistik. Araştırma inceleme. : AMAR
Eski dilde hevesler istekler. : EHVA
Eski dilde hiddet öfke kızgınlık. : KAKINÇ
Eski dilde hokkabazlık el çabukluğu. : ŞABEZE
Eski dilde hor görülenaşağılanmış olan.:AHKAR
Eski dilde horoz.İK
Eski dilde hükümetinhazinenin malı olanbeylik.:MİRİ
Eski dilde ılgın ağacı.: AC
Eski dilde ibadet etme.:TAAT
Eski dilde ibadet.:KUNUT
Eski dilde içözasılmerkez.:SAMİM
Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad.:RES
Eski dilde idare etmek. temize çıkarmak. : ABRAMAK
Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB
Eski dilde ikiz anlamında sözcük.:TEVEM
Eski dilde İkizler burcu.:CEVZA
Eski dilde iklimler.:EKALİM
Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR
Eski dilde inciler.:ENACİL
Eski dilde insanlar kimseler. : KESAN
Eski dilde integral. :TAMAMİ
Eski dilde intikam. : SAR
Eski dilde it üzümü.AREC
Eski dilde iyi cins at. : SAFİN
Eski dilde kadın.: ZEN
Eski dilde kadıncakadın gibi.:ZENANE
Eski dilde kadınlar kızlar. : İNAS
Eski dilde kahramanlar yiğitler. : ASÜD
Eski dilde kale hendeği. : UR
Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA
Eski dilde kalın kafalı.:GABİ
Eski dilde kalın sopadeğnek.:MATRAK
Eski dilde kamış. : NAY
Eski dilde kan pıhtısı. : ALAK
Eski dilde kan. : DEM.:HUN
Eski dilde kanat.AL
Eski dilde kansere verilen ad.:AKİLE
Eski dilde kapı önüeşik.:ASİTAN
Eski dilde kaplan.EBİR
Eski dilde karanlık.:ZULMET
Eski dilde karınca. : MUR
Eski dilde karında su biriktirme hastalığı. : AMAR
Eski dilde kartal takım yıldızının adı.:UKAB
Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN:SONTEŞRİN
Eski dilde kaş.: EBRU
Eski dilde katıksızsaf.:RAİK
Eski dilde kaz.: BAT
Eski dilde kazalarbelalar.:AVARIZ
Eski dilde kemik. : AZM
Eski dilde kentşehir. :ŞAR
Eski dilde kesin bilgisağlam kanıt.:İKANİ
Eski dilde kılıç. : TİG .:SEYF
Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN
Eski dilde kilise çanı.:NAKUS
Eski dilde kimse. : KİMESNE
Eski dilde kimseler insanlar. : KESAN
Eski dilde kip.:SIYGA
Eski dilde kirpikler.:MÜJGAN
Eski dilde koku. : BU
Eski dilde kolay. : ASAN
Eski dilde konsolos.:ŞEHBENDER
Eski dilde korkan ürkek. : REMENDE
Eski dilde korkuheyecan.:REV: BİM
Eski dilde kovma. : İBAD
Eski dilde kök tutmuşköklenmiş.:RİŞEGİR
Eski dilde kölekul anlamında bir sözcük.:RAKABE
Eski dilde köpek. : SEG : SEK
Eski dilde körpeliktazelik.: TARAVET
Eski dilde kötü iş yapmakötülük etme.:İRTİKAP
Eski dilde kötülükçüfesat kimse. :ŞERİR
Eski dilde köyle ilgiliköylü. :RUSTAİ
Eski dilde kucak.:AGUŞ
Eski dilde kumaş. : KALA
Eski dilde kural dışıuyumsuz.:ŞAZ
Eski dilde kurban bayramı. : ADHA
Eski dilde kuş gagası. :NUL
Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT
Eski dilde kuvvetlergüçler.:KUVA
Eski dilde küçük mızrak. :NİZEK
Eski dilde lanet sözü. : LAN
Eski dilde mektup mesaj ulaştırma. : BELAĞ
Eski dilde mermer.:RUHAM
Eski dilde mezarlarkabirler.:MEDAFİN
Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eski dilde mizah sanatı.:MÜZAHE
Eski dilde mum balmumu.: ŞEM
Eski dilde mutlu etme mutluluk verme. : İSAD
Eski dilde mühür. Yüzük gibi parmağa takılan mühür. : HATEM
Eski dilde müjde müjdeli haber. : SAVA
Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarakyaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN
Eski dilde mürettebat.:TAİFE
Eski dilde narin ince dokunaklı hassas. Merhametli çok acıyan. Yufka yürekli açıyan. (İslam hukukunda: Köle). : RAKİK
Eski dilde nevaleazık. : TUŞE
Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN:KANUNUSANİ
Eski dilde odunağaç. :UÇARI
Eski dilde oğulevlat.:İBN
Eski dilde ok atıcıokçu.:KEMANKEŞ
Eski dilde ok.. : TİR
Eski dilde Oklar. NİBAL
Eski dilde on sayısı.:AŞR
Eski dilde onarma.:REM
Eski dilde ondalık.:AŞARİ
Eski dilde onluklar.:AŞERAT
Eski dilde orak.AS
Eski dilde otlar. : ERA
Eski dilde oturan oturmuş anlamında birleşik sözcükler oluşturan sözcük. : NİŞİN
Eski dilde öçintikam.:SAR
Eski dilde öd kesesi.:MERARE
Eski dilde öfke.:RİS
Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ
Eski dilde öğütnasihat. : MEVİZE : NUSH
Eski dilde ömürler hayatlar yaşlar. : AMAR
Eski dilde önce davranma.:TAKADDÜM
Eski dilde öncü.:TALİA
Eski dilde örtme gizleme.: SETR
Eski dilde örtülerzarlar anlamında sözcük.:AGŞİYE
Eski dilde örümcek. : ANKEBUT
Eski dilde özdeyiş.:KELAMIKİBAR
Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR
Eski dilde papağan. :TUTİ
Eski dilde parlaklıkgöz alıcılık.:REVNAK
Eski dilde parlama.:LEM
Eski dilde parlayanparlak.:ŞARIK
Eski dilde peçeyaşmak. : LİSAM
Eski dilde pek az. çok aşağı. : EDNA
Eski dilde pirinç. : ERZ
Eski dilde rüzgar esinti. : RİH
Eski dilde safarıkatıksız anlamında sözcük.:NAB
Eski dilde sağır. : ASAM
Eski dilde salya.:RİK
Eski dilde sanık.: MAZNUN
Eski dilde satın alma.:İŞTİRA
Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF
Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ
Eski dilde sefil pek aşağı. : EZFEL
Eski dilde sermayekapital.:RESULMAL
Eski dilde sevinçlineşeli.:ŞADAN
Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK
Eski dilde sıcaklıkhararet.:TEB
Eski dilde sığır çobanı.: RAİ
Eski dilde sıhhi. : ZENİ
Eski dilde sıkıntı verici.:MUKASSİ
Eski dilde siyah kan damarıtoplardamar.:VERİT
Eski dilde sol taraf.:YESAR
Eski dilde soluknefes.EM
Eski dilde sorgu yargıcı. : MÜSTANTİK
Eski dilde soylulararistokrasi.:ZADEGAN
Eski dilde sövmesövgü. :ŞETİM
Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE
Eski dilde su.. : AB : MA
Eski dilde suda yüzme.:SİBAHAT
Eski dilde sultanlar.:SELATİN
Eski dilde sundurma.:REVAK
Eski dilde surat yüz. : RU
Eski dilde sülük. : ALAK
Eski dilde sünnet etme.:HİTAN
Eski dilde süreç.:VETİRE
Eski dilde süs.: ZİVER
Eski dilde şairler.:ŞUARA
Eski dilde şarap.. :HAMR.:MÜL:NUŞDARU
Eski dilde şehir.:ŞAR
Eski dilde şehvetcinsel birleşme anlamında sözcük.AH
Eski dilde şehvet.AH
Eski dilde şiddetli cezaibret.:NEKAL
Eski dilde şiirler.:EŞAR
Eski dilde şişme kabarma. : AMASA
Eski dilde şöhret ün. : NENG
Eski dilde şüpheci kuruntulu kimse için kullanılan sözcük. : MERAKİ
Eski dilde şüphecilik (felsefede). : İNADİYE
Eski dilde tabi olanlar.:TEBE
Eski dilde taç.: İKLİL
Eski dilde taçlar. : TİC
Eski dilde tahtlar. : ERAİK
Eski dilde takımçeşit.:MAKULE
Eski dilde tanrılık vasfıtanrısallık.:ULUHİYET
Eski dilde tarak. : ŞANE
Eski dilde tasarlama.:TASMİM
Eski dilde taş. :SENG
Eski dilde taşları parçalamakta kullanılan büyük çekiç.:MİTİN
Eski dilde terim.:ISTILAH
Eski dilde ticaret.:TECİM
Eski dilde titreyiş titreme. : RAŞE
Eski dilde toplama. : İCMA
Eski dilde toztoprak.:GUBAR
Eski dilde trigonometri.:MÜSELLESAT
Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA
Eski dilde tuz. : NEMEK
Eski dilde Türkler anlamında sözcük. : ETRAK
Eski dilde uğursuzluk. : HUSUM
Eski dilde unutma.:NİSYAN
Eski dilde uyunacak yeryatak odası.:MENAM
Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM
Eski dilde uzaklık ara. : KAB
Eski dilde ülser.:KARHA
Eski dilde üzengi.: RİKAB
Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME
Eski dilde üzüm. : İNEB
Eski dilde üzüntü kaygı : HEM
Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET
Eski dilde vurmak.:URMAK
Eski dilde yabancı.İGANE
Eski dilde yağmursağanak.ARİS
Eski dilde yağmur.:MATAR
Eski dilde yakınaz aralıklı olan.:KARİN
Eski dilde yalan.:ENİSAN
Eski dilde yanak.:İZAR
Eski dilde yara. : KARHA
Eski dilde yara.:ZAHM
Eski dilde yaradılış.:FITR
Eski dilde yardım. : NASR
Eski dilde yarım arşın veya 305 cm uzunluğundaki ölçü birimi.Kadem.:AYAK
Eski dilde yasaklayan engel olan. : NAHİ
Eski dilde yaşnemli.:RATİP
Eski dilde yazı dizisi.:TEFRİKA
Eski dilde yedi sayısı.
Eski dilde yemin etme. : İLA
Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN
Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT
Eski dilde yıl. : AM
Eski dilde yılan.: MAR
Eski dilde yıldırım.: BARİKA
Eski dilde yıldız.:SİTARE
Eski dilde yıldızların belli bir zamandaki yerlerinidurumlarını gösterir çizelge. : ZAYİÇE
Eski dilde yırtma. : ÇAK
Eski dilde yiğitler kahramanlar. : ASÜD
Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK
Eski dilde yumuşaklıkgevşeklik.:NERMİ
Eski dilde yumuşaklık.: NERM
Eski dilde yuva.:LANE
Eski dilde yuvar.:KÜREVYE
Eski dilde yüz örtüsüpeçe.:NİKAB
Eski dilde yüzyıl.: ASR
Eski dilde zalimler zulmedenler. : ZALEME
Eski dilde zaman vakit. : ADAR
Eski dilde zaman.:EYN
Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ
Eski dilde zor.:TENG
Eski dilde zorluk güçlük. Darlık sıkıntı. Zor iş. Tıp. : USRET:USR
Eski dildeyenirce denilen yaraya verilen ad.:AKİLE
Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA
Eski el yazılarını okuma bilgisi. :PALEOGRAFİ
Eski eşya pazarı.İTPAZARI
Eski eşya.:PILIPIRTI
Eski Fars’larınMedlerin ve Asurluların kullandığı yazı.:ÇİVİYAZISI
Eski Filistin ülkesine verilen ad.:KENAN
Eski haline getirme.:İRCA
Eski Hindistan’ın en ünlü hükümdarlarından biri.:AŞOKA
Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad. : RAİŞ
Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. : ANAHİTA
Eski İran inanışında karanlık ve kötülük tanrısı. : EHRİMEN
Eski İran’da hükümdarların taht salonlarına ve bu salonu içeren önü sütunlu saraylarına verilen ad.:APADANA
Eski İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN
Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN
Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR
Eski İskandinav mitolojisinde okyanus tanrısı.:AEGİR
Eski İstanbul evlerinde çatının döşemesi tahta üstü çinko çatılı bölümü.:TAHTABOŞ
Eski İzlanda edebiyatı örneklerinin yer aldığı yapıt. : EDDA
Eski Japon bozuk parası. : RİN
Eski Japon uzunluk ölçüsü.:Rİ
Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO
Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN
Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES
Eski kitap alıp satan kimse.:SAHAF
Eski kitap alıp satan.:SAHAF
Eski kitap ciltlerinde bir yanından alt kapağın dış kenarındaki sertaba bağlıöbür yanı üçgen biçiminde olan parça.:MIKLEB
Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN
Eski kültür ve sanat yapıtlarını yakıp yıkan bunların değerini bilmeyen kimse ya da topluluk.:VANDAL
Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıklarıbazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA
Eski Mezopotamya halklarının ay tanrısı.:ENZU
Eski Mezopotamya halklarının deniz tanrıçası. : TİAMAT
Eski Mezopotamya halklarının en önemli bayramı.:AKİTU
Eski Mezopotamya halklarının en tanınmış tanrıçası. : İŞTAR
Eski Mezopotamya halklarının gök tanrısı. : ANU
Eski Mezopotamya halklarının koruyucu tanrısı.:MARDUK
Eski Mezopotamya halklarının yazı ve bilgelik tanrısı. : NABU
Eski Mısır dininde (KA) ve (AH) ile birlikte ruhun başlıca görünümlerinden biri.A
Eski Mısır dininde bir tanrı. :SERAPİS
Eski Mısır dininde evreni ve her şeyi yaratan tanrı.:PTAH
Eski Mısır dininde güneşin ve yaratıcı tanrının görünümlerinden biri. : ATUM
Eski Mısır inanışında ana tanrıça. : İSİS
Eski mısır inanışında gök tanrıçası.:NUT
Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS
Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV
Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık.:SFENKS
Eski Mısır ve Yunan’da dikilmiş yekpare bir taştan oluşan anıt.:STEL
Eski Mısır’da bereket ve hasatüreme ve doğurganlık tanrısı. : MİN
Eski Mısır’da doğan güneş tanrısı.:İHİ
Eski Mısır’da güneş kursu olarak betimlenen güneş tanrısı. : ATON
Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON
Eski Mısır’da kişinin muska gibi kullandığı atalarından kalma küçük vücut parçası.:AMULET
Eski Mısır’da korkunç görünümlü bir cüce olarak betimlenen tanrı.ES
Eski Mısır’da ölüler ülkesine verilen ad.:İALU
Eski Mısır’da ölülerin koruyucu tanrısı. : OSİRİS
Eski Mısır’da savaşçıların ve silahların tanrıçası.:ANAT
Eski Mısır’da su aygırı avcısı olarak betimlenen tanrı. : ONURİS
Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM
Eski Mısır’da taşımacılıkta kullanılan bir tür tekne.: BARİ
Eski Mısır’da üretici güç. : KA
Eski Mısır’da18. hanedandan dört firavunun ismi: AMENOFİS
Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS
Eski Mısır’ın en parlak dönemindeki başkenti. :TEB
Eski Mısır’ın ölüler tanrısı.:ANUBİS
Eski MısırlılarınAsya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU
Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eski Ortadoğu halklarının bereket tanrısı. : BAAL
Eski Roma evlerinin ortasındaevin bütün bölümlerinin açıldığı avlu.:ATRİUM
Eski Roma’da artık emeklilik hakkını elde etmiş olan asker.:VETERANUS
Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER
Eski Roma’da kullanılan bronz bir para birimi.:SEMİS
Eski Roma’da soyluların oluşturduğu siyasal parti.:NOBİLİTAS
Eski Roma’da ticaretle uğraşan zanaatkar sınıf.:PLEB
Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.İANA
Eski Roma’dabir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA
Eski Romalılar zamanındaRoma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM
Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA
Eski Rus kentlerinin tahkim edilmiş orta mahallesine verilen ad. : KREMLİN
Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL
Eski salon danslarından biri ve bu dansın müziği.:KADRİL
Eski Sparta’da halk meclisi.:APELLA
Eski Sümer su tanrısı. : EA
Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE
Eski tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları saraylarda ise girilmesi yasak olan oda.:HALVETHANE
Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL
Eski Türk çalgılarından biri. : MUGNİ
Eski Türk devletlerinde özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK
Eski Türk devletlerinde yolları koruyup gözeten görevlilere verilen ad.:YASAVUL
Eski Türk gelenek görenektöre ve hayatına uygunalafranga karşıtı. : ALATURKA
Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA
Eski Türk sanatında kağıt oymacılığına verilen ad.:KAAT
Eski Türkçede rüşvet anlamında kullanılan sözcük. :ORUNÇ
Eski Türkçede rüşvete verilen ad.:ORUNÇ
Eski Türklerde at köpek keçi gibi evcil hayvanların mumyalarına verilen ad. : KİP
Eski Türklerde atasözü tez. : SAV
Eski Türklerde bazı heykellere verilen ad. : AĞALMATA
Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul. : TEKİN
Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN
Eski Türklerde çocukları koruyan tanrıça. : UMAY
Eski Türklerde deniz tanrıçası. : AKANA
Eski Türklerde doğaüstü güçlerle doğrudan iletişim kurma yeteneği olduğuna inanılan din adamı.:ŞAMAN
Eski Türklerde doğum tanrıçası.:AYZIT
Eski Türklerde gök tanrısı. : ÜLGEN
Eski Türklerde hanlardan yada beylerden biri öldüğünde mezarı üzerine serilen ve daha sonra yoksullara dağıtılan kumaş.:EŞKE
Eski Türklerde hükümdarlara ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen unvan.:İLİG
Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN
Eski Türklerde kutsal sayılan hekim. : ATASAGUN
Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar.ALBAL
Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL
Eski Türklerde ölen bir kişinin ardından yazılan şiir türü.:SAĞU
Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan suret ve heykellerinetoteme verilen ad.: ABAK
Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ
Eski Türklerde soylular sınıfı.:AKSÜYEK
Eski Türklerde şamanın hastaları iyileştirmek için okuduğu dualara verilen ad.:ARPAĞ
Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN
Eski Türklerde toplumsal bölüşümü düzenleyen sistem veya hukuk.:ÜLÜŞ
Eski Türklerde toteme verilen ad.:ABAK
Eski Türklerde tufan tanrısı. : CAYIK
Eski Türklerde ve Moğollarda hakanın seçme muhafızlarına verilen ad.:NÖKER
Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA
Eski Türklerde yer altı tanrısı. : ERLİKHAN
Eski Türklerde yeraltındaki büyük denizde yaşadığına inanılan efsanevi yaratık.:APRA
Eski Türklerin dini. : ŞAMANİZM
Eski Türklerin inanışında su perisi.:İLAYDA
Eski Türklerin savaşa giderken taşıdıkları ipek yada yaban sığırı kuyruğundan tuğ.EÇKEM
Eski ve usta gemici. : ÇAÇA
Eski vezir konaklarında bir kısım müstahdeme verilen ad.:ZOBU
Eski Yahudi.:İBRANİ
Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ
Eski yazıları inceleyen bilim dalı.:PALEOGRAFİ
Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS
Eski Yunan müziğinde eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık.:KOMA
Eski Yunan da Dionysos şerefine düzenlenen ve komedinin doğmasına neden olan şenliklere verilen ad.:KOMOS
Eski Yunan dininde toprak ve bereket tanrıçası.EMETER
Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılanama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)
Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT
Eski Yunan kentlerinde pazar yeriantik kent meydanı.Yönetimpolitika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA
Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE
Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS
Eski Yunan mitolojisindeApollon ve Artemis’in annesi olanTitanların kızı . : LETO
Eski Yunan mitolojisindeArtemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülenPoseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON
Eski Yunan mitolojisindegeçen yolculara bir takım bilmeceler sorarak bilmeyenleri yuttuğuna inanılan efsanevi yaratık.:SFENKS
Eski Yunan mitolojisindeOidipus’un hem annesihem karısı olan kadın.: İOKASTE
Eski Yunan sanatındaayakta duran genç ve çıplak erkek heykeli.:KUROS
Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad. : SKENE
Eski Yunan ve Roma sanatındanedebiyatından kaynaklanan 17. yüzyılda Fransa’da yayılan bir sanat ve edebiyat akımı.:KLASİSİZM
Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON.: ASKLEPİOS
Eski Yunan ve Roma’da parfüm ve benzeri değerli sıvıların içine konulduğu küresel dipli silindirik küçük şişe.:ALABASTRON
Eski Yunan’da büyük olasılıkla Anadolu’nun güneybatısındaki Konya’dan türeyen tanrıça.:HEKATE
Eski Yunan’da eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilen en küçük aralık. : KOMA
Eski Yunan’da koşuuzun atlamacirit atmadisk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması.:PENTATLON
Eski Yunan’da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer.:ODEON
Eski Yunan’dakent devleti (polis) dışında kalan taşra bölgesi yada köy.EMOS
Eski Yunanda lir çalıp şiirlerini söyleyen şair.:AED
Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK
Eski Yunanistan’daiçinde genellikle çeşitli binalar ve bağışlarla çevrili bir tapınağın da yer aldığı kutsal alan.:HİERON
Eski YunanlıGrek.:HELEN
Eski Yunanlılardabelli bir biçimi ve karakteri olan müzik yapıtı.:NOMOS
Eski Yunanlılardaözellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ
Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP
Eski Yunan-Roma dinindetoprağın ve ürünün bereketini simgeleyen doğa tanrısı.İONYSOS
Eski zamandan kalanarkaik.:ESKİL
Eski zamanla ilgili. : ATİK
Eski ezeli. : KADİM
Eski seki eksi” örneğinde olduğu gibi bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM
Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para yada armağan.:CAİZE
Eskiden “arkeoloji” anlamında kullanılan sözcük. : ATİKİYAT
Eskiden “Pastoral” anlamında kullanılan sözcük. : RAİYE
Eskiden 1283 gram ya da 400 dirhem ağırlığındaki ölçü birimi; okka. : KIYYE
Eskiden adet tören. : DEB
Eskiden ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir.:PRANGA
Eskiden akıl hastalarına bakmakla yükümlü gardiyanhademe.:GÜLLABİCİ:GÜLLABİ
Eskiden albay. : MİRALAY
Eskiden Alman ordusunda kullanılmış bir tür tabanca.:PARABELLUM
Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB
Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN
Eskiden Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE
Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın ŞevvalZilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ
Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası.İLİJANS
Eskiden Avrupa’da yayılmış olan mobilyagiyim vs üslubu.:AMPİR
Eskiden Avrupa’ya verilen bir ad.:FRENGİSTAN
Eskiden avukata verilen ad. : MUHAMİ : MAHAMAT
Eskiden aynı adı taşıyan ottanbugün ise yapay yollarla elde edilenmavi renklisarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya.:ÇİVİT
Eskiden Bağdat Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ
Eskiden bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü.:MAHRAMA
Eskiden beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık.:UHDUME
Eskiden beyaz sandalsümbül kökükırmızı gülturunç ve iğde çiçekleri gibi kokulu maddelerin miskle karıştırılıp dövülmesinden yapılan güzel koku.:ABİR
Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK
Eskiden bir dairenin dışarıdaki ayak işlerine bakan kimse.:ÇUHADAR
Eskiden bir gazetenin geçici olarak kapatıldığını bildiren resmi yazı. :TATİLNAME
Eskiden birçok hastalığın tedavisinde kullanılan macun kıvamında ilaç. : TİRYAK
Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR
Eskiden büyük cüzdan; Kağıt ve belgeleri saklamak için yapılmış dosya ya da mukavva kap; Evrak çantası. : CİLBEND
Eskiden büyük makamdaki kişileri hoş sözlerle fıkra ve öykülerle eğlendiren kimse. : NEDİM
Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ
Eskiden çarşılarda aynı alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.:ARASTA
Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE
Eskiden dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.:ARAKIYE
Eskiden dervişlerin oturduğu yertekke.ERGAH
Eskiden Devlet dairelerine gelen mektupların üzerine konan kayıt işareti. : AMED
Eskiden Dicle ve Fırat nehirlerinde kullanılan yelkenli tekne.:KAR
Eskiden din işleriyle uğraşan hocalar sınıfına verilen ad.:İLMİYE
Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK
Eskiden Ege Denizi’nde kullanılan narin yapılı bir tekne. : PIRAÇİRE
Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR
Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR
Eskiden fıkıh ve şeriat işleriyle uğraşan hocalar sınıfı ve bu kişilerin mesleği.:İLMİYE
Eskiden Filistin topraklarına verilen ad.:KENAN
Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR
Eskiden frengi hastalığına verilen ad.:ATEŞEK
Eskiden gemi demirlerini kaldırmada kullanılan zincir donanımı. KAVELETA
Eskiden gemilerde kürek çeken tutsak veya hükümlü kimse.:FORSA
Eskiden giyilen bir çeşit gömlek. : GİRİBANİ
Eskiden giyilen çapraz düğmeli ipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN
Eskiden giyilen düz yakalıönü ilikli bir tür ceket.:SETRE
Eskiden giyilen kolsuzönden açıkuzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN
Eskiden gümrük koruma memurlarının amirlerine verilen ad.İDEBANBAŞI
Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR
Eskiden hattatların aharlı kağıtların üzerine sürdükleri eriyik. : TILA
Eskiden hem yelken hem de kürekle yürütülen bir savaş gemisi türü.:KADIRGA
Eskiden hep bir ağızdan ve makamla edilen dua veya ant.:GÜLBANG
Eskiden imaret ve camilerdegüneşin her mevsim izlenebildiği saat ayarı için ayrılmış küçük oda.:MUVAKKİTHANE
Eskiden ince softan yapılan hafif ve dar bir üst giysisi türü.:KERRAKE
Eskiden İran hükümdarlarına verilen bir ad.:KİSRA
Eskiden İran’da kullanılan bir soyluluk unvanı.:MİRZA
Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN
Eskiden İran’ın kuzeydoğusunda yaşamış bir halk.:ZARANGELER
Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. : RİBAT
Eskiden İstanbul’da Galata Köprüsü ile Adalar arasında deniz taşımacılığını üstlenen işletme.:AKAY
Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.Endonezya’nın plakası. : Rİ
Eskiden kadınların başlarına giydikleri bir çeşit başlık.ÖRKEVİÇ
Eskiden kadınların sokakta giydiklerimantoya benzeyenarkası bolyakasızçoğu kez eteklere kadar uzanan bir üst giysisi türü.:FERACE
Eskiden kansere verilen ad. : AKİLE
Eskiden kara ordusuna verilen ad. : NİZAMİYE
Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.ALYEMEZ
Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU
Eskiden Karagöz oynatılan yerlere verilen ad.:HAYALHANE
Eskiden Kasım ayına verilen ad.:TEŞRİNİSANİ
Eskiden kervan yolları üzerinde açıkta namaz kılmak için yapılmış yer.:NAMAZGAH
Eskiden kervanların konaklaması için yapılmış olan büyük han.:KERVANSARAY
Eskiden kimi dervişlerin silah olarak taşıdıkları sapı uzunkeskin ayça biçiminde küçük ve hafif balta.:TEBER
Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL
Eskiden koç burcuna verilen ad.:HAMEL
Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM
Eskiden kökboya bitkisinden bugünse bireşim yoluyla elde edilen kırmızı boyar madde.:ALİZARİN
Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olanzambakgillerden bir bitki.: SAPARNA
Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR
Eskiden kullanılan 1282 kg veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi.:OKKA
Eskiden kullanılan akçeden küçük metal para.:PUL
Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA
Eskiden kullanılan bir çeşit devrik yakalı kürk. : KAPANİÇE
Eskiden kullanılan bir çeşit fitilli tüfek.:ALAYBOZAN
Eskiden kullanılan bir çeşit gezme arabası.:KOÇU
Eskiden kullanılan büyüküç köşeyelkenli yük gemisi.:MAVNA
Eskiden kullanılan çapraz düğmeliipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN
Eskiden kullanılan düz yakalıönü ilikli bir ceket türü.:SETRE
Eskiden kullanılan iki kuruşluk gümüş akçe.:İKİLİK
Eskiden kullanılan kukuletalı bir çeşit yağmurluk.:AVNİYE
Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak dilimli çuha başlık. : ŞUBARA
Eskiden kullanılan üç direklibir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN
Eskiden kullanılan ve 65 cm boyunda olan bir uzunluk ölçüsü.:ENDAZE
Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç.:LAVDANOM
Eskiden kullanılan ve iplik üzerine sırma sarmaya yarar dolap.:KULLAP
Eskiden kullanılan ve o zamanın 20 kuruşu değerinde olan gümüş sikke.:MECİDİYE
Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA
Eskiden kullanılan kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO
Eskiden kullanılançoğu ipekten yapılanuzun süslü bir üst giysisi türü.:KAFTAN
Eskiden kullanılankıç tarafı yüksekhızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE
Eskiden kullanılanyelkenle ve kürekle yol alan en büyük savaş gemisi.:KALYON
Eskiden kullanılmış bir tür eğri hançer. :ALENAS
Eskiden kullanılmış inceuzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ
Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ
Eskiden kullanılmışpamuk ve iplikle karışık dokunmuş hareli kumaş.:GEZİ
Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR
Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT
Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ
Eskiden lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavına verilen ad. : BAKALORYA
Eskiden medrese öğrencilerine verilen ad.:MOLLA
Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ
Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH
Eskiden mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK
Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE
Eskiden nesirde yapılan kafiye.:SECİ
Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK
Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ
Eskiden okçulukta “vurmak amacıyla hedefe yönelik” anlamında kullanılan sözcük. : URASIYA
Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI
Eskiden okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse. : MUİT
Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK
Eskiden özellikle sülüs yazı için kullanılan bir tür perdahlı kağıt.:ALİGORNA
Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA
Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA
Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük.:RAİYE
Eskiden pek çok türün adıyken şimdi bir tek türe verilen cins adı. Hippeastrum cinsi bitkilerin bahçecilikteki adı. : AMARİLLİS
Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ
Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO
Eskiden RomaBizans ve Alman İmparatorlarına verilen bir unvan.:KAYSER
Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH
Eskiden Rum korsanlarına verilen ad. : İZBANDUT
Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN
Eskiden Ruslara verilen ad.:MOSKOF
Eskiden sakaların içinde su taşıdıkları deriden yapılmış dar ağızlı kap.:KIRBA
Eskiden sanatlı en ince yazıya verilen ad.:GUBAR
Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse.:ÇEŞNİCİ
Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS
Eskiden silah olarak kullanılan ağır topuz. : GÜRZ
Eskiden silah kılıç vb. nin birbirine çarpmasından çıkan ses şakırtı. : KAKAA
Eskiden sünger avcılığında kullanılan başı ve kıçı sivri gelen ahşap tekneler.:TİRHANDİL
Eskiden şairi bilinmeyen şiirlerin altına yazılan sözcük. : LAEDRİ
Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE
Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı.:REŞİDİYE
Eskiden şiirin en güzel beytine verilen ad. :UKR
Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ
Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE
Eskiden toz haline getirilip cinsel uyarıcı olarak kullanılan bir cins kertenkele. : SAKANGUR
Eskiden trajediye verilen ad. : HAİLE
Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA
Eskiden tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların dans ederek söyledikleri şarkı.:KANTO
Eskiden Türk garnizonlarında hizmet eden garsonlar.:MARTOLOS
Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT
Eskiden Türkistan’da kullanılmış bir para.:KİPEKİ
Eskiden türlü eşya ve öteberinin satıldığı çarşı yada pazaryeri.:SATAK
Eskiden tütün içmeye yarayan ağızlık uçlarını yapan kimse.:İMAMECİ
Eskiden uğur getirmesi için mektup zarflarının üzerine yazılan sözcük.EDUH
Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA
Eskiden üç telli çalgılara verilen genel ad.:MESALİS
Eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.AKALORYA
Eskiden üste giyilen ipektenhafifuzun ve süslü bir giyecek türü.:KAFTAN
Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deriparşömen. : TİRŞE
Eskiden veba basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü. : RİBAS
Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU
Eskiden Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına taktıkları sarı kumaş

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #7 : 10 Nisan 2012, 10:18:41 »
F

Fabrika yapımı her türlü kumaş ve bez gibi dokumalar.:MANİFATURA
Fahri.:ONURSAL
Faiz.:RİBA
Faize temel oluşturacak miktar ile günlerin çarpımı sonucunda bulunan rakam.:ADAT
Faizler. : FERAİZ
Faktör. : ETKEN
Fal. : BAKI
Falez.:YARIYAR
Fantezi.ÜŞLEM
Farazi. : HİPOTETİK
Farbalafırfır.: FARBA
Farika.:AYIRMAÇ
Farklı inşaat malzemelerinin birbirlerine yapışabilirlik derecesi.:ADERANS
Farklı üzüm çeşitlerinden yapılan şarapların birbirleriyle harmanlanması.:KUPAJ
Farsca’da tat çeşni tadılacak şey. : MEZE
Farsça kuş yemi.ANE
Farsça sırt hamalı.:HAMMALANI PUŞT
Farsça.:FARİSİ
Farsça’da zevkmutluluktat.:KAM
Farsçada ayakkabı.:PABUÇ
Fas dağlarında yaşayan göçebe çobanların meskeni olan kolektif yapı. : İGERM
Fas’a özgükamışdal ve kuru otlardan koni biçiminde yapılmış kulübe.:NUALA
Fas’ın plaka işareti. : MA
Fas’ta bir ırmak.:ZA
Fas’ta bir ova. : ANGAD
Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN
Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad. : RUGİ
Fas’ta yaşayan bir Berberi kabilesi.:RİATA
Fasulyepirinçbuğday gibi taneler kaynatıldığındanişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı.:HELME
Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ
Favori/gözde sporcu.:AS
Faydalaryararlar. : MENAFİ
Faydalıyararlı.:MÜFİT
Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU
Faziletlierdemli kimse.:FAZIL
Fazla su akıtımı.RENAJ
Fazlası bulunanilavesi olanartık.:KEBİSE
Fedai. : SERDENGEÇTİ
Felah bulanisteğine erişenbaşarıya ulaşan.:FALİH
Felçinme. : NÜZUL : AKATİZİ
Felç.: PARALİZİ
Felçli. : MEFLUÇ
Feldispatkuvarsmika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiştürlü renkte billursuçok sert bir kayaç.: GRANİT
Felsefe ile ilgilifelsefi söz yada düşünce.:HİKEMİ
Felsefe bilgelik. : HİKMET
Felsefede araz.:İLİNEK
Felsefede Batıni.:İÇREK
Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU
Felsefede bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş. : DEVİNİM
Felsefede değişebilengeçici nitelik.:KİP
Felsefede düşünme gücü.:KARİHA
Felsefede fikir.:İDE
Felsefede görüngücülük.:FENOMENALİZM
Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN
Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM
Felsefede tekbencilik.:SOLİPSİZM
Felsefede tekil olandan genel olana gidentek tek olgulardan genel önermelere varan yöntemendüksiyon.:TÜMEVARIM
Felsefede tekil olandan genel olana gidentek tek olgulardan genel önermelere varan yöntemendüksiyon.
Felsefede varlığın içinde bulunanvarlığın yapısına karışmış olan. : İÇKİN
Felsefedebelirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyenyalnızca sınırlıdar bir çevreye aktarılan her türlü bilgiöğreti.:İÇREK
Felsefedebilgi ile varlık arasında ilişki kurduğu düşünülen kavram.:İDEA
Felsefedebir yada birden çok öncülü (önceden bilindiği varsayılarak) kaldırılmış olan tarımsal çıkarım.:ENTİMEM
Felsefedeolayların ve ilişkilerin bir amaca yada sona yönelik olduğu görüşüerekbilim.:TELEOLOJİ
Felsefedeyasaların yada önermelerin kendi aralarında çelişikliğiçatışkı. : ANTİNOMİ
Fena değil örneğinde olduğu gibibilinçli hafifsemeye dayanan söz sanatı.:LİTOT
Fenerbahçe marşının da bestecisi olan Antel soyadlı tango bestecisi.:NECİPCELAL
Fenike mitolojisinde bitkiler ve şifa tanrısı.:EŞMUN
Fenike mitolojisinde en büyük tanrı. : EL
Fenlerbilgilerbilimler.:FÜNUN
Fenol formol reçinesine batırılmış ve yüzeyi yapay reçine ile kaplanmış birkaç kat kağıttan oluşan ve çoğu marangozlukta kullanılan bir madde.:FORMİKA
Feodal dönemde ordu.:OST
Feodalite.EREBEYLİK
Ferman : YARLIK
Fermiyum’un simgesi.:FM
Fermuar değiştirmek etek boyu kısaltmak gibi giysi tadilatı yapan terzi.
Fermuar değiştirmeketek boyu kısaltmak gibi giysi tadilatı yapan terzi.:KOMANDATURA
Fertler.:EFRAT
Feryat.:VAVEYLA
Feryatlarfiganlar.:EFGAN
Fesleğen’de denilenyaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN
Fethedenzafer kazanan.:FETTAH
Fethiye ilçesi yakınlarındadoğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI
Fethiye ilçesindekayak merkezi olan bir dağ.:EREN
Fethiye ilçesindeki Ölüdeniz lagününün önünü kapatan kıyı. : KUMBURNU
Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET
Fıçıcı keseri. : BARDA
Fıkıh bilgini.:FAKİH
Fıkıh hükümleriyle be konudaki türlü içtihadı bir araya getirenTanzimat’tan sonra hazırlanmış olanyasa yerine kullanılan eser.:MECELLE
Fıkra.:ANEKDOT
Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA
Fındıkfaresi adıyla da bilinen Avrupa’da yaşayan küçük memeli. : KAKIRCA
Fırat ırmağında kullanılan içi ve dışı ziftle kaplı yuvarlak bir sepetten oluşan bir tür sandal.:KUFE
Fırat ırmağının bir kolu.:TOHMA
Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren uzun gagalı bir kuş.:KELAYNAK
Fırat ve Dicle ırmaklarında yaşayan yayınbalığına verilen ad. : ŞAPUT
Fırça gibi dik kesilmiş erkek saçı.:ALABROS
Fırça izlerini belli etmeden yapılan resim.:YALAMA
Fırfır.: FARBALA
Fırında ekmek börek çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN
Fırında iyice pişirilerek kurutulan çeşitli biçimde peksimet.:GALETA
Fırında pişirilen bir cins tuzlu turta.:KİŞ
Fırında pişirilen ve ılık sunulan meyveli bir tatlı.:ŞARLOT
Fırında pişirilmişkızartılmış etrosto.:ROTİ
Fırında yada sacda pişirilen pidebir çeşit yassı ekmek anlamında yerel sözcük.AYAMA
Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE
Fırsatkelepir.:OKAZYON
Fışkıran su.AFİK
Fışkırma. : FEVERAN
Fidantaze sürgün.:NİHAL
Fidanyeni dikilmiş fidan.İKME
Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ
Fide veya fidan dikilen yer.: ARIK
Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA
Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer. : YASTIK
Figür.ETİ
Fihrist. : KATALOG
Fiillereylemler anlamında eski söz. : EFAL
Fiillerişler anlamında eski sözcük.:EFAL
Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri bağfiil.: ULAÇ
Fildişi kıyısı plakası. : Cİ
Filgillerdendördüncü zamanda Avrupa ve Asya’da yaşamış olanşimdi ancak fosili bulunan irikıllı bir hayvan.:MAMUT
Filika büyüklüğündeislimle işleyen deniz teknesiküçük vapuristimbot.:ÇATANA
Filipinler’de konuşulan bir dil.:İLONGO
Filipinler’de yaşayan Müslüman bir halk. : MOROLAR
Filipinler’de yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA
Filipinler’de yetişendokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ
Filipinlerde konuşulan bir dil.:TAGALOG
Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA
Filizsürgün.:CIMBAR
Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK
Film seslendirmelerindetiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT
Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK
Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.:SEKANS
Filmlerin çekimi sırasında kullanılan ve üstünde filmle ilgili çeşitli bilgiler bulunan tahta.:KLAKET
Fin milli destanı.:KALEVALA
Fin mitolojisinde güneş tanrısı.:PAİVA
Fincan biçiminde bir ağızlığı ve keçe yastıklı anahtarları olan bakırdan yapılma nefesli bir çalgı.:OFİKLEİT
Fincanın dibine çöken kahve tortusu.:TELVE
Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA
Finlandiya’da göl.: İNARİ
Finlandiya’nın plaka işareti.:SF
Finlandiya’nın resmi adı.:SUOMİ
Fistül.: AKARCA
Fişeğin kapsülbarut ve kurşun taşıyan bölümü.:KOVAN
Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen ad.ARDANİZM
Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.:OPTİK
Fiziksel bir olayı kendiliğinden tespit edip çizen araç.:İMLEÇ
Fiziksel kimyada sıvı asıltı.:EMÜLSİYON
Fizikte bir iş birimi. : JUL
Fizikte direnç birimi.:OHM
Fizikte enerji yükaçısal momentum yada başka fiziksel niteliklere ilişkin doğal kesikli (ayrık) birim yada paket.:KUVANTUM
Flurya (veya Florya) da denilen güzel ötüşlü bir kuş.:YELVE
Flüorklorbromiyot ve astat elementleri için kullanılan ortak sözcük.:HALOJEN
Fok derisinden yapılmış Kamçatka kayığı. : BAYDAR
Formaldehit ile bir fenolün yoğunlaşması sonucu elde edilen yapay reçine.AKALİT
Formika görünümlü sunta.: SUNTALAM
Fosforun simgesi. : P
Fosil bilim.:PALEONTOLOJİ
Fosil.:TAŞIL
Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA
Fotoğraf filmi üzerine saptanan zaman parçası.Fotografik an.:ENSTANTANE
Fotoğraf klişesi üzerindeki noktaların sıklığınıseyrekliğini belirleyen ölçü.:TRAM
Fotoğrafçılıkta odak uzaklığı.:FOKAL
Fotoğrafta veya sinema filminde güzel bir etki bırakan yüzduruş.:FOTOJENİK
Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM
Fovizm akımının kurucularından olup özellikle manzara resimleriyle tanınmış Fransız ressam.:VLAMİNCK
Francis Ford Coppola’nın ünlü filmi. : BAYA
Fransa’da 1710-1750 yılları arasında yaygın olan süsleme üslubu.:ROKAY
Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olankavisli çizgileri bolgösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO
Fransa’da 30.59 gr İngiltere’de 28.349 gr ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi.:ONS
Fransa’da bir ırmak. : AİM - ADOUR
Fransa’da bir idari bölge.: AİN
Fransa’da bir kent. LYON .İJON
Fransa’da eleştirel felsefe okulunun öncülerinden olan ünlü düşünürtarihçi ve din bilgini.:RENAN
Fransa’da romantizme tepki olarak doğan gerçekçi şiir akımı.:PARNASİZM
Fransa’daşatosuyla ünlü bir kent.:ANET
Fransa’nın Provence bölgesine özgüiki deriliuzun ve dar gövdelitek değnekle çalınan bir davul.:TAMBUREN
Fransa’nın batısında 1793 de ayaklanan krallık taraftarı köylü çetelerinin üyelerine verilen ad.:ŞUAN
Fransa’nın en uzun ırmağı.:LOİRE
Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA
Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL
Fransa’nın plakası. : FR
Fransa’ya karşı yürütülen Cezayir Kurtuluş Savaşı’nın en önemli önderi Cezayir Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı ve seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı olmuş ülke ekonomisine sosyalist yön vermiş 1965’de Bumedyen önderliğindeki bir askeri darba sonucunda devrilmiş ünlü Cezayir’li devlet adamı. : AHMET BİN BELLA
Fransa’ya özgü bir tür yumuşak beyaz peynir.RİE
Fransız devrimi sırasındaGironde ilinden gelme idealist genç avukatların oluşturduğu ılımlı cumhuriyetçiler.:JİRONDENLER
Fransız izlenimciliğinin kurucularından olan ünlü ressam. : ALFRED SİSLEY
Fransız mutfağına özgü bir tür börek.:VOLOVAN
Fransiyum’un simgesi.:FR
Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA
Frekansçalgıların akortlanmasında temel alınan ses.İYAPAZON
Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR
Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN
Frenk kimyonu da denilen ve meyveleri baharat olarak kullanılan otsu bir bitki.:KERAVİYE
Fulya balığına verilen bir başka ad.:ÇOÇONA: ÇOÇUNA
Futa. : KİK
Futbol ayakkabılarının altındakiçimende rahat etmeyi sağlayanderi yada sentetik kabara.:KRAMPON
Futbolda gol pasına verilen ad. : ASİST
Futbolda topa kavis verilerek yapılan hafif vuruş. : PLASE
Futboldakale önüne diklemesine atılan topa verilen ad.:ŞANDEL
Fütürizm akımının kurucularından ünlü İtalyan ressam. : GİACOMO BALLA
Fütüvvet şeyhi.: AHİ
Füzeli mermi veya makinelerinhavaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #8 : 10 Nisan 2012, 10:19:19 »
G

Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA
Gabon’un başkenti.:LİBREVİLLE
Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA
Gaf : POT
Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu.:MUSİKAR
Gagasındaki 360 delikten güzel sesler çıkardığına inanılan efsane kuşu.:KAKNUS
Galaksi” de denilen ve milyonlarca yıldızdan oluşan dinamik küme. : GÖKADA:UZAYADASI
Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE
Galeta ununa ve yumurtaya bulanarak kızartılmış köfte.:KROKET
Gambiya’nın para birimi. : DALASİ
Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM
Gana’da yaşayan bir halk.:AŞANTİLER
Gana’nın para birimi.:SEDİ
Gargantua” ve “Pantagruel” adlı yergili yapıtlarıyla ünlü Fransız yazarı. : RABELAİS
Garnitür yada kapama parçası olarak kullanılan deri yada kumaş bant.:PAT
Gayretliçok çalışkan.:GAYUR
Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK
Gayrı başka anlamında eski sözcük. : SİVA
Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE
Gazel okuyan kimse.:GAZELHAN
Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA
Gazelin beyitlerinde iki dize arasına aynı vezinde birbiriyle uyaklı dizeler ekleyerek bentlerden oluşan yeni bir şiir (musammat) meydana getirme. : TAŞTİR
Gazete ve dergini baskı sayısı. : TİRAJ
Gazetedergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ
Gazete.:CERİDE
Gazetecilik dilinde bir tür uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS
Gazetelerin birinci sayfa başlığı. : MANŞET
Gaziantep ilindeki Zeugma antik kentine verilen bir başka ad.ELKIS
Gaziantep kentinin ilk yerleşim merkezinin ilkçağdaki adı.(Bugünkü Dülük).OLİHE
Gaziantep ve çevresinde oynanan ağır halay türü bir halk oyunu.:ŞİRİNNAR
Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı. : NEVZİNE
Gaziantep ve Kilis yörelerine özgükuşbaşı et yoğurt ve çeşitli sebzelerle yapılan bir yemek.:MUTAYANA
Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ
Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY
Gaziantep yöresine özgü bir tür çörek.:KAHKE
Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK
Gaziantep yöresine özgü bir üzüm cinsi.:HÜSEYNİ
Gaziantep yöresine özgü halka yada küçük pide şeklinde bir cins çörek. : KAHKE
Gaziantep yöresine özgü küçük köftelerle yapılan bir yemek. : YUVARLAMA
Gaziantep yöresine özgü nişasta pekmez ve cevizle yapılan bir tür helvanın adı. : NİŞE
Gaziantep yöresine özgüpirinç ve pekmezle yapılan bir tür çorba.:MUNU
GaziantepKilis ve Hatay yöresine özgütaze acurpatlıcan yada kabak ve kıymayla yapılan bir yemek.:ŞEYHÜLMUHŞİ
Gaziantep’in İslahiye ilçesindeHitit dönemine ait ünlü açık hava atölyesi.:YESEMEK
Gaziantep’teNizip’in doğusunda HelenistikRomaBizans dönemlerine ait bir kent kalıntısı.:ZEUGMA
Gaziantep-Kilis yöresine özgü bir tür su muhallebisi.:HAYTALYA
Gazinolardaki ilgi çekici eğlendirici gösteri. : ATRAKSİYON
Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK
Gebe inek. : AVGAN
Gebre otu. : KAPARİ:KEBERE
Gece açan küçük kokulu çiçekleri olan bir bitki.:AKŞAMSEFASI:GECESEFASI
Gece ateş etrafında oynananoyunun baş kişisi su kabağından yapılmış bir maske taktığı için kabak adı da verilenAnadolu’nun seyirlik oyunlarından biri.:GÖDE
Gece bekçisi. : PASDAR
Gece korkusu.:NYCTOFOBİ
Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS
Gece ve karanlık korkusu.:NİKOTOFOBİ
Gece ziyafetlerindegalalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleriönü açıkceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN
Gece. : TÜN:ŞEB
Gece.:LEYL
Gece.:ŞEB
Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL
Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ
Geceleyin ateş çevresinde genç erkeklerin davul zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu. :SİNSİN
Geceleyin açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser. :SERENAT
Geceleyin açık havada sevgi duyulan biri için verilen küçük konser. : RESİTAL
Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN
Gecelikgömlekpeçete yapımında kullanılan bir tür inceyıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ
Geceyle ilgili beste.:NOKTÜRN
Geciktirmekbekletmek anlamında yerel sözcük.:YUBATMAK
Geç doğmuş kuzu.:EMLİK
Geç dönem Rönesans sanatçılarının en önemlilerinden biri sayılan Venedikli Maniyerist ressam.:TİTTERETTO
Geçen yılbir önceki yıl.ILDIR
Geçenekdehliz. : KORİDOR
Geçerli ve değerli olmasürüm.:REVAÇ
Geçerli akan. : CARİ
Geçici istek. : HEVES
Geçici kazanç.:MÜTA
Geçici yada kesin olarak ışığı hiç algılayamama.:AMOROZ
Geçici yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF
Geçim. : MAİŞET
Geçimi yaşlı ve zengin bir kadın tarafından sağlanan gençerkek sevgili.:JİGOLO
Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK
Geçirgen bir zardan süzerekzehirli artıkları ayıklamak ve kanı temizlemek için kullanılan tedavi yöntemi. : HEMODİYALİZ
Geçişme.: OSMOS
Geçmiş yaşantılara özgü öğelerle şimdiki yaşam arasında bağ kurma gücümuhayyile.:İMGELEM
Geçmişe duyulan özlem. :NOSTALJİ
Geçmişte işlenmişmahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç.:APAR
Gedikyarık. : RAHNE
Gelecek zamanyarın.:FERDA
Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM
Gelen evrak. : VARİDE
Gelen ışıkları yansıtan araç.:REFLEKTÖR
Gelenek olarak gelen ve beğenilen.:MESURE
Gelenek. : ANANE
Geleneksel Türk evlerinde odalar arasında bulunan ve bir yönü avluya açılan mekan.:EYVAN : AYVAN
Geleneksel Anadolu evlerindeodada en saygın kişilere ayrılan baş köse. :TOR
Geleneksel Anadolu konut mimarlığındaahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE
Geleneksel Anadolu yaşamını yansıtan yapıtlarıyla tanınmış kadın ressamımız.:ERENEYÜBOĞLU
Geleneksel Hawai dansı.:HULA
Geleneksel Hint mutfağında kullanılan çeşitli baharatların karışımına verilen ad.:MASALA
Geleneksel İspanyol şarkı ve dansı.:JOTA
Geleneksel İtalyan halk çalgısı.:OKARİNA
Geleneksel Japon evlerini dört bir yanından çevreleyen balkon.:ENGAVA
Geleneksel Japon okçuluğuna verilen ad. : KYUDO
Geleneksel Japon türkü ve şarkılarına verilen ad. : UTA
Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK
Geleneksel Türk evlerinde odalarda kapı yanında bulunan ya da kapının yer aldığı duvar boyunca uzanan en az bir insan boyu yüksekliğinde dolap yüklük. Asma kat. Mutfakta yüksekte ve geniş raf. : MUSANDIRA
Gelibolu yarımadasında Çanakkale şehitleri anıtının yer aldığı burnun adı.:HİSARLIKTEPE
Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON
Gelibolu yarımadasında suvla ‘da denilen bir koy.:ANAFARTA
Gelibolu yarımadasındaAnafarta da denilen bir koy.:SUVLA
Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA
Gelin başlığı. : KEPEZ
Gelin çiçeği.:KALA
Gelin duvağı da denilen ve çok güzel parlak çiçekler açan bir bitki.EGONVİL
Gelin olacak kıza erkeğin verdiği para yada armağanağırlık.:KALIN
Gelin tacı.:KALAK
Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. : NAHİL:NAHL
Gelinyeni evlenmiş kadın.:ARUS
Gelinciğe benzer kürkü makbul bir hayvan. : KAKIM : AS
Gelincik çiçeği. : KIZALAK
Gelincik.:ARS
Gelincikgillerdenkapsüllerinden afyontohumlarından yağ çıkarılan bir yıllık ve otsu bir kültür bitkisi.:HAŞHAŞ
Gelinduvağı” da denilen ve çok güzel parlak çiçekler açan tırmanıcı bir bitki. : BEGONVİL
Gelinin çeyizi.ÜRÜ
Gelinlerin oturması için hazırlanmış süslü sedir.:ERİKE
Gelip çatmagirme. : HULUL
Gelip geçici. :ARIZİ
Gelir getirenkar sağlayan.:RANTABL
Gelirler. : VARİDAT
Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ
Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında. : ÇER
Gelişigüzel. : ALELITLAK
Gelişme. : NEŞVÜNÜMA : TEKAMÜL
Gelişmek büyümek. : ÜNEMEK
Geliştirdiği halk egemenliği kavramıyla Fransız devriminin başlarında burjuvazinin monarşi ve aristokrasiye karşı mücadelesine yön vermiş ünlü Fransız din adamı. : SİEYES
Gemi armasında bulunan oynak halat.:SELVİÇE
Gemi bordalarına ve küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik. : LOMBAR
Gemi bordasındaki top çıkarılan dört köşe boşluk ve açıklık. :SAPARTA:ZAPARTA
Gemi çapasında kolların birleştiği şişkin yer.:MEME
Gemi çatmasındaki eğri parça. :PARAÇOL
Gemi çifte demir attığında zincirlerin dolaşmasını önlemek için kullanılan donanım.:KARAMUSAL
Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER
Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK
Gemi demirinin zinciri.:GOMİNA
Gemi enkazı batık. : LAŞE
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri.:KEMERE
Gemi için pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN
Gemi içini aydınlatmaya yarayan siperli fener.:MAPA
Gemi kalafatındabuharlı makinelerdetemizlik işlerindeotomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir. :ÜSTÜPÜ
Gemi kiralama. : ISKAPARMA
Gemi omurgasının baş ve kıç tarafından yukarıya uzanan ağaç yada demir direklerden her biri.ODOSLAMA
Gemi safrası. : SABURA
Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü.Gemi omurgası. KARİNA
Gemi ya da tren yatağı. : KUŞET
Gemi yada iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demirağaç yada beton dikme.ABA
Gemi yapılan yer.:TERSANE
Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad.OK
Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA
Gemitrenkışla gibi yerlerde üst üste yapılan yatak yeri.:RANZA
Gemici çırağı. : MİÇO
Gemici düdüğü.:SİPSİ
Gemici kaması. :KAVELA
Gemicidenizci.:MELLAH
Gemiciişçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili ve danslı yer.ALOZ
Gemicilerin yada işçilerin birlikte bir şey çekerken haydi çek anlamında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri sözgayret sözü.:HEYAMOLA
Gemicilikte denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşmasına verilen ad.:KORZA
Gemicilikte halat germe. : TİZE
Gemide ambar ve kamaraların üstü.:GÜVERTE
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA
Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirinbir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA
Gemide hava bacaları. : MANİKA
Gemide tahta kaplama yuvası.:AŞOZ
Gemide tayfa başı. : LOSTROMO
Gemide teslim satış. : FOB
Gemide türlü işlerde çalıştırılan işçi.:TAYFA
Gemide yelkenlerin açılması.:AMORA
Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut.:FAYRAP
Gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip. :SAVLA
Gemilerde bulundurulan sandal.:FİLİKA
Gemilerde can kurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa.:KALASTRA
Gemilerde civarda donanımını desteklemek için yerleştirilen ek yapı öğesi.:TALİMAR
Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA
Gemilerde güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siperborda kaplamalarının en üstügüverteden yukarıda kalan bölümkorkulukparapet.:KÜPEŞTE
Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.:ARMOZ
Gemilerde havalandırma bacası.:MANİKA
Gemilerde içine içme suyu konulan ortası basık küçük fıçı.:KARTEL
Gemilerde içme suyu konulan büyük ve yassı fıçı.:MANCANA
Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün.:AYNA
Gemilerde kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere.:LOMBOZ
Gemilerde korkuluk olarak kullanılan kalın halat.:VARDAMANA
Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE
Gemilerde kullanılan küçük makara. : MANDAR
Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL
Gemilerde küçük yaşta tayfa yamağı. : MİÇO:MUÇO
Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA
Gemilerde pruva direkleri üzerinde yer alan gözetleme yeri.:VİGLA
Gemilerde torpidolara karşı ve daha başka işler için kullanılan halattan örülmüş ağ.:ŞIPKA
Gemilerde yemek pişirilen yermutfak.:KUZİNE
Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli.:KAMAROT
Gemilerdeki usta gemicilere verilen ad.:MARNEL
Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyangüvertesiz büyük bir tekne türü.:MAVNA
Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA
Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK
Gemileri iskelerıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR
Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO
Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanındaçapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik.:LOÇA
Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı.:ISKARMOZ
Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA
Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak.:GALİ
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. : KALAFAT
Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE
Geminin arkasıkıç.:PUPA
Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü : AYNACIK.
Geminin baş ve kıç tarafında asıl güverteden yüksek olan kısa güverte. : KASARA
Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.: AVARA
Geminin baştan ikinci direği.:GRANDİ
Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK
Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA
Geminin en geniş yeri. : MASTURİ
Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA
Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE
Geminin kaplama tahtalarının arasının doldurulup ziftlenereksu geçirmez hale getirilmesi.:KALAFAT
Geminin kemerleri üzerine döşenmişbaştan kıça kadar uzanan kısmı.:GÜVERTE
Geminin ön tarafı. : PRUVA
Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA
Geminin rüzgar almayan yanı.OCA
Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA
Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç.:PARAKETE
Geminin sol yanı.:İSKELE
Geminin su altında kalan kaplamalarının dış kısmı.:KARİNA
Geminin yan kısmı.ORDA
Geminin yürümesine hizmet eden direksereniphalat ve yelken takımı. : ARMA
Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması : APİKO
Gemiyi baştan ve kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO
Gemiyi istenilen bir yerde tutmak için bir zincirle denize atılan gemi demiri.:ÇİPO:ÇAPA
Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı. : KİOS
Genç yanardağların çevresindekarbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET
Genç toy. : TORLAK
Gençken saçı sakalı ağarma.:İŞABE
Genel binalarda erkeklere ayrılmış tuvaletlere yerleştirilen ve işemeye yarayan gereç.:PİSUAR
Genel kural.ÜSTUR
Genel mağazalara mal bırakırken karşılığında alınan ticari belge.:RESEPİSE
Genel mağazaya bırakılan bir malı teslim eden bir malı teslim eden ve onun üzerinde rehin hakkı kuran emre yazılı senet. : VARANT
Genelevlerde ayak işleri yapan ve sırası geldiğinde mamaya vekalet eden kadın:ÇAÇA
Genelge. : TAMİM
Genelleştiği için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen sözdeyimterimyaygın yanlış.:GALATIMEŞHUR
Genellikle 12 Martta görülenBatı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM
Genellikle 29 Temmuzda görülen bir fırtına. : KIZILERİK
Genellikle 31 Ağustos’ta meydana gelen bir fırtına.:MİRCAN
Genellikle alt bölümü killi ve kumlu üst bölümü tebeşir olan II. Jeolojik çağın son dönemi.:GREGASE
Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER
Genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici yel.ORA
Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin.:POSTAL
Genellikle bakterilerin neden olduğu sidik torbası iltihabı.:SİSTİT
Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL
Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER
Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO
Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER
Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan bir alet.:RİPER
Genellikle birbirine ekli metal levhalardan oluşan soyut heykel. : STABİL
Genellikle boynuz yada hayvan başı biçiminde yapılmış içki dolabı.:RİTON
Genellikle çay ve kokteyller için hazırlananpeynirsucuksalam gibi şeylerle süslenen çok küçük ekmek.:KANEPE
Genellikle dağlarda oluşan bir aşınma toprağı. : RANKER
Genellikle doğayı yansıtan fotoğrafları kadar “İshak Paşa Sarayı” “Türkiye’nin Kuş İnsanları” “Çölde Fırtına” gibi belgesel filmleriyle de tanınmış fotoğraf sanatçımız. : ERSİN ALOK
Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ
Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi.:LİSANS
Genellikle eski bir sanat yapıtınınbir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE
Genellikle eşeklerebazen de atlara vurulankaşsızenliyayvan ve yumuşak bir çeşit eyer.:PALAN
Genellikle ev içinde giyilen hafif ayakkabı. : TERLİK
Genellikle gece kulüplerindepavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ
Genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ
Genellikle gerçek anlamından az çok ayrıilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği.:TABİREYİM
Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin.:GÜDERİ
Genellikle giysinin yakakoletek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE
Genellikle gömlek yapmakta kullanılançizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR
Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen beznaylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE
Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad.:ANÇÜEZ
Genellikle hamurunda yumurta bulunan özel biçim verilmiş İtalyan kökenli çubuk. : GRİSSİNİ
Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilendeniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.ENİZ BÖRÜLCESİ
Genellikle hayvan postundan yapılan başlık.ÖRK
Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılanhayvanların kemikkıkırdakvb dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydamrenksizkokusuz bir madde.:JELATİN
Genellikle Hindistan’da dokunan özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. : ŞAL
Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli maddeler.:ELYAF
Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.: BONE
Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF
Genellikle kıldan dokunan büyük çuval.:HARAR
Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma. :ÇUL
Genellikle kısa kollupamuklu spor gömlek.:TİŞÖRT
Genellikle kışın akanyazın kuruyan küçük çay : DERE
Genellikle kibrit çöpleriyle oynanan bir oyun.:NİM
Genellikle köy ve kasaba evlerinde üstü kapalı bir ya da birkaç yanı açık sofa. : HAYAT
Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL
Genellikle mantardan yapılan tıpaları çekmeye yarayan burgu. :TİRBUŞON
Genellikle mısır unundan yapılan bir tür pide.:KİRDE
Genellikle midenin bozulmasından ötürü dilin üzerinde oluşan beyaz tabaka. : PAS
Genellikle Museviler içinİslam dinine dönmüş olan.:AVDETİ
Genellikle operalarda bazen da senfonik şiirlerde sık sık yinelenen küçük melodi parçası.:LAYTMOTİF
Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA
Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altında bulunan güverteye verilen ad.:PALAVRA
Genellikle resmi yerlerderesmi işlerde uyulması gereken kuralyol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ
Genellikle sevecen ve hüzünlü bir konu işleyen küçük lirik şiir.:ELEJİ
Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülenyük taşımaya yarayankaba ve dayanıklı sepet.:KÜFE
Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN
Genellikle tahıl ölçmekte kullanılan bir ölçek.:KİLE
Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yerdepo.:ARDİYE
Genellikle tiyatro ve sinemada konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse.:FİGÜRAN
Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO
Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER
Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ
Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılan koyu pekmez. : BULAMA
Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL
Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES
Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe. : HURÇ
Genellikle yüzük yapımında kullanılan değerli bir taş.:AKİK
General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN
Genetik olarak birbirinin aynı olan canlılar.:KLON
Geniş açılı manzara. : PANORAMA
Geniş bir görüş sağlamak için yüksek bir yere yapılan küçük kule.:GAZEBO
Geniş bir yüzeyin sulandırılmış mürekkepkurum boyası yada suluboyayla hiç fırça izi kalmayacak biçimde boyanarak örtülmesi. : LAVİ
Geniş cadde. : BULVAR
Geniş gagalı böcekçil çobanaldatanlara verilen genel ad. : KECİSAĞAN
Geniş kenarlı silindir şapka. : BOLİVAR
Geniş kollu sabahlık.:KİMONO
Geniş kulplu kap. : LENGER
Geniş ölçüde kahvekakaokauçuk gibi ürünler yetiştirilen işletme.:PLANTASYON
Geniş sofa.İVANHANE
Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL
Geniş ve derin ağızlı mağara.:KUYLUÇ
Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR
Geniş yapraklı bir süs bitkisi.EVE TABANI
Geniş yapraklıçiçekleri kokulu bir ağaç ve bu ağacın kestaneye benzeyen yemişi.:ATKESTANESİ
Genişengin : VASİ
Genişenli.:ARİZ
Genişlik. : VÜSAT
Genizden konuşanhımhım.:GENZEK
Genizsigenzel.:NAZAL
Genleşme ölçer.İLATOMETRE
Geometri.:HENDESE
Geometrik biçimlerde kesilmiş küçük ahşap parçaların büyük bir yüzey oluşturmak üzere birbirleriyle geçmeli olarak birleştirilmesi tekniği.:KÜNDEKARİ
Geometrik cisimlerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarınıbiçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı.:TOPOLOJİ
George William Russell (takma adı). : AE
Geothe’nin Faust’undaki entelektüel iblis.:MEFİSTO
Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM
Gerçek anlamının dışında kullanılan kalıplaşmış söz grubu. : DEYİM
Gerçek hak sahibinin haklarını kullanamaması gibi sebeplerin varlığı halinde onun yerine (kanuni temsilci olarak) bir malı yönetmek veya bir işi görmek üzere atanan kimse.:KAYYUM:KAYYIM
Gerçek olangerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK:ORİJİNAL
Gerçek öznesi olmayan eylemlere verilen ad. : EDİLGEN
Gerçekleşme.: TAHAKKUK
Gerçekleşmiş olan eylem yada iş.:OLUT
Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemieytişim.İYALEKTİK
Gerçekte herhangi bir ülkede ilk olarak yaşayan insanlara günümüzde ise Avustralya yerlilerine verilen ad. : ABORİJİN
Gerçekte var olmayan.:FANTASTİK
Gerçekte var olmayıp var sanılanvar diye düşünülenkuruntuya dayanan.:MEVHUM
Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan. : SANAL
Gerçekten öyle olmadığı halde öyle sanılan. : İTİBARİ
Gerçektendoğrusuhakikaten.:FİLHAKİKA
Gereç.:MATERYAL
Gerede ve Kızılcahamam arasında E-5 karayolunun Köroğlu Dağlarını aştığı yüksek geçit.:AKYARMA
Gereğinde kullanmak için saklanan tahıl.:ZAHİRE
Gerek Müslümanlar gerek Hindular tarafından büyük saygı gösterilen ve adına Şadi denilen düğün günü şenlikleri düzenlenen Hintli Veli.:GAZİMİYAN
Gerekçe. : ESBABI MUCİBE
Gereken yiyecek içecek şeyler. : NEVALE
Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defterajanda.:ANDAÇ
Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI
Gerekli.:MUKTEZA: MUKTAZİ.: BECİT
Gerekme. : İKTİZA
Gerekmezcilik.:PERİPATEİZM
Gereksiz anlamsız boş söz. : LAKLAKA
Gereksizfazla.:ZAİT
Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE
Gerektiğinde tüfeğin namlusuna da takılabilen bir süngü türü.:KASATURA
Geri alma. : İSTİRDAT
Geri çevirme. : İRCA
Geri dönen.:RACİ
Geri kalankalan.:MÜTEBAKİ
Geri kalan.:MÜTEBAKİ
Geri ödeme. : RAMBURSMAN
Geri zekalıların egemen olduğu toplum düzeni.:İDİOKRASİ
Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzaklık. : KULAÇ
Gerilim yokluğu. : ATONİ
Gerilmiş halatla taşıma. : VARAGELE
Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ
Germanyum ve silisyum elementlerinin iletkenliklerinden yararlanmayı sağlayarak elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan alet.:TRANSİSTOR
Getirim.:RANT
Geven cinsinden sarı çiçekli ve dikenli çok yıllık bodur çalı. Bu bitkinin saplarından elde edilen zamk.:ANZAROT
Gevenden çıkarılan bir tür zamk.:KİTRE.:KESTERE
Gevezesözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK
Geveze. : RAAT : LAFAZAN
Geveze.:ÇALÇENE
Geviş getiren hayvanlardadört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnakkemik çıkıntısı.AKANAK
Geviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü.:KIRKBAYIR
Gevrek bir elma türü.: FERİK
Gevşek bükümlü olarak hafif katranlı kendirden yapılmış ince halat.:MÜRNEL
Gevşekiş bilmeztembel.:SALPA
Gevşemekek yerlerinden ayrılmakoynamak.:KAĞŞAMAK
Geyik dikeni.:ALIÇ
Gezegen. : PLANET
Gezen adasaz adaSazak gibi adlar da verilen ve sazlardan oluşarak bir göl içinde yüzen ada.:HOPAL
Gezgin samuray. : RONİN
Gezintiseyahat.:TURİNG
Gezme gezinti. Göz gezdirme seyretme. : SEYRAN
Gırtlağın ön ve alt bölümlerinde bulunansalgısını kana verençok damarlı önemli bir bez.:TİROİT
Gırtlak çıkıntısı. : ADEMELMASI
Gırtlak.:HANÇERE
Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT
gibi bütün çalışma kollarını içine alan ocak.:AHİLİK
Gidiş. : AZİMET
Gine’nin para birimi.:SİLY
Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ
Giresun-Şebinkarahisar karayolunda bir dağ geçidi. : ŞEHİTLER
Girida da denileneti lezzetli bir balık.:LAHOS
Giriş bölümünde kış mevsimini konu edinen kaside. : ŞİTAİYE
Giriş müziği. : PRELÜD
Giriş ücreti.UHULİYE
Girişönsöz.İBACE
Girişik bezeme.:ARABESK
Girit ablukasında ve 1877 Rus savaşında yararlılıklar göstermişOsmanlı devletinin son kaptanı deryası.:VESİMPAŞA
Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS
Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO
Gitar ve kastanyet eşliğinde çiftler tarafından oynanan ünlü bir İspanyol dansı.:FANDANGO
Giyeceklerin karşılıklı iki yanını birleştirmekte kullanılanbir halka ve çengelden oluşan araçagraf.:KOPÇA
Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST
Giyim gösterisi.EFİLE
Giyim süslemedeçantaşapkasepet örmede kullanılan parlakrenkli ve dayanıklı bir şerit.:RAFYA
Giyimindetavır ve davranışlarındabeğenilerinde aşırı bir özenti içinde olan erkek.ANDİ
Giysi dolabı.:GARDROP
Giysi kesimi kesimle verilen biçim. : KUP
Giysi vs işlemek için kullanılan küçükpırıltılı pul.:PAYET
Giysiperde gibi şeylerin kenarlarına dikilen kırmalı yada büzgülü süs.:FARBALA
Giysi. : LİBAS: ESVAP: FİSTAN.:RUBA
Giyside bir kol kesimi türü.:JAPONE
Giysilerde dikişli kıvrım.:PASTA
Giysilerde kimi yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm.:PENS
Giysilerde omuzları kaplayan ve yakaya doğru uzanan kol. : REGLAN
Giysilerde omuzların dik durması için konulan parça.:VATKA
Giysilerde sırtı örten büyük ve devrik yaka.:EĞİNDİRİK
Giysileri güveden korumak için kullanılan antiseptik bir madde.:NAFTALİN
Giysilerin etekkolyaka parçalarınaperdelerin ucuna geçirilen seyrek dokunmuş keten bezi.:EKSTRAFOR
Giysilerin kolyakaetek kenarlarına dikilen şerit yada kaytan.:ZIH
Giysilerin üstüne giyilenönü açık bir tür üstlük.OLAMA
Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE
Giysinin omuzla göğüs arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA
Gizemcilik.:MİSTİSİZM
Gizemli eski yazı.:RUNİK
Gizemli zatürree de denilen akut solunum yetersizliği sendromunun kısa yazılışı.:SARS
Gizlemeörtme.: SETR
Gizli bilimler ve kimya üzerine yazdığı yapıtlarıyla tanınmış XIV. Yüzyıl Türk bilim adamı.:CİLDEKİ
Gizli bir anlamı olan bir şeyi ima eden. : MANALI
Gizli düzen. : TOZAK
Gizli görevli. : AJAN
Gizli oyun.ALAVERE
Gizli öğreticilik. : EZOTERİK
Gizli veya ince alaysaraka.:İSTİHZA
Gizli yazılarşifreli belgeler bilimi yada incelemesi.:KRİPTOLOJİ
Gizli yer köşe bucak. : TUN
Gizlisaklıgizlenmiş.:PİNHAN:MAHFİ.:MEKNİ.:HAFİ
Gizlice söyleyip haber vermek. : AKOZLAMAK
Gizlilik taşıyan belge.:KRİPTO
Gizlilik.:MAHREMİYET
Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL
Gol pası. : ASİST
Golf’te topu çukura sokmak amacıyla yapılan uzun vuruş.RİVE
Gomalak da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK
Gonçarov’un uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı. : OBLOMOV
Gondola benzer kayık. : PEREME
Gondolcu şarkısı.ARKAROL
Gotik mimarlıkta görülen ve bir çatının üstünde yer alan küçük kule. : PİNAKOLO
Göbekkuşak.ATIN
Göçgöçme.:MUHACERET
Göçebe bir kuş. : TURNA
Göçebe çadırıoba anlamında eski sözcük.:HİBA
Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM
Göçebe ve yolcuların yolculuk yada göç sırasında konakladıkları yer.:KONALGA
Göçebe eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK
Göçebelik:. BETAET
Göçmen. :MUHACİR
Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA
Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA
Göğe bakmaktan korkma.:URANOFOBİ
Göğe çıkma. : MİRAÇ
Göğün en yüksek katı.: ARŞ
Göğün en yüksek yeri.:AYYUR
Göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zargöğüs zarı.:PLEVRA
Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS
Göğüs zarı. : PLEVRA
Göğüs bağır.: DÖŞ : TORAKS
Gök bilim.:ASTRONOMİ:FELEKİYAT
Gök biliminin en belli başlı olayları ele alan dalı.:KOZMOGRAFYA
Gök bilimininmatematik ve fiziğin yalnız temel kavramlarından yararlanarak en belli başlı olayları ele alan dalı.:KOZMOGRAFYA
Gök boşluğu.:CEVV
Gök cisimlerinin doğması.:MATLA
Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP
Gök gürlemesinden duyulan aşırı korku. BRONTOFOBİ
Gök gürültüsü ve yıldırımdan aşırı derecede korkma. : ASTRAFOBİ
Gök küreyi gösteren alet.:NAVİSFER
Gök yakut da denilen süs taşı. : SAFİR
Gökada.:GALAKSİ
Gökbilimde güney açısına verilen ad.:AZİMUT
Gökbilimininmatematik ve fiziğin temel kavramlarından yararlanarak en belli başlı olaylarını ele alan dalı. : KOZMOGRAFYA
Gökçe adanın eski adı.:İMROZ
Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA
Gökkuşağı eleğimsağma. : ALAİMİSEMA:ALKIM .:TİRAJE
Gökküresinde üzerinde on iki burcun eşit olarak dağıldığı kuşak. : ZODYAK
Gökküreyi gösteren alet. : NAVİSFER
Gökler.:EFLAK
Göklerin en yüksek katı. : ARŞ
Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde. : AKYAKA
Gökova Körfezi’nin en güzel koylarından biri. : OKLUK
Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.ÖRDÜBET
Göksu’nun eski adı.:ARETAS
Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT
Gökteki ay. : MAH
Göktürk devletinin batı bölümünün başkanına verilen unvan.:ŞAD
Gökyüzü. : ASUMAN
Göl bilim.:LİMNOLOJİ
Göl kenarlarından çıkarılan ve çiçekçilikte kullanılan değerli bir toprak.:TORF
Gölge. : SAYE
Gölgede kalan taraf.: KUZ
Gölgede kuruması için tütün yapraklarının asıldığı üstü kapalı yer.:ARAN
Gölgeler. : ZILAL
Gölgelik. : SAYEBAN : TENTE
Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ
Gömlek. : KAMİS
Gömülmüş olangömülü.:MEFTUN
Gönderme yollama. : İRSAL
Gönderme kağıdı. : İRSALİYE
Gönlü rahat. Sessizsakin. : ASUDE
Gönül alıcı davranış kompliman.:CEMİLE
Gönül alma.: TALTİF
Gönül ayartıcıcilveli.:FETTAN
Gönül okşayıcı sözilgi gösterici söz.:KOMPLİMAN
Gönül temizliği. : HULUS
Gönüllü ve karşılıksız yapılan.:HASBİ
Gördek balığına verilen bir başka ad.:İLİK
Göreceli. : İZAFİAĞIL
Görevden alma işten uzaklaştırma. : AZİL
Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.:SOMELİYE
Görgülüterbiyeliolgun kimse. : ÇELEBİ
Görgüsüz kaba saba kimse” anlamında argo sözcük. : ZONTA
Görgüsüzkabaanlayışı kıt kimse.:HÖDÜK
Görgüsüzsonradan görme.:GÖKGÖRMEDİK
Görgüsüz.:CUDAM
Görkemihtişamşatafattantana. EBDEBE. :ŞAŞAA :HAŞMET :MUTANTAN
Görme. : RÜYET
Görmede hiçbir bozukluk olmadığı halde okuma yetisinin yok olması. : ALEKSİ
Görsel bir sunumu içeren özel dosya.:PORTFOLYO
Görsel olarak hazırlanmış bulmacalara verilen ad.:REBUS
Görsel sanatlar ve müzik alanlarında1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkanbiçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM
Görsel sanatlarda figürlerin çarpıtılmış gibi gösterildiği perspektif tekniği. : ANAMORFOZ
Görsel sunum içeren özel dosya. PORTFOLYO
Görsel-işitsel.:ODYOVİZÜEL
Görülen alemin ötesi.: MAVERA
Görülen bir şeyi ya da nesneyi edinme isteği; gıpta. : İMREN
Görülmüştanık olunmuş.:MEŞHUT
Görüngü bilimi. : FENOMENOLOJİ
Görünmez alem. : GAİP
Görüntüleme.: KLİP
Görüntüleri çekmeye yarayan aygıt. : KAMERA
Görünürdeki gemilerle haberleşmek için bir kıyı üzerine kurulmuş işaretleşme merkezi.:SEMAFOR
Görünüşe göregörünüşte.:SURETA
Görünüşte zararsız gibi duran ve küçük bir dokunuşta patlayan bir tür tuzak. : BUBİ
Görünüşü ve davranışı ile korku veren iri yarı adam.:IZBANDUT
Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif ses.:PUS
Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ
Gösteri.:NÜMAYİŞ
Gösterildikçe ödenmesi gereken poliçelere yazılan ve “görünce” anlamına gelen terim. : AVİSTO
Gösterim.:VİZYON
Gösterişgöz kamaştırma.:ALAYİŞ
Gösterişihtişam.:GÖRKEM
Gösterişşatafat.:CAFCAF
Gösterişi seven varlıklı kimse.: KALANTOR
Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ
Gösterişligörkemlişatafatlı.:MUTANTAN
Gösterişliyakışıklı.:ALENGİRLİ
Gösterişsizsade yaşamaktan yana olan.:KALENDER
Gösterme ortaya çıkarma. : İZHAR
Göstermelik.:MOSTRA
Götürü iş yapan.: TAŞERON
Götürü toptan. : KABALA:KESENE
Götürü;belli miktarda.:MAKTU
Gövde heykeli.:TORS
Gövdesi kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ
Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP
Gövdesi kızılayakları ve yelesi siyah renkli olan at.ORU
Gövdesi üç köşeli ve üç telli Rus halk sazı.ALALAYKA
Gövdesinin çevresi 30 metreyi aşabilen bir sıcak ülke ağacı. : BAOBAP
Gövdesinin ortası kum saati biçiminde boğumluiki yüzlü Japon davullarının genel adı.:TSUZUMİ
Göz alıcı parlak renkleri olaniri gövdeli bir papağan.:ARA
Göz alıcı ve gösterişli olmadebdebeihtişamtantanahaşmetşatafat.:GÖRKEM
Göz alıcı göze çarpıcıalımlı. : FRAPAN
Göz bebeği.:HADEKA
Göz bilimci.:OFTALMOLOG
Göz çukuru. :ÇANAK
Göz hastalığı sonucu ışıktan duyulan aşırı korku. : FOTOFOBİ
Göz hekimliği.:OFTALMOLOJİ
Göz küresi.:GLOP
Göz perdesi aksu. : KATARAKT
Göz tansiyonu.:GLOKOM
Göz.İDE
Gözbağcı büyücü. : RAİB
Gözbilimci.:OFTALMOLOG
Gözde ağ tabakada yer alansarı renkli küçük çukur.:MAKULA
Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA
Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA
Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA
Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ
Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlükaksugöz perdesi.:KATARAKT
Gözdeki iris tabakasının iltihaplanması. : İRİTİS
Göze çarpanalımlı. : FRAPAN
Göze çekilen sürmeyi yapma ya da sürme çekme sanatı.:KİHALET
Göze takılan mercek. : LENS
Gözenekküçük delik.:POR
Gözle görülmeyenmor ışının ötesinde yer alanyapay olar da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınımmor ötesi.:ULTRAVİYOLE
Gözle görülmeyenyapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınımultraviyole.:MORÖTESİ
Gözlem evi.:RASATHANE
Gözleme dayalı tıbbi teşhis yönteminin babası olan Yunanlı doktor.:HİPOKRAT
Gözleme.:TARASSUT
Gözlemevi. : OBSERVATUAR
Gözler pınarlar kaynaklar. : UYUN
Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ
Gözleri görmeyen. : AMA
Gözpınarları. : AMAK
Gözü kapalı inanılan düşünce doğma. : İNAK : NAS
Gözü yaşarmakağlayacak duruma gelmek.OLUKMAK
Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. : OFTALMOSKOP
Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.:ASTİGMATİZM
Gözüpek. : ACAR
Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL
Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.AKRİYOLİT
Gözyaşı.: EŞK
Gözyuvarının pigment ve kan damarları içeren katmanı.:UVEA
Gramerde biçim bilgisiyapı bilgisi.:MORFOLOJİ
Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF
Gramerde örnekseme.:ANALOJİ
Gramerde özne.: SÜJE
Gramerde yükleme durumu.:AKUZATİF
Grandi ve bocurum direkleriyle donatılmış iki direkli yelkenli tekne.:YOVL
Granitle aynı kimyasal yapıdaiçinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT:RİYOLİT
Gravürdesen yada fotoğrafın yerleştirildiği çerçeve.:PASPARTU
Gri rengin çeşitli tonlarını kullanarak yapılan ve oyulmuş kabartma izlenimi uyandıran resim.:GRİZAY
Gri renklisise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakasıkatmanbulut.:STRATUS
Gri veya sarı renkteetçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS
Grippaçavra hastalığı.:ENFÜANZA
Grönland adasının başkenti.:NUUK
Grup kategori. : ULAM
Guatemala’daki en büyük Maya kenti ve tören merkezi.:TİKAL
Guatemala’nın para birimi. : KETZALİ
Guatr. : GUŞA
Gurbete gitme.:CELA
Gurbette yaşayanyabancıgarip.:ELGİN
Gurur. : AZAMET
Gübretezek.:KEMRE
Gübreyi dışarıya atmak için ahırların duvarına açılan delik.:PÖNEK
Gücenmekırılma.:İĞBİRAR
Gücenmişdargınküskün.:MUĞBER
Gücü tükenmişyorgunbitkin.: ARGIN
Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE
Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM
Güç durumlardadavranışlarını ahlak kuralları yada düzenli bir düşünceden çokçıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum.:OPORTÜNİZM
Güç vermekgüçlendirmek.:PEKİTMEK
Güçlü ve gösterişliiri yarı kadın.ABAÇKO
Güçlü şiddetli etki. : ZARP
Güçlükuvvetlisağlamdayanıklısert.: BEKEN
Güçlüğü yenip bir yeri ele geçiren.:FERHAT
Güçlükkorkulacak tehlikeli durum. : VAHAMET
Güçlükzorluksıkıntı.:MEŞAKKAT
Güçlük. : VUADET
Güçsüz düşmekyorulmak.:FARIMAK
Güçsüzzayıfaciz.:ZEBUN
Güdülenme. :MOTİVASYON
Gül ağızlı.:GÜLFEM
Gül bahçesi.GÜLZAR:GÜLİSTAN:GÜLŞEN
Gül renklipembe.:GÜLGÜN
Gül toplayan.:GÜLÇİN
Gül yağı yapılırken yan ürün olarak elde edilen kokulu ve renksiz bir sıvıgül suyu.:GÜLAB
Gül yanaklı.:GÜLİZAR
Gülarya da denilen bir balık.:CİRAN
Gülden yapılmış içki.ADEGÜL
Güldeste. : ANTOLOJİ
Güldürücü öyküler fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE
Güleçgüler yüzlü.ESİM
Güler yüzlü.EŞUŞ
Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ
Gülgillerden bir ağaçkuş kirazıılgıncar.:GELİN FENERİ
Gülgillerden bir bitki ve bu bitkinin duta benzeyen kokulu yemişi.:AHUDUDU
Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ
Gülgillerdenbahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççıkerkeç sakalıkeçi sakalı.:ÇAYIRMELİKESİ
Gülgillerdenkaplamacılıkta kullanılan yabani bir ağaçkuş kirazı.:ILGINCAR
Güllük körfezi kıyısında Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK
Gülmegülüş.:HANDE
Gülsuyu.:GÜLAB
Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın. : RÜKÜŞ
Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ
Gülünçgaripşaşırtıcı davranışları olan kimse.:MANYAK
Gülüt.:GAG
Gümrük idarelerinden mal çekmek isteyen kişilerin ellerinde bulunan konşimento veya yük senetlerini gemini kaptan veya acentesine ibraz ederek kapları için tanzim ettirdikleri teslim belgesi.:ORDİNO
Gümrüklerde mallara değer biçen görevli.:İSTİMATOR
Gümrüklere gelmiş ticari eşyanın konulduğukorunduğu yerardiye.:ANTREPO
Gümüş balığı. : ATERİNA
Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA
Gümüş beyazlığında bir element. : KADMİYUM
Gümüş parlaklığındabilinen en hafif element.: LİTYUM
Gümüş parlaklığındademir sertliğindekolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL
Gümüş renginde bir element. : CIVA
Gümüş renginde bir element.:KOBALT
Gümüş sepet de denilenpembe yada beyaz çiçekli bir saksı bitkisi.:ARABİS
Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.:SAVAT
Gümüş ve altın sırma tellerle karışık dokunmuş ipekli kumaş.İBA
Gümüş veya altın tellerden yapılmış motiflerle süslü.:TELKARİ
Gümüş altın tellerden süsleme. : TELKARİ
Gümüş’ün simgesi.:AG
Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS : İLARYA
Gümüşe benzeyengümüş gibi olan.:SİMİN
Gümüşhane ilinde dikit ve sarkıtlarıyla ünlü bir mağara . : KARACA
Gümüşhane ilindekayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesi ile Erzincan sınırındaiçinde yüzen adası da olan bir göl.:AHMEDİYE
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde antik bir kent. : SATALA
Gümüşhane’nin on km uzağındasarkıt ve dikitleriyle tanınmış bir mağara.:AKÇAKALE
Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde bir şelale.:TOMARA
Gümüşhane’nin Torul ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl. : LİMNİ
Gümüşhane’nin Torul ilçesindetabiatı koruma parkı kapsamına alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL
Gün çiçeğigünebakangündöndü.:AYÇİÇEĞİ
Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA
Gün. : RUZ
Günah. : VEBAL
Günahtan dönme.: TÖVBE
Günahtan sakınmazüht. : TAKVA
Güncel. : AKTÜEL
Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ
Gündüzlü.:NEHARİ
Güneş biçiminde yapılmış olan mücevher.:AFTABE
Güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum. : ALAGÜN
Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.:AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarıyla bazı hastalıkların tedavisi.:HELİOTERAPİ
Güneş odası. : SOLARYUM
Güneş saatiyükseklik tahtası.ASİTA
Güneş sistemindeki bilinen küçük gezegenlerin büyüklük sırasına göre ikincisi. : PALLAS
Güneş sisteminin 1993’de keşfedilen onuncu gezegeni. : KARLA
Güneş sisteminin 20 km/sn’lik hızla yöneldiği sanılan ve Herkül takımyıldızında yer alan uzay noktası.:GÜNEREK
Güneş tutulması.:KÜSUF
Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS.:HURŞİT
Güneşe uzaklık sırasında yedinci olan ve güneş çevresindeki dolaşımını 84 yılda tamamlayan gezegen.:URANÜS
Güneşin battığı yer batı. : MAĞRİP
Güneşin doğduğu yerdoğu. : MAŞRIK
Güneşin doğduğu yerlerdoğu tarafları.:MATALİ
Güneşin doğması. : TULU
Güneşin doğmasından az önceki zaman tan sabahın erken vakti. Tan yerinde güneş doğmadan önce beliren kızıllık. : FECİR
Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN
Güneşinyıldızların açısal yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet.:¤¤¤¤TANT
Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT
Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi. :RAND
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.:PRETORİA
Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER
Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA
Güney Afrika ve Zimbabve’de yaşayan bir halk. : NDEBELELER
Güney Afrika’da yetişen ve bazı türleri bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kömeç halinde sarı turuncu ya da beyaz çiçekler açan çok yıllık bitki. : GAZANİA : GAZANYA
Güney Afrika’ya ilk yerleşen Hollanda asıllı kimselere verilen ad. : BOERLER
Güney Amerika ırmaklarında yaşayan tatlı su balığı. : DORADO
Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ
Güney Amerika kıtasında bir ülke.:SURİNAM
Güney Amerika ormanlarında yaşayan bir kuş.Borazan kuşu. : AGAMİ
Güney Amerika yerlileri arasında en yaygın dil öbeği. : ARAVAK
Güney Amerika yerlilerinin kullandığı bir tür kaval.:KENA
Güney Amerika yerlilerinin kullandığı bir tür kement.OLA
Güney Amerika yerlilerinin manyok bitkisinin zehrini almak için kullandıkları araç.:TİPİTİ
Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR
Güney Amerika’da Kızılderili halkın ülkelerinde toplumsal ve siyasal yaşamda belirleyici bir konuma gelmesini savunan hareket.:İNDİGENİSMO
Güney Amerika’da sığır çobanlarına verilen ad.:GOŞO
Güney Amerika’da topraktan yapılan nefesli bir çalgı.:OKARİNA
Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA
Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO
Güney Amerika’da yaşayan bir maymun cinsi.:ATELES
Güney Amerika’da yaşayan devekuşuna benzeyen bir kuş. : REA
Güney Amerika’da yaşayan bir cins papağan.:ARA
Güney Amerika’da yaşayan çok iri ve zehirsiz bir yılan. : ANAKONDA
Güney Amerika’da yaşayan dünyanın boyu 4-5 metreye ulaşan en büyük tatlı su balıklarından biri.:ARAPAYMA
Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.:PAKARANA
Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ
Güney Amerika’da yaşayan ve keseliler üst takımının bir familyasını oluşturan 66 memeli türünün ortak adı.:OPOSSUM
Güney Amerika’da yaşayan ve Patagonya Tavşanı da denilen kemirgen hayvan.:MARA
Güney Amerika’da yaşayan ve tepeli tavuk da denilen bir kuş.:HOAZİN
Güney Amerika’da yaşayan ve zehirli yılanları yiyerek beslenen zehirsiz büyük su yılanı.:MUSURANA
Güney Amerika’da yaşayan yırtıcı bir kuş.:KARAKARA
Güney Amerika’da yetişen bir kaktüsten elde edilen ve ejder meyvesi de denilen bir meyve.:PİTAHAYA
Güney Amerika’da yetişen kusturucu bir bitki.:İPEKA
Güney Amerika’da yetişen ve bu kıtadaki bir ülkeye adını veren ağaç. : BREZİL
Güney Amerika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan bir ağaç.:KUALİ
Güney Amerika’da yünü için yetiştirilen evcil alpaka türü. : PAKO
Güney Amerika’daki bozkırlara verilen ad.:PAMPA
Güney Amerika’daki dağ sırası. : AND
Güney Amerika’daki Titicaca gölünde yaşayan yerli bir halk.:URULAR
Güney Amerika’nın ikinci büyük gölü. : TİTİCACA : TİTİKAKA
Güney Amerika’nın nemli ormanlarında yaşayan kemirici bir hayvan. : AGUTİ
Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN:TEPELİ TAVUK
Güney Amerika’nın tatlı sularında yaşayan arapayma balığına verilen bir başka ad.İRARUCO
Güney Amerika’nın tropik bölgelerinde yetişenarmut büyüklüğünde ve lezzetli bir meyve.:ÇERİMOYA
Güney Anadolu’da bir dağ. : AMANOS
Güney Anadolu’da yabani olarak yetişenkırmızı çiçekli otsu bir bitki.:NAKIL
Güney Anadolu’da yaşayan Türkmenler arsında yaygın telli bir çalgı. : IRIZVA:KARADÜZEN
Güney Anadolu’da yaşayan ve halk edebiyatı şiir türlerinden birine adını vermiş olan Türkmen boyu. :VARSAKLAR
Güney Anadolu’da yetişen ve patatese benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan bir bitki.:GÖLEVEZ
Güney Anadolu’da yetişenpatatese ve yer elmasına benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan otsu bir bitki.:KOLAKAS
Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR:ALADORLAK
Güney Anadolu’ya özgücevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ
Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizinde yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgar.:MUSON
Güney Asya’da Hindu erkeklerinin geleneksel giysisi.HOTİ
Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK
Güney kutbunda yaşayan bir kuş.:PENGUEN
Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA
Güney ve Orta Amerika’da yaşayanpostu benekli ve iri gövdeli bir hayvan.:JAGUAR
Güney yarımkürede bulunan parlak yıldızYıldırak.: SÜHEYL
Güney güney rüzgarı kaba yel. : LODOS
Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN
Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA
Güneydoğu Anadolu’da bir akarsu.:SACUR
Güneydoğu Anadolu’da daha çok kadınların çeşitli yerlerine yaptırdıkları bir tür dövme. : DAK
Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırlarından oluşan yayla yerleşmesi. : ZOMA
Güneydoğu Anadolu’da tahtadan yapılan ve rahle de denilen alçak oturak.:KÜRSÜ
Güneydoğu Anadolu’da ve Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT
Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ
Güneydoğu Anadolu’da zikir ayinlerinde kullanılan büyük tef.ARABANA
Güneydoğu Anadolu’nun bazı yörelerinde yetiştirilen bir koyun cinsi.:KARAKAS
Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA
Güneydoğu Anadolu’ya özgüçekilmiş mercimekbulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI
Güneydoğu Anadolu’ya özgüet ve bulgurla hazırlanan bir tür köfte.:KİTEL
Güneydoğu Anadoluya özgü bir tür yoğurt çorbası. : LEBENİ
Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi. : ASEAN
Güneydoğu Asya ülkelerinde tapınılan kutsal ruh.:NAT
Güneydoğu Asya ve Endonezya’da yaşayan zehirli bir yılan türü.:PAMA
Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ
Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK
Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG
Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN
Güneydoğu Asya’da yetişen ve zeytine benzer meyveleri olan bir palmiye.:AREKA
Güneydoğu Asya’daAssam’dan Vietnam’a kadarbataklıklarda sürüler halinde yaşayan geyik.:TAMENG
Güneydoğu Asya’nın bataklık ormanlarında yaşayan bir kedi cinsi.:TARAY
Güneydoğudan esen yelakça yel.:KEŞİŞLEME
Güneydoğudan esen yel.:AKÇAYEL
Gün-gece eşitliği : EKİNOKS
Günlük ihtiyacını karşılamak üzere bir hayvana verilen yem miktarı.:RASYON
Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA
Günübirlik yaşayan.OHEM
Günümüz donanmalarında personel ve yük taşımada kullanılan büyük filika.:İŞKAMPAVİYA
Günümüzde Hatay ve Gaziantep yörelerinde görülengeleneksel Türk güreşlerinden biri.:ABA
Günümüzde internet bağlantısı için en çok kullanılan bağlantı tekniği.:ADSL
Günümüzde kullanılmakta olan takvim türünün adı.:GREGORYEN
Günümüzde yaklaşık olarak Konya ve Karaman illerinin güneybatıAntalya’nın ise kuzeydoğu kesimlerini kapsayan bölgenin antik dönemlerdeki adı.:İSAURYA
Gür erkek sesi.AVUDİ
Gürcistan müziğine özgü bir tür kaval.:SALAMURİ
Gürcistan’da bir kent. : GORİ
Gürcistan’da bulunan dünyanın en derin mağarası.:KRUBERA
Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS
Gürcistan’ın güneybatı ucunda özerk bir cumhuriyet. : ACARİSTAN
Gürcistan’ın para birimi.:LARİ
Gürcü kökenli bir halk.:İMER
Güreş için yetiştirilmiş erkek deve.:TÜLÜ
Güreş meydancısı.:CAZGIR
Güreş meydanıkarşılaşma yapılacak yer.:MASRA
Güreşçininhasmını altına alıp bir elini önden ötekini arkadan geçirerek ellerini kilitlemesi.:KÜNDE
Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO
Güreşte bir oyun. : KLE – KRAVAT – KAFAKOL - KELEBEK – KÜNDE:SALTO
Güreşte bir oyun.OYUNDURUK.:KURTKAPANI.ALMA:ÇİPE:ELENSE
Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu.:KEPÇE
Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu.OYUNDURUK
Güreşte pehlivanları tanıtan kimse. : CAZGIR
Gürgengillerden kerestelik bir ağaç. : HUŞ
Gürgengillerinkerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü.:AKAĞAÇ
Gürültü patırtı.:TARRAKA
Gürültü patırtı telaş karmakarışık durum.: DAĞDAĞA
Gürültükavga.:ARBEDE
Güven mektubu.:İTİMATNAME
Güven mektubunu sunduğu devlet tarafından memnuniyetle karşılanan diplomasi temsilcisi için kullanılan terim.:PERSONAGRATA
Güvence. : İNANCA
Güvenilir bir yere sığınma. İLTİCA
Güvenliği sağlamakla görevli kişilerin içinde bulunduğu konut. : KARAKOL
Güvenlik içinde olma. : AMAN
Güvercin büyüklüğünde eti için avlanan kırmızı gagalı bir kuş türü.:KEKLİK
Güvercin cinsinden bir av kuşu.:FALAK
Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER
Güvercin. : KEBUTER
Güvercinle yollanan mektup.İTAKA
Güvercinler takımındangüvercinden küçükbozgri renkli bir kuş türü.:KUMRU
Güvercinlerdenkorularda yaşayaneti için avlanan bir kuş.:ÜVEYİK
Güverte döşemesinde iki ağacın uç uca gelmesiyle oluşan aralık.:SOKRA
Güverte korkuluğu.:PARAPET
Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA
Güvez renktedayanıklı bir üzüm cinsi.:ALGEMRE
Güzel avrat otu.ELLADONNA
Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN
Güzel bir manzara görmesi için yerden yükseltilerek inşa edilen yapı.ELVEDERE
Güzel çiçekler açan bir süs bitkisi. : ŞAKAYIK
Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA
Güzel el yazısı yazan sanatçı.:HATTAT
Güzel kadın.:HASNA:ECE
Güzel koku. : RAYİHA : ITIR.:ARF.:NÜKHET
Güzel kokular ve baharat gibi şeyler satan kimse.:AKTAR
Güzel kokular.:ITRİYAT
Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL
Güzel kokulu bir tür küçük kavun.:ŞAMAMA
Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ
Güzel kokuludeğişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY
Güzel kokulusarı renkteuzunca bir kavun türü.:TOPATAN
Güzel kokuluyaprakları yemeklere konulannane ve yaban kekiğinin ortak adı. : BARSAMA
Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA
Güzel ötüşlü bir kuş.Flurcun.:YELVE
Güzel sanatlar evi.ARÜLBEDAYİ
Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. : ARKAİK
Güzel sanatlardaçıplak çocuk yada küçük aşk tanrısı figürü.:PUTTO
Güzel sanatlardaHazreti İsa çarmıha gerildiği sırada Meryem’in üzüntüsünü işleyen yapıtlara verilen ad.:MATERDOLOROSA
Güzel ses çıkaran güvercin. : DEMKEŞ
Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE
Güzel sevgili. : NİGAR
Güzel söz söyleyenkonuşkan.İLBAZ
Güzel ve faydalı şeyler.EDAYİ
Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE
Güzel yazma yada söyleme yeteneği.:SELİKA
Güzel yüz.İDAR
Güzelhoş (kadın). : RANA
Güzelhoşnefis.: OFLAZ
Güzelincezarif kadın.Ceylan.: AHU
Güzeliyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA
Güzelsevimli insan.:GÖKÇEK
Güzelşirin.:MELİH:NİK
Güzelavratotundan çıkarılan zehirli bir ilaç.:ATROPİN
Güzeli en üstün tutan ve en yüce değer sayan kişi. : ESTET
Güzelin ve güzel sanatların doğasını inceleyen felsefe dalı. : ESTETİK
Güzellik ya da sağlık amacıyla kullanılan esnek iç giysisi. : KORSE Gama ışınları yayan radyoaktif bir izotopun organizma içindeki yolunu izlemek temeline dayanan teşhis yöntemi.:SİNTİGRAFİ
Güzellik.EHÇET
Güzellik.:HÜSN
Güzellikle ilgili.:HÜSNİ

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #9 : 10 Nisan 2012, 10:19:55 »
H

Haber toplama ve yayma işiyle uğraşan kuruluş. : AJANS
Haber verenhaberci. :NABİ
Haberbilgi.:PEYAM
Haberyazıresimsembol veya her çeşit bilginin telradyooptik veya başka elektromanyetik sistemlerle iletilmesibunların yayımı veya alınmasıiletişim.:TELEKOMÜNİKASYON
Haber. : SAVA
Haberci ulak. : KARAKULAK
Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO
Haberleşmeyi yürüten kalem.:AMEDİ
Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA
Habeş soylusu. : RAS
Habeş Yahudi’si.:FLAŞA
Habeşistan hükümdarlarına Hazreti Muhammed tarafından verilen san.:NECAŞİ
Habeşistan hükümdarlarına verilen unvan.:NECAŞİ
Hac ibadeti sırasında Arafat’ın tepesinde bir süre durma.:VAKFE
Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ
Hacettepe Üniversitesi kurucularından olup uzun yıllar burada öğretim üyeliği yapmış yurdumuzda halk sağlığının ve koruyucu hekimliğin gelişmesinde öncü rol oynamış ünlü hekimimiz.:NUSRETFİŞEK (1914-1990)
Hacıların Kabe’de giydikleri beyaz üstlük.:KİSVE
Hacıların Kabe’ye girerken örtündükleri dikişsiz beyaz giysi.:İHRAM
Hacim oylum. : CİRİM
Haç : ÇARMIH
Hadım.:KASTRATO
Hadis bilgini.:MUHADDİS
Hadisler.: AHADİS
Hafıza kaybı : AMNEZİ
Hafif bulutlusisli hava.:GİRAN
Hafif esinti.:İPİLTİ
Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK
Hafif ve gözenekli bir çökelti taşı. : TÜF
Hafif yağmurserpinti.:ÇİLENTİ
Hafif yaralama : HACAMAT
Hafniyum’un simgesi. : HF
Haiti kökenlirumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO
Haiti plakası. : RH
Haiti’debir Avrupalı ile bir siyahın birleşmesinden doğan melez kimseye verilen ad.:MULATTO
Hak ve adalete uygunluk. : NASFET
Hak ve tüzeye uygun olanadil.:KÖNİ:KÖNÜ
Hakikatlergerçekler.:HAKAYIK
Hakimegemenbaşatbaşta gelen.OMİNANT
Hakkari ilinde bir buz yalağı gölü.:CELYANO
Hakkari ilinde kaya resimleriyle tanınmış vadi.:GEVARUK
Hakkari ilinin eski adı.:ÇÖLEMERİK
Hakkari yöresinde yetişen ve yemeği yapılan maydanoza benzer bir ot.:ALO
Hakkari yöresine özgüateşte kaynayan ayran ile pirinçdövülmüş buğday ve küçük köfteler katılarak hazırlanan bir yemek.OĞABA
Hakkı devretme.: TEMLİK
Hakkı yerine getirme.:İHKAK
Haksız olarak alınan toprak mal. : ASABALIK
Haksızlık etmezarar verme. Haksızlık kıygı:GADİR: GADR
Hakuran. : KUMRU
Hala.İBİ : ÇİÇE
Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA
Halat ucu.: ÇIMA
Halat yumağı.: RODA
Halatın örselenecek yerinde tel yada sicimle yapılan sargı.:FAÇUNA
Halatların çevresini belirten birim.URGATA
Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA
Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ
Halaylarda karşılıklı söylenen manilere verilen ad.ERETE
Haldun TANER’in bir öykü kitabı. : TUŞ
Halef.:ARDIL
Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD
Halı ve kilim tezgahlarında kalınca ipliklerden yapılmış tarak şeklinde çerçeve.:KÜCÜ
Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR
Halı kilim veya bez dokuma tezgahı.: HANA
Halıkilim dokunan tezgah.:ISTAR
Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT
Halının iki veya dört kenarını çeviren çerçeve.(Düz veya türlü desenlerde dokunmuş halılarda kenar örgüsükolanbüyük su ve etlikler bordür içinde sayılırlar).ORDÜR
Haliçlerdetuzlu bataklıklarda ve çamurlu kıyılarda sık ormanlar oluşturan bazı ağaç ve çalı türlerine ve oluşturdukları ormanlara verilen ad.:MANGROV
Halide Edip ADIVAR’ın bir romanı. : SONSUZ PANAYIR
Halife Osman döneminde çıkartılan el yazması Kuran örnekleri.:MUSHAF
Halk adınahalka karşın devrimci girişimlerde bulunan kimse.:JAKOBEN
Halk avcısı.EMOGOG
Halk bilgisi.:FOLKLOR
Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE
Halk dilinde yaban arısına verilen ad. : SARICA
Halk dilinde kuşun kursağında biriktirerek yavrusuna verdiği yeme verilen ad.:ZUK
Halk dilinde “çekül” sözcüğünün aldığı biçim. : ŞAVUL
Halk dilinde “küme” “topluluk” anlamında kullanılan sözcük. : ÇOM
Halk dilinde “mızıkçı” “yaygaracı” “gürültücü” anlamında kullanılan sözcük. : KACARA
Halk dilinde abla.: MADAMA
Halk dilinde abla.:ABA
Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT
Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ
Halk dilinde anahtar. : AÇAR
Halk dilinde anasona verilen ad.:EZELTERE
Halk dilinde ardıç kozalağına verilen ad.:EFİN
Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA : ORANLAMA
Halk dilinde avare işe yaramaz.: AVARA
Halk dilinde ayrana verilen ad.:AK
Halk dilinde azmış yaraya verilen ad.:ICIK
Halk dilinde babanın kız kardeşi hala. : EME : EMETİ: BİBİ: ÇİÇE
Halk dilinde badem. : PAYAM
Halk dilinde bahane. : MAHNA
Halk dilinde bahçe çapası.:ÇEPİN
Halk dilinde balçık anlamında kullanılan sözcük.:ŞILIK
Halk dilinde bataklık.:AZMAK
Halk dilinde baykuşa verilen ad.:UĞU
Halk dilinde bilyeye verilen ad.:TOKUR
Halk dilinde bir cins yeşil kertenkeleye verilen ad.:KEÇEMEN
Halk dilinde biriktirmektoplamak.:İRKMEK
Halk dilinde boşboğazsöz taşıyan. : YALAK
Halk dilinde bozulmuş turşuya verilen ad. : MIR
Halk dilinde böğürtlen.:İT ÜZÜMÜ
Halk dilinde börülceye verilen ad.:LOBİK
Halk dilinde bulgur pilavına verilen ad. : AŞ
Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK
Halk dilinde cam bileziğe verilen ad.:ŞEVE
Halk dilinde cam parçası.:CINCIK
Halk dilinde ceylan.:CEREN
Halk dilinde cin.:ECİNNİ
Halk dilinde civciv.:CÜCÜK
Halk dilinde çay demliğine ya da küçük güğüme verilen ad. : HALASTAR
Halk dilinde çingene.:ELEKÇİ
Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ
Halk dilinde çoban yamağı.:ÇONA
Halk dilinde çok ağlayan kimseye verilen ad.:LELİK
Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE
Halk dilinde dar sokakdar yolpatika anlamında kullanılan sözcük.:İRİM
Halk dilinde davetiye.:OKUNTU
Halk dilinde değiş tokuş anlamında kullanılan sözcük.:MIR
Halk dilinde dere yatağına verilen ad. : AKANAK
Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.:SİYEŞ
Halk dilinde dilsiz.:TAT
Halk dilinde dişi hindi.:KEL
Halk dilinde doğrugerçek.:ESSAH
Halk dilinde domates.:FİREK
Halk dilinde dorukzirve anlamında kullanılan sözcük.ORA
Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN
Halk dilinde ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN
Halk dilinde eldiven.:ELCEK
Halk dilinde enli bilezik.:AKITMA
Halk dilinde erkek sevgiliye verilen ad. : AŞNA
Halk dilinde eski ayakkabıya verilen ad. : KELİK
Halk dilinde eşek. : KARAKAÇAN
Halk dilinde eylül ayına verilen ad. : VERİMAY
Halk dilinde fare kapanına verilen ad.:FAKAN
Halk dilinde fındığa verilen ad.:ÇETLEVİK
Halk dilinde gecelik faiz.:REPO
Halk dilinde geçen yıl.ILDIR
Halk dilinde gelin biçiminde yapılmış bez bebeğe verilen ad.ODPAL
Halk dilinde gürgen ağacına verilen ad. : İSİRİN
Halk dilinde hala.İBİ
Halk dilinde herkesin söylediğini yapaniltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK
Halk dilinde hindiye verilen ad. : CULUK
Halk dilinde idare.:ABRAMA
Halk dilinde ilmek.İN
Halk dilinde infilak. : BÖSME
Halk dilinde kara kurbağasına verilen ad.:OTLUBAĞA
Halk dilinde kardeş. : KADA
Halk dilinde Kasım ayına verilen ad.:KOÇAYI
Halk dilinde kavrulmuş buğdaymısır.:KAVURGA
Halk dilinde kayısı ve zerdaliye verilen ad. : MİŞMİŞ
Halk dilinde keçiyolupatika.:İZLEK
Halk dilinde kekeme.:KEKE
Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA
Halk dilinde kepçe.:ÇÖMÇE
Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN
Halk dilinde keser.:KERKİ
Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL
Halk dilinde kızılcığa verilen ad. : ERGEN : KİREN
Halk dilinde kızılcık ağacına ve meyvesine verilen ad.:KİREN
Halk dilinde klarnet.:GIRNATA
Halk dilinde klitorisbızır.ILAK
Halk dilinde kocaman.:KAZULET
Halk dilinde köpek yavrusu.:GÖBELEZ
Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.:OTÇU
Halk dilinde küçük çömleğe yada güveç kabına verilen ad.:GÜDÜ
Halk dilinde kümese verilen ad.:PİN
Halk dilinde kürek kemiği.:KEBZE
Halk dilinde kürek kemiğine verilen ad.:KEBZE
Halk dilinde lahanaya verilen ad. : FEREN
Halk dilinde limona verilen ad.:SULUZIRTLAK
Halk dilinde lodos.:AKYEL
Halk dilinde Lodosa verilen ad.:KABAYEL
Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA
Halk dilinde mağaraya verilen ad.:OPAN
Halk dilinde Mart ayına verilen ad.:AKARAY
Halk dilinde mendile verilen ad.:PETE
Halk dilinde mercimek. : YASMIK
Halk dilinde merdiven.:BASAK
Halk dilinde mısır.:LAZUT
Halk dilinde minnet.: MÜDANA
Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA
Halk dilinde nezleye verilen ad.:ENGİ
Halk dilinde nine anlamında kullanılan bir sözcük.OYNA
Halk dilinde nisan ayına verilen ad. : AÇARAY
Halk dilinde ormandan açılmış tarlaya verilen ad.:İLİT
Halk dilinde otlak.:ÖRÜ
Halk dilinde özlemegöreceği gelmeisteme.:ÖKSEME
Halk dilinde parıltı.: IŞILAK
Halk dilinde pestil.: BASTIK
Halk dilinde Rus.:MOSKOF
Halk dilinde saksağan.:ALAKARGA
Halk dilinde salep otuna verilen ad. : İLETİR
Halk dilinde salyangoz.:KONGAZ
Halk dilinde saman.:MEREK
Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK
Halk dilinde sebze bahçesi.: AVAR
Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ
Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK
Halk dilinde semizotuna verilen ad.:TOMEKAN
Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN
Halk dilinde sığır sürüsü.:NAHIR
Halk dilinde sırta vurulan yük.:ŞELEK
Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ
Halk dilinde sinek.:CİBİN
Halk dilinde soğuk algınlığına verilen ad. : ÜŞÜK
Halk dilinde sperm meni. : ATMIK
Halk dilinde sulak tarla.ÜK
Halk dilinde sütkardeş anlamında kullanılan sözcük.:EMİŞİK
Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük. :HORATA
Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA
Halk dilinde şiir. Ezgitürkünağme :YIR
Halk dilinde şimşek.ALKIR
Halk dilinde tarladaki sebzeye verilen ad.:AVAR
Halk dilinde tembelüşenen.:ERİNCEK
Halk dilinde Temmuz ayına verilen ad.:ORAKAYI
Halk dilinde termometreye verilen ad. : ISIKERTE
Halk dilinde tohum.:EKECEK
Halk dilinde tohuma verilen ad.İDER
Halk dilinde tomurcuk.İBİL
Halk dilinde varis hastalığına verilen ad.:ORDUBOZAN
Halk dilinde yabani arpa.:ARPAĞAN
Halk dilinde yabani elmaya verilen ad.:ACUK
Halk dilinde yabani tereye verilen ad. : ISPATAN
Halk dilinde yabaya verilen ad. : ALKARA
Halk dilinde yanık yırtık.. : YİRİK
Halk dilinde yatak yorgan yüzü.:MELEFE
Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA
Halk dilinde yer elmasına verilen ad.:EBELİ
Halk dilinde yırtık ve eski püskü giysiye verilen ad.:PALAÇOR
Halk dilinde yoğurt kabı.:CINGIL
Halk dilinde yonga.:KAMGA
Halk dilinde yumruk. :SUMSUK
Halk edebiyatına özgüsekizli hece ölçüsüyle yazılan ve ilk dizesinde brebe hey gibi bir ünleme yer verilen şiir türü.:VARSAĞI
Halk edebiyatında aruz ölçüsüyle yazılan şiir türlerinden biri.:SATRANÇ
Halk edebiyatında aşk özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME
Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA
Halk edebiyatında manzum bilmece.:MUAMMA
Halk edebiyatında sekizlik hece ölçüsüyle yazılan şiir türü. : SEMAİ
Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK
Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılanaynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT
Halk inanışında lohusalara musallat olarak onları öldürdüğüne inanılan cin. : ALKARASI
Halk müziğine özgü bir bağlama çalma tekniği. : ŞELPE
Halk müziğine özgü telli bir çalgı. : TAR
Halk oylaması.: REFERANDUM
Halk şairlerinin atışması.:AYTIŞMA
Halk tahminine göre 9-18 Mart arasında görülen kocakarı soğuğu.ERDELACUZ
Halk tarafından sevilmetutulma. : POPÜLARİTE
Halk yığınlarını bilgisiz ve karanlıkta bırakma anlayışı.Aydınlık düşmanlığı.:OBSKÜRANTİZM
Halktopluluk.:CUMHUR
Halkalar geçirilerek yapılmış yada zincirden örülmüş olan zırh.:CEBE
Halkbilimfolklor.:HALKİYAT
Halkçılık.:POPÜLİZM
Halkın İstanbul’daki yabancılara özellikle Fransızlara verdiği ad. : DİDON
Halkın kültür düzeyi düşük kesiminin zevklerine uygun olan. : POPÜLER
Halkın sadakalarıyla geçinen gezici Katolik tarikatların üyelerine verilen ad.:FRER
Halkın yararlanması için yapılan okulçeşmehastane vb yapı.:HAYRAT
Hallerolaylar :AHVAL
Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT
Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR
Halüsinasyon :SANRI İRSAM
Ham demir madeninin eritildiği büyük ocakfırın.:HADDEHANE
Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK
Ham ile olgun arası. : ALASULU
Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getirensatan kimse.:KAZAZ
Ham ipekten dokunan ince bir bez.ÜRÜMCÜK
Ham ipekten dokunmuş bürümcüğe pamuk ipliği katılarak elde edilen kumaş.:HELALİ
Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF
Ham kavun.ÖLEK
Ham keten rengi.:EKRU
Ham olarak yenilen bademerikkayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA
Ham üzüm. : KORUK
Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.Hamal semeri.:ARKALIK
Hamam böceği. : KAKALAK
Hamam gibi tabanı ıslak olan yerlerde kullanılan bir takunya.:NALİN
Hamam ve banyolarda musluk altında bulunaniçinde su biriktirilenyuvarlakmermertaş veya plastik tekne.:KURNA
Hamam. : YUNAK
Hamamböceğine verilen bir başka ad. : KARAFATMA
Hamamda insanları keseleyip yıkayan erkek.:TELLAK
Hamamları ısıtanhamamın altında bulunan kapalı ve geniş ocakcehennemlik.:KÜLHAN
Hamaratelinden her iş gelen.:TİRENDAZ
Hamle.: SAVLET
Hamsi Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT
Hamsisardalye gibi balıkları avlamakta kullanılan küçük gözlü ağ.:HAMSİNOZ
Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ
Hamsigillerden küçük bir balık. : CAÇA
Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA
Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek. : UĞRALAMAK
Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılanyazı yazmayabaskı yapmayabir şey sarmaya yarayan kuru ince yaprak.:KAĞIT
Hamur durumundaki ekmeklerinfırına atılmadan önceiçine konulduğu oyuk gözlü tahta.İNİT
Hamur tahtası.:SENİT
Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.: ISIRAN
Hamur topağıpazı.EZE
Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ
Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği üzerinde bekletildiği tahta. : PASA
Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA
Hanay. : AVLU
Hançere.:GIRTLAK
Hanım hatun prenses. : BANU
Hanigillerden bir balık türü.:ORFOZ
HanigillerdenAkdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS
Hanların bağlı olduğu devlet başkanıhakanimparator.:KAAN
Hantalkaba ve anlayışsız kimse.:ABULLABUT
Hap. : DRAJE
Haraç.AÇ
Harakirinin eş anlamlısı.:SEPPUKU
Hard sözcüğünün tersine pornografik filmlerden daha erotik filmler için kullanılan sözcük. :SOFT
Hardal gazı da denilen bir savaş gazı.:İPERİT
Hardallı üzüm şırası.:HARDALİYE
Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ
Hareket durumundaki bir cismin hızını ölçmeye yarayan alet.:TAKİMETRE
Hareket etmeyenkımıldamayansakin.İNGİN
Hareket halindeki bir halatın ya da zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA
Harekete hazır tetikte. : ALESTA
Hareketin gerçekliğinidaha doğrusu uzayın nesnel gerçekliğini yadsıyan uçak ok Akhilleus ve Kaplumbağa adlı paradokslarıyla tanınmış eski Yunan filozofu.:ZENON
Harfler kısaltmalar kümesi. : LOGO
Harfler.:HURUFAT
Harfleri güzel biçimler vererek yazma sanatıgüzel yazı sanatı.:KALİGRAFİ
Harita çıkarmaya yarayan aygıt. : PLANÇETE
Harita okuyarak yön bulmayı ve en kısa yoldan hedefe ulaşmayı amaçlayan spor dalı.:ORYANTİRİNG
Haritacı.: KARTOGRAF
Haritacılık.:KARTOGRAFİ
Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.ADAS
Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT .
Harman savurmakta kullanılançatal biçimindetahtadan tarım aracı. :YABA
Harman yerindeki tahılın taş ve toprakla karışık kalıntısı. : AFARA
Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI
Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık.:ANGIÇ
Harmanda samanı bir yere toplamaya yada damlardan karı kürümeye yarayan araç.:SIYIRGI
Harmanda sapları bir yerden başka bir yere atmaya yarayankürek boyutundaki çatala benzer alet.İRGEN
Harpı andıran telli bir çalgı.:ÇENK
Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR
Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN
Has ekmek. : FRANCALA
Has mahsus. :ÖZE
Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU
Hasat sırasında dökülen tohumlardan ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl.:ALAZA
Hasattan sonra tarla ya da bahçelerde kalan ürünleri toplama. : BAŞAKLAMA
Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL
Hasırotusazkamış.: KOFA:KİLİZ
Hasret bırakma.:TAHSİR
Hasta dinleme aleti. : STETESKOP
Hasta olamama durumu. : İFAKAT
Hasta olmaktan duyulan aşırı korku. :PATOFOBİ.:NOZOFOBİ
Hastayaralı yada ölü taşınan ağaç sedye.:SALACAK
Hasta. : SAYRI : BİMAR
Hastalığa sebep olan etkenleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkarttığı madde.:ANTİKOR
Hastalığa yakalanmıştutulmuş.:MUSAP
Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES
Hastalık anında gelen titreme.:NEFZ
Hastalık ateşi.:GÖYÜK
Hastalık derecesinde yalan söyleme eğilimi. : MİTOMANİ
Hastalık derecesinde yazma korkusu.:GRAFOFOBİ
Hastalık derecesinde yemek yeme isteği.ULİMİA
Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR
Hastalık nöbeti kriz. : AKSE
Hastalık oluşturan.:PATOJEN
Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.:ETİOLOJİ
Hastalık sonucu kızarmaktan duyulan aşırı korku. : ERÖTOFOBİ
Hastalık veya sıkıntıları gidereceği inancıyla katlanıp üstte taşınan dua yazılı kağıt.:MUSKA
Hastalık dert.: ÇOR: GADA
Hastalıklar bilimi.:PATOLOJİ
Hastalıklar. : EMRAZ
Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş.:SOLARYUM
Hastalıkları iyileştirdiğine inanılan soluk.:ÜFÜRÜK
Hastalıkları suışıkhavaelektrik vb. fiziksel ve mekanik yöntemlerle tedavi etmefizik tedavisi.:FİZYOTERAPİ
Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ
Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ
Hastalıklı sakat. : ALİL
Hastalıktan sonraki iyileşme. : İFAKAT
Hastanedaha çok akıl hastanesi.ARÜŞŞİFA
Hastanelerde her hastanenin gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kağıt.:TABELA
Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN
Hastanın çevresini doğru olarak kavramasına engel olacak düzeyde yönelim bozukluğu ve düşünce bulanıklığıyla beliren zihinsel bozukluk. : DELİRİUM
Hastanın veya yakınlarınınonun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ
Hastayı sakinleştirmeye yarayan ilaç.:SEDATİF
Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık. : ALGI
Haşhaşiliğin kurucusu Hasan Sabbah’ın karargahı olan İran’daki ünlü kale.:ALAMUT
Haşlanmış ve dövülmüş buğday.:HERSE
Haşlanmış ve kızarmış içli köfte.:ORUK
Haşmetligösterişli.:HAŞİM
Hat sanatında birkaç kağıdınsuları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA
Hat sanatında iri ve kalın yazı.:CELİ
Hat sanatında iri ve kalın yazı.:CELİ
Hata / hatalı pul. : ERÖR
Hatay devletinin ilk ve tek cumhurbaşkanı olan Türk devlet adamı.:TAYFUR SÖKMEN
Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA
Hatay ilinde incirden yapılan rakıya verilen ad.:TİNİ
Hatay iline özgü bir tür çifte kaval.:ARGUN
Hatay iline özgü bir tür yoğurtlu pilav. : SİRESİL:SİLESİL
Hatay yöresinde incirden elde edilen rakıya verilen ad.:TİNİ
Hatay yöresine özgü bir tür kıymalı börek.:SEMİRSEK
Hatay yöresine özgü cevizli bir hamur tatlısı. : KEREBİÇ
Hatay yöresine özgü kıyma ve soğanla yapılan bir çeşit börek. : KAYTAZ
Hatay yöresine özgü mantıya benzer bir yemek. : ŞİŞPEREK
Hatay yöresine özgü yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval. : ARGUN
Hatay yöresine özgübuğday ve etle yapılan bir yemek.:AŞUR
Hatay yöresine özgübulgur et ve cevizle yapılan bir tür köfte.EVEGÖZÜ
Hatay yöresine özgübulgurlu ve nar ekşili top köfte.AYBULET
Hatay yöresine özgütarhananohut ve ayranla yapılan çorba.:LEPEÇ
Hatay’ın Dörtyol ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan bir orman bölgesi.:KENGERLİDÜZ
Hatay’ın Dörtyol ilçesindealtı uygarlığı barındıran ünlü höyük.:KİNET
Hatay’ın Dörtyol ilçesindetabiatı koruma alanı kapsamına alınan bir orman bölgesi.:TEKKOZ
Hatay’ın Erzin ilçesinde bir kaplıca maden suyu.AŞLAMIŞ
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Allah da denilen ünlü höyük.:AÇANA
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel açana da denilen ünlü höyük.:ALALAH
Hatıra yadigar. : ANDAÇ
Hatırlayan. : ANAN
Hattatlar tarafından kullanılan büyük boy yazı kağıdı.:ESERİCEDİT
Hattatlar tarafından kullanılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ
Hattatların çok ince yazı yazmak için kullandıkları kalem.:CAVİ
Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. : AHAR
Hattatların kullandığı bir alet.:MİSTRA
Hava akımlarından yararlanarak uçan motorsuz hava taşıtı. : PLANÖR
Hava alanlarında bulunan ve çevredeki uçuşları denetlemeye yarayan sistem. : NAVAR
Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen aletbasınç ölçer.AROMETRE
Hava basınç birimi.: BAR
Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktaları. : İZOBAR
Hava korkusu. : AEROFOBİ
Hava taşıtlarında kanatçık ve yatay dümen görevi yapan özellikle kuyruksuz uçaklarda kullanılan dümen. : ELEVON
Hava ve gaz akımları oluşturmakta kullanılan aygıt. : FAN
Hava yutma. : AEROFAJİ
Havasuışıkelektrik gibi fiziki etkenlerle yapılan teşhis ve tedavi.:FİZYOTERAPİ
Havacı bülteni. : NOTAM
Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM
Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON
Havada yüzde bir oranında bulunanrengi kokusu ve tadı olmayan bir element.:ARGON
Havadaki serbest azotu özümseyebilen bakterilerin etkisiyle kimi bitkilerin özellikle baklagillerin kökünde oluşan şişkinlik. : NODOZİTE
Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP
Havadar. : YELEÇ
Havagazı lambasının ucu. : BEK
Havagazıelektrik ve suyun kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet.:SAYAÇ
Havai. : YELEME
Havan tokmağı. : HAVANELİ
Havanın titreşmesiyle ses veren çalgıların oluşturduğu sınıfın adı. : AEROFON
Havari.:APOTR
Havarilerden ve İncil yazarlarından biri.:MATTA
Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP
Havlamak.:ÜRMEK:ÜRÜMEK
Havlu.:PEŞKİR
Havuca özel rengini veren pigment. : KAROTEN
Havuca renk veren madde. : KAROTEN
Havuç. : YEREGEÇEN
Havuçla yapılanlokuma benzer bir tatlı.:CEZERYE
Havuzgölakarsudenizokyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarındasu hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzenhayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON
Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE
Hawai adalarına özgüüzeri rengarenk çiçekli bir tür yazlık gömlek.:ALOHA
Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU
Hawai inanışında savaş tanrısı. : ENİN
Hawai’de karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen çiçeklerden yapılmış kolye. LEY
Hawai’de yetişen bir tür kereste.:KOA
Hayal gücüimgelem. :MUHAYYİLE
Hayal gücü.:İMGELEM
Hayal. : İMGE
Hayali karate.:KATA
Hayat hikayesi.İYOGRAFİ
Haydut eşkıya. : ŞAKİ
Haydutyol kesen.:HARAMİ
Hayhay olur anlamında bir sözcük.: BELİ
Hayır için dağıtılan içme suyu. : SEBİL
Haylaz serseri. : NABEKAR
Hayvan ağılı. : TOKAT
Hayvan bilimci. : ZOOLOG
Hayvan boyunduruğu. : TASMA
Hayvan çulu. : ALIK
Hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı.:ETOLOJİ
Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN:ÇAVAN
Hayvan kemiğinden elde edilen saydamkokusuz madde. : JELATİN
Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ
Hayvan masalları derlemesi Kelile ve Dinme adlı kitabın yazarı olduğuna inanılan efsanevi Hint yazarı.İDPAY
Hayvan masallarıyla ünlü eski bir Yunanlı yazar. : EZOP
Hayvan nallayan kimse.:NALBANT
Hayvan otlatılan çayır.İÇENEK
Hayvan otlatmak. : OTARMAK
Hayvan pisliği. : TERS
Hayvan postundan başlık. : KALPAK
Hayvan türlerinin davranışlarını biyolojik açıdan inceleyen bilim dalı.:ETOLOJİ
Hayvan ve bitkilerdenkurutularak yada özel metotlarla toplanarak elde edilen eczacılık ve kısmen sanayide kullanılan ham yada yarı hammadde. İlaç. : DROG
Hayvan vebası.:MALKLIRAN
Hayvan yavrusu.ALAK
Hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki. : FİĞ
Hayvan yemiyakacak ve gübre olarak kullanılanyağı veya suyu çıkarılmış her türlü yağlı tohum ve bitki artığı.:KÜSPE
Hayvanbalıksebzemeyve gibi yiyecekleriyerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ
Hayvana su vermeksu içirmek.:SUVARMAK
Hayvanca duygu.EHİMİ
Hayvandan insana tatarcık sineğinin ısırmasıyla geçen kronik enfeksiyon hastalığı.:KALAAZAR
Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV
Hayvanı otlatmak. : OTARMAK
Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY
Hayvanın derisine ya da tüyüne dokunmaktan duyulan güçlü korku.ORAFOBİ
Hayvanın eski nallarını yada çivilerini yenilemekonarmak.:KAYARLAMAK
Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.UŞAK
Hayvanın iştahını açmak için verilen az miktardaki yiyecek.:YAL
Hayvanın kaçmasını önlemek için iki ayağına bağlanan kısa ip yada zincir.:KÖSTEK
Hayvanın kulağını delerek yapılan işaret. : KIRLANGIÇ KUYRUĞU
Hayvanın kuyruğu altından geçirilerek eyere bağlanan kayış.:KUSKUN
Hayvanın samanotmısır gibi kışlık yiyeceği.:ALAF
Hayvanın semerini yada eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer.:KOLAN
Hayvanın sırtına eyerin altına konulan belleme.:YUNA
Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi.:NODUL
Hayvani metabolizma için gerekli olan ve organizmaya besin ya da ilaç olarak dışarıdan sağlanan biyokatalizör madde.:VİTAMİN
Hayvanlar üstünde yaptığı di¤¤¤¤iyonlarla anatomide önemli buluşlar yapmasını sağlamış Yunanlı hekim. : GALENOS
Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgiliYunanca öntakı. : ZOO
Hayvanlarbitkiler ve cansız nesneler arasında geçtiği hayal edilen öğretici masallar.:FABL
Hayvanlara vurulan damga.:EN
Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN
Hayvanlarda yüzün çıkıntılı ve az çok sivri olan bölümü.:SOMAK
Hayvanları bağlamaya yarayan kalın ip yada zincir.:ÖRK
Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip. Hayvan bağlanan ip veya zincir. : ÖRK
Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT
Hayvanları tımar etmek için kullanılansacdan yapılmış dişli araç.:KAŞAĞI
Hayvanları yakalamak için kullanılanucu ilmiklikaygan uzun ip.:KEMENT
Hayvanların bağlandığı gölgelik. : LAPAS
Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ
Hayvanların davranışlarını kendi doğal çevrelerinde ve deney düzeneğine sokmadan karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim dalı.:ETOLOJİ
Hayvanların doku ve salgılarından yararlanılarak insanda eksik olan maddelerin tamamlanması şeklindeki tedavi.:OPOTERAPİ
Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR
Hayvanların ısırmaması için burunlarına takılan demir halka.:ESNEK
Hayvanların kemikkıkırdak gibi dokularından elde edilentıpta ve fotoğrafçılıkta kullanılan renksiz bir madde.:JELATİN
Hayvanların kışlık yemi.(samanotmısır sapı gibi). : ALAF
Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK
Hayvanların vücudunu örten derikıltüypul gibi dokuların bütünü.:ÖRTENEK
Hayvanlarınözellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA
Hayvansal ve bitkisel asalakların oluşturduğu ur.:MAZI
Hayvansal ve bitkisel dokuları yakarak aşındıran maddeler için kullanılan sözcük.:KOSTİK
Hazanbel de denilen ve kökü hekimlikte kullanılan otsu bir bitki.:EĞİR
Hazcı.:HEDONİST
Hazcılığın eş anlamlısı. HEDONİZM
Hazır giyim eşyası. : KONFEKSİYON
Hazır olmayışyokluk.:GAYRUBET
Hazır mevcut : AMADE : ANIK
Hazırlamahazır etme.:İHZAR
Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR
Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA
Hazreti İsaMeryem veya azizlerin tahta üzerine yapılmış olan boyalı resimlerine verilen ad.:İKON
Hazreti İsa’nınöleceğini haber verdiğine inanılan son akşam yemeği.:CENA
Hazreti Muhammed tarafından söylenmişKuran hükümlerine dayanan sözlere verilen ad.:HADİS
Hazreti Muhammed’e ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan dua.:SALAVAT
Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad.:ALİABA
Hazreti Muhammed’in ailesi.:EHLİBEYT
Hazreti Muhammed’in dış görünüşünü davranışlarını anlatan edebi yapıtlara verilen ad. : HİLYE
Hazreti Muhammed’in Miraç’a çıkarken bindiği bineklerden biri.:REFREF
Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı.:UKAB
Hazreti Muhammed’in yaşamını anlatan kitap. :SİYER
Hazreti Musa’nın kendisine varis tayin ettiği komutan.:YEŞU
Hazreti Musa’yı Nil ırmağındaki bir sepetten kurtarıp büyüten kadın.:ASİYE
Hazreti Süleyman ile Saba Melikesi Belkıs’ın efsanevi oğlu. : MENELİK
Hece ve aruz ölçüsüyle şiirler yazmış XIX. yüzyıl halk şairi. : CEHDİ
Hecelerin uzunluk ve kısalık kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ
Hedef.:NİŞANE
Hediye verilen levha. : ŞİLT
Hediye vermecömert davranma.:NEDA
Hediye bahşiş. : ATİYYE
Hekimotacı.İRGER
Hekimlik taslama.: OLÇUM
Hekimlik ve boyacılıkta kullanılan bir bitkigüvemeriği.:AKDİKEN
Hekimlik. : TIP
Hekimlikte damarları daraltmabronşları açmakanamaları kesme gibi amaçlarla kullanılankan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.:ADRENALİN
Hekimlikte de kullanılan cıva bileşiklerinden zehirli bir madde. : KALOMEL
Hekimlikte gaz söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:RAZİYANE
Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE
Hekimlikte kullanılan bir ravent türü.:RİBAS
Hekimlikte kullanılan çok ıtırlı bir madde.:KAFURU
Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki.:TARHUN
Hekimlikte kullanılan sarı çiçekli ve acı köklü otsu bir bitki.:KANTARON
Hekimlikte kullanılan büyük yapraklı bir bitki. : RAVENT
Hekimlikte kullanılanbeyaz ve yarı saydamkolaylıkla parçalanançok ıtırlı bir madde.:KAFURU
Hekimlikte kullanılansarı çiçekli ve acı köklü otsu bir bitki.:KANTARON
Hekimlikte kullanılansütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA
Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan bir tür reçine.:ASELBENT
Hektar. : HA
Hele özellikle. : BAHUSUS
HelyumNeonArgonKriptonKsenon gazlarına verilen genel ad.:ASALGAZLAR
Hem astar hem de şemsiye yapımında kullanılan yarı ipekli yarı yünlü kumaş cinsi.:SİLEZYEN
Hem erkek hem dişi gametleri bulunan bireyer dişi.:HÜNSA
Hem erkek hem dişi gametleri bulunan birey. : ERSELİK
Hem ısıtmayahem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE
Hem karada hem suda yaşayabilen.:AMFİBİ
Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.:ARKEOPTERİKS
Hem ruhtan hem de organizmadan ayrı olan ve tüm organik etkinliklerin temelinde bulunan bir yaşam ilkesinin var olduğunu öne süren öğreti. : VİTALİZM
Hem yatırım fonu almak hem de istenildiği anda nakit olarak kullanmak amacıyla oluşturulan fon türü.:LİKİTFON
Hem yolcu hem de yük taşımakta kullanılanminibüse benzer motorlu taşıt.:PANELVAN
Hemenderhalarkası sıra.ERAKAP
Hemen.:FİLHAL
Hendekle çevrili hisar.:PALANKA
Henri Matisse’ nin ünlü bir tablosu. : DANS
Hentbola benzeyen Arjantin kökenli binicilik sporu.:PATO
Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA
Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK
Hepbütün.:KAFFE
Hepyek de denilen bir tür tavla oyunu.:GÜLBAHAR
Her biri başka perdede bir sıra kamış boğumundan yapılmış düdük. : MISKAL
Her canlı varlığın bir başka canlıdan doğduğunu öne süren kuram.İYOGENEZ
Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan bir çeşit yollu kumaş.EŞME
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş şiir. : UÇLAMA
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ
Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA
Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti.ETERMİNİZM
her şeyde kesinliği yeğleyen tutum ve davranış.:ABSOLÜTİZM
her şeyi anlamak isteyençok meraklı.:KIRKMERAK
Her şeyi oluruna bırakan. : TEVEKKEL
Her şeyin evveli tazesi turfanda. : REYAN
Her tarafı görmeye elverişlicamlı çatı katı yada taraça.:CİHANNÜMA
Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT
Her tür ticari mala konabilen ve elektronik olarak okunançubuklar biçimindeki simge.ARKOD
Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK
Her türlü konuda yapılmış kısa manzume.:EPİGRAM
Her türlü siyasal düzeni yadsıyan ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş.:NİHİLİZM
Her yanı görmeye elverişlicamlı çatı katı veya taraçakule.: CİHANNÜMA
Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ
Her zaman olduğu gibi.ERMUTAT
Her zaman.AİMA
Herek.:İSPALYA
Herhangi bir kişinin malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi.:RANSEYMAN
Herhangi aşırı bir şeyden şaşırmışbunalmış.:AMBALE
Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı ya da yapıtların tümü. : LİTERATÜR
Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA
Herhangi bir durumu gösterebilme yeteneği.:ÖZELLİK
Herhangi bir eserin tanıtılmasıokunmasıyorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE
Herhangi bir kaydın ana defteri.İPLEME
Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı. : LAYİHA
Herhangi bir konuda çok ileri gitme ölçüyü aşma. : İFRAT
Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası. :VARGEL
Herhangi bir nedenle armağan kabul edeninvermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET
Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal.:ISKARTA
Herhangi bir olayın temel özelliklerini açıklamaya yarayan değişken öğe. : PARAMETRE
Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.:ASKAT
Herhangi bir partiye yada toplumsal bir felsefeye bağlı olmayan. : DEGAJE
Herhangi bir şey için gerekli olmagerekliliklüzum.:HACET
Herhangi bir şeyden duyulan mantık dışı ve yoğun korku.:FOBİ
Herhangi bir ülkedeki aydınlar topluluğu.:ENTELİJANSİYA
Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölüm yada yapıeklentiler.:MÜŞTEMİLAT
Herhangi bir yere yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen komut. : LAVA
Herhangi bir zamanda bilince çıkan ve bilinci kuşatan saçma yada yersiz düşünce.:OBSESYON
Herkes tarafından aşağılanan kimseayak takımı.:PARYA
Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ
Herkesçe bilinentanınan.:MARUF
Herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan sözterim.:ISTILAH
Herkesin işine yarayan.:HARCIALEM
Herman Melville’in “Moby Dick” romanındaki kaptanın adı. : AHAB
Hesap defteri.:EVAR:ABAR
Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ
Hesap sahiplerinin hesabına yatan ve söz konusu hesaptan çekilen miktarların dökümünü gösteren cetvel. Hesap özeti.:EKSTRE
Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS
Hesaplaşmakarşılıklı hesap görme.:MUHASEBE
Heybeyaygıkolankuşak gibi şeylerin yapımında kullanılan bir dokuma türü.:SUMAK
Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı etkili. : PATETİK
Heyelan. : KAYŞA
Heykel çalışmalarında taslak olarak kullanılan küçük model.OZETTO
Heykel sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça ayak taban. : DURAÇ
Heykelabide anlamında kullanılan yerel sözcük.:ANAK
Heykeli yapılan tek Osmanlı padişahı.:ABDÜLAZİZ
Heykeltıraşçılıkta başıgöğsübazen de omuzları içine alan sanat ürünü.ÜST
Hırdavatçı.:NALBUR
Hıristiyan bayramı. : YORTU
Hıristiyan beyi. : TEKFUR
Hıristiyan inanışındainsanın Tanrıya ve diğer insanlara duyduğu doğaüstü aşk.:KARİTAS
Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA
Hıristiyan sanatındaellerini kaldırmış ayakta dua eder durumda canlandırılmış insan figürü.:ORANS
Hıristiyan sanatındaMeryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA
Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA
Hıristiyan.: İSEVİ
Hıristiyanlarca kutsal sayılan kuyu veya pınar.:AYAZMA
Hıristiyanlardamanastırda yaşayanevlenmemiş papazrahip.:KEŞİŞ
Hıristiyanların büyük perhizden önce et kesiminde renklikomik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi.:KARNAVAL
Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA
Hıristiyanların her yıl İsa Peygamberin dirildiğine inanılan günün yıldönümünde kutladıkları bayram :PASKALYA
Hıristiyanlığı yaymaya çalışan kimse. : MİSYONER
Hıristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçimhaçsalip.:ISTAVROZ
Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ
Hıristiyanlıkta İncil’deki mesajın kaynağına dönmeyi savunan anlayışa verilen ad.:EVANJELİK
Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma dinden çıkarma cezası. : AFOROZ
Hıristiyanlıkta kilise temsilcilerinin çeşitli konuları tartışmak ya da karara bağlamak üzere toplandığı meclis. : SİNOD
Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL
Hıristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı. : DİYAKOZ
Hıristiyanlıktailk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ
Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ
Hırslı.:MUHTERİS
Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA
Hırvatistan’da bir liman kenti.:RASA
Hırvatistan’daAdriya denizi boyunca uzayan kıyı şeridi.ALMAÇYA
Hırvatistan’ın para birimi. : KUNA
Hısımlıkakrabalık.:KARABET
Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisimuhrip.ESTROYER
Hızı saatte 120 km yi aşan çok güçlü fırtına.:KASIRGA
Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN
Hızla bükülen kalçanın sert ve birden gerilişiylevücudun yatıştan ayak üstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçmesi . : KİPE
Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA
Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası.:TORNADO
Hızlı. : SERİ
Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN
Hiç doğurmamış hayvan.:EREMİK
Hiç görülmemişalışılmamışşaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE
Hiçbir eksiği olmayan.:KUDDUS
Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA
Hiçbir katkı maddesi içermeyen doğal ekmek.ORODİNSKY
Hiçbir koşula bağlı olmayanistediği gibi davranabilen. : ERKİN
Hiçbir şey anlatmayansadece harflerin sesleri arasındaki münasebet üzerine kurulan şiir anlayışıharfçilik.:LETRİZM
Hiçbir şeyden memnun olmayan. : MIZMIZ
Hiçbir tehlike olmamasına karşın kişiyi saran ani dehşet duygusu. : PANİK ATAK
Hiççilik. :NİHİLİZM
Hidratlı doğal demir ve sodyum sülfat. : AMARİLİT
Hidratlı doğal sodyum karbonat. :NATRON
Hidrolojinin tatlı sularlaözellikle tatlı sugöl ve göletlerle ilgili alt dalı.:LİMNOLOJİ
Hikayefıkra.:KISSA
Hilal. : AYÇA
Hile yapanhileci.:MAKİR:AYYAREKBAZ
Hile düzen. : DEK: AL: MEKR
Hiledüzentuzak.:TONGA
Hiledüzen.:MEKR
Himalaya çamı da denilen bir çam türü.:MAVİ ÇAM
Himalaya dağlarında doruk.: APİ
Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ
Hindiba bitkisine verilen bir başka ad.:GÜNEĞİK:KARAKAVUK
Hindistan cevizi.:NARCIL
Hindistan cevizine verilen bir başka ad.:NARCIL
Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU
Hindistan kökenli hep yeşil yapraklı ağaç. : NEEM
Hindistan ovalarında yaşayan kılıç biçiminde iki çift boynuzlu küçük antilop. : ÇİKARA
Hindistan plakası. : İND
Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ
Hindistan Prensi. : RACA
Hindistan ve Bangladeş’te yetişenip ve çuval yapımında kullanılanliflerinden yararlanılan bir bitki türü ve bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma.:JÜT
Hindistan ve Endonezya’da yetişenkabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA
Hindistan ve İran’da yetişen hoş kokulu bir pirinç türü.:AMBERBU
Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS
Hindistan ve Pakistan müziğinde doğaçlamanın belli bir notalar dizisine (genellikle beş-yedi arası) dayalı melodi çatısı ve kendine özgü ritim kalıpları.:RAGA
Hindistan ve Pakistan müziğinde ritim ve ölçüye verilen ad.:TALA
Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuzçok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON
Hindistan’a özgü bir tür pide.:ÇAPATİ
Hindistan’a özgügüreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ
Hindistan’da aşağı kast üyeleri arasında çalınan halk kemanı.:SARİNDA
Hindistan’da beş klasik dans üslubundan biri.:MANİPURİ
Hindistan’da bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer.:AKRAMA
Hindistan’da bir eyalet.:KERALA
Hindistan’da bir kent. : NAGPUR
Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS
Hindistan’da dokunan bir tür kumaş.:NİLA
Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA
Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ
Hindistan’da kendiliğinden yetişen bir bitkinin tohumlarından elde edilen hoş kokulu baharat.:KAKULE
Hindistan’da küçük prenslere verilen unvan.:MİHRACE
Hindistan’da ölen kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ
Hindistan’da satranç tahtasına verilen ad.:ASTAPADA
Hindistan’da Sihler tarafından kutsal sayılan kent. : AMRİTSAR
Hindistan’da Sihlerin sözcülüğünü yapan siyasal parti. : AKALİDAL
Hindistan’da tarım hayvancılık ve ticaretle uğraşan üretici sınıfı kapsayan kast. : VAİŞYA
Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğü. : İNDRA
Hindistan’da yaşayan bir maymun türü.:LANGUR
Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA
Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE
Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir biber ağacı. : TEMBUL
Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL
Hindistan’da yolcu taşımakta kullanılan üç tekerlekli bisiklet.:RİKŞA
Hindistan’da zar yerine yedi tane deniz hayvanı kabuğu ile oynanan bazı kuralları damayı andıran eski bir oyun. : PEÇİÇ
Hindistan’da bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer.:AKRAMA
Hindistan’ın Assam eyaletinde yaşayan bir halk.:MİKİRLER
Hindistan’ın bir eyaleti.:ORİSSA
Hindistan’ın büyük ırmaklarında yaşayan büyük bir timsah cinsi. : GAVİAL
Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil. : DRAVİD
Hindistan’ın kuzeyindeyumuşak buğdaydan yapılarak fırında pişirilen kalın kurabiye.:NAN
Hindistan’ın Mecusi halkından olan kimse.:HİNDU
Hindistan’ın para birimi.:RUPİ
Hindistan’ın Sih dinine mensup olanların siyasal partisi.:AKALİDAL
Hindu dininin ve Budacılığın bazı kollarının insan bedeniyle ilgili gizemli uygulamalarındabedendeki çok sayıda (yedi) ruhsal merkeze verilen ad.:ÇAKRA
Hindu felsefesindebenliğin sonsuz tözü olarak anlaşılan temel kavram.:ATMAN
Hindu inanışındatanrısal bir varlığın dünyadaki kötülüğü gidermek üzere insan yada hayvan bedenine bürünmesi.:AVATAR:AVATARA
Hindu mitolojisinde Rama’nın karısı.:SİTA
Hindu mitolojisinde tanrıların ve insanların düşmanı sayılan devlere ya da iblislere verilen ad.:ASURA
Hindu mitolojisindeTanrı Vişnu’nun binek kuşu.:GARİDU
Hindu tıp bilimi. : AYURVEDA
Hinduizm ve Budizm mitolojisindeyarı insan yarı yılan biçiminde tanrısal varlık.:NAGA
HinduizmBudizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA
Hinduizm’ de ortalığı yakıp yıkan kötü tanrıça. : KALİ
Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ
Hinduizm’de üreme gücünü kişileştiren tanrı Şiva’nın simgesi erkeklik organı.:LİNGA
Hinduizm’in temel ilkesi olanhiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA
Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA
Hinduizmin en kutsal ve en sevilen tanrılarından biri. : KİRİŞNA
Hindularda dinsel önder yada öğretmen.:GURU
Hinduların kutsal kitabı. : VEDA
Hinduların kutsal metinleri olan Vedalar’ın düzyazı ve manzum açıklamalarını içeren metinlere verilen ad.:UPANİŞAD
Hint bademi. : KAKAO
Hint denizinde düzenli olarak yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters esen geniş alanlı rüzgar.:MUSON
Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA
Hint felsefesindebir bireyin geçmiş eylemlerinin gelecek yaşamları yada yeniden doğuşları üzerindeki etkisi.:KARMA
Hint inanışında aşk tanrısı. : KAMA
Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ
Hint irmiği.:SAGU
Hint kadınlarının alınlarına taktığı süs.:TİLAKA
Hint kastlarında ilk kast.RAHMAN
Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ
Hint kertenkelesi.:İGUANA
Hint kimyonu” da denilen ve meyveleri baharat olarak kullanılan otsu bir bitki. : KERAVİYE
Hint kirazı da denilen bir meyve.:MANGO
Hint klasikleri arasında yer alan erotizm kitabı.:KAMASUTRA
Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA
Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA
Hint mitolojisinde güzelliktalih ve mutluluk tanrıçası.:ÇRİ
Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU
Hint mitolojisinde içenlere ölümsüzlük sağlayan içki. : AMRİTA
Hint mitolojisine göre ilk dişi insan.:YAMİ
Hint mutfağına özgükakule tohumlarıtarçınkaranfil ve karabiberden oluşanözellikle balık ve tavuk yemeklerinde kullanılan hafif acı bir baharat.:GARAMMASALA
Hint mutfağının geleneksel baharatlarıyla hazırlanan karışım. : KÖRİ
Hint Müslümanları arasında yaygın olan bir tarikat.:ÇİŞTİYE
Hint müziğinde kullanılan bir grup telli çalgıya verilen ad.:VİNA:SİTAR
Hint müziğine özgü bir tür obua. : ŞANAY
Hint müziğine özgü üç telli bir çalgı.:SARANGİ
Hint müziğine özgü vurmalı bir çalgı.:ZARB
Hint müziğine özgü lavta ailesinden bir çalgı. : SAROD
Hint müziğine özgüuzun saplı bir tür lavta.:MAYURİ
Hint müziğine özgüzurnaya benzer üflemeli çalgı.:ŞAHNAY
Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB
Hint prenseslerine verilen unvan.EGÜM
Hint safranı.: ZERDEÇAL
Hint sülünü.: ALE
Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ
Hint tapınağının üstü açık giriş mekanı.:ANTARALA
Hint tapınaklarının yastık biçimindeki çatısına verilen mimari ad.:AMALAKA
Hint ve Çin denizleri kıyılarında yaşayanuzun kanatlıdört köşe kısa kuyrukluesmer küçük kuş.:SALANGAN
Hint ve Pakistan müziğinde algılanabilen en küçük ses aralığına verilen ad. : ŞRUTİ
Hint-Avrupa dilleri grubundan olanklasik Hint din ve edebiyat dili.:SANSKRİT
Hintçe “Işık Dağı” anlamında ad. İlk kez Hindistan’da 1304’ de Malva racasına ait olduğu sırada sözü edilen çok büyük elmas. : KUHİ NUR
Hintli kadınların ulusal giysisi. : SARİ
Hintlilerinbağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA
Hiperaktif çocukları sakinleştirmek için kullanılan ilaç. : RİTALİN
Hipodromda yarış atlarının yedekte gezdirildikleri yer. : PADOK
Hipotezfaraziye.: VARSAYIM
Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA
Hisarkale.:KİRMAN
Hisse seneditahvilyabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ
Hisse seneditahvilyabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.:İTRAJ
Hisse senedi. : ESHAM
Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyat.:TAVANFİYAT
Hitabet sanatı.:RETORİK
Hitit döneminde Kızılırmak yöresine verilen ad.:TABAL
Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. : ALALU
Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU
Hititlerde yazıcıyazanyazman anlamına gelen kelime.:PATASANA
Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer.:NEŞA:KANEŞ
Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA
Hiyerarşik bir düzende önemli bir görevmakam.:ORUN
Hizalama işlemlerinde kullanılan almaşık olarak beyaz ve kırmızı şeritler biçiminde boyanmış metal ya da ağaç çubuk. : JALON
Hizip. : KLİK
Hizmet belgesi.ONSERVİS
Hizmet eden.Sadık dost. : HADİM
Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret.:AYAKTERİ
Hizmetçi ve uşakların özel forması.:LİVRE
Hizmetli.:MÜSTAHDEM
Hocaların giydikleri bir çeşit üstlük.:LATA
Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK
Hollanda Demiryollarının kısa yazılışı.:NS
Hollanda’nın para birimi.:FLORİN
Hollanda’ya özgüyelkenli bir tekne.:SNİK
Homeros döneminden başlayarakgiderleri ortaklaşa karşılanan dostlar arası yemek.:ERANOS
Homojen.AĞDAŞIK
Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA
Hong Kong’un plakası. : HK
Hor görmek. : KARAMAK
Hor görülen aşağılanmış olan” anlamında eski sözcük. : AHKAR
Hor görülenaşağılanan.:ZELİL
Hor görülmealçalma.:ZİLLET
Horoz tepeliğiköşe-kenar-uç. : İBİK
Horozun en gösterişli tüyü.: ÇIĞA
Hortlak.:CAZU
Hoş kokulu ve baharlı meyveleri olan otsu bir bitki. :REZENE
Hoş kokulu ve güzel çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:ITIRŞAHİ
Hoş kokulu.:ITRİ
Hoşa giden duygulanım. : HAZ
Hoşa giden fıkra; nükte. Esk. Dilbilgisinde düz tümleç. Güldürücü öyküler fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse. : NEKRE
Hoşa giden güzel koku.:RAYİHA
Hoşgörü. : TOLERANS
Hoşkin” de denilen bir iskambil oyunu. : KALABALIK
Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA
Hörgüçlü deve ile boz devenin melezi olan tülü devenin erkeği.ESEREK
Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturankötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilenKutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA
Hukuk.:TÜZE
Hukuksal bir sorun ya da uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk bilginlerinin ya da yargı organlarının vardıkları görüş ve yargılar. : İÇTİHAT
Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU
Hukukta kaldırma ilga. : DEROGASYON
Huni biçiminde çukur yer. İç bükey. : OBRUK
Huni biçiminde ve mavi renkli çiçekler açan bir süs bitkisi. : NOLANA
Hunlar’ın ünlü hükümdarı. : ATTİLA
Hura da denilen ve tropikal Amerika’da yetişen kerestelik bir ağaç.:ASAKU
Hurma dalı ya da kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti. : KAVSARA
Husserl’in felsefesindedüşünsel bilincin yönelim nesnesi.:NOEMA
Huy ve ahlak bakımından yaradılış.:CİBİLLİYET
Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç . : YAVAŞA
Huysuz hayvanların ağzına takılan ağaç. : EGEN.:EGEM
Huysuz şirret kadın.:CADALOZ
Huzurerinç : DİRLİK
Huzur.:ERİNÇ
Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı.:LİNİN
Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ
Hücre bölünmesi.:MİTOZ
Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmışkromatin ile boyanmış olan kromozomları oluşturan bölüm. : AKROMATİN
Hücre çekirdeğinde küçük tanecikler biçiminde bulunan ve soyaçekim olaylarını sağlayan madde.:KROMATİN
Hücre genetiği.:SİTOGENETİK
Hücre içi kalsiyum karbonat çıkıntısı. : SİSTOLİT
Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL
Hücre yapısında ve metabolizmasında önemli bir rol oynayan fosfolipit bileşiklerinin ortak adı.:LESİDİN
Hücre.:GÖZE
Hücrebilim.: SİTOLOJİ
Hücreler bütünü.OKU
Hücrelerin cansız bölümleri.:İNORGANİK
Hücrelerin virüslere karşı oluşturdukları özel savunma maddesi.:İNTERFERON
Hükümdar buyruğu.:YARLIK
Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen Türk unvanı.:İLİG
Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ
Hükümdarların cülus törenlerinde dağıttığı bahşiş.:CÜLUSİYE
Hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan genellikle üzeri işli kumandan sopası.:REKAD
Hükümet tarafından bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kağıt.:TESVİYE
Hükümler.:AHKAM
Hükümsüz.ATIL
Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ
Hünnap iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME
Hünnapgillerden kurak yerlerde yetişen çiçekleri altın sarısı renginde dikenli bir bitki.:KARAÇALI
Hünnapgillerdenhekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsigüvemeriği.:AKDİKEN

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #10 : 10 Nisan 2012, 10:20:18 »
I

Ihlara vadisinin girişinde bulunan kaplıca.:ZİGA
Ilgınpusarıkserap.:YALGIN
Irak Türkmenleri arasında yaygın bir bestenin adı.:AZADVARİ
Irakİran ve Suriye’de yaşayan Hıristiyan bir topluluk.:KELDANİLER
Irak’ın kuzeyinde yaşayan Hıristiyan Nasturilere verilen ad.:ASURİLER
Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi. : LALEŞ
Irak’ın resmi haber ajansı. :INA
Irak’ta bir kent. : ANE : AMARA (AMARE)
Irkçılık.:RASİZM
Irmak ile dere arası büyüklükte akarsu.:ÇAY
Irmak ve kaynarca sularının buharlaşması sonucunda oluşançoğunlukla beyaz yada gri renkli katmanlı bir kayaçpamuktaşı.:TRAVERTEN
Irmak veya dere suyunun hızlı aktığı yer. : AKANAK
Irmaklarda işleyen bir çeşit altı düz tekne. : PELEME : TOMBAZ
Irmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir çeşit sal. : KELEK
Irmaklarda ve göllerde kullanılan küçük bir kayık. : ÇIRNIK
Irmaklarda ve haliçlerde yük taşımakta kullanılan tekne. : GABAR
Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne. : LİMBO
Irmakları geçmek için kullanılan sal.:POT
Irmakların sürükleyip biriktirdiği kalın kum.:KAYIR
Isı derecesisıcaklık.: SUHUNET
Isı veren. : EKZOTERMİK
Isı yada suya karşı dayanıklı olduğu için yağplastikmerhem gibi maddelerin yapımında kullanılan silisyumlu organik cisimlerin genel adı.:SİLİKON
Isı yayar. :KONVEKTÖR
Isı yayımı. : KONVEKSİYON
Isı yükselişi. : CEMRE
Isının sıfır derecenin altına düşmesi.ON
Isının üretilmesiniiletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı. : TERMİK
IsırgangillerdenÇin-Vietnam ve Malezya’da yetişen değerli bir bitki ve bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi.:RAMİ
Isırgın. : İSİLİK
Isıya dayanıklı bir cam.:JENA
Iskarta mal. : MARTA : MARDA
Islaklık nem. : HÖL
Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak. : KİL

Ispanağa benzer bir bitki.:HOŞKURAN
Ispanak ve benzeri sebzelerle yapılan bir tür börek.:AFAR
Ispanak pancar gibi sebzelerle pirinç ve bulgur karıştırılarak yapılan bir yemek.: ÇİLEME
Ispanakgillerden yaprakları etli bir bitki. : IŞTIR: IŞTAR
Ispanakgillerdenvitamince zengin bir bitki.:PANCAR
Isparta ilinde kayak merkezi olan bir dağ.AVRAS
Isparta ilindedoğal değerlerin korunması amacıyla ulusal park kapsamına alınan göl.:KOVADA
Isparta ilindeTürkiye’nin en derin mağaralarından biri.:KUZUKULAK
Isparta ilinin eski adı.:HAMİDABAD
Isparta yakınında 1991’de “tabiat parkı” kapsamına alınan krater gölü. : GÖLCÜK
Isparta yöresinde yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen üzüm cinsi. : ALGEMRE:AKGERME
Isparta’nın Sütçüler ilçesinde bitki örtüsünün çeşitliliği ve doğal güzelliğinden dolayı “tabiat parkı” kapsamına alınmış yöre. : YAZILIKANYON
Issız yerde yalnız kalma.:HALVET
Issız yolda hırsızlık. : KARMANYOLA
Istabl. : AHIR
Istırap ve acı çeken.:MUSTARİP
Işık akısı birimi.:LÜMEN
Işık ölçer. : POZOMETRE
Işık şiddeti 1 mum olaneşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içinde yayımladığı ışık akısı. : LÜMEN
Işık şiddeti temel birimi.:KANDELA
Işık taneciği.:FOTON
Işık yaratandoğuran.:FOTOJEN
Işık yoğunluğu birimi. : KANDELA
Işık.:ŞAVK
Işıklanma süresi saniyenin 25’te biri yada daha kısa olan hızla bir hareketi çekme yöntemi ve bu yöntemle çekilen fotoğraf.:ENSTANTANE
Işıklarnurlar.:NİRAN
Işıklınurlu.: NURANİ
Işın demeti. : HUZME
Işın yada ısı yayan.:RADYAN
Işınbilim. : RADYOLOJİ
Işıncılık da denilen soyut resim akımı.:RAYONİZM
Işınım dozu birimi.: REM
Izgara.:GRİL
Izgarada pişirilen kemiksiz et.:KÜLBASTI

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #11 : 10 Nisan 2012, 10:20:52 »
İ

İbadet etmeAllahın emirlerine uyma.:TAAT
İbis” de denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir kuş. : AYNAK
İbni Sina’ya batıda verilen isim. : AVİCENNA
İbrahim Peygamberin babasının adı.: AZER
İbrani alfabesinin ilk harfi.:ALEF
İbrani rahiplerinin dinsel törenlerde giydikleri giysi. : EFOD
İbranice v Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.: YİDDİŞ
İbrikçaydanlık gibi kaplarınsuyunu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı.:EMZİK
İcranın ılımlı bir tempoda olması gerektiğini belirten müzik terimi.:MODERATO
İç Anadolu Bölgesinde bir plato. : OBRUK
İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde sığ ve tuzlu göl. : SEYFE : SİFE
İç Anadolu’da bir göl. : EBER
İç Anadolu’da volkanik bir göl.: MEKE
İç Anadolu’nun bazı yörelerinde alçıtaşı ve jips içeren oluşuklara verilen ad.:PUR
İç Anadolu’nun çeşitli yörelerinde özellikle Tokat Sivas ve çevresinde kadınlar tarafından oynan türkülü halay türü bir halk oyunu. : MADIMAK
İç Anadolu’nun kırsal kesimlerindekışın en soğuk günlerinde evlere girdiğine inanılan cadı.:CONCOLOS:KONCOLOS
İç Anadolu’ya özgü halay türü bir halk oyunu. : ÜÇAYAK
İç bükeykonkavobruk.:MUKAAR
İç donu.: TUMAN
İç duvar.:CIDAR
İç etek.:JÜPON
İç güdülü : İNSİYAKİ
İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.: PERİDOT.: OVOLİT
İç internet.Bir kuruluşa özgügüvenlik duvarı arkasında yer alan bilişim ağı.:İNTRANET
İç kulakta kemik dolambacı. : DALIZ
İç organların iç yüzeyini örten ince tabaka.:MUKOZA
İç sıkıntısı.:AFAKAN : İLİNTİ
İç sıkıntısı.:İLİNTİ
İç sıkıntısı.:KASVET
İç sürdürücü bir maden suyu. :SETLİÇ
İç yüzsır.ATIN
İçe dert olan şey. : UKDE
İçe doğduğu gibi söylemedoğaçlama.:İRTİCAL
İçe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu yada düşünce. : ESİN
İçe kapanık. : OTİSTİK
İçe kapanıklılık.: OTİZM
İçe yöneliklik.:OTİZM
İçeceklerin direkt güneş ışığı veya oksijen gibi nedenlerle renklerinin bozulmasını ve acılaşmasını önlemek için kullanılan maddelerin genel adı.:ANTİOKSİDAN
İçel ve çevresinde yaygın bir türkü ve bu türkü eşliğinde oynanan kaşıklı karşılama türü bir halk oyunu. : KEKLİK
İçel’in Silifke ilçesinde bir antik kent : URA
İçerlemekırılmagücenme.:İNFİAL
İçgüdü.:İNSİYAK
İçi astarlısu geçirmez pardösüyağmurluk.:TRENÇKOT
İçi dolu olankaplama olmayan.:SOM
İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. : KİST
İçi kremalıüzeri çikolata kaplı pasta.:EKLER
İçi pamuk yada yün vatka ile doldurularak dikilmişdöşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş.:KAPİTONE
İçi pirinçle doldurularak pişirilmiş tavuk yada balık yemeği.:LEVENGİ
İçi ve dışı katranla kaplı sepet biçiminde olan ve Fırat nehrinde kullanılan bir tekne türü.:KUFFE
İçimi hoş ve tatlı su.:ZÜLAL
İçinde magnezyum kalsiyum demir ve alüminyum bulunan amfibol grubundan doğal silikat. :TREMOLİT
İçinde açık saçık resimleryazılar bulunan ve okuyanları cinsel bakımdan uyarmak için yazılan kitaplara eskiden verilen ad.AHNAME
İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç.:LAVDANOM
İçinde anason sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı. : DÜZ
İçinde ateş kırıntıları olan kül. : KÖZ
İçinde bitki yetiştirilen sobalı camlıklimonluksera.:TAVHANE
İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olankuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öğe.:GEN
İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazılarınresimlerin bulunduğu eser.AHNAME
İçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer.:KIRKAMBAR
İçinde deniz kabuğu kalıntıları olan kum.:TREAZ
İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz. : LİVAR
İçinde fosil bulunmayan toprak.:AZOİK
İçinde gemi yapılan veya onarılan üstü örtülü büyük havuz.OK
İçinde insanhayvan ve doğa öğeleri bulunan resim veya heykelfigürlübetili.:FİGÜRATİF
İçinde insanhayvandoğa öğeleri bulunan resim.:FİGÜRATİFETİLİ
İçinde magnezyumkalsiyumdemir ve alüminyum bulunanamfibol grubundan doğal silikat.:TREMOLİT
İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci.:MANYETO
İçinde şarap yapılan bir çeşit fıçı.:FOTA
İçinde tek tohum bulunan ve olgunlaştığında kendiliğinden açılmayan kuru meyve.:AKEN
İçinde tohum veya krizalit bulunan korunakkozalak.:KOZA
İçinde yağ yakılan toprak kandiliştin.:PESÜS
İçinde yağ yakılan toprak kandil. : PESÜS :İŞTİN
İçinde yaşadığı toplumdan ayrılarak bir tarafa çekilen.:MUTEZİL
İçinde yatakyorgan vs taşınan büyük torba.:HARAR
İçinde yemek ısıtılan yada yumurta gibi şeyler pişirilenderinliği az metal kap. : SAHAN
İçinde yıkanılan tekne. : KÜVET
İçindeki düzenekleampullerin ışık şiddetini artırıp azaltmakta kullanılan özel elektrik anahtarıloşlaştırıcı.İMMER
İçinden çıkılamayacak kadar güç olankarışık iş.:ÇAPARIZ
İçine çamaşırelbise gibi şeyler koyup sarmaya yarayan bez veya kumaş.OHÇA
İçine demir çubuklardan kafes konulmuş beton.ETONARME
İçine doğduğu gibi söylenerekdoğaçlama.: İRTİCALEN
İçine elektrik enerjisi yığılan aletkondansatör.:MEKSEFE
İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası. : HARDALİYE
İçine ıspanakpatatespeynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.:LEMİS
İçine kor konulansacdanbakır veya pirinçtenüstü açık kapkorluk.:MANGAL
İçine kor kömür doldurulan açık havada ısınmaya yarayan ayaklı ve delikli madeni kaba verilen ad RASERO
İçine mendil gecelik gibi şeylerin konulduğu kumaş bohça. : ŞASE
İçine mürekkep konulan özel kap. : HOKKA
İçine para yada jeton atılarak bir aygıtın çalışmasını sağlayan kumbara. : ANKESÖR
İçine parfüm yada merhem koymak için kullanılan dar boyunluuzuntestiye benzer yassı kap.:ALABASTRON
İçine pekmez peynir yağ vs konulan yada yayık olarak kullanılan deri tulum. : TULUK
İçine peynir yada kıyma konularak sac üzerinde pişirilen bir tür börek.:KISTIRMA
İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.:TALAŞKEBABI
İçine sıvı vermek amacıyla bir damara sokulan ince boru.:KATETER
İçine soğansarımsakmaydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.:PİLAKİ
İçine su biriken doğal çukur.: OBRUK
İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı.:SKİF
İçine yalnız kürek çekenin girebildiği uzun ve dar yarış kayığı. : SKİF
İçitim.:ZERK
İçki bardağı. :SAGAR
İçki bardağı.:PİYALE
İçki içerken birinin şerefinesağlığına kadeh tokuşturulması.:TOKA
İçki mahzeni.:KAV
İçki meclisi.: BEZM
İçki sunanlara verilen ad. : SAKİ
İçki veya uyku sersemliği.:HUMAR
İçki. : AYŞ
İçkili eğlence. : İŞRET
İçkiye düşkün içkici ayyaş. : BEKRİ
İçle ilgiliiçten.ERUNİ
İçliacıklı şiir.:ELEJİ
İçmeye veya tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayanortası bombeliayaksızaz deringeniş ağızlı kap.:PATERA
İçsiz. :TUBELESS
İçten çürümüş ağaç : ARDAK.
İçten gelen duyguları çok etkili ve coşkun bir biçimde anlatan edebiyat eseri.:LİRİK
İçten olmayanyapmacık.:SURİ
İçyağı.:ŞAHIM
İçyüziç. :ZAMİR
İdam mahkumlarının asıldığı ağaç.AR
İdare lambası ( kandili). : İLİKMEN
İdare mahkemeleriözel mahkemeler ve sulh mahkemelerinin görevi dışında kalan davalara bakan mahkemelere verilen ad.:ASLİYE
İdare yönetim. : ZİMAM
İddiabahislades.:ÖCEŞ
İdrar kesesi iltihabı.:SİSTİT
İdrar yolları hastalıklarıüroloji.EVLİYE
İdrar yolu hastalıkları hekimiürolog. : BEVLİYECİ
İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisiİdrarın kesilmesi.:ANÜRİ
İffetlinamuslu. : AFİF
İflas.ATKI
İftihar etmeövünme.:ULVAN
İgor Stravinski’nin tanınmış bir balesi. :PETRUŞKA
İğ : EĞİRMEN
İğne biçiminde hücre maddesi. :RAFİT
İğne korkusu.ELONOFOBİ
İğne yaprakları yaz kış yeşil olan bir orman ve süs bitkisi. : PORSUK
İğne iplik baharat zarf kağıt tütün gibi şeyler satan kimse ya da dükkan. : AKTAR
İğnenin deliği. :YURDU
İğneye yol açmak için kullanılançeliktenince ve sivri uçlu bir alet.İZ
İğrenme tiksinme. : KERAHET
İhsan Oktay Anar’ın bir romanı.:AMAT
İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.: ERBAŞ
İhtiyar kimse.:PİRİFANİ
İhtiyarlığın başlamasını geciktirmeye yarayan araçların tümü.:GERİATRİ
İki gövdeli (birbirine paralel tutturulmuş iki kütükten yapılmış) deniz taşıt aracına verilen ad.:KATAMARAN
İki akarsuyun birleştiği yer.:KOYAR
İki anlamı olan bir sözcüğün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması sanatına verilen ad. : İHAM
İki atlı kızak.:ZANKA
İki avuç dolusu.:KOŞAM
İki ayrı dilin komik bir etki yaratacak biçimde konuşturulmasıyla yazılan Latin kökenli şiir biçimi.:MAKARONİK
İki ayrı ırktan gelme. : LETİS
İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça. : NİPEL
İki büyüklük arasındaki bağıntı. : ORAN
İki çeneklilerdenyaprakları çok iri ve kalp biçimindeçiçekli bir süs bitkisi.:KATALPA
İki çenetli yumuşakça.:ARCA
İki çift kürekli balıkçı kayığı.:TARLAKOZ
İki çift öküzle çekilen ağır saban.:PAPURA
İki çöküntü alanını birbirine bağlayanboğaz biçiminde dar vadi.:KLÜZ.:KLÜR
İki dağ arasındaki geçit yeriboğaz.ERBENT
İki dağ arasındaki sırt. : SENİR
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı.: ÇATAK
İki denizi ayıran dar kara parçası veya dünya ile ahret arasındaki yer. : BERZAH
İki direkli bir tekne türü. : KEÇ
İki direkli yelkenli bir gemi.:USKUNA
İki direkli yelkenli bir savaş gemisi türü. : GULET
İki direkli seren yelkenli birkaç top taşıyan gemi.: BRİK
İki dörtlü ve iki üçlüden oluşanon dört dizeli bir Batı şiir türü.:SONE
İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.:AKEMİ
İki gemi veya gemi ile kıyı arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.:SEMAFOR
İki iletken arasında meydana gelen ve çok yüksek bir ısı açığa çıkaran ışıklı elektrik boşalımı.:ARK
İki kaş arası.: BELCE
İki katı cisim veya parçayı birbirine bağlayan demir veya telden bağ.:KANAT
İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir zeka oyunu.:SATRANÇ
İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit sportif amaçlı yelkenli. : PİRAT
İki kişilik bisiklet.:TANDEM
İki kişilik ve yelkenli bir yarış teknesi.:TORNADO
İki kişilikalçakoldukça geniş koltuk.:MARKİZ
İki kulplu ve küfe biçimindeki büyük sepete halk dilinde verilen ad. : KELET : KELETER
İki kulpludibi sivridar boyunlukarnı geniş testi.:AMFORA
İki nokta arasında iletişim kurma olanaklarının varlığını belirtmede kullanılan genel terim. : LİNK
İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç.:TELEMETRE
İki olay arasındaki süre İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET
İki parmak ucuyla tutulabilen miktar.:FİSKE
İki Peygamber veya iki padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET
İki renkten oluşan.:YANAL
İki sac arasında yada külde pişirilen mayasız ekmek.:KÖMBE
İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayaniki ucu sivri ve kıvrık metal parça.:KENET
İki sıra kürekli Antikçağ Roma teknesi. İREMİS
İki sopayla çalınanfıçı biçiminde Japon davulu.:TAYKO
İki şey arasındaki benzerlik.:MÜŞABEHET
İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.:UYGU
İki tarafı ağaçlıklı geniş kent yolu. AVENÜ
İki tarla arasındaki sınır. : AN
İki tekerleklitekerlekleri tek parçadingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası. :KAĞNI
İki tepe arasındaki düzlük.:YALPİ
İki ucu açık küçük boru. : ZIVANA
İki ucuna birer kişi oturupkarşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayanortasından bir yere dayalı tahta kalas.: TAHTEREVALLİ
İki ülke parasının karşılıklı değeri.:PARİTE
İki veya daha çok katlı ev.:HANAY
İki veya üç direkli bir gemi türü.:ISKUNA
İki veya üç telli bir saz türü.:CURA
İki veya üç yaşındaki erkek koyun.: ÖVEÇ
İki ya da daha çok öğeyi birleştirerek yeni bir öğe oluşturma. : BİLEŞİM
İki ya da daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışmasıkeşiklememünavebe.:ALMAŞ
İki yada daha fazla işletmenin belirli bir süre ve belirli bir amaç için yapmış oldukları geçici ve gizli işbirliği.:POOL
İki yanı ağaçlıklı yol. : ALE
İki yaşayışlı. :AMFİBİ
İki yaşına girmiş manda.:EVERE
İki yaşında ipek böceği.:ALADI
İki yaşındaki koyun.:ŞİŞEK
İki yaşından büyük enenmiş erkek keçi.:ERKEÇ
İki yataklı karyola. : RANZA
İki yerine üç gövdeli katamaran türü.:TRİMARAN
İki yılda bir düzenlenen gösteri.İENAL
İki yönlü bir dalgalı akımıbir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.:REDRESÖR
İki yüz elli kiloluk bir ağırlık ölçüsü birimi.:ÇEKİ
İki yüz elli yıldan fazla Türk egemenliğinde yaşamış1828’de Fransız egemenliğine geçmiş Venedik şehri.:NAVARİN
İki yüzlü riyakar. : MÜRAİ
İki üç veya dört kişi arasında oynanan bir tür iskambil oyunu. : PİKET
İkiçeneklilerden zehirli bir ağaç ve bunun meyvesi.:KARGABÜKEN
İkilem. : DİLEMMA : KIYASI MUKASSİM
İkinci Abdülhamit döneminde saray ressamlığı yapmışBatı resim anlayışının Türkiye’de yaygınlaşmasına katkıda bulunmuş ünlü İtalyan ressam.:ZONARO
İkinci Abdülhamit’in Selanik’e sürgüne gönderildiği köşkün adı.:ALATİNİ
İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas : ADLİ
İkinci çağın yaklaşık 45 milyon yıllık dönemi.:TRİYAS
İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulan binlerce Yahudinin imha edildiği Nazi toplama kampı. : SOBİBOR
İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulanyaklaşık 250 bin Yahudi’nin öldürüldüğü Nazi imha kampı.:SOBİBOR
İkinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordusunca kullanılan roket ağırlıklı silah sistemi.:KAYTUŞA
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonlar tarafından kullanılan avcı uçağı tipi.:ZERO
İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. : Gİ
İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.:TAYGELDİ
İkinci kez evlenen kadının ilk kocasından olan çocukları.:MOZUK
İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.:FERAHİ
İkinci Mahmut dönemindeyeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.:ASAKİRİMANSURE
İkinci. : SANİ
İkisi dikiliüçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş taş devri mezarı.OLMEN
İkişer ikişer aynı değerde dört çift tellikısa saplı bir çalgı türü.:MANDOLİN
İkiyüzelli kiloluk bir ağırlık birimi.:ÇEKİ
İkiyüzelli kiloya eşit olanodun ve kireç gibi ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan bir ağırlık ölçüsü.:ÇEKİ
İkiz.:KOŞA
İkizler takım yıldızının Latince adı.:GEMİNİ
İklimbilim. : METEOROLOJİ : KLİMATOLOJİ
İknalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU
İknaları atası olduğuna inanılan güneş tanrısı.:İNTİ
İktidar makamı.:RESİKAR
İktisattaiktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşamasıekonomik durgunluk.:RESESYON
İlacın alınmasını sağlamak için içine katılan nötr madde.:SIVAĞ
İlaç bilimi. İlaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı: FARMAKOLOJİ
İlaç kullanmadanyalnız ısı yardımıyla aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.:ASEPSİ
İlaç olarak kullanılan madde.ROG
İlaç tedavisi. : KEMOTERAPİ
İlaç çare deva. : EM
İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu.:NARKOZ
İlaçların formüllerini gösteren resmi kitap.:KODEKS
İlaçlı yağ yada merhem.:LİNİMENT
İlahi duyuru.:VAHİY
İlahi sırlarla ilgili olan.:LEDÜNNİ
İlahileriyle tanınmış XVIII. Yüzyıl tasavvuf şairi. : ATUFİ
İlahiyat. : TEOLOJİ
İleri atılmışortaya çıkarılmış.:LANSE
İleri gelen servet ve mevki sahibi kimseler için alay yollu kullanılan sözcük. : KODAMAN
İleri gelenlerzenginler.:EŞRAF
İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama.:SPEKÜLASYON
İleriye atmakfırlatmak.:FIYDIRMAK
İletim. : KONVEKSİYON
İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını ve işleyişini inceleyen bilim dalı.:SEMİYOLOJİ
İletişim dizgesi birliği.:LİNK
İletişim.:KOMÜNİKASYON
İletki.:MİNKALE
İlgi eki. : Kİ
İlgisiz.İGANE
İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk tarafından 1952’de çıkarılan siyasi mizah dergisinin adı.:KIRKBİRBUÇUK
İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad.: YASAVUL
İlim ve hikmet.:FERZAN
İlişik. : MERBUT
İlk çağdaki uygarlıkla ilgili olan. : ANTİK
İlk doğan çocuk.EŞE
İlk dönem yapıtlarında Alman neoklasikçiliğinin etkisinde kalmış sonraki çalışmalarında soyut bir anlayışa yönelmiş Türkiye’nin ilk kadın heykeltıraşı. : NERMİN FARUKİ
İlk İncil’in yazarı sayılan İsa’nın on iki havarisinden biri. : MATTA
İlk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.: EOLİT
İlk kadın ressamımız.(1903-1938) : HALE ASAF
İlk kez Hindistan’da dokunanyumuşak ve hafif bir çeşit ipekli kumaş.:SÜRA
İlk kez Marx Ernst’in uyguladığı ve daha sonra gerçeküstücülerin geliştirdikleri resim tekniklerinden biri. : FROTAJ
İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilmesi işlemi. : İNİSYAL
İlk sesiniçindeki havanın titreşmesiyle oluştuğu çalgıların ortak adı. : AEROFON
İlk Türk antibiyotiği.:EGEMİSİN
İlkbaharda kırlarda yetişenufak yeşil yapraklııspanak gibi yenebilen bir bitki.:MADIMAK
İlkçağ insanlarını ve tanrılarını konu eden hikayeler; mitoloji. : ESATİR
İlkçağda bir çok Ortadoğu toplumunda tapınılan bir tanrı.AAL
İlkçağda Mısır’da ayrı bir sınıf oluşturan ve çok kültürlü olan kadın dansçılara verilen ad.:ALİME
İlkel benlik. : İD
İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç taşıdığına inanılan nesne. : FETİŞ
İlkel toplumlarda tapınılan cansız nesne fetiş. : TAPINCAK
İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvanağaçrüzgar gibi herhangi bir doğal nesne.:TOTEM
İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları.:LATİFUNDİA
İlkel. : PRİMİTİF
İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme. : RİŞLİYÖ
İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi.:KAZASKER
İltihaplı göz hastalıklarının genel adı. : OFTALMİ
İltizama verilen vergilerde mültezim tarafından peşin olarak ödenen tutar. : MUACCELE
İmalathane.:MANİFAKTÜR
İmkansız. : MUHAL
İmren.:GIPTA
İnanç ve bilgiyi kiliseyleözellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.:SKOLASTİK
İnanç iman. : İTİKAT
İnandıran ikna eden. : MUKNİ
İnanılan kimse. : İNAL
İnanmagüvenme.: İTMİNAN
İnanmışemin olan.:MUTMAİN
İnat etmedirenme.EKİNME
İnatçıayak direyen:. ANUT
İnce alay.:İRONİ
İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.:İLEİT
İnce bağırsak iltihabı.:ANTERİT
İnce beyaz et yada balık dilimi.:ESKALOP
İnce bir pamuklu kumaş türü.:MERMERŞAHİ
İnce bulgur. : SİMİT
İnce bulgur.ÜĞÜRCÜK
İnce doğranmış taze fasulyeyi pirinçle pişirerek yapılan bir yemek İBLE
İnce dövülmüş tavuk eti veya dana eti.(Yağsız ve sinirleri alınmış) ince beyaz et veya balık dilimi.:ESKALOP
İnce halat.:URGAN
İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. : LASTİKOTİN
İnce kabuklu bir erik cinsi.:ÜRYANİ
İnce kumaştan yapılan bir tür kadın üstlüğü. : MAŞLAH
İnce pide. : LAVAŞ
İnce ruhlu. : RAKİK
İnce softan hafif ve dar bir üstlük.:KERRAKE
İnce tel biçiminde hamurun kurutulup kesilmesiyle elde edilen ve genellikle çorbası yapılan bir yiyecek türü. : TELŞEHRİYE
İnce ve mumsu derili ekşi ve gevrek etli bir sıcak ülke meyvesi. : JAMBOS
İnce ve uzun metal çubuk. : MİL
İnce yağan yağmur. : ÇİSENTİ : ÇİSE
İnce yapılızarifnarin.:YEPELEK
İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan sistli kayaçlara verilen ad.:. ARDUVAZ
İnce yassı elmas. : KARAVANA
İnce yumuşak tüylü fırça.LERO
İncebeyaz ve bol tüylü bir koyun türü.:MERİNOS
İncedüzgün dokunmuş pamuklu kumaş.:OPAL
İnceipekli bir kumaş türü.:KREP
İncekısa değnek.AGET
İnceparlak nakış.:MİRE
İncerenksizkokulu bir reçine türü.:TEREBENTİN
İnceyuvarlak kesilerek kızartılmış patates.:CİPS
İncelik. : RİKKAT
İnci Aral’ın bir romanı. : MOR
İnciboncukdeniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık.:KISTI
İncik boncuk işleri. : TUHAFİYE
İncil bölümü.:LUKA
İncil’den önceki kutsal kitaplar.:AHDİATİK
İncil’den.:AHDİCEDİT
İnciler. : LEAL
İncir çiçeği de denilen hoş kokulu bir bitki. : MÜGE
İncir ve sütle yapılan bir tatlı.:UYUTMA
İncir yada kayısı ve cevizle yapılan bir tür kurabiye.:MİRİVAN
İncirlerde döllenmeyi sağlayan sinek. : İLEK
İncitaş da denilen beton ve sıva yapımında kullanılan camsı riyolit.:PERLİT
İndirmeindirilme.:İNDİRİLME
İnebahtı’nın Yunanca adı.:NAUPAKTOS
İnek antilobu. : KAAMA
İnek derisinden meşin.:VAKETA
İnek sütünden yapılan bir tür İngiliz ve Amerikan peyniri. : ÇEDAR
İnek sütünden yapılan mavi küflü klasik İngiliz peyniri.:STİLTON
İnek sütünden yapılan sert ve sarı renkte İsviçre peyniri.:EMMENTAL
İnek veya dana budunun orta bölümü.:TRANŞ
İneninmiş.:NAZİL
İngiliz kökenli terye köpeği. : FOKSTERYE
İngiliz şovenizmini anlatmakta kullanılan terim.:JİNGOİZM
İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülkelere verilen ad.OMİNYON
İngiliz uzunluk ölçüsü birimi(305 cm’lik).:FİT
İngiliz uzunluk ölçüsü. : İNÇ : YARDA
İngiliz ve Amerikan deniz kuvvetlerinde deniz piyadesi.:MARİNE
İngiliz yapımı bir tür makineli tüfek. : STEN
İngilizce British Thermal Unit (İngiliz Isı Birimi) sözcüklerinin kısaltması.Bir libre suyun sıcaklığını bir Fahrenhayt değiştirmek için gereken ısı miktarı.TU
İngiltere ve ABD’de kullanılan arazi ölçüsü birimi. : AKR
İngiltere ve öteki ülkelerde kız okullarında oynanan bir top oyunu.:NETBOL
İngiltere’de at yarışı.ERBY
İngiltere’de bir ırmak.:AVON
İngiltere’de kullanılan bir ağırlık ölçüsü. : ONS
İngiltere’de XIX. yüzyıl başına kadar monarşi ve Anglikan geleneğini savunan parti. : TORY
İngiltere’de yarış köpeği olarak kullanılan küçük tazı. :VİPİT
İnişli yerbayır.: ŞEV
İnişli yerbayır.:PAH
İnkalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU
İnkalar’ın atası olduğuna inanılan güneş tanrısı. : İNTİ
İnlemeinilti. : ENİN:NALE:RENİN
İnleyen. : NALAN
İnmiş inen : NAZİL
İnorganik madde. : MİNERAL
İnsaf haklılık. : NASFET
İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan.:AURA
İnsan beyninin deney edilmeden önce üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyci filozofların kullandıkları deyim. : TABULARASA
İnsan bilgisinin sınırı üzerine felsefe bilinci ve bu bilincin uyanık tutulmasıeleştiricilik.:KRİTİSİZM
İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliliğiniinceleyen felsefe dalı : EPİTOMOLOJİ
İnsan bilimi uzmanı. : ANTROPOLOG
İnsan bilimi.:ANTROPOLOJİ
İnsan davranışlarına aşırı bir duyarlılığın yön vermesi durumu.:SANTİMANTALİZM
İnsan dışkısı. : GAİTA
İnsan gövdesi.:CÜSSE
İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.:FANİ
İnsan kalabalığı.:CEMAAT
İnsan nüfusunu yapıgelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.EMOGRAFİ
İnsan omzunda veya devefilat gibi hayvanlara yüklenerek götürülenüstü örtülütekerleksiz taşıt.: TAHTIREVAN
İnsan sesleri için yazılmış bir oda müziği türü.:MADRİGAL
İnsan sever.:FİLANTROP
İnsan soyunun genetik yardımıyla geliştirilmesini amaçlayan bilim dalı. : ÖJENİK
İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi.:TİPOLOJİ
İnsan topluluğu. : CEMİYETİ BEŞERİYE
İnsan üstü.:FEVKALBEŞER
İnsan ve dünyanın sonunu öbür dünyayı anlatmaya çalışan öğreti ve inançların tümü.:ESKATOLOGYA
İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan girengenellikle topraktagübrede yaşayan bir basilin yol açtığı kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık.:TETANOS
İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık şiş. : KOP
İnsan vücudunda yapay bir delik yada çıkış oluşturmak için gerçekleştirilen cerrahi girişim.:OSTOMİ
İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik ya da alçaklık derecesi. : TON
İnsan yada hayvan vücudunu derisizyalnızca kas yapısı görülür biçimde betimleyen sanat eseri.:EKORŞE
İnsan zihninin deney edinmeden önceüzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyici filozofların kullandığı terim.:TABULARASA
İnsanhayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.:ANATOMİ
İnsan. : İN
İnsana çok hoşgüzel görünen durumdavranışnaz.ELAL
İnsanbilim.:ANTROPOLOJİ
İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.:TARAK
İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi.:REM
İnsanı güldürüp eğlendiren kimse.:PASKAL
İnsanın doğumudoğma.:TEVELLÜT
İnsanın erdeme ve mutluluğa ve hiçbir değere bağlı olmadan bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes’in öğretisini benimseyen kimse.:SİNİK
İnsanın fiziksel gücünün üretimde kullanılması için gerekli koşulları inceleyen bilim dalı;amacı maksimum işgücü ve sermaye üretmek için en elverişli fiziksel ortamı sağlamaktır. İnsanın işine uymasınıamaca göre çalışmasını düzenleyen inceleme ve araştırmaların tümü.:ERGONOMİ
İnsanın kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyi bilemeyeceğini öne süren öğretibilinemezcilik.:AGNOSTİSİZM
İnsanın kendi kendini yiyip bitirmesi. :OTOFAJİ
İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. : ONUR
İnsanın ruhsal yetkinliği.:ERDEM
İnsanın ve dünyanın sonunu öbür dünyayı anlatmaya çalışan tanrıbilim kolu.:ESKATALOGYA
İnsanın veya çevrenin karakterlerinigöreneklerini inceleyenserüvenlerini anlatanduygu ve tutkularını çözümleyenkurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür. :ROMAN
İnsanın yada hayvanın göğsü ve karnı içindeki organlar. : AHŞA
İnsanın yaratılış özelliği. : NATURA
İnsanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA
İnsanlardünya adamları. : ALEMİYAN
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmayaninsanlardan kaçan kimse.:MERDÜMGİRİZ
İnsanların ırklara ayrılışınıbunların nereden çıktığınıoluşumunuyeryüzüne yayılışınıaralarındaki niteliklerini inceleyen bilim. : ETNOLOJİ
İnsanların ince bağırsağında yaşayan bir solucan türü. : TRİŞİN
İnsanlarınözellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucansivrikuyruk.:OKSİYÜR
İnsanüstü.:FEVKALBEŞER
İnşaat harcı karmaya yarayan kürek boyutundaki geniş ağızlı çapa.:GELBER
İnşaatta çalışanların ve madencilerin giydiği koruyucu başlık.ARET
İnternet ortamında yapılan sohbetlere verilen ad çet. : CHAT
İnternette grup üyelerine gelen mesajları üyelere dağıtmadan önce süzerek ayıklayan mesaj yöneticisi.:MODERATOR
İnternette istenmeyen elektronik postalara verilen genel ad.:SPAM
İnternette bir kullanıcı adının altında yer alan grafik yada resim.:AVATAR
İnternetteaynı amaçlı web sitelerini tek bir adreste toplayan site. :PORTAL
İnternetteeğitim kurumlarının kullandığı üst seviye alan adı.:EDU
İonya adalarından biri.: İTHAKİ
İp ve çuval yapımında kullanılanliflerinden yararlanılan bir bitki türü ve bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma.:JÜT
İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok inceesnek ve parlak tel.:İPEK
İpek eşarp.:FULAR
İpek ibrişim yapan kişi. : KAZAZ
İpek iplikle dokunmuş inceşeffaf kumaş.:ŞİFON
İpek sargılı ip.Pamuk veya ipekten sicim. : KAYTAN
İpek ve bitkisel elyaf karışımından dokunan bir tür kumaş.:NİLA
İpek veya yünden esnek dokunmuş bir kumaş türü.:JARSE
İpek yada ince kumaştan yapılmış eşarp.:FULAR
İpekböceği kozası.:KUKULYA: KAKULYA
İpekböceklerinin koza yapmalarından bir haftaon gün önce çok yaprak yeme devresi.:ALADI
İpekli bir kumaş cinsi. : MANTİN.:CANFES
İpekli bir kumaş türü.:SEVAİ
İpekli peştamal.:FUTA
İpekten onüç telli Japon çalgısı. : KOTO
İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. : ABANİ
İplik eğirmek için kullanılan bir alet.:ÇIKRIK
İplik eğirmeye yarayan araçkirmen.:EĞİRMEN
İplik kangalı.:ÇİLE
İplik sarılan elemgenin üzerinde döndüğü ağaç eksen. : DİKEÇİKÇE
İplik sarılan zıvana.:MASURA
İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir tür dolap.:KULLAP
İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabuklarıyapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği. : İKAT
İpotek rehin. : TUTU
İpten düğümlü saçaklarla oluşturulan bir el sanatı. : MAKRAME
İpucu. : KARİNE
İradesizlikten ileri gelen sürekli cansızlık. APATİ
İran asıllı bir kavim ve İran’ın güneyinde bu kavmin adıyla anılan bölge.:FARS
İran mitolojisinde 30 kuş büyüklüğündeki efsanevi kuş.:SİMURG
İran Moğolları döneminde bastırılan bir tür kağıt para. : ÇAV
İran müziğine özgülavtaya benzer telli bir çalgı.:RUD
İran pilavı.:ÇİLAV
İran saray ve evlerinde avluya bakanüç yanı açık sundurma.:TALAR
İran takviminde 6. ay.: ŞEHRİR
İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad.:İLAT
İranYemen ve Umman’ın para birimi. : RİAL : RİYAL
İran’da Alevi anlamında kullanılan sözcük.:GÖRAN:GURAN
İran’da bir kent. : KAŞAN
İran’da Mecusi dinini kuran kimse.:ZERDÜŞT
İran’da Sasani hükümdarlarına verilen ad. : KİSRA
İran’ın plakası. : İR
İran’ın resmi haber ajansı.:İRNA
İranlı sinema yönetmeni.Yakın PlanKirazın TadıRüzgar Bizi Sürükleyecek gibi filmleriyle uluslar arası bir ün kazanmıştır.:ABBAS KİROSTAMİ
İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik. : GERMİÇ
İri bir baykuş türü.:PUHU
İri bir çeşit çiğde. : ÇILAN
İri bir fındık cinsi.:FOŞA
İri bir tür palamut balığı.:ALTIPARMAK
İri delikli kalbur.:SARAT
İri dişli törpü. : RASPA
İri fare.:CARDON
İri gövdeli bir papağan türü.:ARA
İri gövdeli ve kısa saplı bir tambura türü.:ÇÖĞÜR
İri gözlü kalbur. : ÇİLİNGİR
İri kemik. :OMACA
İri kepekli un.:RAZMOL
İri köpekçoban köpeği.:ÇOMAR
İri muşmula. : BEŞBIYIK
İri öğütülmüş mısır unuyla yapılanDoğu Karadeniz yöresine özgü bir çeşit yemek.:KORKOTA
İri taneli bir kiraz.ALBASTI
İri taneli bir zeytin cinsi. : KALAMATA
İri taneli misket üzümü.:MALAGA
İri taneli tahıl.:YARMA
İri taşların tıraşlanmasında kullanılan tırnaklı bir alet.OP
İri ve ağır çekiç.ALYOZ
İri ve altın sarısı renginde taneleri olan bir üzüm cinsi. : HAFIZALİ
İri ve aşılı bir kiraz cinsi. : DALBASTI
İri ve boru biçiminde beyaz veya sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi.: KALA
İri ve çok mayhoş bir elma cinsi. : HÜRYEMEZ
İri ve delikli kalbur. :SARAT
İri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. : İRİS
İri ve kokulu çiçekler açan bir süs bitkisi. :SÜSEN
İri ve korkunç görünümlü insan.:ZEBELLAH
İri ve sert taneliuzun saplı ve kılçıklı bir buğday cinsi.:ÇALIBASAN
İri ve siyah taneli bir üzüm cinsi. : İRİKARA
İri ve uzun burunlu.URNAZ
İri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : RAZAKI
İri ve verimli kiraz çeşidi. : VAN
İri ve yuvarlak taneli bir üzüm cinsi.EVEGÖZÜ
İri yapılısarımsı ya da yeşilimsi renkte bir kıyı kuşu.:KOCAGÖZ
İri yapılıuzun boylu ve şişman kimse.IZMAN
İri yarıkırıcısinirliasık yüzlü kimse.: AZNAVUR
İriesmerzehirli bir örümcek. : KARADUL
İrikocaman.:CESİM
İribaş. : TETARİ
İrice bir çeşit hıyar.:ACUR
İridyum’un simgesi.:İR
İrilik.:CESAMET
İrinli yara. : UFUNET
İris iltihabı.:İRİTİS : ORİTİS
İrlanda denizinde bir ada.:MAN
İrlanda Kurtuluş Ordusu. : İRA
İrlanda tarihine ve mitolojisine göndermeler yapan şiirleriyle tanınan 1995 Nobel ödülünü kazanan İrlandalı şair. : SEAMUS HEANEY
İrlanda’nın plakası.:EIR
İrlanda’nın resmi adı. : EİRE
İrlandalı şair ve oyun yazarı. : OSCAR WİLDE
İrmik ve şekerle yoğrularak fırında pişirilen bir tür kurabiye.:ACIBADEM
İsa Derneği denilen bir Hıristiyan derneğinin üyesi.: CİZVİT
İsa Peygambere verilen adlardan biri.:MESİH
İsa Peygamberi ele vermesiyle tanınan Yahudi. : YAHUDA
İsa Peygamberin doğum ve gizli yaşam yeri olduğu sanılan bugünkü İsrail kenti. : NASIRA
İsa Peygamberin havarileriyle birlikte yediği son yemeği anmak için Hıristiyanların kilisede bir kap içinde ekmek ve şarabı kutsayarak yaptıkları tören.:KUDAS:LİTURYA
İsa’dan sonraki kutsal kitaplar. : AHTİCEDİT
İsa’nın Ortadokslarca kutlanan doğum yortusu . : BOCUK
İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın. : REBEKA
İshalsürgün.:ÖTÜRÜK
İshal.:AMEL
İsilik. : ISIRGIN
İsimler. : ESAME : ESAMİ : ESMA
İskambil destesinin en altındaki kağıt. : FAÇA
İskambil kağıtlarının dört grubundan benekleri kırmızıkalp biçiminde olanı.:KUPA
İskambil kağıtlarıyla oynanan bir çeşit oyun.:FİRAVUN.:LASKİNE
İskambil oyunlarındayapılan artırma teklifini kabul edip etmeyeceğine karar vermek için süre isteme.:RÖLANS
İskambilde birli.:AS
İskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad. : KONÇİNA
İskambilde karo. : DİNERİ : ORYA
İskambilde koz. : ATU
İskambilde sinek işaretine verilen bir başka ad. : İSPATİ
İskambilde üçlüye verilen ad. : TERSA
İskambilde valebacakoğlan. : FANTİ
İskambilin atası sayılan desteye ve bu desteyle bakılan falcılık yöntemine verilen ad.:TAROT
İskambillerle oynanan bir oyun. : OHEL : AMERİKANO
İskandinav folklorundabazen büyü de yapabilen kötü ruhlu dev canavar.:TROLL
İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri okyanusta evine götürenokyanus tanrısı Aegir’in karısı.:RAN
İskandinav mitolojisinde ilk insan.:ASK
İskandinav mitolojisindeevrenin yaradılışında meydana gelen ilk canlı.:YMİR
İskandinav mitolojisindegöksel güçlerin tanrısı.:THOR
İskandinav ülkelerine özgü eski bir üflemeli bir çalgı.(Tarih öncesi tunç korno) : LUR
İskele gibi yerlere yanaşan teknelere girip çıkmayı sağlayan tahta köprügemi merdivenine verilen ad. : DOSA
İskele kuşuyalı çapkını. : BAHRİ
İskemlenin kol konacak parçası. : KOLÇAK
İskendername Cemşid ü Hurşid adlı mesnevileri ve “Divan” ı ile tanınmış XIV. Yüzyıl divan şairi. : AHMEDİ
İskenderun’a özgü bir fırtınanın yerel adı. : YARIKKAYA
İskoç çoban köpeği de denilen uzun tüylü bir köpek cinsi.:KOLİ
İskoç erkeklerinin giydiği kısa eteklik. : KİLT
İskorpitgillerdenAkdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan lezzetli bir balık. : LİPSOS
İslam devletlerinde maaş yerine veya hizmet karşılığı olarak askere ve ricale bırakılan toprak. Padişahın toprak bağışlaması. : IKTA
İslam devletlerinde maaş yerine veya hizmet karşılığı olarak askere ve ricale bırakılan toprak.
İslam devletlerinde maaş yerine yada hizmet karşılığı olarak belirli süreler için asker ve ricale verilen toprak.:IKTA
İslam devletlerinde maliye işlerinden sorumlu görevli.:MÜSTEVFİ
İslam devletlerinde posta ve haberleşme örgütü.ERİD
İslam dininde evliliğin sona ermesi.:TALAK
İslam dinindeCebrail’e verilen bir ad.: RUHÜLKUDÜS
İslam dinindedince yasaklanmadığı halde yapılmaması istenen.:MEKRUH
İslam dinine dönmüş olan. : AVDETİ
İslam dinine göre haram sayılan faiz.:RİBA
İslam hukuk bilgini.:FAKİH
İslam hukukunda elden çıkmış ve yeniden ele geçmesi beklenmeyen mal.:ZİMAR
İslam hukukunda kocası ölen yada kocasından boşanan kadının yeniden evlenmesi için beklemesi gereken süre:İDDET
İslam hukukunda kocası tarafından kesin biçimde boşanan kadının eski kocasıyla yeniden evlenmesini olanaklı kılmak için başka bir erkekle evlenip boşanması. : HÜLLE
İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.:RECİM:RECM
İslam hukukundakadının nikah ile kocasından hak ettiği mal. :MİHR
İslam hukukundayaralama yada organ kesme suçları nedeniyle zarar görene verilmesi gereken diyet.:ERŞ
İslam inancına göre ölüleri mezarında sorguya çeken iki melekten biri (Diğeri Münkir).:NEKİR
İslam inancına göre kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yerin adı. : ARASAT
İslam inancına göre şeytan’ın Tanrı’ya başkaldırmadan önceki adı. : AZAZİL
İslam inancına görecennetin muhafızı olan melek.:RIDVAN
İslam inanışına göre kıyamet gününüöttüreceği boru ile bildirecek olan melek.:İSRAFİL
İslam inanışına görebir dumandan yada ateşten oluşanduyularla algılanamayan ve zekası olan cisimsel varlık.:CİN
İslam kültüründe belirli kurallara uyarak güzel yazı yazma sanatı. : HAT
İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı.:RİBAT
İslam ordularında piyade erlerine verilen ad. : RACİL
İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz. : REBAB
İslam ülkelerinde Müslüman olmayanlardan alınan bir vergi türü.:CİZYE
İslam’da ehl-i sünnet mezheplerinin en büyüğü. : EŞARİYE
İslam’da geçici evlilik.:MÜTA
İslam’da olmuş ya da olacak her şeyin içinde yazılı olduğu tanrısal kitap. : LEVHİMAHFUZ
İslamiyet’e göre cehennemde bulunan bir kuyu.:GAYYA
İslamiyettehac sırasında cemre denen taş yığınına yedişer taş atma geleneği.:ŞEYTANTAŞLAMA
İslamlığın erken dönemlerinde Irak’ta kurulan iki büyük kent. : KUFE - BASRA
İslamlığın ilk dönemlerinde kullanılmaya başlanan kısa mızrak.:ANEZE
İslamlık öncesi Türk edebiyatında ağıta verilen ad. : SAĞU
İslamlık öncesi Türk edebiyatında maniye verilen ad.:AŞULA
İslamlıktan önce Arapların taptıkları bir put. : TAGOT
İslamlıktan önce Kabe’de duran üç puttan biri. : MENAT
İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası. : MAÇUNA
İspanya diktatörü Franco’nun unvanı.:CAUDİLLO
İspanya kökenli müzikli kısa oyun.:ZARZUELA
İspanya kökenli olup 1984’ten beri yurdumuzda da yetiştirilen bir zeytin ağacı türü.:MANZANİLLA
İspanya kökenli Yahudilere verilen ad.:SEFARAD
İspanya plakası. : E
İspanya ve Cezayir’e özgü bademkoruksu ve şekerle yapılan serinletici içecek.:AGRAZ
İspanya’da soylu kadınlara verilen onur unvanı. : DONA
İspanya’da soylulara verilen ad.:HİDALGO
İspanya’da türlü nedenlerle düzenlenen her çeşit şenliğe verilen ad. : FİESTA
İspanya’da üretilen ünlü bir şarap.:JEREZ
İspanya’da tarih öncesi dönemlere ait duvar resimleriyle ünlü mağara. : ALTAMİRA
İspanya’daEndülüs Araplarından kalma saraylara verilen ad.:ALKAZAR
İspanya’nın en uzun ırmağı. : EBRO
İspanya’nın eski para birimi.:PESETA
İspanya’nın Granada kentindeEndülüs Emevileri’nden kalma ünlü saray.:ELHAMRA
İspanya’nın kuzeyinde özerk bölge.:KATALONYA
İspanya’ya özgü içkilerle birlikte servis yapılan küçük meze tabağı. : TAPAS
İspanya’ya özgüiçkilerle birlikte servis yapılan küçük meze tabaklarına verilen ad.:TAPAS
İspanyol mutfağına özgü pirinç yemeği. : PAELLA
İspanyol tiyatrosunda güldürücü kısa oyun. : SAİNETE
İspanyolların meşhur öğle uykusu. : SİESTA
İspatlayangerçekleştiren.:MUSADDIK
İspermeçet balinası. : KAŞALOT
İsrail Hava Yolları. : ELAL
İsrail kuzusu da denilen tavşan iriliğinde bir memeli hayvan.AMAN
İsrail parlamentosuna verilen ad. : KNESSET
İsrail yapımı suikast silahı.:UZİ
İsrail’de bir göl. : TABERİYE
İsrail’de bir tür kooperatif tarım yerleşmesi.: MOŞAV
İsrail’de doğmuş İsrailli .:SABRA
İsrail’de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk.: KİBUTZ
İsrail’in para birimi. : ŞEKEL
İsrail’in plakası. : İL
İstanbul akasyasıipek ağacı gibi adlar verilen ve pembe yada beyaz çiçekler açan bir süs ağacı.:GÜLİBRİŞİM
İstanbul Boğazına adını veren tanrıça. : İO
İstanbul Boğazında Marmara yönüne olan doğal akıntının lodos rüzgarı etkisiyle ters yöne dönmesi.:ORKOZ
İstanbul ilindeTürkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:İKİGÖZ
İstanbul Limanı içerisinde Sarayburnu ile Beşiktaş arasından geçen hattın Haliç tarafında kalan balık alanına verilen ad. : DİKE
İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin menkul kıymet ve nakit takasının yerine getirilmesinden sorumlu merkezi takas kurumu.:TAKASBANK
İstanbul Rum Patrikhanesinde patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı. : LOGOFET
İstanbul Sarayburnu Ankara Ulus Konya ve Samsun’daki Atatürk anıtları ile Afyon’daki zafer anıtını yapan ünlü Avusturyalı heykeltıraş. : KRİPPEL
İstanbul’da Bizans kulesi. : ANEMAS
İstanbul’da 1909’da yayımlanan Türkiye’nin ilk magazin dergisi.:ŞEHBAL
İstanbul’da Boğaz içine dökülen Göksu’nun antik adı.:ARETAS
İstanbul’da Cağaloğlu’nda bir zamanlar edebiyatçıların ve gazetecilerin uğrak yeri olan ünlü kahve.:MESERRET
İstanbul’da Mimar Sinan’ın yapıtlarından biri olan cami.:AZAPKAPI
İstanbul’da Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılan haftalık dergi. : ÇINARALTI
İstanbul’da şarap zeytinyağı ve çeşitli esanslarla hazırlanarak dünyadaki bütün Hıristiyan Ortodoks kiliselerine gönderilen kutsal yağ. : MİRON
İstanbul’da Şehzade başı semtinde yer alan19. yüzyılın ünlü tiyatro ve eğlence merkezi.İREKLERARASI
İstanbul’da Türkiye’nin en eski tarih öncesi yerleşme yeri olması nedeniyle büyük önem taşıyan mağara. : YARIMBURGAZ
İstanbul’da üzerinde Ömerli Barajı bulunan dere.:RİVA
İstanbul’daEdirnekapı semtinde bir cami.:KARİYE
İstanbul’daki Taksim Cumhuriyet Anıtını da gerçekleştiren ünlü İtalyan heykelci.:CANONECA
İstanbul’daki Beyoğlu semtinin eski adı. : PERA
İstanbul’daki en eski Bizans kiliselerinden biri.:AYA İRİNİ
İstanbul’un Kadıköy semtinin bulunduğu kesimde Megaralılar’ca kurulan kent.:KHALKEDON
İstanbul’un Ali Bey Deresi üzerindeMimar Sinan’ın en önemli yapıtlarından biri sayılan su kemeri : MAĞLOVA
İstanbul’un Çatalca ilçesindeyaban hayatı koruma kapsamına alınan ormanlık bir bölge ve koy.:ÇİLİNGOZ
İstanbul’un eski adlarından biri. : ASİTANE : DERALİYE : DERSAADET
İstanbul’un Fatih semtinde ünlü bir Bizans anıtı.:KIZTAŞI
İstanbul’un Güneşli köyünde bir dere.:AYAMAMA
İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinden sonra İstanbul’da Türkler tarafından kurulan gizli telgraf merkezi.:PERE
İstanbul’un Kadıköy semtinin bulunduğu kesimde Megaralılarca kurulan kent:KHALKEDON
İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak amacıyla Kırklareli ilinde yapılmış baraj. :PABUÇDERE
İstanbul’un Sultanahmet meydanındaki Bizans sütunu. : ÖRME SÜTUN
İstanköy adasının eski adı.:KOS
İstasyontiyatrosinema gibi yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.ÜVET
İstatistik. : ASAR: AMAR
İstatistikte bir grup veri içinde en sık görülen değere verilen ad. : MOD
İstatistikte uzun süreli eğilim.:TREND
İstatistiktebir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi.: MATRİS
İstavrit balığının küçüğü.:KIRAÇA
İste kurutulmuş ringa balığı.:FRİGA
İsteğe bağlıseçmeli olan. : İHTİYARİ
İsteğine kavuşmuş olan mutlu. : KAMRAN
İstek amaç. : MERAM
İstek arzu. : UMU
İstekli.:ŞATKA
İstemeyerekgönülsüz.:KERHEN
İstemli kas hareketlerinde düzensizliğe yol açan eşgüdüm bozukluğu.:ATAKSİ
İstenç yitimiirade kaybı. : ABOLİ:ABULİ
İstenççilik.:VOLONTARİZM
İstençli. : İRADİ
İstenilen oranyeterli sayı. :NİSAP
İstenmeyen diplomatik kişiler için kullanılan terim. : PERSONANONGRATA
İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için dölyatağı iç zarının kazınması işlemi. : KÜRTAJ
İster istemez.:ÇARNAÇAR
İstikrar.:STABİLİZASYON
İstiridye midye gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağız kısmı demirden yapılmış bir ağ. : ALKARNA
İsveç İşçi Sendikasının simgesi.:LO
İsveç jimnastiğinin kuramcısı ve kurucusu olan kişi.(1776-1839).:LİNG
İsveç ve Finlandiya’da üretilen bir halı cinsi.:RYA
İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri. : LAN
İsveç’te ortaya çıkan daha sonra başka ülkelerde de uygulanan ve yurttaşların idareden olan şikayetlerini inceleyen kamu denetçisi. : OMBUDSMAN
İsviçre Konfederasyonunu oluşturan devletlerden her biri.:KANTON
İsviçre’de bir kent.:NYON
İsviçre’de ırmak. : AARE
İsviçre’de kanton. : URİ : VALAİS
İsviçre’li çobanların türküsü. : RANZ
İsviçre’li psikiyatr Jung’a göre insan ruhunun kadınsı bölümü. : ANİMA
İsviçre’nin plakası. : CH
İsviçre’ye özgü ağaç kütüklerinden yapılma uzun saçaklı çatısı olan dağ evi . Kır köşkü.:ŞALE
İsyangünah işleme.:MASİYET
İş bilimi. : ERGONOMİ
İş dünyasında başarılı ve hırslı genç insanlara yapılan bir yakıştırma. : YUPPİE .:YUPİ
İşhizmet buyruğu.:YUMUŞ
İşönemli işmesele.:MASLAHAT
İşaret için yapılmış çentik veya iz.: KERTE
İşaret olarak kullanılan küçük bayrak.:FLAMA
İşaret olarak yere dikilen çubuk.:ARDA
İşaret nişan. : BEL
İşbirliği. :KOOPERASYON
İşçi başlığı.ARET
İşçi emeğinden mümkün olduğu kadar fazla yararlanmayı hedef alan bir üretim yöntemi.:TAYLORİZM
İşçi. : AMELE
İşçilerin başlarına giydiklerimetal yada plastikten yapılmış şapka.ARET
İşçilerin düzenli ve verimli çalışmasını sağlayan ve işçiler üzerinde otoritesi olan işçi.:FORMEN
İşçininek süre içinde harcadığı ve sonucunda artık değer yarattığıkarşılığı ödenmeyen emek.:ARTIKEMEK
İşe yaramazyararsızboşhaylazserseri. : NABEKAR
İşe yaramazyıpranmışbozulmuşeskimiş eşya. : KURADA. : BATTAL
İşe yaramaz. : AMELİMANDA
İşini bilenölçülü ve hesaplı iş gören.:EVİRGEN
İşiten. : SEMİ
İşitme taşı.:OTOLİT : OTOSİST
İşitme.:SEMİ
İşlemeoya ve yazmalarda kullanılan ve adını aynı adlı bitkiden alan geleneksel Türk bezeme öğesi.:ÇARKIFELEK
İşleme.RODE
İşlemede kullanılan altın suyuna batırılmış ince gümüş tel.:SIRMA
İşlemelerde kullanılangümüş görünümünde parlak sırma yada metal tel iplik.:SİM
İşlemeli büyük boyutlu mendil.:ÇETİR
İşlemeli ya da işlemesiz olarak yatak üzerine konulan yastık. : KIRLENT
İşlemler.:AMAL
İşlenen bir suç karşılığı olarak suçlunun malının bütünü veya bir bölümü üstündeki mülkiyetine son verilmesi ve bu mülkiyetin bir başka kuruluşa devredilmesi müsadere.:ZORALIM
İşlenmemiş bakır.: GEN
İşlenmemiş boş bırakılmış tarla. : GEN
İşlenmemişekilmemiş toprak. : BOR
İşlenmiş derikösele.:GÖN
İşlenmiş keçi derisi.:MAROKEN
İşlenmiş timsah derisi. : KROKODİL
İşletmelerin faaliyetlerini ölçme amaçlı kullanılan oransal göstergelere verilen ad.:RASYO
İşletmen. : OPERATÖR
İştahsızlık. : ANOREKSİ
İşvelifıkırdak.:YELLİ
İşyeri olarak kullanılan birkaç katlı yapı. : HAN
İt dirseği. : ARPACIK
İtaat eden.:ESLEK
İtalya ve Fransa’da yetişendeğerli bir şarap veren beyaz üzüm cinsi.:UGNİ
İtalya ve Güney Fransa’ya özgü kokulu bir likör. : AKUET
İtalya’da manda sütünden üretilen tadı hafif dokusu pürüzsüz peynir türüne verilen ad.:MOZZARELLA
İtalya’da 20. asır başında ortaya çıkan modern şiir hareketi.:HERMETİZM
İtalya’da bir ırmak. ESİNO
İtalya’da bir kent. : TİVOLİ
İtalya’da yaşamış antik halk.: LATİN
İtalya’nın kuzey kesiminde turistik bir göl.:İSEO
İtalya’nın Po’dan sonra en uzun nehri.:ADİGE
İtalya’ya özgü bir tür peynir. : ROMANA
İtalyan jandarmalarına verilen ad. : KARABİNYER
İtalyan kökenli bir talih oyunu.İRİBİ
İtalyan mutfağına özgü bir cins makarna yemeği. : LAZANYA
İtalyan mutfağına özgü bir cins pasta. : TİRAMİSU
İtenek. : PİSTON
İthal edilecek malların miktarını ve çeşitlerini gösterir liste. : KOTA
İtibarsaygınlık.:PRESTİJ
İtilerekyedekte çekilerek yada gemiye yüklenerek götürülen yük taşımaya yönelik genellikle motorsuz tekne.ARÇA
itlembik. : MELENGİÇ
İtterbiyum’un simgesi.:YB
İvediliklekoşa koşatelaşla.:YELALİM
İvme yazar. : AKSELEROGRAF
İyi haberiyi talipuğur. : YOM
İyi haber.EŞARET
İyi huylu kimse.:OĞUZ
İyi konuşmasözle inandırma yeteneği. : BELAGAT
İyi nitelikhayır.:MEYMENET
İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek.:FRANCALA
İyi porselenden yapılmış Çin işi kasetabak gibi şeyler.:FAĞFUR
İyi terbiye edilmemiş vahşi binek hayvanı.Azgın at. : ALAŞA
İyi yemek pişiren kişiye verilen ad.:KEYVANİ
İyi güzel mükemmeltam.: OFLAZ
İyigüzel. :UZ
İyihoş.:NİK
İyice dövülmüş ve uzun süre birlikte kaynatılmış et ve buğdayla yapılan bir tür yemek : KEŞKEK
İyice olgunlaşmamış ekin. : ALACATEK
İyiden iyiye. : ENİKONU
İyileştirme düzeltme. : ISLAH
İyilik bilir kimse..: NİMETŞİNAS
İyilik bilmegönül borcuminnettarlık.:ŞÜKRAN
İyilik edenbağış yapan.:MUHSİN
İyilik ederek gönül alma.: TALTİF
İyilik lütuf ihsan. : İNAYET: SALAH
İyilikler. : HASENAT
İyimseroptimist. : NİKBİN
İyiye yorulur olgu.:FALİHAYIR
İyiyi kötüdenhayrı şerden ayırt eden.:MÜBİN
İzafiyet. : RÖLATİVİTE
İzin belgesi.: İCAZETNAME
İzinmüsaade.:CEVAZ
İzlanda’nın para birimi.:KRONA
İzlanda’nın plakası. : İS
İzlenimcilik akımının öncüsü olan ünlü Fransız ressamı. : MONET
İzlenimcilik.:EMPRESYONİZM
İzmaritistavrituskumru gibi balıkların beyaz etinden yapılan ve oltada kullanılan yem.:AKYEM
İzmarite benzer bir balık.:ÇOPURİNA
İzmaritgillerden bir balık.:İSPARİ
İzmaritgillerden boyu 35 cm kadar olan bir Akdeniz balığı. : SARPA
İzmaritgillerden kemikli bir balık.:TRANÇA
İzmaritgillerdenboz renklibeyaz etli bir balık.:KARAGÖZ
İzmaritgillerdenılıman denizlerde yaşayan bir balık.:KUPES
İzmaritgillerdenkılçıklı bir balık. : ÇİTARİ
İzmir ilindeki Gediz Deltasında 205 kuş türünü barındıran bir lagün.:KIRDENİZ
İzmir tavlası da denilen ve daha çok Ege yöresinde oynanan bir tavla oyunu. : MÜSTECİR
İzmir ve Ayvalık yöresinde çokça bulunan kumun 5-6 cm altında yaşayan lezzetli bir midye türü.:AKİVADES
İzmir yöresinde elektrik sigortasına verilen ad.:ASFALYA
İzmir yöresine özgü özellikle sabah kahvaltısında yenilen bir çeşit börek. : BOYOZ
İzmir yöresine özgübir tür susamlı sandviç.:KUMRU
İzmir’deki Balçova kaplıcasına verilen bir başka ad.Antik çağdaki adı.:AGAMEMNON
İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı turistik bir belde.:ALAÇATI
İzmir’in Buca ilçesinde bir mağara.EREÇALI
İzmir’in Çeşme ilçesinin eski adı. : ERYTHARİ
İzmir’in Dikili ilçesinde bir kaplıca.:NEBİLER
İzmir’in eski adı.:SMYRNA
İzmir’in ilçesi Urla’nın eski adı. : KLAZOMENDİ
İzmir’in Kemalpaşa ilçesinin eski adı. : NİF
İzmir’in Menderes ilçesindeki antik bir kent. : NOTİON : KLAROS
İzmir’in Menemen ilçesinde antik bir kent.:LARİSA
İzmir’in Ödemiş ve Tire ilçelerine özgü bir tür pide. : TÖNGÜL
İzmir’in Seferihisar ilçesinde bir kaplıca.:KARAKOÇ
İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ünlü antik kent. : TEOS
İzmir’in Seferihisar ilçesine özgü bir tür tulum peyniri.:ARMOLA
İzmir’in Selçuk ilçesindeki Küçük Menderes Irmağı deltasında birçok kuş türünü barındıran göl.:GEBEKİRSE
İzmir’in Selçuk ilçesinin eski adı.:AYASULUK
İzmir’in Tire ilçesine özgüısırgan otu ve peynirle yapılan zeytinyağlı bir yemek.:OKMA
İzmir’in Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu.:LEK
İzmir’in Torbalı ilçesinde antik bir kent.:METROPOLİS
İzmir’in Urla ilçesinde bir içmece.:MALGAÇA
İzmir-Aydın karayolunda Türkiye’nin en uzun tüneli.:SELATİN
İzmit açıklarında 1 Mart 1958’de batan ve 202 yolcusu ölen Türk yolcu gemisi.:ÜSKÜDAR
İzmit’in eski adı.:NİKOMEDEİA
İzmit’in ilk çağdaki adı.:ASTAKOS

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #12 : 10 Nisan 2012, 10:21:24 »
J

J. M. Barrie’ninçocuk edebiyatı klasiklerinden biri olan eseri.:PETER PAN
Jack London’ın tanınmış bir romanı. : MARTİN EDEN
Jacques Brel’in bir şarkısı.: JOJO
Jamaika’da 1960’lı yıllarda doğan ve daha sonra reggae’ye dönüşen müzik türü.:SKA
Jamaika’dan yayılmış iki zamanlı bir dans ve bu dansın müziği.:KALİPSO
Jamaika’dan yayılmış iki zamanlı bir dans.: KALİPSO
Jamaika’nın plaka işareti. : JA
James Joyce’un tanınmış bir romanı.:ULYSSES
Jant.:İSPİT
Japon çiçek düzenleme sanatı. : İKEBANA
Japon çiçek düzenlemesinde küçük çiçek demetlerinden özellikle de kır çiçeklerinden yapılan güzel ve gösterişli aranjmana verilen ad. : NEJİME
Japon edebiyatında beş yedi ve beş heceli üç dizeden oluşan şiir.:HAİKU
Japon edebiyatında günlük türüne verilen ad. : NİKKİ
Japon folklorunda saatleri düzenleyen 12 cinden biri.:ANİRA
Japon halk türküsü. : UTA
Japon içkisi. : SAKE
Japon imparatorlarının öldükten sonra memurlarına verdiği unvan ve görev. : ZOKVAN
Japon imparatoruna verilen ad. : MİKADO
Japon inanışındaçoğunlukla dev yapılıçok güçlü ve korkunç görünümlü bir tür şeytansı yaratık.:ONİ
Japon intihar uçağı. : KAMİKAZE
Japon işi çömleksırlı seramik kap.:RAKU
Japon kirazı. : SAKURA
Japon kökenli bir dövüş sporu. : AİKİDO
Japon kökenli bir köpek türü. : AKİTA
Japon lirik dramı: NO
Japon mafyası. : YAKUZA
Japon mitolojisinde balıkçıların tüccarların koruyucusu olan yedi su tanrısından biri. :EBİSU
Japon mitolojisinde köylü sınıfı. : NOMIH
Japon mitolojisinde savaşçılar sınıfı. : SAMURAİ : BUİSHİ
Japon mitolojisinde yedi şans tanrısından biri.AİKOKU
Japon mitolojisinde zenaatkar sınıfı. : KOŞO
Japon mutfağına özgükümes hayvanı etinden yapılan şiş.:YAKİTORİ
Japon mutfağında pirinçle yapılan temel yemeklerden biri.:SUŞİ
Japon müziğine özgü bir tür flüt.:NOKAN
Japon müziğine özgü bir tür lavta.İVA
Japon müziğine özgü kısa ve çift kamışlı nefesli çalgı.:HİÇİRİKİ
Japon müziğine özgü telli bir çalgı. : KOTO:ZOTO
Japon müziğine özgü 17 bambu kamışından yapılan nefesli bir çalgı. : ŞO
Japon müziğine özgüüç telli bir tür lavta.:ŞAMİSEN
Japon ölüler bayramı. : BON
Japon sanatında el rulosu üstüne yapılan resim.:MAKİMONO
Japon sanatındaduvara asılmak için yapılan rulo resim.:KAKEMONO
Japon saray müziğinin genel adı.:GAGAKU
Japon sinemasında 1954’den bu yana yirminin üstünde filme konu olan beyazperdenin en tanınmış canavarlarından biri. : GODZİLLA
Japon şinto dini tanrısı. : KASUGA
Japon takımadalarının en eski halkı.:AYNU
Japon tarihindeözel malikane veya çiftliklere verilen ad.: ŞOEN
Japon Tiyatrosu Go’da erkek oyuncunun maskesi.:OTOKO
Japon tiyatrosunun bir türü :KABUKİ
Japon ulusal marşına verilen ad.:KİMİGAYO
Japonca yaratıcı anlamında sözcük.:KAMİ
Japoncanın okunuşunda kullanılan iki karakterden biri.:KUN
Japonlara özgü bir güreş türü.: SUMO
Japonlara özgü çay töreni. :ÇANOYU
Japonlara özgü kağıt katlama sanatı. : ORİGAMİ
Japonların 1910’dan sonra işgal ettikleri ülkelerde güvenliği sağlamakla görevlendirdikleri özel jandarma örgütü.:KİMPİTEY
Japonların kabuki oyununda kadın rolüne çıkan erkek oyuncuya verilen ad.:ONNGATA
Japonların oynattığı bir kukla türü.:KARAGİRİ
Japonların pirinç tanrısı. : İNARİ
Japonların ulusal Şinto dininde kutsal güneş tanrıçası. : AMATERASU

Japonya ulusal marşına verilen ad.:KİMİGAYO
Japonya ve Çin’de yetişenşifalı bir mantar cinsi.:REİŞİ
Japonya ve Çin’de yetişenşifalı bir mantar cinsi.:ŞİTAKE
Japonya’da 1192-1868 yılları arasında babadan oğla geçen askeri diktatörlük kurumu. Japon mitolojisindeaskeri komutan: ŞOGUN:SHOGUN
Japonya’da adalar topluluğu.:AMAKUSA
Japonya’da bir ırmak. : AKİTA
Japonya’da bir kent. : OSAKA : ABAŞİRİ .:NARİTA:TAKAYAMA:AKAŞİ
Japonya’da Buda manastırlarında açık havada maskeli olarak yapılan dans.:GİGAKU
Japonya’da Buda Rahibesi.: AMA
Japonya’da Buda tapınaklarına verilen ad.: TARA
Japonya’da büyük çocukların yakalandığı dizanteriye benzer salgın hastalık.:EKİRİ
Japonya’da derebeylik dönemi.:KAMAKURA
Japonya’da imparatorluk sarayı soylularına verilen ad. : KUGE
Japonya’da kullanılmış eski bir hacim ölçüsü birimi. : TO
Japonya’da no okullarının en ünlüsü.:KANZE
Japonya’da şinto dininin bazı ayinlerinde okunan dinsel metinlere verilen ad. : NORİTO:NORİTA
Japonya’da yaşayan bir halk.:AYNULAR
Japonya’da yedi mutluluk tanrısından biri olan talih tanrısı. : DAİKOKU
Japonya’daki dört çiçek düzenleme okulundan biri.:KO
Japonya’daki Tokyo Borsasına verilen ad.:NİKKEİ
Japonya’nın adalar topluluğu.:AMAKUSA
Japonya’nın en büyük etkin yanardağı. : ASAMA
Japonya’nın eski adı.:YAMATO
Japonya’nın Hokkaido Adası’nda etkin bir yanardağ. : USU
Japonya’nın Honşu adasında bir il.:KANAGAVA
Japonya’nın plakası. : JA
Japonya’nın resmi adı.:NİPPON
Japonya’ya atom bombası atan uçak : ENOLA GAY
Japonya’yı oluşturan dört adanın en küçüğü.:ŞİKOKU
Jeanne D’arc’ın lakabı (1431 de yakılarak öldürülmüşölümünden sonra azize ilan edilmiş Fransız kadın kahraman).:ORLEANS BAKİRESİ
Jeloz’da denilen ve Eskimoların besin olarak kullandıkları yosun türü.:AGARAGAR
Jeneratördinamo.:ÜRETEÇ
Jeolojide birinci çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları.EVONİYEN
Jeolojide buzul dönemi.:PLEİSTOSEN
Jeolojide ikinci çağın triasla kretase arasında kalan dönemi.:JURO
Jeolojide Pliyosen ve Miyosen devirlerini kapsayan sistem.:NEOJEN
Jeolojide tekne.:İNEÇ
Jeolojide üçüncü çağ.:SENOZOİK
Jeolojide genellikle alt bölümü killi ve kumlu üst bölümü tebeşir olan 2. çağın son dönemi.:KRETASE
Jeolojidekatmanlı kayaçların içeri doğru çukuralçak bölümü.:İNEÇ
Jeolojideüçüncü çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi. : MİYOSEN
Jiujitsu ve öteki dövüşme sanatlarında elin keskin tarafı dirsek veya ayakla vurulan darbe.:ATEMİ
John Dos Passos’un ünlü üçleme romanı. : USA
John Ronald Reuel Tolkien’in alegorik romanı. : YÜZÜKLERİN EFENDİSİ
Jokeylerin giydiği kenarsız başlık.:TOK
Judo ve karatede hareketleri çabuklaştırmak içi n yapılan bir dizi egzersiz. : KATA
Judo karate gibi sporlarda minder olarak kullanılan ve pirinç saplarının örülmesiyle yapılan kalın halı./Japon hasırı. : TATAMİ
Judo karate Uzakdoğu kökenli dövüş sporlarının yapıldığı salon. : DOJO
Judo’da saldırıcı ile savunmacı arasındaki hücum çalışması.:RANDORİ
Judo’da saldırıya uğrayan veteknik olarak rakibinden zayıf kalan taraf. : UKE
Judoda rakibi en az on saniye yerde hareketsiz olarak tutarak kazanılan teknik üstünlük.:KOKA
Jung’un terminolojisindeinsan ruhunun kadınsı bölümünü belirten ilk örnek :ANİMA
Jüpiter gezegenine verilen bir ad.:SEKENDİZ: ERENDİZ
Jüpiter gezegeninin bir uydusu. : ELARA: EUROPA: ARİEL
Jüpiter’in uydusu olan uzayın en kızgın kayası. : İO

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #13 : 10 Nisan 2012, 10:22:33 »
K

Kaba kırıcı ve hırpalayıcı. : HOYRAT
Kaba ayakkabı. : KAZGAL
Kaba bir komedi türü. : FARS
Kaba dikiş.:LEKENDE
Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş : ŞAYAK
Kaba gülünçlüklerdentuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanankarşıt görüntüleribağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü:GROTEKS
Kaba gülünçlüklerdentuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanankarşıt görüntüleribağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi.:GROTESK
Kaba saba kimse.: HIRBO
Kaba sofu. : ZAHİT
Kaba ve çirkin iğrenç.: GALİZ
Kaba ve küfürlü konuşma. : KAYIŞDİLİ
Kaba ve küfürlü söz yada deyim.:ARGO
Kaba yel. : LODOS
Kababiçimsiz.:KUBAT
Kabaçirkin.:SAKİL
Kabagörgüsüz.nobran.:NADAN
Kabahaşinacımasız.ÜRÜŞT
Kabakabartılmışyumuşak minder.:PUF
Kaba.:SAKİL
Kabaca dokunmuş dayanıklı bir yün kumaş.:ŞAYAK
Kabadayı Rum delikanlısı. : PALİKARYA
Kabadayıkülhanbeyiefe. : HAYTA :APAŞ
Kabahatten ağırcinayetten hafif suç.:CÜNHA
Kabak kemaneye benzer bir Orta Asya çalgısı. : GİZEK
Kabak yada fasulye ile yapılan bir yemek.:ÇİNTME
Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK
Kabakgillerdenelma büyüklüğündeki meyvesi çok acı ve iç sürdürücüishal yapıcı bir bitki.:EBUCEHİL KARPUZU
Kabakulak hastalığı.: YAZMA
Kabarcık.OMUR
Kabarık ve kalın olması için arasına pamuk yün kauçuk cam elyafı vb. yumuşak dolgu maddesi yerleştirilen iki kumaşın üzerine el ya da makine dikişiyle çeşitli biçimlerde dikilerek yapılan süsleme; Üzerine bu süsleme yapılmış kumaş. : KAPİTONE
Kabarıklık.OMBE
Kabartılmışyumuşak duruma getirilmiş.:PUMBA
Kabartılmışyumuşak minder.:PUF
Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ
Kabartma bir figür oluşturacak biçimde yontulmuş değerli taş. : KAME
Kabartma;taş.metalkilahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyukbazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel.:RÖLYEF
Kabartmalı pamuklu kumaş. : PİKE
Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM
Kabe’nin ilk yapımı sırasında Hazreti İbrahim tarafından konulanKabe’nin doğu köşesindeyerden bir buçuk metre yükseklikte yer alanparlaksiyahımsı taş.:HACERİESVET
Kabe’nin örtüsü.URKA
Kabe’ye girerken hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü.:İHRAM
Kabe’ye verilen bir başka ad. : BEYTULLAH
Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK
Kabuğu dökülmüş ağaç.:KAVLAK
Kabuğu inceçekirdeği ufakiri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ
Kabuğu kırmızı ya da erguvani renkte olan ve sepicilikte kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA
Kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitkikadıntuzluğuamberbaris.:SARIÇALI
Kabuğundaki zehirden ötürü bazen öldürücü de olabilen ve pişirilerek yenen tropikal bir meyve.:AKi
Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON
Kabuğundan elde edilen reçine hekimlikte kullanılan bir ağaç.:ASELBENT
Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA
Kabuğunun üzeri pürtüklülezzetli bir tür turşuluk hıyar. :KORNİŞON
Kabuk. : KIŞIR
Kabukları yuvarlak ve yelpaze biçiminde bir deniz yumuşakçası.:TARAK
Kabuklulardanmakasları olmamasıduyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılaneti için avlanan bir deniz hayvanı. : LANGUST
Kaburga altı. : DÖŞ
Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.ÖĞÜR
Kaburga. : EĞE
Kaçne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE
Kaçak mal.:ÇAPANAK
Kaçak tütün.:AYINGA
Kaçakkaçmış olan :FİRARİ
Kaçırılmışyakalanmamış.:EŞAPE
Kaçkar dağlarında ünlü bir yayla.:VERÇENİK
Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincirdemir köstek.UKAĞI
Kadastro haritalarında parseller topluluğu.:ADA
Kadd-i dildara kimi arar dedi kimi elif./Herkesin maksudu bir amma rivayet muhtelif.(Kanuni Sultan Süleyman).
Kadeh.:PEYMANE.: KESİ
Kader alınyazısı. : TECELLİ : FATALİTE
Kadercilik.:FATALİZM
Kaderi inkar ederek kulettiklerinin yaratıcısıdır diyen ve Tanrı’nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe.:MUTEZİLE
Kadı ya da hükümdar vekilliği. : NİYABET
Kadılar.:KUZAT
Kadın arkadaş. : NEDİME
Kadın baş süslemelerinde kullanılan çene altından ve yanakların üzerinden yukarı doğru geçirilerek baş örtüsüne kancalanan genellikle gümüşten yapılmış takı. : TOMAKA
Kadın başlı aslan heykeli.:SFENKS
Kadın başörtüsü. : YAŞMAK
Kadın dansçıların dans ayakkabılarının ucuna yerleştirilen ve ayağın yere en dar yüzeyiyle basmasına olanak verenustalık alıştırmaları yapmayı sağlayan destek.:POİNTE
Kadın düşmanlığı. : MİSOJİTİZM
Kadın erkek birlikte oynanan bir halk oyunu. : ACARA
Kadın giysilerinin etek ucukol gibi yerlerinde verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN
Kadın giysisientari.:SUBUN
Kadın giysisi. : FİSTAN
Kadın hapishanesi. : İMAMEVİ
Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı nisaiye. : JİNEKOLOJİ
Kadın hükümdar.:MELİKE
Kadın keseleyici.:NATIR
Kadın kılığına girip oynayan erkek.:KÖÇEK
Kadın masajcı.:MASÖZ
Kadın saç tuvaleti. : MİZANPLİ
Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO
Kadın seslerinin en pes olanı. : ALTO
Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül. : VUALET
Kadın terzisi.:MODİSTRA
Kadın yeleği.:JİLE
Kadın.:ZEN
Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. : UTEROMANİ
Kadında örtünme.:TESETTÜR
Kadının nikahlanınca kocasından hak ettiği para veya mal.:MEHR:MEHİR
Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR
Kadınlar kızlar anlamında eski sözcük. : İNAS
Kadınlarda adet yokluğu. : AMENORE
Kadınlarda doğurmanın sona ermesi. : MENOPOZ
Kadınların ata binerken giydikleri bir ceketle uzun bir etekten oluşan kıyafet. : AMAZON
Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç.:POSTİŞ
Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki bir giysi türü.:JİLE
Kadınların kapalı giyinmesi.:TESETTÜR
Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. : RASTIK
Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE
Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR
Kadınların sokakta giydikleri mantoya benzer üst giysisi. : FERACE
Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıklarıçeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık.:HOTOZ
Kadınların yüzlerine örttükleri peçe yaşmak. : LİSAM
Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE
Kadınlarıncildi pürüzsüz göstermesirenk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvıyarı boyalı krem.: FONDÖTEN
Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE
Kadırga balığı. : BALİNA:FALYANOS
Kadife balığıyeşil sazan gibi adlar da verilen tatlı su balığı.:İNBALIĞI
Kadifeçuhayün gibi kumaşların yüzeyindeki ince tüy. : HAV
Kadife. : VELUR
Kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK
Kadifeye benzer uzun tüylü yumuşak ve parlak bir kumaş. : PELÜŞ
Kadifeye benzerdöşemelik bir kumaş cinsi.:ŞÖNİL
Kadiri tarikatının kollarından biri.:ESEDİYE
Kadmiyum’un simgesi.:CD
Kafadanbacaklılardansalyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan.:ARGONOT
Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse kısakafalı.: BRAKİSEFAL
Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.INGILDAK
Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihni yeteneğini inceleme.:FRENOLOJİ
Kafatasının art bölümünde ve beynin altındahareket dengesi merkezi olan organ.EYİNCİK
Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihni yeteneğini inceleme.:FRENOLOJİ
Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı.:KRANİYOLOJİ
Kafatasının içinde bulunan sinirsel organların tümü.:ANSEFAL
Kafatasının ön art ekseniyan eksenine göre uzun olan kimseuzun kafalı.OLİKOSEFAL
Kafes biçiminde bir tür el işi. : MUŞABAK
Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA
Kafkas müziğine özgü bir tür davul.OLİ
Kafkaslara özgü bir tür akordeon. : GARMONİ:GARMON
Kafkaslarda rastlanan bir çalgı.OMRA
Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL
Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER
Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. : AHAR
Kağıt oyunlarında ortaya para koyma.AV
Kağıt para koymaya yarayan cüzdan.:KAİMELİK
Kağıt parçası.:VARAKPARE
Kağıt süslemeciliğinde kitrekola vs yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerineneft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kağıda geçirilen süs.:EBRU
Kağıt ya da zarf üstüne basılmış ad ve adres. : ANTET
Kağıt yada bez yapıştırmakta kullanılankaynatılmış nişasta bulamacı. : KOLA
Kağıtkumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP
Kağıtları bir arada tutturmaya yarayan çengel. : ATAŞ
Kağıtların yüzünü düzeltmekte kullanılan araç.:PESTEREK
Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI
Kahırlar. : SATAVAT
Kahkaha çiçeğine benzeyen bir süs bitkisi.:NOLANA
Kahramangüçlü kimse.ÖKE
Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilensonunda ders verme amacı güdengenellikle manzum hikaye.:FABL
Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir veya bu şiirin orkestra eşliğindeki tek veya çok sesli bestesi.:KANTAT
Kahramanlık savaş gibi konuları işleyen şiir türüne verilen ad. : EPİK
Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET
Kahramanmaraş ilçesinde bir baraj.:SIR
Kahramanmaraş yöresine özgü tadı ekşimsi üzüm pekmezi.:RAVANDA
Kahramanmaraş yöresine özgükaynatılmadan güneş ısısıyla yapılantadı ekşimsi üzüm pekmezi.:RAVANDA
Kahve kreması.:MATE
Kahve tortusu. : TELVE
Kahve ve çayda bulunanhekimlikte kullanılankasları sinirleri uyarıcımide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde.:KAFEİN
KahveHindistan cevizisüt ve alkolden oluşan bir içki. :MALİBU
Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER
Kahverengi ve tüylü kabuğu olan C vitaminince zengin bir meyve. : KİVİ
Kahverengine bakan kırmızı kiremit rengi. : AŞI BOYASI
Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ
Kahverengiye yakın yeşil renk.:ZEYTUNİ
Kahya.:KETHÜDA
Kakaosüt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA
Kakım gelincik gibi hayvanların beyaz renkteki postu. : ERMİN
Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ
Kaktüsgillerdenyaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalındikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ:FİRAVUNİNCİRİ:HİNT İNCİRİ
Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA
Kakül.:PERÇEM
Kalabalık çok sayıda askere sahip ordu” anlamında eski bir sözcük. : AREMREM
Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ
Kalabalık korkusu.EMOFOBİ
Kalabalık yerlerde sürtünerek doyum sağlamayı amaçlayan ve argo’da fortçuluk adı verilen cinsel sapıklık.:FROTORİZM
Kalabalıkyoğun insan topluluğu. : MAŞER : MAHŞER
Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış yada kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad. :OPALİN
Kalayın simgesi. : SN
Kalbin atışlarını yavaşlatansindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK
Kalbin gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışıvuruş.:VURU
Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ
Kalbur ve tef gibi şeylerin tahta çemberi.:KASNAK
Kalburdan geçmiş tahıl.:ELENTİ
Kalça kemiği bel kemiği. : OMA
Kaldıraç. : MANİVELA
Kaldırılmış. : MÜLGA
Kaldırma giderme. : REF
Kale çukuru. : MELE
Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış olan delik.ARBAKAN
Kale hendeği.:OR
Kale kulesi.URÇ
Kale muhafızı.İZDAR
Kale duvar. : BAR
Kalehisarküçük kent anlamına gelen ve bazı yer adlarında kullanılan sözcük.URGAZ
Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümükale korkuluğu.ARBATA
Kalenderler.: RİNDAN
Kalevi. : ALKALİK
Kalıba dökme. : İSAĞA
Kalıba dökülerek dondurulmuş kremayla yapılan pasta.:PARFE
Kalıcılık ölmezlik: BEKA
Kalımlı.:PAYİDAR
Kalın bağırsak iltihabı : KOLİT
Kalın biçilmiş uzun tahta. : KALAS
Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA
Kalın gözleme.AZLAMA
Kalın kabuklu olgun kavun.İVLEK
Kalın kafalıahmak anlayışsızebleh.:GABİ: GABİYE
Kalın kum. : KAYIR
Kalın öğütülmüş buğday. : İRMİK
Kalın sopadeğnek.:MATRAK
Kalın su buğusu. : SELİS:KÜNK
Kalın tüylü battaniye. : VELENSE
Kalın ve dar tahta. : LATA
Kalın ve enli diken.:OMÇA
Kalın ve ensiz bir kumaş cinsi.:KUTNU
Kalın ve kaba kumaş. : ABA
Kalınkısa ve düzgün sopa.:LOBUT
Kalıntok ve gür erkek sesi.AVUDİ
Kalınbağırsağın son bölümü. : REKTUM
Kalınca bir bambudan yapılmış Japon flütü.:ŞAKUHAÇİ
Kalınca kabukluiri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI
Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ
Kalıntılar.AKAYA
Kalıp çıkarma işi. : MULAJ
Kalıp işlerini önce kauçuğakauçuktan da kağıda geçirmeye dayanan çift kopyalı baskı yöntemidüz baskı.:OFSET
Kalıplaşmışbasmakalıp.:KLİŞE
Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. : TART
Kalıtım bilimi.:GENETİK
Kalıtım soya çekim. : İRS:GEN
Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan maddenin kısa yazılışı. : DNA
Kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.:MODİFİKASYON
Kaliforniya’da yetişen ve kaliteli bir şarap veren üzüm cinsi.:ZİNFANDEL
Kaliforniya’da yetişenyüksek boylu ve çok uzun ömürlü kozalaklı bir ağaç türü.:SEKOYA
Kaliforniyum’un simgesi.:CF
Kalite. : NİTELİK
Kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA
Kalkan balığının yavrusu. : PARPA
Kalkan ve zırh gibi koruma aracı. : YAT
Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazıresimtaş basması.:LİTOGRAFYA
Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan huni yada çanak benzeri çöküntü. : DOLİN
Kalori. : ISIN
Kalp atışının dakikada en çok 90 olan normal atışını aşması.:TAŞİKARDİ
Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ
Kalp kası.: MİYOKART:MİYOKARD
Kalp kasına oksijence zengin kan taşıyan iki damarın ortak adı.:KORONER
Kalp kasını doğrudan doğruya kaplayan perikardın üst tabakası. : EPİKART
Kalp kasının kasılma devresinden biri.Kalp kasının kasılması. : SİSTOL
Kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasını kapayan kapak.:MİTRAL
Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL
Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat bileşiminde bir mineral. : DOLOMİT
Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi. : BARÇA
Kam. : DİLEK
Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. : LOMBOZ
Kamboçya’nın para birimi.:RİEL
Kamelya.:JAPON GÜLÜ
Kamer takviminin birinci ayıaşure ayı.:MUHARREM
Kamış düdük.:NAL
Kamış elek. : TEPİR
Kamış kalem.:MİZBER
Kamış kemiği.:FİBULA
Kamış yada benzeri nesneden yapılmış düdük.:ZIBIK
Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşantiz seslinefesli bir çalgı türü.:GAYDA
Kamıştan yapılmış kulübe. : HUĞ
Kampus. : YERLEŞKE
Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.:OMBUDSMAN
Kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetinyerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.:VERGİ
Kamu idaresininözel kişilere ait taşınır malların mülkiyetinitaşınmaz malların ise kullanma hakkını kamulaştırması işlemi.:İSTİMVAL
Kamu kuruluşlarının ve devlet memurlarının temel hak ve yükümlülüklerini belirleyen yasalartüzükler ve yönetmelikler bütünü.:STATÜ
Kamu yararı için Kızılderililerin tabi tutuldukları zorunlu çalışma :MİTA
Kamuflaj.:ALALAMA
Kamulaştırma.:İSTİMLAK
Kan aktarımı. : TRANSFÜZYON
Kan almakaşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak.:NEŞTER
Kan bilimci. : HEMATOLOG
Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON
Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ
Kan grubunda sabit işaret.:RH
Kan işeme. : HEMATÜRİ
Kan kanseri: . LÖSEMİ
Kan kardeşi. : KANKA
Kan korkusu.:HEMATOFOBİ
Kan kurutan.: ADAMOTU
Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. : ERİTEM
Kan pıhtısı:. TROMBUS .:ALEKA
Kan taşı.:HEMATİT
Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekliyuvarlak hücrelökosit.:AKYUVAR
Kan.:HUN
Kana kırmızı rengini veren çekirdeksizyuvarlakküçük hücre.:ALYUVAR
Kanada Eskimolarının geçici kış evleri veya av bölgesi konutları.:İGLU
Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi.:ROBSON
Kanalarksu yolu.:AKAÇ
Kanama. : NEZİF
Kanamaya bağlı büyük lekelerçürük.:EKİMOZ
Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL
Kanatları küt olduğu için uçamayanbacakları güçlüYeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS
Kanatların bağlı bulunduğu kapı yada pencere çerçevesi. KASA
Kanatlarının üstü ve boynu kırmızı renkli küçük bir kuş.:ALAMECEK
Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN
Kanaviçe el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. : KANAVA
Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelengenellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ
Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ
Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık. : SEPTİSEMİ
Kanda şeker miktarını ayarlayan hormon. : ENSÜLİN
Kandalenftesafrada v.s.’de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN
Kandaki alkol oranını ölçmekte kullanılan birim.:PROMİL
Kandaki ürik asit miktarı.:ÜRİSEMİ
Kandaş toplumlardaözellikle öbür dünyayla ilişki kurma ve şifa verme yeteneği taşıdığına inanılanayin ve törenleri düzenleyen kişi.:ŞAMAN
Kandil çiçeği de denilen bir kır bitkisi.:CİVANPERÇEMİ
Kanguru derisine verilen ad. :VALABİ
Kanı fazla insan.EMENİ
Kanıkan yapıcı organları ve bunların hastalıklarını konu alan bilim dalı. : HEMATOLOJİ
Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı. : HEMATİ
Kanıtlanabilir bilimsel önerme.:TEOREM
Kanla beslenen. : HEMATOFAJ
Kanlı basur hastalığı.:İĞİNİK
Kanlı basur. : DİZANTERİ
Kansızlık. : ANEMİ
Kant’ın doğmatizmin ve kuşkuculuğun karşısına koyduğu felsefe yöntemi. : KRİTİSİZM
Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. : ARABİS
Kanun santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. : YATUK
Kanunkuralmantık ölçülerine dayanmayan.:KARAKUŞİ
Kanuna benzeyentokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı.:SANTUR
Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ
Kanunlarla belediyeye verilmiş emir ve yasakları belediye sınırları içerisinde takip etmekle görevli kolluk kuvveti.:ZABITA
Kanunsuz işlerle uğraşan kimselerden oluşan çete. : GANG
Kanyon.:KAPIZ
Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA
Kapalı bir yerdeki akışkanın basıncını ölçmeye yarayan aygıt.:MANOMETRE
Kapalı elin aldığı miktar. : sevim
Kapalı formülleri aynıaçık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ
Kapalı jimnastik ayakkabısı. : KES
Kapalı olarak yapılan veya söylenendolayısıyla anlatılankapalıgizli.:ZIMNİ
Kapalı yerlerde bulunmadan duyulan korku. : KLOSTROFOBİ
Kapasite. :SIĞA
Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET
Kapı mandalı. : TIRKAZ
Kapı önlerine yapılan masif seki.:ÇUTRA
Kapı önüeşik anlamında eski sözcük. :ASİTAN
Kapı sürgüsü.:KÜSKÜ
Kapı ve pencerelerin ağaçtaş yada betondan üst eşiğiboyunduruk.:LENTO
Kapı ve pencerelerin üst eşiği. : LENTO
Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç ya da beton destek. : ATKI
Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ
Kapı vs şeyleri kapalı tutmaya yarayandöner tahta veya metal parça.:MANDAL
Kapı yada pencere boşluğu.:AÇIT
Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaçtaş veya beton kirişlento.OYUNDURUK
Kapı geçit boğaz : BAB: DER
Kapı pencere ya da kapak kenarlarına açılan dik açılı girinti. : LAMBA
Kapıdolap gibi şeylerin kanatlarına çakılan çıta.İNİ
Kapıcı.EVVAP
Kapıların halka biçiminde tutulacak yeri.:KULP
Kapınınpencerenin dışarıdan açılmasını engellemeye yarayan ve çengele benzeyen küçük aygıt.:TIRKI
Kaplama olmayan.:SOM
Kaplama yada doldurma olmayan. : MASİF
Kaplamada kerestesinden yararlanılan bir sıcak iklim ağacı.:TİKAĞACI
Kaplarda su nedeniyle oluşan tortu. : BAR
Kaplıca ılıca.: ÇERMİKANA
Kaplumbağa kabuğu.AĞA
Kapsam. : ŞÜMUL
Kapsama içerme içine alma. : TAZAMMUN : TEŞMİL
Kapsız yorgan. : MİTİL
Kaptanın ve tayfaların gemi sahibine ya da sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.ARATARYA
Kaputprezervatif. : KONDOM
Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. : LEKEN
Kar’ın doğusunda ünlü antik kent. : ANİ
Kara bulut. : NİMBÜS
Kara elmas. : KARBONADO
Kara kurbağası.:OTLUBAĞA
Kara ordusu. : NİZAMİYE
Kara tavuk da denilen bir kuş.AKAL
Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. : TAFLAN
Kara yumuşakçası. : ENA
Karasiyah.:ESVED
Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK
Karabibere benzeyen bir baharat türü.:KEBABE
Karabuğdaygillerden20-40 cm yüksekliktebasit yapraklıkökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık.:RATANYA
Karabuğdaygillerdenbüyük yapraklı bir bitki.:RAVENT
Karabulut.:NİMBÜS
Karabük’ün Safranbolu ilçesinde bir mağara. : MENGİLİS
Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. : MORİNA
Karadeniz bölgesinin dağlık kesimlerinde görülen dağınık kırsal yerleşme tipi.İVAN
Karadeniz Ereğlisi’ne özgüketenle dokunan ve giysi yapımında kullanılan bir bez.:ELPEK
Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur. :ZIPKA
Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA
Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA
Karadeniz yöresinde patlamış mısıra verilen ad.:PAFULİ
Karadeniz yöresine özgü bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA
Karadeniz yöresine özgü yontulmamış ağaç gövdelerinin üst üste oturtulmasıyla yapılan ev.:ÇANTI
Karadeniz yöresine özgüaynı adlı taş üzerinde pişirilen mısır ekmeği.İLEKİ
Karadeniz yöresine özgümısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir ekmek.:LAMES
Karadeniz yöresine özgüpekmezle yapılan aşuremsi bir tatlı.:TERMONİ
Karadeniz’de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ
Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bir bitki.:LİVERA
Karadeniz’in bazı bölgelerinde yetiştirilen bir tür koyun.:HERİK
Karadeniz’in kuzeyindeki iç deniz. : AZAK
Karagöz balığına benzer bir Akdeniz balığı. : ÇİPURA
Karagöz balığının yavrusu.:KAÇİKOROZ
Karagöz oynatan kimse. : HAYALCİ : HAYALİ
Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE
Karagöz ve ortaoyununda Ermeni tiplemesine verilen ad. : HAY
Karagöz ve ortaoyununda Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD
Karagözorta oyunutuluat gibi seyirlik oyunlarda lafı açan ve karşıdakine nükte yapma fırsatı vererek konuşan kişiye verilen ad.:ŞİRİNKAR
Karagöz’ün başlığı. : IŞKIRLAK
Karagözdeki kambur ve cüce tip. : BEBERUHİ
Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA
Karakalem resimde cizgiyi ya da pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt ya da der. : ESTOMP
Karakehribar da denilen ve sigaralıktespihtakı yapımında kullanılan linyit türü.:OLTUTAŞI
Karakış.:ZEMHERİ
Karakter çözümlemesi ya da geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ
Karakter huy yaratılış. : SECİYE
Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu. : ASTRAGAN
Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri.:ŞELF
Karaman’da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ
Karaman’ın Ermenek ilçesindeTürkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:MARASPOLİ
Karaman’ın eski adı.:LARENDE
Karaman’ın Taşkale beldesindedik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN
Karaman-Silifke karayolunda yüksek bir dağ geçidi. : SERTAVUL
Karamsarlıkkötümserlik.:PESİMİZM
Karamsarlık.:PESİMİZM
Karanfilgillerdenbazı türleri bahçelerde süs olarak dikilen bir bitki.:HÜSNÜYUSUF
Karanlıkgizlibelirsiz.:MUZLİM
Karanlık. : ZİFİR
Karanlık.:ZULMET
Karar veremeyenmütereddit.: DURUKSUN
Karargah.:MAKAR
Kararlaşmışkararlaştırılmış.:MUKARRER
Kararlılık. : İSTİKRAR
Kararsız. : MÜTEREDDİT
Kararsızlık tereddüt. : İKİRCİK
Karasal.ERRİ
Karasergi” de denilen siyah yuvarlak ve ekşi bir üzüm cinsi. : KARAPARMAK
Karasevda. : MALİHÜLYA : MELANKOLİ
Karate sporundaçeşitli hareketler ve figürlerden oluşan yarışma dalı.:KATA
Karatejudo gibi dövüş sporlarında vuruşdarbe anlamında kullanılan terim.:ATE
Karateci.:KARATEKA
Karatede yumruk ve tekme atma gibi dövüş tekniklerinin uygulandığı yarışma.:KUMİTE
Karayip Adalarında yaşayan yerli bir halk.:KALİNA
Karayla toprakla ilgili. : BERRİ
Karayolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler.:KASİS
Karbon fosfor gibi maddelerinfiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ
Karbonatlı kum taşı. : MOLAS
Karbonil grubuna iki alkol kökünün bağlanmasıyla türeyen bileşik. : KETON
Kardeş çocuklarının birbirlerine göre her biri.ÖLE
Kardeş” anlamında yerel sözcük. : KADA
Kardinal başlığı.ARATA
Kare : DÖRDÜL.
Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun.AMA
Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN
Kargagillerdenkarnı beyazkanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlakkara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN
Karı ile kocadan her biri.:IRS
Karı kocanın baba ve analarının her biri.ÜNÜR
Karı eş. Kadın. : AVRAT
Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açanpaniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ
Karın zarı iltihabı. : PERİTONİT
Karın zarı. : PERİTON
Karın.ATIN
Karınca yiyen hayvan. : TAPİR : NUMBAT
Karınca yuvası.: KÖRE
Karınca. : MUK
Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. : RAPANA
Karındanbacaklı yumuşakça cinsi.:NERİTA
Karındanbacaklı yumuşakça türü.:OTİNA
Karışık durum.:CURCUNA
Karışık iş. :ÇAPARIZ
Karışık olduğu için kolayca çıkılamayan yer.:LABİRENT
Karışık renklibirkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA
Karışıklık kargaşa. : KAOS
Karma karışık. : MUHTELİT
Karmaşık desenli bir kumaş türü.:JAKAR
Karmaşık sistemlere uygulanan ve “güdümbilim” de denilen denetim kuramı. : SİBERNETİK
Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM
Karmaşık.:KOMPLEKS
Karnı geniş testi.:AMFOR
Karnı şişaltı düz su kabı. : FIÇI
Karnın açılması. : LAPARATOMİ
Karnıyarık yemeği.:KISTIRMA
Karpuzkavun ve ham incir kurutulup pekmezle kaynatılarak yapılan bir tatlı.:İLENDE
Kars ve Ardahan yöresinde yaşayan Türkmen kökenli bir halk.:TEREKEMELER
Kars ve çevresinde yaygın bir halk oyunu.:ARZUMANİ
Kars ve yöresinde yaşayan Türkmen kökenli bir halk.:TEREKEME
Kars yöre sine özgü bir halk oyunu. : ASKERANİ
Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI
Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME
Kars yöresine ait bir kalk oyunu.:AKMA
Kars yöresine özgü tandırda pişirilen bir tür pide.:KALIN
Kars yöresine özgütuzlu ve yumuşak bir peynir cinsi.:ŞOR
Kars Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi. : TUJ
Kars Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ
Kars’ın Akyaka ilçesindeyüzlerce kuş türünü barındıran bir göl.:KUYUCUK
Kars’ın Sarıkamış ilçesinde kayak merkezi olan dağ.:CIBILTEPE
Karşı eylem tepki. : AKSÜLAMEL
Karşı gelmek.:ÇEMKİRMEK
Karşı koyan karşı çıkan :. MUARIZ
Karşıdakine vurmak için parmaklara geçirilen demir parçası. : MUŞTA
Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe. : RETRET
Karşılık olma karşılama. : TEKABÜL
Karşılıklıalıp verme. : TEATİ
Karşılıklı iki yandan her biri. : GEÇE
Karşılıklı yer değiştirme. : BECAYİŞ
Karşılıklı.:MÜTEKABİL
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA
Karşıtlık. : TEZAT
Kartal takımyıldızının eski dildeki adı.:UKAB
Kartalatmacaçaylak gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN
Kartalgillerdenleşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ
Kartontahta veya plastikten yapılanüzerine şeritiplik vs sarılan koni veya silindir.:MASURA
Karyokinez bölünme sırasında hücre çekirdeğinin içinde beliren ve kromatin ipliklerinin parçalara ayrılmasıyla oluşanbazı yeteneklerin yeni bireylere geçmesine yarayankıvrık çubuk biçimindeki cisim.:KROMOZOM
Karyokinez. :MİTOZ
Kas ağrısı.:MİYALJİ
Kas faaliyeti. : KİNEZİ
Kas yapılı ur. : MİYOM
Kasap.:CEZZAR
Kasaplık hayvanlarda karnın içindebelkemiğinin iki yanından aşağıya doğru uzanan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü. : BONFİLE
Kasaplık hayvanlardan çıkarılan iç yağı.:ÇÖZ
Kasaplık hayvanların budu.:JİGO
Kasaplık hayvanların kesilmiş ayağı.:PAÇA
Kasaplık hayvanların omurga kemiğinin iç tarafından elle çekilip çıkarılanen ideal kebaplık et.:KÜŞNEME
Kasaplık hayvanların sırtındadikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO
Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK
Kasatura bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU
Kasık biti. : KIRKAYAK
Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması.:HIYARCIK
Kasık.: ANE
Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT
Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM
Kasları vücuttaki öbür organ ve dokulara bağlayan yapıkiriş.:TENDON
Kasların kasılmasını giderici hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA
Kaslarınözellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM
Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ
Kastamonu ilçesinde bir baraj.:KARAÇOMAK
Kastamonu ilinde bir kanyon ve mağara.:KARACEHENNEM
Kastamonu ilinde bir sulama barajı.:ASAR
Kastamonu yöresine özgümercimek ve pirinçle yapılan bir çeşit çorba.:ANAKIZ
Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy. : GİDEROS
Kastamonu’nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ
Kastamonu’nun bir ilçesi. : ABANA : DADAY:ARAÇ:CİDE:AZDAVAY:AĞLI
Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.:GİDEROS
Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir mağara.:ILGARİNİ
Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA
Kastamonu’ya özgü bir cins bulgur.:SİYEZ
Kastamonu’ya özgü tavuk ya da hindi eti ve yufkayla yapılan bir yemek.ANDUMA
Kastamonu-Bartın Küre dağları milli parkındamağaralarıyla ünlü bir kanyon.:ARIT
Kastanyet eşliğinde bir kişi tarafından yapılan İspanyol dansı.:OLE
Kaş boyası. : MASKARA
Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. : MONOKL
Kaş-Fethiye arasında uzanan kumsala ve burada kurulmuş önemli bir Likya kentine verilen ad.:PATARA
Kaşındırıcı bir deri hastalığı.: UYUZ
Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.:YABRAK
Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.: OS
Kat makam. : ORUN
Katalog. : FİHRİST
Katar’ın başkenti.OHA
Kategori grup… : ULAM
Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılançelikten yapılmışsivri uçlu ve ağaç saplı araç.İZ
Katıhoşgörüsüz düşünce.:SEKTER
Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti. :ANASU
Katılmakarışma.:İLTİHAK
Katılmış ulanmış parça. : EK
Katılmışulanmışeklenmiş.:MUNZAM
Katışıksız saf. yalın. : MAHZ: RAİK
Katışıksız.:HALİS
Katışıksız.:SOM
Katil balina” da denilen bir balina türü. : ORKA
Katip. : YAZMAN
Katipler.:KETEBE
Katmanlar halinde dilinebilen ince taneli ve kristal yapılı kayaç. : ŞİST
Katmanlarında içi içe daireler bulunan billurlaşmış bir kalker türü. : SİPOLİN
Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur ve alçak bölümü. : İNEÇ
Katmerli bitkilerin en iç bölümü.:CÜCÜK
Katolik Arnavutlar. : MALİSOR
Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma. : ENDÜLJANS
Katolik Kilisesinin başkanı.: PAPA
Katoliklerde ölüler için yapılan dua bu duaya özgü müzik . Ölünün hatırasına yapılan tören.:REQUİEM
Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. : SÖR
Katoliklerdebir bölgenin din işlerine başkanlık edenpapazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi.:PİSKOPOS
Katotta toplanmış iyon. : KATYON
Katran ve diğer organik maddelerin buharlaşmasından elde edilenkolay kırılanaz ısı ile eriyenkatı siyah parlak madde.:ZİFT
Katranpetrolneft gibi maddelerden çıkarılankatı beyazyarı saydambuharı parlak bir alevle yanankimyasal etkenlere karşı ilgisizkatı hidrokarbon.:PARAFİN
Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun. : BİLAR
Kauçuk ağacının ve bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan öz suyu.:LATEKS
Kauçuk meme.:EMZİK
Kauçukipekpamuk veya yün karışımı bir kumaş türü.:LASTEKS
Kauçuklu yağmurluk. : GAMSELE
Kavalılar’a mensup Mısır valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867’de verilen resmi unvan.:HİDİV
Kavgacı.:ÇAKTAK.:ÇATAK
Kavim. : BUDUN
Kavimleri karşılaştırarak inceleyenkültür oluşumlarını araştıran bilim.:ETNOGRAFYA
Kavislieğrieğmeçli.:MUKAVVES
Kavislikısauç bölümü genişkabzasına doğru daralan bir tür kılıç.: PALA
Kavram. : MEFHUM : NOSYON
Kavram;bir şey hakkında kabul edilen genel fikir.:KONSEPT
Kavramcılık.:KONSEPTUALİZM
Kavrayış. : İDRAK
Kavrulmamış etkavurma. : SIZGIT
Kavrulmuş Antep fıstığı özünden yapılan ve hazmı kolaylaştırması için tüketilen bir tür kahve.:MENENGİÇ KAHVESİ
Kavrulmuş buğdaymısır.:KAVURGA
Kavrulmuş soğan ve salçayla pişirilen et yemeği. : YAHNİ
Kavşak. İki yolun birleştiği yer. : ÇAT .: ÇATAK
Kavukfes gibi bazı başlıkların üzerine sarılan tülbentabani veya şala verilen ad.:SARIK
Kavun ve ahududu karışımı bir tada sahip olan C vitaminince zengin tropikal meyveye verilen ad. : PEPİNO
Kavunkarpuzkabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN
Kavuniçi ile pembe arası renk.:YAVRUAĞZI
Kavuşmabuluşma.:TELAKİ
Kaya ardıcı da denilen göçmen bir kuş.:TAŞKIZIL
Kaya balığı. : TOKMAKBAŞ
Kaya hanisi. : LAGOS
Kaya lifi.Taş pamuğu. : ASBEST
Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi. : KAK
Kayabalığının bir çeşidi. : AZMANKAYA

Kayaç katmanlarının kırılmadan yukarı doğru kabarması sonucunda ortaya çıkan elips biçimli yapıların ortak adı. : DOM
Kayaç katmanlarının kırılmadan yukarı doğru kabarması sonucunda ortaya çıkan yeryüzü şekli.OM
Kayaç. : LİPARİT
Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi.:KARST
Kayak ve kros ile ateşli silah nişancılığı dallarını kapsayan kış sporları karşılaşması.İATLON
Kayak sporunda bir yarış dalı. : SLALOM
Kayak. : SKİ
Kayakeleri” de denilen bir cins kertenkele. : AGAMA : BUKALEMUN
Kayalıkkıyılarda sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı beneklimavi veya yeşil bir balık. : LAPİNA
Kaygıüzüntü.: STRES
Kaygusuz Abdal’ın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası. : SARAYİ
Kayı boyuna bağlı olan ve Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yaşayan büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ
Kayıkmavna ve küçük gemilerin karaya çekildikleri yer. : ÇEKEK
Kayık.:SANDAL
Kayık.:ZEVRAK
Kayıkta dümen kolu. : YEKE
Kayıngillerdenılıman iklimlerde yetişen bir orman ağacı ve bu ağacın yenilebilen meyvesi.:KESTANE
Kayısı ağacının Akdeniz ülkelerinde yetiştirilen küçük meyveli bir türü.:ZERDALİ
Kayısı ve kuzu etiyle yapılan bir tür yahni.:MİŞMİŞİYE
Kayısı erik zerdali gibi meyvelerin kurusu. : ÇİR
Kayısı.:ZERDALİ
Kaymakam : İLÇEBAY.:KAİMMAKAM
Kaymakam.:KAİMMAKAM
Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. : LİR
Kaynak kitap. : MEHAZ
Kaynak kitap.:MEHAZ
Kaynak taşısu mermeri.:ALBATR
Kaynak yapımındametalleri kesme ve eritme işlemlerinde kullanılanalev püskürten araç.:ÜFLEÇ
Kaynakpınar.ULAK
Kaynakpınar.:EŞME
Kaynaklarkaynakça.İBLİYOGRAFYA
Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.: MAMALİGA
Kaynaşma.:FÜZYON
Kaynatılıp kıvama geldikten sonra dondurulan meyve suyu tatlısı.:MURABBA
Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkartıldıktan sonra kırılan buğday.ULGUR
Kaynatılmış buğdaybulgurmısır gibi şeyler.: HEDİK
Kayseri ilinde bir göl.:ENGİR
Kayseri ilindeki Kültepe höyüğüne verilen bir başka ad.:KANEŞ
Kayseri yakınlarında bir ilkçağ kenti.:ANİSA
Kayseri’nin Yaylalı ilçesindeAladağlar Ulusal Parkında bulunandoğal güzelliğiyle tanınmış şelaleler.:KAPUZBAŞI
Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde Hisarcık deresi üzerine kurulu baraj.:AKKÖY
Kaz dağında yaşadığına ve ermiş olduğuna inanılan efsane kişisi.:SARIKIZ
Kaz dağının mitolojideki adı. : İDA
Kaz dağlarında yaşayan yarı göçebe çobanların meskeni olan kollektif yapı. : İGERM
Kazördekgüvercin gibi bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu.:PALAZ
Kaza ile rastgele.: EZKAZA
Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınaniçinde mektup olan şişe.:POTKAL
Kazak - Kırgız Türklerinin saz şairleri. : AKIN
Kazak reisi. : ATAMAN
Kazak Türklerinin soyundan geldiklerine inandıklarıefsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN
Kazakistan’a özgükabak kemaneye benzer telli çalgı.:KILKIYAK
Kazakistan’ın Astana’dan önceki başkenti. : ALMATI
Kazakistan’ın başkenti Astana’nın eski adı.:AKMOLA
Kazakistan’ın başkenti. : ASTANA
Kazakistan’ın para birimi. : TENGE
Kazakistan’ın para birimi.:TENGE
Kazakistan’ın plaka kodu.:KZA
Kazaklar’da dombra adı verilen çalgı eşliğinde söylenen türkü.:ENG
Kazanç.:TEMETTÜ
Kazanma edinme iş. : KİSB
Kazaya uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi.:TAHLİSİYE
Kazdan büyüktuğla renginde bir kuş.:ANGUT
Kazı bilimi.:ARKEOLOJİ
Kazı yeri yada birbirine yakın kazı yerlerinin tümü. : ARIN
Kazı.:HAFRİYAT
Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru. EVELEM
Kebaplık demir şiş.:SİH
Keçe ya da bez kaplı bir tokmakla vurularak titreşmesi sağlanan bir kurstan oluşan vurgulu çalgı.:GONK
Keçe yaygıkilim.İSNA
Keçeden yapılmış çadır.:ALAÇİK
Keçeden yapılmış çadır.ERİMEVİ
Keçi kılından hayvan çuluyem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.:MUTAF
Keçi kılından yapılmış kumaş. : KEÇE
Keçi ya da inek sütünün özel bir mantarla mayalanmasıyla yapılan ekşi içecek. : KEFİR
Keçi yavrusu : OĞLAK
Keçi yolupatikayolak.: İZLEK
Keçiboynuzu.:HARNUP
Kedi ya da köpek yavrusu. : ENİK
Kediköpek yiyeceği.:MANCA
Kediden aşırı derecede korkma. : AYLUROFOBİ:AİLUROFOBİ
Kedigillerdençakala benzer bir hayvan.: KARAKULAK
Kedigillerdenkürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK
Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN
Kefal balığının bir türü.:ALTINBAŞ
Kefal türünden bir balık. : PAÇOZ
Kefal.:AKBALIK
Kehribara verilen ad. : SAMANKAPAN
Kekelemek yada söyleyiş hatası yapmaktan çekinerek konuşmaktan korkma. : LALOFOBİ
Kekeme yada dilsiz kimse.:TAT
Kekemetutuk dilli.:PEPE
Kekeme. : REKİK : KEKEÇ
Kel lakaplı1845-1922 yılları arasında yaşamışaralıksız 27 yıl Kırkpınar başpehlivanı olmuş güreşçi.:ALİÇO
Kelebek olmadan önce bir böceğinkoza veya kozasız olarak geçirdiği başkalaşma durumu.:KRİZALİT
Kelile ve Dimne” adlı kitabın yazarı olduğuna inanılan efsanevi Hint yazarı. : BİDPAY (BİDPAİ)
Kelimesi kelimesinehiç değiştirmedenaynen.: MOTAMOT
Kemal BİLBAŞAR’ın bir romanı. : MEMO
Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. : REBEK
Keman yapımıyla ünlü bir İtalyan ailesi. : AMATİ
Keman yayı. : KEMANE : ARŞE
Kemana benzer büyük bir çalgı.:VİOLA
Kemanla viyolonsel arası büyük keman viyola. : ALTO
Kement. : LASO
Kemer altıçardak.:KEVAK
Kemerbele bağlanan kuşak.:NİTAK
Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri.İNGİ
Kemik bilye. : AKAT
Kemik kadar sert olmayandayanıklıesnekbükülgendamarsız bağ dokusu.:KIKIRDAK
Kemik ucu: OM
Kemik veremi. : AKARCA
Kemikbilim.:OSTEOLOJİ
Kemiklerin iç boşluklarını dolduran yağlı madde.:İLİK
Kemiklerin sert dolgu dokusunun incelmesi sonucundahafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık.:OSTEOPOROZ
Kemikli balıklardan uzunluğu 40 cm kadar olan sırtı pürtüklüesmer renkliyassı bir tür balık.:PİSİ BALIĞI
Kemikli balıklardan15-25 cm uzunluğundasırtı zeytuni bir tatlı su balığı. : PLATİNA:PLATİKA
Kemirgenlerdensu kıyılarında yaşayanyuvalar ve su setleri kuranpostu değerli bir hayvan.:KUNDUZ
Kenaf” da denilen bir tekstil bitkisi. : DAH
Kenar süsü. Mendil ve peçeteler de kenara yapılan işleme. : SU
Kenar süsü.ORDÜR
Kenarları kagirüstü kapak taşlarıyla örtülü mezar.: LAHİT
Kenarları saçaklı bir tür başörtüsü.:POŞU
Kendi bitenkendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT
Kendi dönemine değin gelen şairleri anlattığı tezkiresiyle tanınan XVI. Yüzyıl divan yazarı.:LATİFİ
Kendi kendine cinsel doyum sağlama. : ONANİZM
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma. : AHİT
Kendi türünün en iyi konuşanı sayılan ve Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan bir papağan.:JAKO
Kendi yaşıtları arasındaki yarışmalara katılan 18 yaşını geçmemiş sporculara verilen ad.:JUNYOR
Kendi.:HOD
Kendilerine özgü giyinişleri ve konuşma biçimleri olanargo kullananbaşıboşhaylaz delikanlıkabadayıhaytaapaş.:KÜLHANBEYİ
Kendiliğindenkasların devinimiyle yapılan iş yada hareket için kullanılan sözcük.:MİHANİKİ
Kendinde kullanım hakkı olanelinde bulunduran.:MUTASARRIF
Kendine çekmekilgi toplamak.:CELBETMEK
Kendini becerikliusta gösteren kimse.:OLÇUM
Kendini beğenme bencillik. : ENANİYET
Kendini beğenmiş kimseler için kullanılan alay sözü. : EKABİR Kendir dokuma. : KETEN
Kendini beğenmiş. : KAKAVAN
Kendini bir konuya vermek.:İTİKAF
Kendini olduğundan büyük görüp yüksekten atma.:TAFRA
Kendini tutanöfkesini yenen.:KAZIM
Kendir tohumu : ÇEDENE
Kendirgillerden sapındaki liflerden halat ip çuval gibi kaba örgüler yapılan bitkiye verilen ad.:KENEVİR
Kendisinde hem erkek hem kadın organları bulunan.Hünsa.:ERSELİK
Kendisine aziz süsü vererek yerleştiği sarayda türlü entrikalar çevirmesiyle ünlü Rus papazı.:RASPUTİN
Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. : MÜREBBİYE
Kendisine hastalığa karşı aşı yapılmış ya da hastalık geçirmiş canlının kanında bulunan ve o hastalığın mikroplarını birbirine yapıştırıp küme haline sokma özelliği olan madde. : AGLÜTİNİN
Kendisine kitap gönderilmiş peygamberresul.:YALVAÇ
Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışan. : HERZEVEKİL
Kendisini olduğundan büyük gösterip böbürlenme.:TAFRA
Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.:CEREME
Kene. : SAKIRGA
Kenevirkendir.:JÜT
Kenevirden yapılmış kalın ip : HALAT
Kenevirle tütün köklerinin asalaklarından biri sayılan ve tarım bitkilerine zarar veren bitki.:CANAVAROTU
Kent civarı yerleşim. : BANLİYÖ
Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alan ve yapıları.:YERLEŞKE
Kent soylu. : BURJUVA
Kent soyluluk.URJUVAZİ
Kent veya kasabada dış mahalle. : VAROŞ
Kent. : ŞAR
Kenya’daki yerli halkın beyaz azınlığa karşı ayaklanma hareketini yöneten ve 1960’ta ortadan kaldırılan gizli örgüt. : MAUMAU
Kenya’nın başkenti.:NAİROBİ
Kenya’ya özgüsazdan yapılan ve üstü samanla örtülen yuvarlak kulübelere verilen ad.:ŞAMBA
Kepçe.:ÇÖMÇE
Kepekli undan yapılanpideye benzer bir tür ekmek.:FODLA
Keramilik tarikatının on iki kolundan biri. : İSHAKİYE
Keremcömertlik.:MEKREMET
Kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ
Kerestelik tomruk.:AZMAN
Kerestesi makbul bir Afrika ağacı. : OKUME
Kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. : SANTAL
Kerestesi ve reçinesi çok beğenilen bir orman ağacı.:LADİN
Kerestesinden yararlanılan bir tropikal bölge ağacı. : OBEŞE
Kerevetdivan.:SEDİR
Kertederece.:RADDE
Kertenkele derisi.:LEZAR
Kertenkele.:ELÖPEN
Kervan.:KARBAN
Keseli ayı.Amerika etçil memelisi. : KOALA
Keseliler üst takımından bir çok memeli türünün ortak adı.:OPOSSUM
Kesen anlamında kullanılan matematik terimi.:SEKANT
Kesenek. : İLTİZAM
Keser.: KERKİ
Kesilen ağacın kökükütük dibi.:OMACA
Kesilenyontulan veya rendelenen bir şeyden çıkan parça.:YONGA
Kesilme kesinti. : İNKITA
Kesilmiş ağacın silindir biçimindeki gövdesi.:TOMRUK
Kesilmiş hamurları yada ekmeğiet suyuna doğrayıp pişirerek yapılan yemek.:ISLAMA
Kesilmiş hamurları yada ekmeğiyağlı su yada et suyuna doğrayıp pişirerek yapılan yemek.:ISLAMA
Kesilmiş sütten yapılan çökelek. : DOLAZ
Kesilmiş sütün koyu bölümü.:KESMİK
Kesilmişkesik.:MAKTU
Kesim hayvanlarındabelkemiğindeki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et dilimi.:KONTRFİLE
Kesimevi. mezbaha. : KANARA
Kesimi pantolona benzeyen bir tür şalvar.:ELİFİ
Kesin bilgi. : YAKİN
Kesin vadeli değerlerin kuru ve primli değerlerin kuru arasındaki fark.:EKAR
Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis hükümleri.: NAS
Kesit. : MAKTA
Keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı. :ZURNA
Keskin bir kokualev ve koyu duman çıkartarak yanankarbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adıyer sakızı.İTÜM
Kesme kesip ayırma. : HAZA
Kesme parçalama. : TAKTİ
Kestane kargası da denilen iri gövdeli bir kuş. : ALAKARGA
Kestane rengi.:MARON
Kestane ve fındık çubuklarıyla örülen kulplu sepet.:ÇİTİNEK
Kestanenin dikenli olan dış kabuğu.:TOPUR
Keşiklememünavebe. :ALMAŞ
Keşişleme karşıtı rüzgar. : KARAYEL
Keten dövmeye yarayan tokmak. : FİLARİZ
Keten tohumu. : BEZİR
Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.EZİRYAĞI
Keten ve yünden dokunan bir tür kumaş.:FLANEL
Ketenkenevirjüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.:URGAN
Kevdere de denilenDoğu Anadolu’da ve Kafkasya’da yaşayan keklik cinsi.:URKEKLİK
Kezzap.:NİTRİKASİT
Kıbrıs adasının eski adı.:ALAŞİYA
Kıbrıs’a özgüiri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO
Kıbrıs’ta üretilen bir tür tatlı ve koyu sofra şarabı. : KUMANDARYA
Kıç tarafı yüksekhızlı giden yelkenli.:ÇEKELEVE
Kıdem bakımından başta gelen. : DUAYEN
Kıl elek. : LEÇER
Kıl ve saçların dökülmesi ya da yokluğu. : ALOPESİ
Kıltüy. :MU
Kılaptan ipekle işlenmiş kalın ve iri desenli bir kumaş türü.:ABAİ
Kılçıksızlezzetli bir tür fasulye. : AYŞE KADIN
Kıldan yapılmış dokuma.:ÇUL
Kılıcın yada bıçağın keskin yüzü.:YALIM
Kılıç kını.:NİYAM
Kılıç oyununda meşin göğüslük.:PLASTRON
Kılıçbıçak gibi kesici araçların keskin yüzü. : YAUM
Kılıçbıçak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü. : PIRAZVANA
Kılıç.: TİG
Kılıç.:SEYF
Kılıçla yapılan spor. : ESKRİM
Kılığının yada eşyasının düzgün ve temiz olmasına özenmeyen kimse.:ÇAPAÇUL
Kılıksız ve uyuşuk kimse. SÜNEPE
Kılkuyruk” da denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.:KIKIRLIK:ANASACUTA : PİNTAİL : SPİSSENTE
Kıllarında ve gözlerindekimi zaman da derisinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan insan yada hayvan.:AKŞIN
Kımız rakısı.:ARİKA
Kır hayatını ve törelerini anlatan. : PASTORAL
Kır renkli.:KIRÇIL
Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL
Kırorman vb yerlerde yapılan koşu sporu.:JOGGİNG
Kıraç tarlada yetişen karpuzmısırdarıpancar gibi bitkilere verilen ad.EŞTİYE
Kıranlar. : AFAT
Kırbaç kurdu. : TRİKOSEFAL : ARİKOSEFAL
Kırda Yemek” “Olimpia” gibi yapıtlarıyla tanınmış ünlü Fransız ressam. : MANET
Kırgızistan ve Kazakistan’da bir ırmak. : ÇU
Kırgızistan’da bir kent. :OŞ
Kırgızistan’ın başkenti. : BİŞKEK
Kırgızistan’ın para birimi.: SOM
Kırgızistan’ın para birimi.:SOM
Kırgızistan’ın plaka işareti.:KS
Kırgızların ünlü destanı. : MANAS
Kırık çanak çömleği yapıştırmaya yarayan yumurta akı kireç süt ve pamuk karışımı. : SEP
Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne.:ATEL:CEBİRE:SÜYEK
Kırık pirinç şeker ve suyla yapılan bir tatlı. : NAZLAŞ
Kırılma parçalanma. : İNKİSAR
Kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral.:ASBEST
Kırılmış nohut ve patlıcanla yapılan bir yemek.:MUHAŞERLAŞ
Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol. : MAKADAM
Kırılmış veya dökülmüş tahıl.:KIRMA
Kırılmış veya dövülmüş tahıl. : KIRMA
Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san. : GİRAY
Kırıntı. : UFANTI
Kırışmak.ÜZÜŞMEK
Kırk çeşit yiyecekli sofra. : ZEKERİYA SOFRASI
Kırkağaç da denilen bir kavun cinsi.:ALTINBAŞ
Kırkılmış koyun tüyü. : YAPAĞI
Kırklareli’nde Demirköy ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri. : DUPNİSA
Kırklareli’nin bir ilçesi. : KOFÇAZ
Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde bir göl. : ERİKLİ
Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan göl.:SAKA
Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı. : LONGOZ
Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde kurulu doğalgaz santralı. : HAMİTABAT
Kırklareli’nin Vize ilçesinde bir mağara.:KOVANTAŞI
Kırklareli’nin Vize ilçesindetabiatı koruma alanı kapsamına alınan orman ve körfez.:KASATURA
Kırkpare” “Yamalıbohça” da denilen değişik renk ve desenlerde kumaş parçalarının yan yana getirilip dikilmesiyle oluşturulan el sanatı. : PEÇVÖRK
Kırkpınar güreşlerinde pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri.AŞORTA
Kırkpınar güreşlerini düzenlemeyi üstlenen kişi. : AĞA
Kırlangıç balığı küçüğü. : DERVİŞ
Kırlarda yetişen yabani bir otun kökü.:ANDIZ
Kırmız böceğinin güzel lal boya çıkarılan bir türü.:KOŞNİL
Kırmızı veya esmer renkte olan doğal demir oksidinden oluşan bir mineral kantaşı.:HEMATİT
Kırmızı acı biberli sirkeli sos.:TABASKO
Kırmızı biber.:PAPRİKA
Kırmızı çuhadan yapılantepesinde püskülü olan bir tür başlık.:FES
Kırmızı kabartılarla ortaya çıkan deri enfeksiyonu.:YILANCIK
Kırmızı kabuklu ve portakal büyüklüğünde bir mandalina türü.:MİNEOLA: MİNAOLA
Kırmızı mercimekle yapılan bir cins çorba.:EZOGELİN
Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.:MALHITA:MAHLITA
Kırmızı pancar.:ÇÖĞÜNDÜR
Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG
Kırmızı renkli bir şeftali cinsi.:HÜLÜ
Kırmızı renkli ve iri taneli bir üzüm cinsi.:KARDİNAL
Kırmızı renkli ve mayhoş bir elma cinsi.:ARAPKIZI
Kırmızı renklipis kokuluzehirli sıvı bir element.: BROM
Kırmızı renklitatlısulu ve kokulu bir erik cinsi.:ALBARDAK
Kırmızı renkte olan.: LALİN
Kırmızı toprak.:GAV
Kırmızı ve beyazsıkı ve tatlı küçük elma. : APİ
Kırmızı zırnık. : REALGAR
Kırmızıpembe yada mor renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.:ORTANCA
Kırmızımsı mavi renkte yerli bir erik cinsi.:AYNABAKAR
Kırmızımtırak gri renk.:TURNAKIRI
Kırmızıya çalan eflatun renk. : SİKLAMEN
Kırsal aşk şiiri. : İDİL
Kırsal kesimde büyük toprakları olan ve sözü geçer kimse. : AĞA
Kırşehir kenti yakınında bir göl. : SEYFE - HILLA
Kırşehir’in antik dönemlerdeki adı.:MOKİSSOS
Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde bir yer altı kenti. :İNLİMURAT
Kısa ayaklı uzun boyunlu ve saplı su kabı. : ASLANAĞZI
Kısa bacaklı köpek cinsi. : BASE
Kısa boylu ve tıknaz.ODUR
Kısa çizgi.:TİRE
Kısa çizme. : EDİK
Kısa çorap. : ŞOSET
Kısa hırka. : LİBADE
Kısa kafalı. : BRAKİSEFAL
Kısa kanatlı ve uzun kuyruklu bir kuş türü. : KUKAL
Kısa kepenek.:KEBE
Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı. : ALAGARSON
Kısa kıllı bir av köpeği cinsi.RAK
Kısa kıllı bir av köpeği.RAK
Kısa kır manzumesiçoban türküsü.:EGLOG
Kısa menzillikablosuz bir iletişim teknolojisi.LUETOOTH
Kısa namlulu bir tüfek türü. :FİLİNTA
Kısa ökçeli bağsız ayakkabı.:MOKASEN
Kısa paçalı bir tür pantolon.:KAPRİ
Kısa saplı odun baltası.:NACAK
Kısa süreli tanıtım filmi. :SPOT
Kısa tüylü bir av köpeği cinsi. : BRAK
Kısa tüylü bir av köpeği ırkı. : PUANTER
Kısa ve özlü söz.: LAKONİK
Kısa ve özlü söz.:AFORİZMA
Kısa ve şişman kimse.:TUMBADIZ
Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.:STENO
Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. : ANEKDOT
Kısagüldürücü oyun.:SKEÇ
Kısakestirme yol.:KESE
Kısaca diyapozitif.İA
Kısaca elektrokardiyogram.:EKG
Kısacası.:VELHASIL
Kısaltılmadan kıvırcıklık verilmiş saçların baş çevresinde geniş bir yığın oluşturduğu saç biçimi.:AFRO
Kısaltılmış olankısaözet.:MUHTASAR
Kısık sesli küçük keman. : KİT
Kısır döngü.:FASİT DAİRE
Kısır kadın ya da dişi hayvan.:ASLIK
Kısır hiç doğurmamış hayvan. : EREMİK
Kısırlaştırma.:KASTRASYON
Kıskaç. : PENSE
Kıskanç. : HASUT
Kıskançlık korkusu. : ZELOFOBİ
Kıskançlıkçekememezlik. : HASET
Kıskanma. : REŞK
Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan az alkollüekşi bir Türk içkisi.:KIMIZ
Kıstakdar dil.ERZAH
Kıstas. : KRİTER
Kış. : ŞİTA : DEY
Kışa dayanıklı sert buğday.:KARABAŞ
Kışa kadar saklanabilen bir üzüm çeşidi. : EMİRALİ
Kışın sisli havalarda ağaç dallarınıtoprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası. : KIRÇ
Kışın en soğuk günleri. : ZEMHERİ
Kışın en soğuk günlerinde evlere girdiğine inanılan düşsel yaratık.:CONGOLOS
Kışın yapraklarını dökmeyen mor çiçekli bir ağaççık. : KOMAR
Kışkırtmatahrik.:AJİTASYON
Kıvılcımşerare. : ÇAKIM
Kıvılcım.:ŞERARE
Kıvırcık saç.:CAD
Kıvrık bir sopaya benzeyen ve atıcısına geri dönen av aracı. : BUMERANG
Kıvrımları olan yünpamuk veya ipek kumaş.:KREPON
Kıvrımlıyılankavi biçimhelis.:HELEZON
Kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer. : ARASAT
Kıyamet günü İsrafil’in öttüreceği borunun adı.:SUR
Kıyamet gününde çalınacağına inanılan surun ilk üflenişi.:RACİFE
Kıyı dili.:TOMBOLO
Kıyı ile gemi arasında yük taşımakta kullanılan altı düz tekne.:LAYTER
Kıyı sağlık idaresincegemilere verilen giriş-çıkış izni. : PRATİKA
Kıyıdan açıkta bulunan gemilerin yüklemesinde ve boşaltılmasında kullanılangenellikle altı düzsığ su teknesi.:LAYTER
Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman.:MENDİREK
Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. : VARDAKOSTA
Kıyılmış etbulgursoğandomatesbiber gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılarak çiğ olarak yenen bir yiyecek.ATIRIK
Kıyılmışbaharat katılmış etletütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.:SOSİS
Kıyma ve bulgurla yapılan sulu köfte.:TOPALAK
Kıyma ve bulgurla yapılanirili ufaklı bir tür sulu köfte.:ANALIKIZLI
Kıyye;1283 gramlık veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi.:OKKA
Kız evlat. :KERİME
Kız Kulesinin eski adı. : DAMALİS
Kızak çekmekte kullanılan boğuk sesli bir köpek ırkı. : HASKİ
Kızarmakolgunlaşmaya başlamak.:ALARMAK
Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek. : TİRİT
Kızgınyakıcı. :HAR
Kızıl ötesi. : ENFRARUJ
Kızıl sakallı.ARBAROS
Kızıl sarı tüylü ve öne doğru kıvrık boynuzlu bir antilop. : NAGOR
Kızıl veya yeşil renkte sert bir mermer. : SOMAKİ
Kızıl kırmızı. : AHMER
Kızılcahamam ilçesinde bir içmece. : DİŞİ
Kızıldeniz ile Umman denizi arasındaki körfezin adı. : ADEN
Kızıldeniz’de ve Basra Körfezinde kullanılan bir tür tekne.AGALA
Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram. : POTLAÇ
Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı. : ŞİRPENÇE
Kızlık zarı. : HİMEN
Kibirkurum.ÖBÜR
Kibirli.:KASALAK
Kil ile karışık kireçli toprak.:MARN
Kil ve kum karışımı sarı renkli verimli balçık. : LÖS
Kilbalmumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirmetaslak yapma.:MODELAJ
Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik. : ZIVANA
Kilime benzer renkli ve motifli uzun yolluk. : ZİLİ:SİLİ
Kilis yöresine özgü zeytinkırmızı biberkekik ve nar ekşisiyle yapılan bir yiyecek.:EKŞİLEME
Kilis yöresine özgükemikli etpatlıcan ve nohutla yapılan bir yemek.:TEŞRÜBE
Kilise müziği : KORAL
Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ
Kiliselerde ana kapıdan koroya değin uzanan bölüm. NEF
Kilit dili.:PERİCİK
Kilitanahtar ustası : ÇİLİNGİR
Killerin başkalaşımı ile oluşmuş yapraklar durumunda ayrılabilen bir taş.: ARDUVAZ
Kimi su bitkilerinin suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.: AERANKİMA
Kimi Afrika kabilelerinde krala verilen ad. : KASUKA : KABAKA
Kimi ağaçlardan elde edilen kokulu bir reçine.:PELESENK
Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek.:PİROMANİ
Kimi alkali metallerin aydınlatıldıklarında elektron açığa çıkarma özelliğini kullanan veya başka maddelerin ışık etkisiyle direnç değişimi gösterme özelliğinden yararlananışık-akım çeviricisi.:FOTOSEL
Kimi av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş.:MÜHRE
Kimi Avrupa toplumlarında Yahudilerin gönüllü olarak yada zorlanarak yerleştikleri kent dışındaki yer.:GETTO
Kimi aygıtlarda ve işlerde para yerine kullanılan küçük marka. : JETON
Kimi baklagillerden özütlenen bir alkoloit.:LUPİNİN
Kimi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.:LAKERDA
Kimi Batı devletlerinde soyluluk sanı. : MARKİ
Kimi bitkilerde ve özellikle çamlarda oluşan salgı maddesi.:REÇİNE
Kimi bitkilerden elde edilen yumuşak bir reçine. : ELEMİ
Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen kudret helvası. ÇİS
Kimi cisimlerin gözenekli zarlardan geçebilmesi temeline dayanan bir çözümleme ve arıtma yöntemi.İYALİZ
Kimi çiçeklerin içinde bulunan arıların bal yapmak için emdikleri tatlı sıvı. : NEKTAR
Kimi gemilerde baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi. : TALİMAR
Kimi giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş.:TARLATAN
Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.:PEŞ: PEÇ
Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk. : AVUL
Kimi güç doğumlarda çocuğun başını tutup dışarı çekmeye yarayan araç.:FORSEPS
Kimi hastalıklarda yüzdeellerde ve ayaklarda görülen yangısız şiş.:ÖDEM
Kimi hastalıkları su ile tedavi etmesu tedavisi.:HİDROTERAPİ
Kimi hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan billur madde.:RAFİT
Kimi hayvanların özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA
Kimi iskambil oyunlarında aynı cins iki karta verilen ad. : PER
Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi resim ya da yazı.:FİLİGRAN
Kimi kişilerin alanparksokak gibi yerlerde duydukları ürkeklik hastalığı.:AGORAFOBİ
Kimi mantarlarda üreme organı. : ASK
Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta. : TREMA
Kimi Slav uluslarında prenskral anlamında kullanılan sözcük.:KNEZ
Kimi Türk topluluklarında ve İran’da kullanılan bir soyluluk sanı.:MİRZA
Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse. : AGREJE
Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad.:FALANJ
Kimi yörelerde az kavrulmuş un ve tavuk eti ile dövülerek yapılanpelte kıvamında bir tür yiyecek.: HERİSE
Kimi yörelerde babanın kız kardeşine verilen ad.Halateyze. : EMETİ
Kimi yörelerde çiftliklerde çalışacak işçileri toplayan ve bunlarla çiftlik sahibi arasında aracılık eden kimse. : ELCİ
Kimi yörelerde düğünde oğlan tarafından kız tarafına verilen hediye anlamında kullanılan sözcük. : HELET
Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN
Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük : ANİK
Kimi yörelerde uzun tüylügüreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ
Kimi yörelerde üç yada dört yaşına kadar olan dişi manda. : EVERE
Kimi yörelerimizde domatese verilen ad.ANADURA
Kimine bir aba vermez giyesi/Kiminin atına atlas çul eyler.(Yunus Emre).
Kimliği bilinemeyen gök cismi. : UFO
Kimononun üstüne takılanbiçimi ve boyutu cinsiyeteyaşamevkisine ve bölgeye göre değişenbir düğümle birleştirilen geniş ipek kuşak.Japon kemeri.:OBİ
Kimsesiz : . BİKES
Kimyada bir molekül içindeki atomların uzamdaki dağılım yada yerleşim düzeniuzamsal biçimlenme.:KONFİGÜRASYON
Kimyasal bir yöntemle parlaklık verilmiş pamuk ipliği. MERSERİZE :
Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı. Devinim bilim. : KİNETİK
Kin besleme. :NEFSANİYET
Kinizme verilen bir ad.:SİNİZM
Kirpislik.:LEVS
Kira geliri getiren mülk. : AKAR (AKARET)
Kira öder gibi ev sahibi olmanın yollarını açan sistem.:MORTGAGE
Kiralanmış yük hayvanı.:MEKKARE
Kiraya veren.:MUCİR
Kiraz kuşu da denilen bir kuş. : ÇİNTE
Kiraz rakısı. : KİRŞ
Kireç karıştırılan tekne. : TAVA
Kireç taşı. : KALKER
Kireçsönmemiş kireç.: KİLS
Kireçli bölgelerde kirecin erimesi yada yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.ÜDEN
Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir çeşit harç.:HORASAN
Kiremit rengi.:ANGUDİ
Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konan ince tahta. : HARTAMA
Kirletme korkusu.:MYSOFOBİ
Kirletme pisletme. : TELVİS
Kirli sularda bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan Eberth basilinin sebep olduğu ortalama üç hafta süren ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı.:TİFO
Kirli yada donuk sarı renk. : NOHUDİ
Kirli pis. : MUNDAR : MURDAR
Kirliliği gösteren iz. : LEKE
Kirpi gibi tostoparlak olabilen bir tür karıncayiyen. : EKİDNA
Kişi. : ZEYD (ZEYT)
Kişiler zatlar. : ZEVAT
Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ
Kişiliksizboşserseri.: SAPISİLİK
Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ
Kişinin dış dünyayla ilişkiyi reddederek kendi iç dünyasına kapanması.:OTİZM
Kişinin kendi bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu aşırı hayranlık. : NARSİSİZM
Kişinin yaşamadığı geçmişe duyduğu özlem. : RETRO
Kişininkendisini kurt yada başka bir hayvan sandığı akıl hastalığıkurt adam hastalığı.:LİKANTROPİ
Kişisel bilgisayarın kısaltması.:PC
Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.: LİRİZM
Kişiyi hastalık bulaşması olasılığına karşı çeşitli önlemler almaya iten hastalığa yakalanma saplantısı. : NOZOFOBİ
Kitabı Dede KorkutDivanü Lügat-it Türkİbni Mühenna Lügatı gibi yapıtların çevirileriaraştırmaları ve yayımları ile tanınmış yazar ve dilcimiz.:KİLİSLİRİFATBİLGE
Kitap yazan veya hazırlayan bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse yazar. :MÜELLİF
Kitap biçiminde takvim. : ALMANAK
Kitap düşkünlüğü. : BİBLİYOMANİ
Kitap getiren peygamberresul.:YALVAÇ
Kitap getirmemiş peygamber. : NEBİ
Kitap içindeki bir yazı

rodi

  • Kahraman Üye
  • *****
  • İleti: 548
  • Karma +1/-0
Ynt: Bulmaca sözlüğü
« Yanıtla #14 : 10 Nisan 2012, 10:22:55 »
L

Labada efelek. : EVELİK
Laboratuarda damıtma işlerinde kullanılan geniş karınlı ve eğri boyunlu cam kap. : KARNİ
Laboratuarlarda yüksek ısı elde edilen araç. : ÜFLEÇ
Laciverde yakın koyu mavi renk. : SAKS
Lacivert kumaştan veya gri flanelden yapılma düz veya kruvaze spor ceket.LAZER
Ladini. : DİNDIŞI
Laf söz. : KAL
Lagos balığı. : KAYAHANİSİ
Lağvetme.:REF
Lahana ve karnabaharın kesilmesinden sonra yerde kalan kökünden çıkan sürgün.:PALANDIZ
Lahanaşalgamturp gibi bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerinde yerleşebilen yosunumsu mantar.: AKPAS
Lahanaturpşalgamkarnabahar gibi bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilenözellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar.:AKPAS
Lahana. : KELEM
Lahor şalı. : LAHURİ
Lahos da denilen eti lezzetli bir balık. : GİRİDA
Laiklik laik olma durumu. : SEKÜLARİZM
Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası. :TAKOZ
Lakinama.:LİK
Lal oyunları da denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı.:SAMİT
Lale bahçesi. : LALEZAR
Lale Devri’nin en ünlü minyatür sanatçısı. : LEVNİ
Lamaya benzeyen koyunumsu hayvan. : ALPAKA
Lamba karpuzu.:GLOP
Lamba. : IŞITIN
Lanet sözcüğünün “nalet” kirpik sözcüğünün “kiprik “ biçiminde telaffuzunda görüldüğü gibi bir sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesi olayına verilen ad. Göçüşme yer değiştirme.:METATEZ
Lanet okuma. : LİAN
Lanet. : KARGIŞ
Lanetli.:MELUN
Lantanın simgesi. : LA
Laos ve Tayland nüfusunun çoğunluğunu oluşturan halk.:LAOLAR
Laos ve Tayland’da konuşulan bir dil.:LAO
Laos’ta kullanılan bir org türü.:HEN
Laos’un para birimi. : KİP
Lapina balığının büyük cinsi.: LABROS
Lapinagillerdengüzel renkli50 cm uzunluğunda bir balık.: KİKLA
Lapine familyasından küçük bir deniz balığı.:ÇURÇUR
Lastikipekpamuk veya yün karışımı yapay bir kumaş türü.:LASTEKS
Latin Amerika’da siyasal önderleri yüceltip putlaştırma geleneğine verilen ad.:PERSONALİSMO
Latin Amerika’da yaşayan gündüz yırtıcısı.:KARAKARA
Lav. : MAGMA
Lavabo.:CAV
Lazer ışınları kullanılarak yaratılan üç boyutlu görüntü.:HOLOGRAF
Leandros’un aşık olduğu Aphrodite rahibesi.:HERO
Leğen.:İLAAN
Lehçe. : DİYALEKT
Lehçebilim.: DİYALEKTOLOJİ
Leibniz’in felsefesinde sonul gerçekliği kapsayan bölünemeyecek ölçüde küçük birimler.:MONAD
Lekecilik’de denilen soyut resim anlayışı.:TAŞİZM
Lekeli postu kürkçülükte kullanılan memeli bir hayvan. : JENED:JENET
Lenf bezi iltihabı. : ADENİT
Lenf düğümlerindeki büyümeler ve değişiklikler.:LAP
Lenin’in yeni ekonomi politikası. : NEP

Leo Delibes’in üç perdelik operası.:LAKME
Lesotho’nun başkenti. : MASERU
Lesotho’nun para birimi.:LOTİ
Leş. : LAŞE .:CİFE
Leşle beslenen bir kuş. : KERKENEZ
Letonya’nın başkenti. :RİGA
Letonya’nın para birimi. : LAT
Letonya’nın plaka imi.:LV
Levreğe benzeyen bir balık. : KALİNOS
Levrekgillerden bir balık.:SUDAK
Levrekgillerden eti sevilen bir balıkçarpan balığı. :TRAKUNYA
Leylak rengi. açık mor:. LİLA
Leyleğe benzer bir kuş. : İBİS
Leyleksiler takımından ibis de denilen bir kuş.:AYNAK
Lezzetli bir balık. : İŞKİNE
Lezzetli bir tür turşuluk hıyar.: KORNİŞON
Liberya’nın plaka işareti.:LB
Libya’nın başkenti.:TRABLUS
Libya’nın plaka işareti.:LAR
Liçi de denilen bir meyve.:ÇİNKİRAZI
Lido da denilen ve bir lagünü denizden ayıran kıyı kordonu.:TORLUK
Lifler teller. : ELYAF
Lihtenştayn plakası. : FL
Likapa çay üzümü” gibi adlar da verilen ve Doğu Karadeniz’de yetişen bir meyve ağacı.:ARONYA
Liman. : MERSA
Limanlarda kıyı ile gemi arasında yük taşımada kullanılan altı düzsağlam yapılı sac tekne.:LAYTER
Linyitkömür tozu ve katran tortusundan basınçla elde edilentuğla biçimli yapı malzemesi.RİKET
Lipsos balığının bir diğer adı. : ADABEYİ
Lirik şiir.İTİRAMP
Listebaşı olmuş hafif müzik şarkısı. : HİT
Litvanya’nın para birimi. : LİTAS
Litvanya’nın plakası. : LT
Lodos. : AKYEL .:KABAYEL
Loğusa humması. : ALBASMA : ALBASTI
Loğusa otu da denilen ve kökleri halk hekimliğinde kullanılan bir bitkikabakulak otu.:ZERAVENT
Loğusalık otukabakulak otu. :ZERAVENT
Loğusalık. : NİFAS
Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz.:RESTO
Lokmadilim.:TİKE
Lokma.:SOKUM
Lokomotifin arkasına bağlanan gerekli yakıtısuyu taşıyan vagon.:TENDER
Lokuma verilen bir ad. :LATİLOKUM
Londra mali piyasasında bankalarca belirlenen faiz oranı.:LİBOR
Lor peynirine verilen bir başka ad.:MİZİTRA
Lozan antlaşmasının yapıldığı saray. : RUMİNE
Lösemi durumuna tıpta verilen ad.:LÖKOZ
Ludvik Zamenhof’un 1887 de uluslar arası düzeyde ikinci bir dil olarak kullanılmak üzere geliştirdiği yapay dil.:ESPERANTO
Lübnan plakası. : RL
Lübnan ve Suriye’de oturan Katolik Süryani topluluğu.:MARUNİLER
Lübnan’ın plaka işareti.:LE : RL
Lüfer balığının irisi. : KOFANA
Lüfer balığının küçüğü. : ÇİNAKOP
Lüferin bir türü. : SIRTIKARA
Lütfi Ömer Akad’ın bir filmi. : ANA :GELİN İYET :VESİKALI YARİM

 

SEO Stats powered by MyPagerank.Net